Morales kendi maaşını düşürecek
Bolivya’da devlet başkanlığına seçilen Evo Morales, önümüzdeki ay işbaşı yaptıktan sonraki ilk işinin, kendi maaşını yarı yarıya indirmek olacağını söyledi. Morales, kabinesinin de aynı şeyi yapacağını ve bütün milletvekillerinden de bu davranışı beklediklerini ifade etti. Morales, böylece elde edilecek tasarrufun eğitim başta olmak üzere sosyal programlara harcanacağını belirtti. Çiçeği burnunda devlet başkanı, en kısa sürede zenginlere servet vergisi getireceklerini de vurguladı. Morales’in danışmanları, kurulacak hükümetin, ABD tarafından 1985’te dayatılan “serbest piyasa” kararlarını da iptal edeceğini belirtiyor. Ancak gözlemciler, Morales’in asıl sınavının, doğalgaz sektörünün millileştirilmesi ve koka bitkisinin üretilmesi üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması olacağını söylüyor. Morales, bu alanlarda “tedrici adımlar atacağını” söylemiş, işçi ve köylü sendikaları ise yapılması gerekenlerin bir an önce yapılmasını talep etmişlerdi. Kıtanın ilk yerli kökenli devlet başkanı olan Evo Morales, halen bir bekar evinde yaşıyor. Morales, ilk yurtdışı gezisini de Küba’ya yapmayı planlıyor. ABD yönetimi; Küba, Venezüella ve Bolivya arasında kurulacak bir “eksen”in, tüm kıtayı etkilemesinden endişe ediyor.
Putin’in danışmanı istifa etti
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in liberal görüşleriyle bilinen ekonomi danışmanı Andrey İllaryonov, istifa etti. İllaryonov, istifasını açıklarken Putin yönetimine sert suçlamalarda bulundu. İllaryonov, Rusya’nın 6 yıl önce “kısmen özgür bir ülke” olduğunu, ancak bugün “siyasi özgürlüklerin yok edilmiş olduğunu” ileri sürdü. 2000 yılında, dönemin devlet başkan vekili olan Putin’in danışmanlığına gelmesi ile bugünü karşılaştıran İllaryonov, “Rusya’nın tanınmaz hale geldiğini” ileri sürdü. İllaryonov, uzun süredir Kremlin içinde Putin’e karşı çıkışlarıyla biliniyordu. İllaryonov, özellikle petrol tekeli Yukos’un parçalanması ve patronu Mikhail Hodorovski’nin tutuklanmasının ardından verdiği sert demeçlerle dikkat çekmişti. Gözlemciler, İllaryonov’un Kremlin’de etkisini çoktan yitirdiğini, ama Batılıların Putin hükümetine yönelik “tek seslilik” suçlamalarının savuşturulması için görevde kalmasına izin verildiğini belirtiyor. INDEM adlı kuruluşun yöneticisi Georgi Satarov, “İllaryonov, gerçekte yetersiz olan liberalizm ve çoğulculuğun bir simgesi olarak, hükümet için bir tür makyajdı. Sanırım bu rolü oynamaktan sıkıldı” değerlendirmesini yaptı. Putin, geçtiğimiz ocak ayında, İllaryonov’un G-8 ile ilişkilerden sorumlu kişi olma pozisyonuna son vermişti. Bu görevden alma, İllaryonov’un Yukos konusundaki eleştirilerine verilmiş bir yanıt olarak değerlendiriliyordu.
ABD halkı 2006’ya karamsar bakıyor
Amerikalıların çoğu, dünya barışının 2006 yılında gerileyeceğini düşünüyor. Quinnipiac Üniversitesi’nce yapılan anket, Amerikan halkının yüzde 52’sinin, dünyadaki barış ortamının 2006’da 2005 yılından daha kötü hale geleceğine inandığını gösterdi. Durumun iyileşeceğine inananların oranı ise yüzde 36 çıktı. Araştırmaya göre, gençler daha karamsar. 30 yaşın altındakiların yüzde 56’sı, 2006’nın barış açısından 2005’ten daha kötü olacağına inanıyor. 65 yaşın üzerindekilerin ise yüzde 41’i bu kanıda. Aynı araştırma, Demokratların sadece yüzde 30’unun 2006’nın barış açısından daha iyi, yüzde 55’i ise daha kötü olacağına inandığını ortaya çıkardı. Cumhuriyetçi Partisi yandaşlarının yüzde 45’i barış konusunda kötümser düşünüyor. Amerikalıların yüzde 79’u 2006’nın kendileri için daha iyi olacağına inanıyor.
|