Abdullah Baştürk 3’ncü İşçi Öyküleri Yarışması’nın ödül töreni, “işçi öyküsü nasıl olmalı” tartışmaları eşliğinde yapıldı. ASMMO Toplantı Salonu’nda önceki akşam yapılan törene, Avukat Halit Çelenk, DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, Genel-İş Başkanı Mahmut Seren ile sendika yöneticilerinin de aralarında bulunduğu sanatçılar katıldı.
Tören, Baştürk’ün hayatını anlatan ve Ahmet Soner’in hazırladığı sinevizyon gösterimi ile başladı. Sadun Aren, Mahmut Seren ve Süleyman Çelebi’nin de birer konuşma yaptığı törende, jüride bulunan Vecihi Timuroğlu, sanatsal öykünün, yazarın, toplumu algıladıktan sonra yaşamı anlaması ile olabileceğini belirterek, “Öykü buysa, işçi nedir? İşçi, emeğini ücret karşılığında satan, bir taraftan ürettiği artıdeğere el konan kişidir. Böyle bir tek öyküye rastlamadım” dedi. Timuroğlu, eğer işçide bir öykü varsa, işçi öyküsü olduğunu belirterek, “Genellikle böyle bir dışlamaya sahibiz. Yazılarda işçiler, genelde iş kazalarına uğruyor, sigortası olmadığı için patron ona kazık atıyor. Bunlar işçi öyküsü olmamalı. Yaşamını, düşüncelerini, eylemini etkinliklerini anlatan bir bütünlük içinde, üretim sürecinde anlatılırsa işçi öyküsü olur” diye konuştu.
Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı Gökhan Cengizhan ise Timuroğlu’na katılmadığını belirterek, işçi öyküleri yarışmasının giderek nitelik kazandığını söyledi. Bu öykülerin, toplumsal tarafları ve okura ne tür politik tavır sergileyeceklerini gösteren özelliklerini olduğunu dile getiren Cengizhan, “Kuşkusuz 25-30 yıl öncesiyle özdeşleştirilemez ancak sınıftan yana tavır vardır” dedi.
Öykücülerden cevap
Birincilik ödülünü “Mevsimlik İşçiler” adlı öyküsüyle alan Zehra Ünüvar, son yıllarda, işçinin, esnafın, köylünün edebiyatta konu olamadığını belirterek, kendisinin köy kökenli olduğunu, çocukken tütün üreticisi babasıyla yaşadıklarını anlattı. Ünüvar, “Ben belki çok fazla başarılı değilim, ama kendimce yazdım. Başarılı olanların; geylerle, şunlarla, bunlarla değil de bu insanlarla çalışmasını diliyorum” dedi. “Ocakçı Gözleri” adlı öyküsüyle ikincilik ödülünü alan Mavisel Yener ise Timuroğlu’na seslenerek, “İşçi öyküsü, masa başında oturup ilham beklenerek yazılmaz. Ben işçilerin çevresindekilerle görüşüyorum, olayları araştırıyorum” dedi. Üçüncülük ödülünü ise Emine Başa, “Lena/Düş Hançeri” adlı öyküsüyle aldı.
Jüri üyelerine de plaket verilen törende, konuşmasının ardından salonu terk eden Vecihi Timuroğlu plaketini almadı. Tören, Ufuk Karakoç’un söylediği türkülerin ardından düzenlenen kokteyl ile sona erdi.
Tartışmalar devam etti
İşçi öyküleri yarışması sonuçları büyük tartışmalara neden olmuş, Yazar Adnan Özyalçıner jüri üyeliğinden istifa ettiğini açıklamıştı. Tören ve kokteyl sırasında da sanatçılar arasında bu tartışmalar devam etti. Sanatçılar, Türk edebiyatında, biçim ve içerik ayrışması yaşandığını dile getirerek, Abdullah Baştürk gibi sosyalist düşüncelere sahip bir işçi önderine ithaf edilen bir öykü yarışmasında, edebiyatın içeriğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladılar.
Başa dön
Hayatı yaşanır kılmak için çabalıyoruz
Diren Zorlucan
Cemal Süreya Şiir Ödülü, bu yıl kitap bütünlüğü taşıyan dosya dalında Antakya’da yaşayan genç şair Murathan Çarboğa’ya verildi. Murathan Çarboğa güneyli bir şair, 1974 yılında Hatay’ın Dörtyol ilçesinde doğdu. Aslen Adanalı, ama uzun yıllardan bu yana Antakya’da yaşıyor. 1997 yılında Mustafa Kemal Üniversitesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü’nden mezun oldu. Halen Antakya Fevzi Çakmak Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak görev yapıyor.
“Yağmalanmış Hayal” adlı dosyası ile Cemal Süreya Şiir Ödülü’ne layık görülen Çarboğa, böyle bir ödülü almaktan dolayı gurur duyduğunu belirterek, “İlk şiirimi, on sekiz yaşındayken Adana’daki yerel bir gazetede yayınladım. Sonra üniversiteyi okumak için Antakya’ya geldim ve bu şehir aşkı, huzuru ve şiiri sundu bana” dedi.
Ödüllerin tartışılan bir olgu olduğunu, ama taşrada yaşayan bir gencin sesini duyurabilmek için ödüllerden başka bir çıkar yolu olmadığını söyleyen Çarboğa, ilk şiir kitabı “Güne Dönen Rüya”nın da aldığı bir ödül sayesinde yayınlandığını söyledi. “Ortalık iki cümleyi bir araya getiremeyen insanların yayınladıkları ucuz kitaplardan geçilmiyor ve ne yazık ki çok satıyor bu kitaplar” diyen Çarboğa, Cemal Süreya Şiir Ödülü gibi önemli bir ödülü kazanmış dosyanın bile hatırı sayılır bir yayınevi tarafından yayınlanacağını sanmadığını belirtti.