İran’a İsrail tehdidi
İngiliz The Sunday Times gazetesi, İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un, “İran’ın gizli uranyum zenginleştirme tesislerinin mart ayı sonuna kadar vurulması” emrini verdiğini öne sürdü. Şaron’un bu emri İsrail istihbaratının İran konusundaki “uyarıları” doğrultusunda verdiği ileri sürüldü. İsrail’in, İran’a saldırabileceği iddiasının, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın geçen hafta yaptığı, “Yahudi soykırımı konusunda şüphelerim var. Eğer Avrupalılar çok istiyorlarsa, Avrupa’da siyonistlere toprak versinler” açıklamasının ardından gelmesi dikkat çekti. İran üzerinde uranyum zenginleştirme tesisleri nedeniyle artan baskıya denk gelen iddiaya göre, İsrail, İran ile ilgili “ne yapacağına” önümüzdeki mart ayına kadar karar verecek. İsrailli yetkililer Sunday Times’ın haberini yalanlarken, doğrudan bir açıklama yapmadılar. İsrail Başbakanlığı yetkilileri, haber için, “Böyle bir şey yok, böyle bir plan hiç olmadı” derken, Başbakan Ariel Şaron’un sözcüsü Ra’anan Gissin, “tüm diplomatik yollar tüketilmeden, İsrail’in İran’a saldırma niyetinin olmadığını” ifade etti. İsrail Savunma Bakanlığı Dış Politika Bölümü Başkanı Amos Gilad da İsrail Radyosu’na, gazetenin iddialarının “hayal mahsulü ve gerçek dışı” olduğunu söyledi. Başbakan Şaron, bir gün önceki açıklamasında, “İran’ın nükleer faaliyetlerini, sadece İsrail değil, tüm dünya onaylamıyor. Gizli tesislerin varlığı konusunda, ABD de İsrail kadar rahatsız ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran’ın sabırları taşırdığını ifade ediyor. İsrail, bu durumun üstesinden gelebilir ve ihtiyaçlarını buna göre belirler” ifadelerini kullanmıştı. İsrail Savunma Bakanlığı’na yakın bazı kaynaklar ise, ordunun İran’a olası müdahale için hazırlıklara başladığını ve mart ayında saldırma emrinin geçen hafta verildiğini iddia ettiler. İran’a saldırı hazırlıklarının, İsrail ordusunun “2006 En Önemli İşler” listesinde ilk sırada yer aldığını ifade eden bu kaynaklar, “İsrail, sınır operasyonları ve alan çalışmalarına ağırlık verdi. Özellikle Kuzey Irak sınırından İran’ın gizli tesislerine ilişkin bilgi toplanıyor. Bu çalışmalar doğrultusunda, İsrail UAEA’nın dahi bilmediği gizli tesisleri belirledi” diye konuştular. İsrail ordusundan adını vermek istemeyen bir yetkili ise, olası bir müdahale ile İran’daki birçok tesisin bombalanacağını ifade etti. Olası müdahalede İsrail ordusunun, F-151 uçaklarını kullanılacağını iddia eden yetkili, “Bir müdahale olursa, yüzde 100 başarıya ulaşması gerekir. Çünkü, bu geri dönüşü olmayan bir yol” dedi.
Washington’a iklim darbesi
ABD yönetimi, Kanada’nın Montreal kentinde iki hafta boyunca süren iklim konferansında küçük de olsa bir geri adım atmak zorunda kaldı. ABD’li delegeler, cuma günü, küresel ısınmaya karşı işbirliği çağrısı yapan bildirgeye imza atmayı reddederek, konferansı terketmişlerdi. Ancak ilerleyen saatlerde, bildirgede küçük değişiklikler yaptırarak, metne imza attılar. ABD’nin geri adımının sebebi, 157 ülke temsilcisinin, Washington’u gözardı ederek aralarında anlaşması oldu. Ülkeler, sera gazı emilimini azaltmayı hedefleyen Kyoto Protokolü’nün süresini uzatma konusunda kendi aralarında anlaşmaya vardılar. ABD, Bill Clinton döneminde Kyoto’ya attığı imzayı Bush döneminde geri çekmiş olduğu için, bu konudaki müzakerelerde yer almayacak. Çevreci kuruluşlar, gelişmeyi “tarihi bir adım” loarak nitelendirdiler. Kyoto Protokolü’nün süresi, 2012’de dolacaktı. ABD’nin başmüzakerecisi Harlan Watson, cuma günü, taslak bildirgenin, Bush yönetiminin karşı çıktığı sera gazı müzakerelerine çağrı yaptığını söyleyerek masayı terketmişti. Watson, hazırlanan metnin “daha önce kendilerine dayatılan metinle esasen aynı olduğunu” söylemek için, “Eğer ördek gibi yürüyor, ördek gibi vaklıyorsa, ördektir” diyerek, diplomatik üslubun dışına çıkmıştı. Bu arada, konferans kürsüsüne çıkan ABD eski Başkanı Bill Clinton, teamüllere aykırı hareket etme pahasına, George W. Bush’u eleştirdi. Clinton, “Kyoto’ya katılmanın ekonomiye zarar vereceği” yönündeki Bush tezinin yanlış olduğunu söyledi ve küresel ısınmaya karşı önlem alınmazsa bir sonraki konferansın “bir sal üzerinde” yapılabileceğini belirtti. Eski başkan, Bush yönetiminin politikalarına Amerikalıların dahi karşı çıktığını ima etti. Kyoto’nun ikinci aşaması, sanayileşmiş ülkelerin sera gazı kirliliğini daha fazla azaltmalarını öngörüyor. Ancak, bu azaltmanın nasıl ve ne zaman olacağı belli değil.
İngiltere’de panik yaratan patlamalar
İngiltere’nin Hemel Hempstead bölgesindeki Buncefield petrol deposunda dün 4 patlama oldu. Patlamalar nedeniyle pek çok ev, otel ve işyerinin boşaltıldığı açıklanırken, en büyük karayolu M1 de trafiğe kapatıldı. 1990’de yapılan Buncefield petrol deposu, boru hatları yoluyla ülkeye 24 saat petrol dağıtımı yapılıyor. Patlamaların ardından, halen açık olan petrol istasyonlarına giren araçlar, uzun bir kuyruk oluşturdular. Olayın ülkedeki petrol fiyatlarını etkileyebileceği belirtiliyor. Patlamalardan sonra bazı kaynaklar, 8 kişinin öldüğünü ve onlarca kişinin yaralandığını ileri sürüldüler. Fakat, polis bu bilgiyi doğrulamadı. Patlamaların ardından bölgeden gelen haberler arasında, kazaya bir uçağın depoya girmesinin neden olduğu da bulunuyor. Bu iddialara karşın kamuoyuna bilgi veren polis sözcüsü Frank Whitely, “Tüm işaretler, olaya bir kazanın yol açtığı yönünde. Acil yardım servisleri bölgeye intikal etti ve yapılan çalışmalar sonucunda 4’ü ağır 36 yaralıya ulaşıldı” dedi. Can kaybı tespit edilmediğini belirten Whitely, patlamaların sürebileceğini ekledi. İngiltere Savunma Bakanı John Reid ise, olayın ‘terörist saldırı’ olduğuna dair hiçbir delilin bulunmadığını belirterek, “Çalışmalar sürüyor. Fakat olayın terör saldırısı olduğunu işaret eden hiçbir delil yok” diye konuştu.
|