www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Aynı Gökyüzü Altında’
Arılar, timsahlar, çakallar, sırtlanlar, dağ keçileri, hamsiler, balinalar, yunuslar, leş kargaları ve insanlar... Aynı gökyüzünü ya da aynı gezegeni paylaşan canlılar... Suçlayıcı bir ses yükseliyor bir yerlerden, yüzümüze bir parmak uzanıyor: “İyice inceledik, siz memeli değilsiniz. Böcek bile değilsiniz. Yaşadığınız bölgenin tüm olanaklarını tüketiyorsunuz.

Sıra genç ressamlarda
Genç sanatçıları desteklemek ve plastik sanatlara olan ligiyi artırmak amacıyla ‘rh+sanat’ dergisi tarafından ilki geçen sene yapılan ‘Yılın Genç Ressamı’ yarışması bu yıl da gerçekleştiriliyor.

Süreyya Sineması
   kültür merkezi oluyor

Eski İstanbul milletvekillerinden Süreyya İlmen (Süreyya Paşa) tarafından yaptırılan ve 6 Mart 1927tarihinde hizmete açılan Kadıköy’deki Süreyya Sineması, 31 Aralık’ta perdelerini kapatıyor. Kadıköy Belediyesi’nin kiraladığı tarihi sinema binası, yeni yılda ‘’Kadıköy Belediyesi Süreyya Paşa Kültür Merkezi’’ olarak hizmete açılacak.


‘Aynı Gökyüzü Altında’
Sennur Sezer / sennursezer@yahoo.com
Arılar, timsahlar, çakallar, sırtlanlar, dağ keçileri, hamsiler, balinalar, yunuslar, leş kargaları ve insanlar... Aynı gökyüzünü ya da aynı gezegeni paylaşan canlılar... Suçlayıcı bir ses yükseliyor bir yerlerden, yüzümüze bir parmak uzanıyor: “İyice inceledik, siz memeli değilsiniz. Böcek bile değilsiniz. Yaşadığınız bölgenin tüm olanaklarını tüketiyorsunuz. Bu olanakları tüketecek kadar çoğalıyorsunuz. Sonra başka bir yere göçüyorsunuz. Bunu yapan bir canlı türü var, virüsler...”
Bu cümleler (bütünüyle olmasa da aşağı yukarı bu içerikle) Gültekin Tetik’in “Aynı Gökyüzü” adlı belgesel filminin başlangıcında yer alıyor. Bu konuşmanın yer aldığı (bir uzay filminden alındığını sandığım) görüntüyü hiç sevmedim. Bana CIA, FBI, kontrgerilla görevlilerini anımsatan bir hali vardı konuşanın. Onu dinleyen ise acı çektiği apaçık görünen bir zenciydi. Tedirginliğime karşın bir zamanlar zeytinlik, şeftalilik olan kıyıları anımsadım. Yazlık siteler yapılıp betona kesmişlerdi. Yörede soluklanacak tek alan kalmayınca evler bomboş bırakılıp bir başka bağlık bahçelik alana göçülmüştü. Bir yılda en çok bir-bir buçuk ay yaşamak için bütün bölgeyi tüketen bu tatil sitelerinin sahipleri kimlerdi peki...
Bacalar yükseliyor gökyüzüne, kanser yapıcı bir sürü maddeyi içeren dumanlar... Uranyum içeren kömürleri kullanan santraller... Bir bölgenin ısı ve yağış dengesini bozacağı, doğal güzellikleri, tarihsel yapıtları yok edeceği bile bile yapılan barajlar... deniz doldurularak yapılan yollar... Sonrasındaki göçler ve yağma. Tükenen türü ender canlılar, bitki türleri, yararı tartışılmaz böcek türleri. Bu görünür cinayetlerin suçlusu kim...
Gültekin Tetik’e bu soruları sormadım. Suçlu olanın bütünüyle insan soyu değil bir sınıf olduğunu biliyordu kuşkusuz. Bütün insanları (dolayısıyla üretip yaratan işçi ve emekçi sınıfları, yoksul köylüleri ve bu cinayetlerin kurbanlarını) bu gidişe karşı çıkmadıkları için suçluyordu kuşkusuz. Uyarmanın sert bir sesle, bir tokat biçiminde yapılması da olağandır.
Doğa, korunabildiğince önemli elbet. Timsah, sırtlan, leş kargası, bok böceği diye küçümsediğimiz canlılar doğanın dengesini sağlıyorlar. Bakteriler de. Kapitalizm ise bir virüs mü... Belki... Belki virüslerin de bir yararı vardır. Olsa olsa bir asalak bu... Tüketim toplumunu yaratan ve insanları kendi zararlarına da olsa durmadan tüketmeye zorlayan sistem. İnsanlarla tükettikleri arasında gezegenlerinin olanaklarının da yer aldığını fark bile etmiyorlar. Bu tükenen olanaklar yüzünden aç kalmakta olan kalabalıkların da farkında değiller. Belki bu yüzden Gültekin Tetik’in çalışmasında yazılı metin olarak Kızılderililerin sözleri, düşünürlerin özsözleri yanında Kuran ayetleri de yer alıyor. Dünyayı kirletmenin kutsallığa aykırılığını göstermek için.

Gültekin Tetik kimdir?
Gültekin Tetik, 1959 doğumlu, Marmara Üniversitesi Basın Yayın mezunu. Günizi Filmcilik’in kurucusu. BEKSAV Sinema Atölyesi, Işıl Özgentürk Sinema Atölyesi, Diyarbakır Festivali Sinema Atölyesi’nde yönetmenlik, görüntü yönetmenliği, sinemada müzik ve sesle ilgili dersler vermiş.
Gültekin Tetik’in “Aynı Gökyüzü Altında” adlı çalışması Bozcada Yeşiller Buluşması’nda (Ağustos 2005) ve aralık ayının son günlerinde özel gösterimlerde izlendi. İnsanın tüketim toplumunun bir üyesi olarak doğaya yaptığı tahribatları konu edinen bu çalışma Macaristan Yeşilleri’nce 2006 seçimlerinde de kullanılacak. Gültekin Tetik, Türkiye’deki Yeşiller grubunun bir üyesi. Bu çalışmada yer alan Munzur Vadisi’yle ilgili görüntüler üzerine sorduğumuz bir soruyu yanıtlarken “Aynı Gökyüzü Altında Munzur” adlı çalışmasının galasının Şubat 2006’da yapılacağını da söyledi. Türkiye’de Göçmen Tarım İşçileri, Türkiye’ye Dönüş Yapan Süryaniler ve bir sualtı belgeselinin çekimleriyse iki yıldır sürüyor. Çünkü olanakları şirketiyle sınırlı. İlyas Salman, Prens Adaları, Deniz Emekçilerinin Hikayesi (Gırgır), Ressam Mahmut Celayir Belgeseli (Anadolu Kral Yolları) montaj aşamasına gelmiş belgesel çalışmalar. Kazanan adlı bir “kurmaca orta metraj” filmle “Ve Sonra Hiçbirşey Kalmadı” adında “uzun metraj bilimkurgu” filmin çekim hazırlıkları sürüyormuş. Aynı Gökyüzü Altında, bir dayanışma örneği olarak Greenpeace ve benzer grupların da katkısının izlerini taşıyor. İzleyicilerin belleğindeyse eriyen buzulların gürültüsü daha yıllarca çınlayacak.


Başa dön


Sıra genç ressamlarda
Turgay Keser
Genç sanatçıları desteklemek ve plastik sanatlara olan ligiyi artırmak amacıyla ‘rh+sanat’ dergisi tarafından ilki geçen sene yapılan ‘Yılın Genç Ressamı’ yarışması bu yıl da gerçekleştiriliyor. 15 gencin finale kaldığı yarışmanın jüri üyeleri arasında Mehmet Ergüven, Turan Erol, Mehmet Güleryüz, Kaya Özsezgin ve Nilgün Yüksel bulunuyor. 330 dolayında eserin katıldığı yarışmanın birincilerini seçmek için yapılan oy verme işlemi ise yarışmayı daha kitleselleştirebilmek amacıyla üç koldan sürdürülüyor; eserlere internette, rh+sanat’ta ve Tevfik İhtiyar Sanat Galerisi gezilerek oy verilebilir. Geçen yılki yarışmada 13 bin kişinin oy kullandığını da hatırlatmak gerekir. Yarışmayı düzenleyen rh+sanat dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Tevfik İhtiyar, dışarıdan milyon dolarlar harcayarak resim getirenlerin, kendi sanatçılarına değer vermediğini belirtiyor. İhtiyar, tüm uğraşlarına rağmen gençlere yönelik bu yarışma için maddi bir destek bulamadıklarını söylüyor. Gençlerin sergisi 21 Ocak’a dek sürecek ve serginin ardından ödüller verilecek.
Böyle bir yarışmayı neden yapıyorsunuz?
Biz sanatçılardan başka hiçbir dayanağı olmayan bir dergiyiz ama yine de sanatı daha genele yayan, insanların ilgisine sunan bir çalışma yapmak istedik. Bizim ülkemizde her yerde duvara bir şey asma geleneği vardır, köydeki vatandaştan kasabada oturanına dek insanlar duvarında bir şey görmek ister. Bu bir halı, bir eski hat resmi ya da aileden birinin fotoğrafı olabilir. Yani bir asma geleneği var ama bir sanat eserini Batı’daki gibi alıp duvara asma düşüncesi yok. Sanat eserinin de bir değer olduğu, sonunda çoluğuna çocuğuna kalacak bir miras olduğunu bilmezler. Çünkü onlara anlatılmamaşıtr bu. Böyle bir şeyin olması bizde daha çok yenidir. Dahası resim yeni bir sanattır. Peki ne yapmak gerekir ki resmi, güzel sanatları Anadolu’ya, insanlarımıza açalım, yaygınlaştıralım. Bırakın Anadolu’yu İstanbul’da bile 200 bin üzerinde bildiğim kadarıyla lüks konut var ama ararsanız içinde bin tanesinde bile bir sanat eseri yoktur. İşte bu düşüncelerden kalkarak biraz da hem genç yeteneklere destek verelim hem de kitlelerin ilgisini çekelim diye düşünürken bu yarışma fikri ortaya çıktı.
Tepkiler nasıl oldu?
Başta popülizmle suçlansak da sonra herkes bize hak verdi. Bugüne dek pek çok yarışma düzenlendi/düzenleniyor Türkiye’de. Dergimizin maddi imkanı çok iyi olmadığı için biz işi parasal ödüle yıkmadık ama daha çeşitli cazip ödüller koyduk. Herkesin oy kullanabileceği bir yarışma yapmaya çalıştık. Ayrıca biz geçen sene kazanan genç arkadaşların da peşini bırakmadık, takip ettik o arkadaşlar sergiler açtı, karmalara, fuarlara katıldılar. Bu yılki genç arkadaşlarımız daha şimdiden birtakım galerilerden sergi teklifleri almaya başladılar. Yarışma için yurtdışından bile oy kullananlar var. Dolayısıyla biz her oy kullanan insanı sanatın içine çekmiş olduk. İnternetten bile olsa bir resme nasıl bakılır, bir resim ne anlatır bununla ilgilenmiş oldular. Galeriye hiç gelmeyen insanlar arasında acaba parayla mı giriliyor diye telefon açıp soranlar oldu.
Genç ressamların kendilerini gösterebilmeleri zor gibi görünüyor...
Bütün amaç gençleri yarının ustalarının ortaya çıkmasına olanak sağlamak,ikincisi ise plastik sanatları, güzel sanatları, resmi Türkiye’de kitlelere açmak, kitlelerin ilgisini çekmek. Bu zordur Türkiye’de, çok zordur. Çünkü sanat belli kişilerin tekelinde duruyor, onlar dışında ilgilenen yok. Bugünki koşullarda güzel sanatlar fakülteleri kuruluyor ama resme ilgi çok daha az. Ressam eğer onu destekleyen birtakım kurumlar olmazsa tek başına hiçbir şeydir. Bu bir burjuva sanatıdır, yani özünde bu var. Parası olan Türkiye’de kendini bir şey zannediyor ama öyle değil. Burjuva sanatıyla, düzeyiyle başka bir yerde durur.
Gençlere neler öneriyorsunuz?
Gençlerin her kapıyı çalmaları lazım. Ondan önce yaptıkları işte kendilerine güvenmeleri ve yapıtlarının da özgün olması gerekir. Yani resmi alıp baktığımızda bu şu arkadaşımızın resmidir dedirtecek kadar bir özgünlüğü taşıması gerekir. Bunun dışında kendisini yetiştirmesi gerekir, ülke sorunlarıyla, dünya soranlarıyla bireylerin sorunlarıyla, sanatla, sanatın sorunlarıyla ilgilenmesi, sanatın dününü bugününü okuması gerekir. Kendisinin farklı olduğunu duyumsatması önemlidir. Ve tabii ki sanatçıyı desteklemek gerekir ama biraz zor. Picasso’ya milyonlarca para ödeyerek getirenler Türk resmine de yatırım yapmalılar. Belki o paranın yüzde birini bile bu tür etkinliklere harcasalar iyi şeyler de olur Türkiye’de. Eğer bizim gençler için yaptığımız bu sergiye başka sponsorlar olsaydı, daha fazla gençle bu sergiyi başka geniş bir mekanda yapma olanağımız olurdu. Ben biliyorum ki, yarın bu çocuklar ünlü olduklarında bir eserlerine bol sıfırlı dolarlar veren kesimler olacak, ama şimdi onların o duruma gelmeleri için destek sunmuyorlar. Biz de bu ay zaten dergide PicasSa şeklinde başlık atarak dosya yaptık.


Başa dön


Süreyya Sineması
   kültür merkezi oluyor
Eski İstanbul milletvekillerinden Süreyya İlmen (Süreyya Paşa) tarafından yaptırılan ve 6 Mart 1927tarihinde hizmete açılan Kadıköy’deki Süreyya Sineması, 31 Aralık’ta perdelerini kapatıyor. Kadıköy Belediyesi’nin kiraladığı tarihi sinema binası, yeni yılda ‘’Kadıköy Belediyesi Süreyya Paşa Kültür Merkezi’’ olarak hizmete açılacak. Kadıköy Belediyesi’nin 40 yıllığına Darüşşafaka Cemiyeti’nden kiraladığı Süreyya Sineması, 2006 yılında sinema, tiyatro, opera ve balo salonuyla yeni kültür merkezi olarak hizmete devam edecek. Belediye Başkanı Selami Öztürk, yaptığı açıklamada, Süreyya Sineması olarak kullanılan binayı eski kimliğine uygun şekilde yeniden kültür hayatına kazandırmak için proje hazırladıklarını anlatarak,
Süreyya Sineması’nın sinema olarak veda edeceğini, ancak daha görkemli bir şekilde yeniden doğacağını söyledi. Öztürk, şunları kaydetti: ‘’Süreyya Sineması ile ilgili projemiz hep gündemimizdeydi. Hepimizin anılarında yeri olan bu binayı yeniden eski günlerindeki fonksiyonuna getirmek için çalışmalar yaptık. Süreyya İlmen Paşa, 1950 yılında geliri ölünceye kadar kendisine ait olmak üzere Darüşşafaka Cemiyeti’ne bırakmıştı. Tek arzusu, kendisinden sonra da bu güzel yapının İstanbul ve Kadıköy’ümüzün kültür hayatına katkılarının sürmesiydi.’’
Vasiyet
Süreyya İlmen’in 1955 yılında ölümünden sonra Darüşşafaka Cemiyeti’nin gelir elde etmek için binayı ticari işletmelere kiraya verdiğini ifade eden Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: ‘’Bahariye Caddesi’nin en güzel yerinde olan bu binanın ön cephesine çeşitli dükkanlar ilave edilmiş. Bugün de bu dükkanlar açık. Ne yazık ki o dönemde büyük davetlerin, Cumhuriyet balolarının yapıldığı balo salonu, şu anda bölümlere ayrılarak trikotaj atölyesi olarak kullanılıyor. Bu eşsiz binayı Kadıköy ve İstanbul’un kültür hayatına kazandırmak için uzun zamandır çalışmalar yapıyorduk. Darüşşafaka yetkilileri ile birkaç kez bir araya geldik. Sonunda binayı belediyemize kiralamaya ikna ettik. ağustos ayında yaptığımız anlaşmayla bina, 40 yıllığına belediyemiz tarafından kiralandı. Hemen restorasyon çalışmaları için hazırlık yaptık. Anıtlar Kurulu’na projemizi sunduk. Proje onaylanır onaylanmaz restorasyon ve tamir çalışmalarına başlayacağız. Amacımız, binanın ilk yapılış amacına ve aslına uygun hale dönüştürülmesi, iç ve dış restorasyonunun yapılması, balo ve opera salonuna yeniden kavuşturulması. Süreyya Paşa’nın vasiyetini geç de olsa yerine getirmiş olacağız.’’
Kadıköy Belediye Başkanı Öztürk, sinemanın 31 Aralık Cumartesi gününe kadar gösterimlerine devam edeceğini, 1 Ocak 2006’dan itibaren ise binanın kendilerine teslim edileceğini dile getirerek, şöyle dedi: ‘’Amacımız, 29 Ekim 2006’da Cumhuriyet Balosu’nu yaparak bu eşsiz binayı tekrar kültür hayatına kazandırmak. Sadece sinemasıyla değil, opera, balo ve sinema salonu ve diğer sergi salonu gibi bölümleriyle Süreyya Sineması, Kadıköy Belediyesi Süreyya Paşa Kültür Merkezi olarak kültürel hayatımızda hak ettiği yeri alacak. Burada eski günlerdeki gibi ünlü operalar, tiyatro oyunları sergilenecek, konserler yapılacak.’’
Tarihi
En iyi film oscarı” için 311 film yarışacak Amerikan Sinema Sanat ve Bilimler Akademisi tarafından her yıl verilen ve dünyanın en prestijli film ödüllerinden kabul edilen Oscar ödüllerinin “En İyi Film” dalı için 311 uzun metrajlı filmin yarışacağı bildirildi. Akademi tarafından yayınlanan bildiride, “32 yıldır ilk defa, 300’den fazla eser, en iyi film ödülü için yarışacak” denildi. Açıklamada, “En İyi Film” ödülü için yarışacak filmlerdeki artışın geçen yıla nazaran yüzde 16.5’lik bir artışı ifade ettiği belirtildi. Ödül için yarışacak 311 filmden 5’i, 31 Ocak tarihinde finale kalacak. Oscar ödülleri, 5 Mart 2006’da Hollywood’da sahiplerini bulacak.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net