www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Suriye’yi vurma tehdidi
İsrail savaş uçakları, Hizbullah’ın füze saldırısından sonra Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin kampını vurdu. İsrailli komutanlar, gerekirse Suriye’yi de vurabileceklerini söyledi.

Bush anlaşmaları baltaladı
2005 yılı içinde Bush yönetimi Kyoto Çevre Proto-kolü’nden kitle imha silahları denetimine, kadın hak-larından kültürel anlaşmalara dek birçok uluslararası anlaşmayı reddeden neredeyse tek hükümet oldu.

Ulaşım sendikası
   dayatmaya boyun eğdi

ABD’nin New York kentinde ikibuçuk gün süren ulaşım grevinden moral bozukluğuyla çıkan Ulaşım İşçileri Sendikası (TWU), patronlarla masaya dezavantajlı bir biçimde oturdu.


Suriye’yi vurma tehdidi
Hizbullah örgütünün İsrail’in kuzeyindeki bir kente füze saldırısında bulunmasının ardından, İsrail savaş uçakları, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyini bombaladı.
Hedef FHKC
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, saldırının, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FKHC) eğitim kamplarını hedef aldığı belirtildi. Saldırının İsraillilere yönelik füze saldırılarına karşılık olarak yapıldığını bildiren yetkililer, İsrail ordusunun çok ciddi olarak nitelediği bu saldırılardan Lübnan’ı sorumlu tuttuğunu ekledi.
Görgü tanıkları, İsrail savaş uçaklarının Beyrut’un 7 kilometre güneyindeki Nami bölgesindeki FKHC-GK gerilla üssünün üstünde uçtuğunu gördüklerini iki patlama sesi duyduklarını belirttiler. Diğer görgü tanıkları ise uçaklardan 2 füze fırlatıldığını ve yerden beyaz dumanlar yükseldiğini gördüklerini kaydettiler.
Saldırılarda can kaybı o-lup olmadığı konusunda bilgi alınamadı.
FHKC suçlaması
İsrailli komutanlar, gerekirse Suriye’yi vurmaktan da kaçınmayacaklarını ima ettiler. İsrail ordusu kuzey bölge komutanı Tümgeneral Udi Adam, FHKC’nin Suriye ile İran tarafından desteklendiğini söyledi. İsrailli general, “Suriye’nin desteklediği grupların saldırıları sonrasında geçmişte olduğu gibi Suriye’deki noktaların da vurulup vurulmayacağı” sorusuna olumsuz karşılık vermedi ve “ülkesinin uygun misilleme hakkının bulunduğunu” söyledi.
İsrail uçakları, Gazze Şeridi’nin kuzeyine de hava saldırısı düzenledi. Filistinli görgü tanıkları, uçakların iki füze fırlattığını ve füzelerden birinin bir hastane yakınındaki açık alana düştüğünü belirttiler.
Öte yandan İsrailli ırkçılar, Batı Şeria’da kaçak olarak 8 yeni yerleşim birimi inşa etti. 25 Aralık’ta başlayıp 2 Ocak 2006’da bitecek olan Hanuka (Işıklar) Bayramı’nı fırsat bilen işgalcilerin, kaçak olarak toplam 25 yerleşim birimi inşa etmeyi planladığı öğrenildi.
Ateşkes çağrısı
Filistin lideri Mahmud Abbas ise, silahlı örgütlere, İsrail kentlerine yönelik füze saldırılarını durdurmaları çağrısında bulundu. Abbas bu çağrıyı, İslami Cihad gibi örgütlerin temsilcileri ile yaptığı bir toplantıda dile getirdi. Toplantıya katılan Filistinli müzakereci Saib Erekat, Abbas’ın bütün Filistinli örgütlere, şubat ayında İsrail ile varılan ateşkese uymaları çağrısında bulunduğunu belirtti.
İslami Cihad örgütü, çağrıyı reddetti. Örgüt sözcüsü Halid Baç, İsrail’i ateşkesi ihlal etmekle suçlayarak, füze saldırılarının buna verilecek uygun karşılık olduğunu savundu. Baç, “Anlaşma yerinde duruyor, ama İsrail ihlalleri var. Direnişe devam etmenin, Filistin halkı için daha iyi olacağı kanısındayım” diye konuştu.

Seçim bürolarında işgal
Filistin’de 25 Ocak’ta yapılması planlanan genel seçim öncesinde, adaylara itiraz eden grupların seçim bürolarını hedef alan eylemleri sürüyor. Gazze Şeridi’nde dörtten fazla seçim bürosu dün farklı gruplar tarafından işgal edildi. Filistin polisi, Gazze’de bir seçim bürosunu işgal eden silahlı gruba ateş açtı.
Cezaevindeki El Fetih lideri Mervan Barguti’nin destekçileri oldukları belirtilen ve aday listesine itiraz eden silahlı kişilerin de polise ateşle karşılık verdiği, olayda ölen ya da yaralanan olmadığı belirtildi.
El Aksa Şehitleri Tugayları üyesi bir grup da, kendi adaylarının listeye alınması talebiyle önceki gün Kudüs’ün hemen dışındaki El Ram’daki seçim bürosunu işgal etmişti.


Başa dön


Bush anlaşmaları baltaladı
Dünya 2005’in son günlerini yaşarken, uluslararası kurumların geçen bir seneye ilişkin raporları da ardısıra yayımlanıyor. 2005 yılında dünya çapında imzalanan siyasi, ekonomik ve askeri işbirliği anlaşmalarını derleyen Birleşmiş Milletler’in (BM), 2005 bilançosu ilginç veriler içeriyor.
Dünya umurlarında değil
2005 yılında birçok ülke tarafından kabul edilen siyasi ve ekonomik anlaşmalaya ABD yönetiminin ısrarla karşı çıktığını ortaya koyan BM çalışması, ABD’nin insan haklarından, küresel ısınmaya kadar birçok konudaki ‘hassasiyeti’ hakkında fikir veriyor.
Buna göre, ABD 2005 yılı boyunca imzalanan birçok uluslararası anlaşmaya, çeşitli bahanelerle karşı çıktı ve birçoklarının başarısız olmasına yol açtı.
Küresel ısınma tehdidi
BM raporunda ilk bölüm küresel ısınmaya ayrıldı. “Kyoto Protokolü”ne ısrarla imza atmayan ABD, geçen aylarda konuya ilişkin yapılan toplantıda da aynı tavrını sürdürdü. Geçtiğimiz haftalarda, Kanada’da buluşan dünya liderleri, sera gazı yayılımı ve küresel ısınmayı engellemek için hazırlanan ve imzacı ülkelerden çeşitli taahütler talep eden protokolde hemfikir oldular. Bu uzlaşmaya katılmayan tek ülke ABD oldu.
Uzmanların “Birkaç yıl içinde, sera gazı yayılımı yüzde 35 artacak. Eğer bu önlenmez ise, küresel ısınma birçok felakete neden olacak” şeklindeki uyalarına kulak asmayan ABD, protokolü “derin kusurlar” içermekle suçladı. Sera gazının yayılımının engellenebilmesi için özellikle endüstriyel alanda birçok önlemler içeren Kyoto Protokolü için ABD, “Bu metnin gelişmiş ülkelere sunduğu bir alternatif yok” diye karşı çıkıyor.
Nükleer ikiyüzlülük
2005 yılı boyunca İran ve Kuzey Kore’yi “yasaklı nükleer silahlara sahip olmak” ile suçlayan ABD, sene boyunca nükleer silahsızlanma konusunda imzalanan anlaşmaları ise esgeçti. Dünya liderlerinin üzerinde yoğun olarak çalıştığı, “Genişletilmiş Nükleer Test Yasağı Anlaşması” (CTBT), “İnsanlara Karşı Kullanılan Madenler Yasağı Anlaşması” (TBAM) ve “Nükleer Silahsızlanma Anlaşması” gibi anlaşmalara karşı çıkan ABD, kendi topraklarında kitle imha teknolojisi geliştirmeye devam ederken, hedef aldığı ülkeleri söz konusu uluslararası anlaşmalara uymamakla suçladı.
ABD’nin söz konusu nükleer ve konvansiyonel silah ve teknolojisini yasaklayan anlaşmalar dışında, “Kimyasal Silah Komisyonu”, “Biyolojik Silah Engelleme Konvansiyonu”, (BWC) “Anti-Balistik Füze Yasağı Anlaşması” (AMT) gibi anlaşmaların altında da imzası bulunmuyor.
Kadın hakları
26 yıl önce BM kurucu üyesi ülkeler tarafından imzalanan insan hakları deklarasyonu doğrultusunda, kadınların toplum içindeki yerini, eşitliğini ve özlük haklarını belirleyen BM, 2005 yılında bu deklarasyonu geliştirerek, “Kadınlara Karşı Girişilen Her Tür Ayrımcılığın Yok Edilmesi Konvansiyonu”nu (CEDAW) hazırladı. BM’nin 170 üyesi tarafından imzalanan anlaşma sadece ABD tarafından reddedildi ve imzalanmadı. Anlaşmayı imzalamamasına gerekçe olarak, “ulusal politikalarını” gösteren ABD, kadınların ABD yasalarınca “yeteri kadar korunduklarını ve ayrımcılığa maruz kalmadıklarını” iddia etti.
BM’ye bağlı UNESCO’nun tarihi ve kültürel çalışmalarının birçoğuna da karşı çıkan ABD, bu kurumun da birçok anlaşmasına itiraz etti. Amerika kıtasının en eski sakinleri olan yerlilerin tarih ve kültürlerini hiç sayan ABD yönetimi, UNESCO’nun da bu değerleri yaşatmasına izin vermiyor.


Başa dön


Ulaşım sendikası dayatmaya boyun eğdi
ABD’nin New York kentinde ikibuçuk gün süren ulaşım grevinden moral bozukluğuyla çıkan Ulaşım İşçileri Sendikası (TWU), patronlarla masaya dezavantajlı bir biçimde oturdu. New York Belediyesi’nin yönettiği Metropol Ulaşım Otoritesi (MTA) ile sendika arasında yapılan görüşmelerde, işçilerin aleyhine bir uzlaşma sağlandı. MTA, işçilerin emeklilik fonlarıyla ilgili taleplerinden vazgeçerken, sendika da işçilerin sağlık sigortası primlerinin bir kısmını kendi ceplerinden yatırmasını kabul etti.
Morales kendi maaşını düşürecek
Bolivya’da devlet başkanlığına seçilen Evo Morales, önümüzdeki ay işbaşı yaptıktan sonraki ilk işinin, kendi maaşını yarı yarıya indirmek olacağını söyledi. Morales, kabinesinin de aynı şeyi yapacağını ve bütün milletvekillerinden de bu davranışı beklediklerini ifade etti. Morales, böylece elde edilecek tasarrufun eğitim başta olmak üzere sosyal programlara harcanacağını belirtti. Çiçeği burnunda devlet başkanı, en kısa sürede zenginlere servet vergisi getireceklerini de vurguladı. Morales’in danışmanları, kurulacak hükümetin, ABD tarafından 1985’te dayatılan “serbest piyasa” kararlarını da iptal edeceğini belirtiyor. Ancak gözlemciler, Morales’in asıl sınavının, doğalgaz sektörünün millileştirilmesi ve koka bitkisinin üretilmesi üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması olacağını söylüyor. Morales, bu alanlarda “tedrici adımlar atacağını” söylemiş, işçi ve köylü sendikaları ise yapılması gerekenlerin bir an önce yapılmasını talep etmişlerdi. Kıtanın ilk yerli kökenli devlet başkanı olan Evo Morales, halen bir bekar evinde yaşıyor. Morales, ilk yurtdışı gezisini de Küba’ya yapmayı planlıyor. ABD yönetimi; Küba, Venezüella ve Bolivya arasında kurulacak bir “eksen”in, tüm kıtayı etkilemesinden endişe ediyor.
Putin’in danışmanı istifa etti
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in liberal görüşleriyle bilinen ekonomi danışmanı Andrey İllaryonov, istifa etti. İllaryonov, istifasını açıklarken Putin yönetimine sert suçlamalarda bulundu. İllaryonov, Rusya’nın 6 yıl önce “kısmen özgür bir ülke” olduğunu, ancak bugün “siyasi özgürlüklerin yok edilmiş olduğunu” ileri sürdü. 2000 yılında, dönemin devlet başkan vekili olan Putin’in danışmanlığına gelmesi ile bugünü karşılaştıran İllaryonov, “Rusya’nın tanınmaz hale geldiğini” ileri sürdü. İllaryonov, uzun süredir Kremlin içinde Putin’e karşı çıkışlarıyla biliniyordu. İllaryonov, özellikle petrol tekeli Yukos’un parçalanması ve patronu Mikhail Hodorovski’nin tutuklanmasının ardından verdiği sert demeçlerle dikkat çekmişti. Gözlemciler, İllaryonov’un Kremlin’de etkisini çoktan yitirdiğini, ama Batılıların Putin hükümetine yönelik “tek seslilik” suçlamalarının savuşturulması için görevde kalmasına izin verildiğini belirtiyor. INDEM adlı kuruluşun yöneticisi Georgi Satarov, “İllaryonov, gerçekte yetersiz olan liberalizm ve çoğulculuğun bir simgesi olarak, hükümet için bir tür makyajdı. Sanırım bu rolü oynamaktan sıkıldı” değerlendirmesini yaptı. Putin, geçtiğimiz ocak ayında, İllaryonov’un G-8 ile ilişkilerden sorumlu kişi olma pozisyonuna son vermişti. Bu görevden alma, İllaryonov’un Yukos konusundaki eleştirilerine verilmiş bir yanıt olarak değerlendiriliyordu.
ABD halkı 2006’ya karamsar bakıyor
Amerikalıların çoğu, dünya barışının 2006 yılında gerileyeceğini düşünüyor. Quinnipiac Üniversitesi’nce yapılan anket, Amerikan halkının yüzde 52’sinin, dünyadaki barış ortamının 2006’da 2005 yılından daha kötü hale geleceğine inandığını gösterdi. Durumun iyileşeceğine inananların oranı ise yüzde 36 çıktı. Araştırmaya göre, gençler daha karamsar. 30 yaşın altındakiların yüzde 56’sı, 2006’nın barış açısından 2005’ten daha kötü olacağına inanıyor. 65 yaşın üzerindekilerin ise yüzde 41’i bu kanıda. Aynı araştırma, Demokratların sadece yüzde 30’unun 2006’nın barış açısından daha iyi, yüzde 55’i ise daha kötü olacağına inandığını ortaya çıkardı. Cumhuriyetçi Partisi yandaşlarının yüzde 45’i barış konusunda kötümser düşünüyor. Amerikalıların yüzde 79’u 2006’nın kendileri için daha iyi olacağına inanıyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net