www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Türkiye işkence yolu oldu
Amerikan istihbaratına ait bir işkence uçağı, İstanbul’u bir değil iki kez kullanmış. CIA’nın, İncirlik Hava Üssü’nü de ‘şüpheli teröristlerin nakli’ için kullandığı belirtiliyor.

Küba dünyaya örnek olmalı
Zengin ülkelerin Pakistanlı depremzedelere verdiği yardım sözleri havada kalırken; uzak ve abluka altındaki yoksul Küba, Pakistanlılar için olağanüstü miktarda yardım gönderdi.

Hint-Rus yakınlaşması
Hindistan ve Rusya, aralarındaki stratejik ilişkiyi geliştiriyor. Hindistan Başbakanı Manmohan Singh, pazar günü üç günlüğüne Moskova’ya gidiyor. Singh’in temasları sırasında, uzay ve askeri işbirliği alanında 4 önemli anlaşma imzalanacak.


Türkiye işkence yolu oldu
CIA’nın işkence seferleri tartışılırken, Amerikan istihbarat örgütünün Türkiye’yi işkence seferlerinde “yol yaptığı” açığa çıkıyor.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, CIA’ye ait uçağın Sabiha Gökçen Havaalanı’na bir değil, iki kez indiğini doğruladı. Yapılan ilk açıklamada, uçağın havaalanında 21 saat kaldığı belirtilmişti.
Yıldırım, ABD şirketleri adına kayıtlı uçakların diğer tüm uçaklar gibi izinlerini alarak havalanlarını ve hava sahasını kullanabileceklerini söyleyerek, işkence seferlerine adeta “dokunulmazlık” sağladı.
İncirlik Üssü
Tartışmalar, sivil havaalanları ile sınırlı değil. CNN Türk’ün haberine göre, ABD’nin Türkiye’deki en önemli üssü olan Adana-İncirlik Hava Üssü de işkence seferlerinde kullanılmış olabilir. ABD’nin ‘şüphelileri’ bu üsten geçirdiğine ilişkin iddialar gündeme geldi. Bua göre ABD ordusu, bazı “şüpheli”leri personel gibi göstererek İncirlik üssünden başka ülkelere sevkediyor.
Yetkililerden alınan bilgiye göre, bu seferlerden birinde ABD’lilerin Türk makamlarına gerçek dışı kimlik beyan ettiği belirlendi. Bunun üzerine uçağa binmek isteyen ABD’liler zor kullanılarak indirildi. Ancak daha sonra kimlik bilgilerinin düzeltilmesiyle sorun giderildi ve uçak havalandı.
İncirlik, BM kararları çerçevesinde, ancak silahsız personelin transferi için kullanılabiliyor.
Fransa’dan Türkiye’ye
Bu arada Le Figaro gazetesi, işkence uçaklarının 2002 ve 2005’te iki kez Fransa’ya uğradığını ve bunlardan birinin Fransa’dan Türkiye’ye gittiğini yazdı.
Gazeteye göre Fransa’ya uğrayan ilk uçak 31 Mart 2002’de, Kanada’nın Newfoudland eyaletinden yola çıkarak, önce İzlanda’nın Keflavik, ardından da, Fransa’nın Brest havaalanlarında mola verdikten sonra Türkiye istikametinde uçtu.
Fransız gazetesi, Brest-Guipavas havaalanı yetkililerinden aldığı bilgiye dayanarak çift motorlu bu ‘Learjet’in, Türkiye’den önce Roma’ya da uğradığını aktardı.
20 Temmuz’da Paris’e inen ikinci CIA uçağının ise Norveç’in başkenti Oslo’dan geldiği belirtildi.
İHD’den mektup
Diğer yandan, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, işkence uçaklarının Türkiye’yi kullanmasını protesto etti. İHD’liler, Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve ABD Başkanı GeorgeW. Bush’a mektup göndererek işkence uçakları hakkındaki gerçekleri açıklamalarını ve insanlık dışı uygulamalardan vazgeçmelerini istedi. Dün Galatasaray Postanesi önünde toplanan İHD’liler tarafından yazılan mektuplar, İHD Yönetim Kurulu üyesi Hürriyet Şener tarafından okundu. Daha sonra İHD’liler mektup-larını yolladılar.

Avrupa’ya 307 sefer
New York Times gazetesi, CIA’ye bağlı şirketler tarafından işletilen 26 uçağın 2001 Eylül ayından bu yana Avrupa ülkelerine toplam 307 uçuş yaptığını yazdı.
Gazete, CIA uçaklarının uçuş yaptığı Avrupa ülkeleri arasında Türkiye’yi de saydı. Bu uçuşlardan pek çoğunun yerel hükümetlerin bilgisi ya da rızası doğrultusunda yapıldığını belirten gazete, bazıları Doğu Avrupa’da olmak üzere CIA’in 8 Avrupa ülkesinde gizli cezaevi sistemi olduğunu kaydetti.
2001 Eylül ayından bu yana bu yolla 100’den fazla tutsağın Avrupa’daki gizli cezaevlerine taşındığından şüphelenildiğini yazan gazete, uçaklarının bu tarihten 2005 yazına kadar 94 uçuşla en fazla uçuşu Almanya’ya yaptığını yazdı. Buna göre İngiltere’ye 76, İrlanda’ya 33, Portekiz’e 16, İspanya ve Çek Cumhuriyeti’ne 15’er uçuşu kaydedilen CIA uçakları, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’ne 13’er, Polonya’ya 6,
İtalya’ya 5, Romanya ve İzlanda’ya 4’er, İsviçre’ye 3, Fransa ve Türkiye’ye 2’şer, Malta, Estonya, İsveç, Macaristan, Hollanda, Hırvatistan ve Makedonya’ya ise birer uçuş yaptı.


Başa dön


Küba dünyaya örnek olmalı
Küba halkı ve hükümeti, Pakistanlı depremzedelere yardımda inanılması güç bir çaba sarf etti. Konuyla ilgili bilgi veren Küba Dışişleri Bakan Yardımcısı Bruno Rodriguez, depremin ardından ilk 48 saat içerisinde Pakistan’a giden Kübalı doktorların sayısının 789 olduğunu belirtti. Rodriguez, “315 pratisyen doktor ve özellikle elektro tıp alanından 128 mühendis ile teknisyen de gönderildi. Şu ana kadar, cerrahi, ultrason, elektro kardiyografi, röntgen ve klinik laboratuvar hizmetlerini vermek üzere en modern teknolojiyle donatılmış toplam 17 çadır hastane kurulmuştur ve 13 tane daha kurulma aşamasındadır” dedi.
Kübalı doktorların, depremden en çok etkilenen Keşmir’de ve 7 köyde görev yaptığı belirten Rodriguez, “Kübalı doktorlar ile birlikte 100 ton ilaç, cihaz ve cerrahi materyalin yanı sıra, 150 tonluk tıbbi ve hastane ekipmanı da gönderildi” diye konuştu.
60 bin hastaya bakıldı
Kübalı doktorların, Pakistan’daki faaliyetlerini ilişkin bilgi de veren Dışişleri Bakan Yardımcısı, “Doktorlarımız, 60 bin hastayla ilgilendiler, 2 bin ameliyat gerçekleştirdiler, ölüm tehlikesindeki 200’den fazla hastayı kurtardılar, görev yaptıkları bölgelerde salgın tehdidini yok ettiler ve cerrahi oftalmolojik hizmetler başlatmak için gerekli incelemeleri tamamladılar” ifadelerini kullandı.
Küba hükümetinin, taşra bölgelerdeki Pakistanlı gençlere “geniş bir tıp bursu programı” sunmaya karar verdiğini de açıklayan Rodriguez, “Eğer Küba gibi küçük, uzak ve abluka altındaki bir ülke, bunları yapabildiyse; herkes yapabilir. Özellikle zengin ve gelişmiş ülkeler. Asil Pakistan halkı buna layıktır” diyerek sözlerine son verdi.
Kış 8 can daha aldı
Öte yandan, Keşmir’de 8 depremzede, ağır kış koşulları sebebiyle yaşamını yitirdi. Olayın ardından bir açıklama yapan Pakistan’daki yardım kuruluşları, depremzedelere “acil olarak kışa uygun barınaklar sağlanmazsa” durumun daha da kötüleşeceği uyarısında bulundular.
BM’nin çadır dağıtımından sorumlu yetkilisi Darren Boisvert de, dağıtılan 425 bin çadırın yüzde 90’ının Himalayalar’ın kışı için “yeterli koruyuculukta olmadığını” söyledi. Yardım çalışmalarının yüksek dağ köylerinde yoğunlaştığını belirten Boisvert, “Kış koşullarına uygun 5 bin çadır dağıtıldı, 5 bini de 12 Aralık’a kadar dağıtılacak. Fakat, bunlar yeterli değil” dedi.
Bu arada, Keşmirli doktor Beşir Rahman, zatürree, hipotermi ve diğer solunum yolu hastalıkları yüzünden son 12 saatte 700’ü aşkın kişinin hastaneye kaldırıldığını söyledi.
Keşmir’de geçen haftadan bu yana devam eden kar yağışı, gelecek haftalarda da fırtınalar ile birlikte devam edecek.


Başa dön


Hint-Rus yakınlaşması
Hindistan ve Rusya, aralarındaki stratejik ilişkiyi geliştiriyor. Hindistan Başbakanı Manmohan Singh, pazar günü üç günlüğüne Moskova’ya gidiyor. Singh’in temasları sırasında, uzay ve askeri işbirliği alanında 4 önemli anlaşma imzalanacak.
İmzalanacak anlaşmalar arasında, askeri alanda telif hakları anlaşması, 2010 yılına dek stratejik ortaklık ilişkisini geliştirecek olan askeri-teknik ortaklık anlaşması da bulunuyor. İki ülkenin uzay kuruluşları da, ABD güdümlü Küresel Konumlandırma Sistemi’ne (GPS) bağımlılığı sona erdirmeye hazırlanıyor. Kuruluşlar, bu amaçla, Küresel Navigasyon Uydu Sistemi’ni (GLONASS) ortaklaşa kullanacak.
ABD tekeli kırılacak
Rusya’ya ait GLONASS, bugüne dek esas olarak Moskova’nın kullanımındaydı. İki uzay ajansı ayrıca, uzay fiziği araştırmaları konusunda bir işbirliği metnine imza atacak.
Hindistanlı yetkililer, özellikle GLONASS anlaşmasının, Rusya’nın Hindistan’a verdiği önemi gösterdiğini belirttiler. Anlaşma ile yeni nesil GLONASS-K uyduları geliştirilecek ve bu uydular Hindistan topraklarından fırlatılacak.
İki ülke liderleri arasındaki görüşmelerde, beşinci nesil savaş ve nakliye uçaklarının geliştirilmesi ile, “hayalet fırkateynler” ile ilgili bir anlaşma da masaya yatırılacak. Bir diğer önemli konu, enerji alanında işbirliği. Bu kapsamda, Hint enerji tekeli ONGC’nin yöneticileri, Rus devlet tekeli Rosneft’in yöneticileri ile bir araya gelecek.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı; BM’de reform, Irak işgali, İran’ın nükleer programı, terörle mücadele, Orta Asya’daki istikrarsızlık gibi konuları da ele alacaklar.
İran’a füze
Bu arada İran, karadan havaya fırlatılabilen füzeler satın almak için Rusya ile anlaşma imzaladı. Rus Vedomosti gazetesi, İran’ın Rusya’dan 29 adet TOR-M1 tipi füzesi alacağını, bu füzelerin uçakları düşürebilme özelliğinin bulunduğunu yazdı.
Gazete, İran’a Rus savunma sistemi satışıyla ilgili bu anlaşmayı, son 5 yılda İran ile yapılan en büyük anlaşma olarak nitelendirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise, eski Sovyet cumhuriyetlerine düşük fiyatta silah satacaklarını ve bu ülkelerin askerlerini eğiteceklerini söyledi.
Moscow Times gazetesi, Putin’in önceki gün Rusya, Ermenistan, Beyaz Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın üyesi olduğu Ortak Güvenlik Anlaşması Örgütü (OGAÖ) toplantısında yaptığı konuşmada “terörizm, uyuşturucu trafiği ve organize suçlarla ortak mücadele” istediğini yazdı.
Putin, Rusya’nın OGAÖ üyesi ülkelerin askeri personelini eğitmeye ve bu ülkelere silah satışını iç piyasa fiyatlarından yapmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.
NATO’ya suçlama
Diğer yandan Rusya Genelkurmay Başkanı Yuri Baluyevski, NATO’nun Bağımsız Devletler Topluluğu’nu (BDT) zayıflatmaya çalıştığını söyledi. Baluyevski, NATO’nun bu amaçla BDT üyesi bazı ülkeleri saflarına çekmeye giriştiğini, ancak Rusya’nın “çıkarlarını savunacağını” belirtti.
Rus general, bu savunmanın kuvvet kullanımı anlamına gelmediğini belirterek, “Şu anda Rusya ile NATO arasında, eskiden olduğu gibi bir antagonizma veya ideolojik çatışma yok. Ama karşılıklı ilişkiler, eski düşünce tarzının kalıntılarından etkileniyor” dedi.

Dikkat çeken nöbet değişimi
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Atom Enerjisi Ajansı (ROSATOM) Başkanı Alexander Rumyantsev’i ani bir kararla görevden aldı. Dört yıldır bu görevi yürüten Rumyantsev’in yerine, eski Rus başbakanlarından Sergey Kiriyenko getirildi. Amerikalı ve İsrailli yetkililer, bu gelişmeden duydukları tedirginliği gizlemeyerek, bu değişimin İran’ın nükleer programına yaklaşımı etkileyebileceğini belirttiler.
Rumyantsev’in ABD ve İsrail’in İran konusunda güvendiği bir isim olduğu belirtiliyor. Debka sitesine göre Rumyantsev’in tasfiyesi, Rusya’nın İran ile nükleer ilişkilerini geliştirme ve İran’a daha az baskı yapmasıyla sonuçlanabilecek.


Başa dön


Venezüella’da muhalefet boykotta
Venezüella’daki ABD yanlısı bir muhalefet partisi daha, 4 Aralık’ta yapılacak meclis seçimlerini boykot edeceğini ilan etti. Karara gerekçe olarak, “seçim prosedürünü ve yapılış şeklini” gösteren parti, halka da boykot çağrısı yaptı. Böylece, boykotçu parti sayısı 4’e yükseldi. Gözlemciler, muhalefetin bu çağrısının, halkta karşılık bulmadığını ve son anketlere göre, Devlet Başkanı Hugo Chavez’in partisi “Beşinci Cumhuriyet”in, 167 üyeli Meclis’teki sandalye sayısını yüzde 55 oranında artacağını belirttiler. Pazar günkü seçimlerde, “hile ve sahtekârlık” yapılmasının mümkün olmadığını belirten Yüksek Seçim Komitesi, “Seçimler, belki de ülke tarihinin en net seçimleri olacak. Bu seçimlerde, ilk kez elektronik oy kullanma ve sayım cihazları kullanılacak” açıklamasını yaptı. Muhalefet odaklarının boykot açıklamasına karşılık, emekçiler hükümete destek amacıyla önceki gün miting yaptı. Venezüella Devlet Başkanı Chavez, “muhalefete boykot kararını aldıran ve ülkede istikrarsızlık yaratmaya çalışan tek gücün ABD olduğunu” söyledi. ABD’nin tezgahladığı seçim komplosunu bozacaklarını söyleyen Chavez, “Venezüella’ya karşı yeni bir komplo kuruluyor ve bundan köpekler değil, onların efendileri; yani ABD sorumlu. Komplonun tek sorumlusu imparatorluğun başı; Bay Tehlike. İsmini açıkça söylersek, Bay George W. Bush” diye konuştu. Chavez, komploda, CIA parmağı olduğuna dair elinde kanıtlar bulunduğunu da söyledi. Komplonun bir darbe girişimine yol açabileceğini söyleyen Chavez, ABD Başkanı Bush’a meydan okudu. Chavez, “Bay Bush, kimin daha uzun iktidarda kalacağına dair sizinle bir dolarına bahse giriyorum” dedi. Darbe olasılığına karşı askeri yetkililerden “tetikte olmalarını istediğini” de söyleyen Chavez, “Halkı ülke çapında daimi olarak harekete geçmeye çağırıyorum” diye devam etti. ABD yönetimi ise, suçlamaları reddetti. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack, “ABD’nin boykot ile ilgisi yoktur. Boykot, muhalefetin kendi kararıdır” ifadelerini kullandı.
Irak’ta petrol tartışması
Amerikan Los Angeles Times gazetesi, Irak Kürdistan Bölge Hükümeti ile Norveç şirketi DNO arasında yapılan ve bu hafta içinde uygulamaya giren petrol çıkarma anlaşmasının Bağdat yönetiminde rahatsızlık yarattığını bildirdi. DNO şirketiyle sınır şehri Zaho yakınlarında petrol çıkarılmasına dair anlaşmanın Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) tarafından geçen yıl yapıldığının hatırlatıldığı haberde, petrol çıkarmak için delme işleminin başlatıldığı törende konuşan Kürdistan Bölge Başbakanı Neçirvan Barzani’nin “Bağdat’ın kaynaklarımızı kontrol etmesi Kürdistan tarafından kabul edilemez” dediği aktarıldı. Öte yandan, Irak Savunma Bakanlığı danışmanı Said el Ubeydi ile Elektrik Bakanı’nın bir koruması iki ayrı saldırıda vuruldu. Ubeydi ağır yaralandı. Geçen hafta günü kaçırılan Batılı 4 barış gönüllüsünün serbest bırakılması için ise Filistin’de gösteri düzenlendi.
ABD’de 1000’inci idam gerçekleştirildi
Dünyaya “demokrasi” vaazları veren ABD’de, 1976 yılından sonraki 1000’inci idam cezası dün sabah infaz edildi. Cinayetten idama mahkum edilen Kenneth Lee Boyd (57), yerel saatle 02.15’te devlet eliyle öldürüldü. Kuzey Carolina Eyaleti Valisi Mike Easley ve ABD Yüksek Mahkemesi’nin, infazı durdurma yönünde bir müdahalede bulunmamaları sonucu, idam kararı yerine getirildi. Vali Easley, infazdan önce yaptığı açıklamada, durumu detaylarıyla incelediğini ve jürinin oybirliğiyle aldığı, üst mahkemelerce de onaylanan idam kararının yerine getirilmesini durdurma yönünde bir gerekçe görmediğini belirtti. İdam edilen Boyd, 1988 yılında eski karısı Julie Curry Boyd ve onun babası Thomas Dillard Curry’i öldürdüğünü inkar etmemişti. Boyd’un cezası infaz edildiği sırada, cezaevinin dışında toplanan bir grup idam karşıtı, eylem düzenledi. Polisin yoğun önlem aldığı gösteri sırasında, eylemciler mum yaktı ve 1976’dan beri idam edilen 999 kişinin adını okudu. Daha sonra polis, 16 eylemciyi gözaltına aldı. Kısa süre önce hayata veda eden Rosa Parks anısına kurulan “The Parks Affinity Group” üyelerinden biri, idamı durdurmak için toplandıklarını, ancak 16 kişinin elleri kelepçelenerek gözaltına alındığını söyledi. Bu arada bir araştırmaya göre, ülkedeki 50 eyaletten 38’inde hâlâ yürürlükte olan idam cezası giderek daha az infaz ediliyor. Buna göre 2004 yılında ülke genelinde 59 kişi idam edildi. Bu sayı 1999’da 98’di. İnfaz edilen idam cezalarında toplam 355 infazla Teksas eyaleti başı çekiyor. İdam cezasının yasal olduğu Kansas, New Hampshire, New Jersey, New York ve Güney Dakota’da ise 1976 yılından bu yana kimse idam edilmedi. 1976’dan bugüne kadar uygulanan infazların 831’inde zehirli iğne, 152’sinde elektrikli sandalye, 11’inde gaz odası, 3’ünde dar ağacı, ikisinde ise kurşuna dizme yöntemi kullanıldı. Bir kamuoyu araştırmasına göre ABD halkının idam cezasına verdiği destek yüzde 80’den, yüzde 64’e düştü.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net