Rektör Parlak’a istifa çağrısı
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörlüğü tarafından alınan bir kararla okula girişleri yasaklanan 7 öğrenci, merkez kampus önüne çadır kurarak, Rektör Mesut Parlak’ı istifaya davet etti. İÜ Merkez Kampus önünde dün saat 11.30’da bir araya gelen öğrenciler, kurdukları çadırın üzerine “İÜ’de Barınamayanlar Sınıfı” yazısını astılar. Geçtiğimiz günlerde yine çadır kurarak uygulamaya tepki gösteren öğrenciler, eylemlerini karar geri çekilene kadar sürdüreceklerini ifade ettiler. Öğrencilerden Kemal Okur yaptığı açıklamada, rektörlüğün verdiği okula alınmama kararına karşı dava açtıklarını belirtti. Üniversiteye alınmamalarına rağmen açtıkları çadırla eğitimlerine dışarıda devam edeceklerini ifade eden Okur, öğrencilere Rektör Mesut Parlak’ın icraatlarını anlatacaklarını dile getirdi. Okur ayrıca, okula alınmama kararının geri çekilerek rektörün istifa etmesini istedi. Yasaklı öğrenciler açıklamanın ardından üniversiteye giren öğrencilere bildiri dağıttı.
Fidan davasında bir tahliye
Kapatılan HADEP’in eski Genel Başkan Yardımcısı Hikmet Fidan’ın öldürülmesine ilişkin davanın görülmesine başlandı. Diyarbakır 4’ncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan ilk duruşmada mahkeme, sanıklar Zeki Akgönül ile Fırat Karahan’ın tutukluluğunun devamına, Mustafa Kemal Ok’un tahliyesine karar verdi. Fidan’ı öldürmek iddiasıyla yargılanan Veysi Akgönül, Hikmet Fidan, Eyüp Karageçi, Osman Öcalan ve Nizamettin Taş’la Irak’taki bir toplantıda tanıştıklarını belirterek Fidan’ın öldürülmesinin ardından Karageçi’nin kendisini arayarak ‘Cinayeti PKK işledi’ şeklinde ifade vermelerini istediğini ileri sürdü. Fırat Karahan da ifadesinde iddiaları kabul etmedi. Karahan, “2003’te PKK’dan ayrıldım. Ben PKK’lı değilim bu benim için suçlamadır” dedi. İş aradığı için Irak’a gittiğini ve bire evde Nizamettin Taş ve Hikmet Fidan’la tanıştığını ifade eden Karahan, burada sadece iş konuşulduğunu söyledi. Fidan’ın öldürülmesine aracılık etmekle suçlanan Zeki Akgönül de savunmasında olayla ilgisi olmadığını belirtti. Olay günü Eyüp Karageçi’nin kendisini arayarak “Fidan vuruldu, haberin var mı?” diye sorduğunu ifade eden Akgönül, birkaç gün sonra Karageçi’nin yine aradığını belirterek “Bana ‘Bunun PKK’nin yaptığını söyle’ dedi” diye konuştu. İşkence ile ifadesinin alındığını belirten Akgönül, duruşma salonundaki Karageçi’ye seslenerek “Karageçi gelip anlatsın gerçekleri. Ben Hikmet Hocayı abim gibi severim” dedi.
Öğretmenevinde tartışmalı seçim
Beykoz Öğretmenevi Yönetim Kurulu seçiminde tartışmalar yaşandı. Dün yapılan Beykoz Anadoluhisarı Sabancı Öğretmenevi Yönetim Kurulu seçimlerinde Eğitim Sen’liler seçimin kendilerinden gizli yapılmak istendiğini ifade ettiler. Eğitim Senliler, üyelerinin çok bulunduğu okullarda seçimle ilgili bilgilendirme yapılmadığını belirttiler. Eğitim Sen’liler, öğretmenevlerinin özelleştirilmesi sürecinde yereldeki yöneticilerden kendilerine muhalif olmayacak kişileri seçmek için seçimin kendilerinden habersiz tamamlanmak istendiğine dikkat çektiler. Yoğun tartışmaların yaşandığı yönetim kurulu seçimlerinde Eğitim Sen adaylarından Halil Karadeniz asil, Güven Balkaya yedek olarak seçildi. Beykoz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevlisi Resul Umutoğlu, öğretmenevi seçimlerini takip ederek fotoğraf çeken muhabirimiz Bülent Topkar’a müdahale ederek fotoğraf makinesini almaya çalıştı. Yaşanan tartışmanın ardından muhabirimiz salondan dışarıya çıkarıldı.
Elektrik kesintisinin nedeni özelleştirme
Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, İzmir’de son zamanlarda artan elektrik kesintilerine ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada özellikle havaların soğuması ile birlikte kesintilerin kaynağında özelleştirme olduğu ifade edildi. EMO İzmir Şube Başkanı Musa Çeçen, elektrik enerjisi kullanmanın önce bir insan hakkı sonra da çağdaş ve demokratik bir hak olarak görülmesi gerektiğini belirterek elektrik enerjisi kamu hizmet alanının bir ticarethaneye dönüştürülemeyeceğine dikkat çekti. 1990’lı yıllarda başlayan ve AKP’nin de devam ettirdiği özelleştirme nedeniyle enerji altyapısına yatırım yapılmaması sonucu gelecekte daha yoğun arızaların ve karanlıkların gündeme geleceğini belirten Çeçen, 2005 yılı için İzmir’e gelen 32.5 trilyon dolayındaki altyapı ödeneğinin 17 trilyonunun AKP’li Gaziemir Belediyesi’nde kullanıldığını söyledi. Sayaç okuma, açma, kesme ve son olarak arıza bakım işlerinin taşeronlaştırıldığını, kurumun denetim dahi yapamaz hale düşürüldüğünü kaydeden Çeçen, İzmir’in yaşadığı enerji sorununun çözümünde günü kurtarmaya yönelik önlemler yerine kalıcı çözümlerin üretilmesi gerektiğini belirterek özelleştirme dayatmasına karşılık kamuoyunun uyanık davranması gerektiğini dile getirdi.
|