www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Başka ülke, tanıdık insanlar
Şiddet, uyuşturucu, alkol, seks... Dumana boğulmuş, yolunu kaybetmiş caz... Labirentler içinde “yırtmak” için çırpınan, ama insandan duvarlara çarpıp yine kendine dönen, kendi içinde bölünen, kendi sıkıntılarında boğulan insanlar. Bir başka ülkede değil aslında, burada, aramızda yaşıyorlar...

Fotoğraf sanatçıları işçilerin yanında...
Bir grup fotoğrafçı Deri-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan ve dokuz aydır direnişte olan Çorlu’daki İleri Deri işçilerini ziyaret edecek.

İki dil yoluyla uyum
Almanya’da yaşayan Türkiyeli çocukların, hem Türkçeyi hem Almanca’yı daha başarılı biçimde kullanması için “İki Dil Yoluyla Uyum” başlıklı bir proje hazırlandı.


Başka ülke, tanıdık insanlar
Taylan Özgür Efe
“Bir Başka Ülke” bildik insanlara, bildik yaşamlara dair bir hikâye. Amerikalı siyahi yazar James Baldwin, doğup büyüdüğü Harlem’den Paris’e de uzanan romanında bohem kişiliklerin yaşamını, ruh hallerini anlatıyor bize. “Bir başka ülkede” geçmesine rağmen İstanbul’da tamamlanan roman; karakterlerinin tanıdıklığıyla, sıkıntıları ve açmazları ile “bu ülkenin” hatta tüm ülkelerin insanları hakkında da çok şey anlatıyor aslında.
Şiddet, uyuşturucu, alkol, seks... Dumana boğulmuş, yolunu kaybetmiş caz...
Labirentler içinde “yırtmak” için çırpınan, ama insandan duvarlara çarpıp yine kendine dönen, kendi içinde bölünen, kendi sıkıntılarında boğulan insanlar. Bir başka ülkede değil, burada, aramızda yaşıyorlar...
‘Yırtma’nın imkansızlığı
Serbest yatırım kentin etine dişlerini geçirir ve durmadan semirip, durmadan büyürken gölgede kalmış insanlar kendileri ile, birbirleri ile ve de hayat ile amansız bir kavgaya zorlanırlar. Ve bu; kişiselleştiği oranda sonuçsuz kalmaya mahkûm olan bir kavgadır. Yaratılmış farklılıklar sahiplenilmiştir ve bu durum insanların bir araya gelmesinin, birbirini anlamasının önüne artık kendileri tarafından konulan engellere dönüşmüştür. Baldwin’in romanında her biri kendi kavgasında olan karakterlerin de bu nedenle birbirlerini anlamaları imkansız olur. Bu, küçük burjuva karakterlerin yaşamında güven, inanç, paylaşım, samimiyet yoktur.
Tek amaçları içine itildikleri yaşamdan kurtulmaktır. Bunun için de seviştiğin kişi de sevdiğin kişi de, en yakın dostun da önünde engeldir. Bu kavgada herkes aşılması gereken düşmandır. Kurtulacak olanların sayısı bellidir. Diğerleri ya kendilerini akıntıya bırakıp, sürüklenip duracaklardır ya da...
Müzisyenin intiharı
Açık olan diğer yol müzisyen Rufus’ın hikayesidir. Rufus barlarda çalışan genç bir müzisyen. Müzik yaparak “kurtulmak” istiyor. Ama insanların arasında nefes alamaz duruma geldiğinde kendini sulara bırakıyor. Aslında tüm yolların kapalı olduğu bu düzenekte çıkış da sadece bir başka bataklığın giriş kapısıdır. Caz müzisyeni Rufus’ın intihar etmesinin ardından, müzikle kurtulma amacını kız kardeşi İda gerçekleştirmeye çalışır. Ancak onun yolunun sonu da bir “iş adamının”, bir plak şirketi sahibinin yatak odasına kadardır. Ondan sonra kaderini müzik piyasasının kendisi belirleyecektir.
‘Yırtma yolu’
Romanın kahramanları Rufus, İda, yazar olmak isteyen Vivaldo, eşcinsel Eric ve sevgilisi Yves, yazar Richard ve eşi Cass. Aynı amaçla aynı çıkmazın içinde dönüp duruyorlar birbirlerine “çarparak”. Çünkü “yırtma” yolu sadece birkaç kişinin başarısına açık şekilde düzenlenmiştir.


Başa dön


Fotoğraf sanatçıları işçilerin yanında...
Bir grup fotoğrafçı Deri-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan ve dokuz aydır direnişte olan Çorlu’daki İleri Deri işçilerini ziyaret edecek. Amaçlarının direnişteki işçileri desteklemek olduğunu belirten Metin Avdaç, pazar günü Taksim Meydanı’nda yapacakları basın açıklamasından sonra Çorlu’ya hareket edeceklerini söyledi.
Destek ziyareti için bütün fotoğrafçıları da Çorlu’ya davet eden Avdaç, “Yapacağımız bir basın açıklamasının ardından Çorlu’ya ekmeği ve onuru için mücadele eden bu işçileri ziyarete ve orada da basına açıklama yapmaya gidiyoruz” dedi.
Mahkeme kararlarına ve yasalara rağmen patronun işçileri kapının önüne koyduğunu ve dokuz aydır bu tutumunu sürdürdüğünü belirten Avdaç, “İleri Deri işçileri sefalet koşullarındaki çalışmaya, altı ay çalışıp altı ay işsiz gezmeye, bir günde on dört saate varan çalışma koşullarına, keyfi olarak işten atılmalara son vermek, ‘dur’ demek için Türk-İş’e bağlı Deri-İş Sendikası’na üye oldular ve ertesi gün de sırf bu nedenden dolayı, anayasal haklarını kullandıkları için işlerinden atıldılar” dedi.
Sanatçıların desteğine ihtiyaçları var
34 işçinin ekmek ve sendika kavgasını polise rağmen sürdürdüğünü söyleyen Avdaç sözlerine son olarak şunları ekledi; “İşçiler açtıkları davaları da birer birer kazanıyorlar. Ancak bu patronu ikna etmeye yetmiyor, attığı çirkin adımdan geri döndürmüyor ve tek istekleri sendikalı bir şekilde işlerine geri dönmek olan bu işçiler, bizlerin, tüm aydın insanların, gerçeği tüm çıplaklığı ile yansıtanların desteğini bekliyor! Buna çok ama çok ihtiyaçları var” dedi.
Fotoğraf makinelerimizle...
Özcan Yurdalan, Yücel Tunca, Tülin Dizdaroğlu, Ali Öz, Haluk Çobanoğlu, Ali Nabi Kıran, Murat Yaykın, Metin Avdaç, Tanju Akleman gibi pek çok fotoğraf sanatçısının desteklediği basın açıklaması ve destek ziyareti için yapılan çağrıda da, “Biz fotoğrafçılar olarak fotoğraf makinelerimizle basın açıklamasında buluşalım” denildi.
Fotoğraf sanatçılarının, Çorlu’ya gitmeden önce yapacakları basın açıklaması pazar günü saat 12:00’de Taksim Tramvay Durağı’nda gerçekleştirilecek ve ardından Çorlu’ya doğru yola çıkılacak.


Başa dön


İki dil yoluyla uyum
Bonn’da bulunan Freie Akademie tarafından Almanya’da yaşayan Türkiyeli çocuklar için iki dilli kitaplar projesi başlatıldı. Daha önce de göçmen örgütleriyle ve görme engellilerle ortak çalışma yürüten Freie Akademie, projesini “İkisini de konuşabiliyorum- İki dil yoluyla uyum” sloganıyla ve “Almanya’daki Göçmen Çocukları İçin Yeni Bir Dinleme ve Okuma Kitabı Projesi” başlığıyla duyurdu. Projenin ilk kitabı olarak Gülsüm Cengiz’in Morpa Kültür Yayınları tarafından yayınlanan “Lamba Şişesi Nasıl Ampul Oldu?” başlıklı uzun öyküsü çocuklarla buluştu.
Freie Akademie Derneği’nin başkanı Norbert Reitz, projenin gerekçesini, amacını ve işleyişini şöyle anlattı: “Tüm çocuklara şans eşitliği! İki dillilik çocuklar açısından zenginlik, yararlı, birleştirici ve güzel bir şey olarak algılanmalı ve Avrupa’nın kültürel çeşitliliğini güçlendirmelidir. Bu kitap projesinin ilginç yanı, iki dilin de eşitçe yan yana durmaları. Çocuklar sağ tarafı mı yoksa sol tarafı mı okuyacaklarına kendileri özgürce karar verebilirler. Kitapla birlikte verilen Okuma CD’siyle de kitabı iki dilde dinleyerek okuyabilme olanağı sunuluyor. Değişik dillerde devamı da gelecek olan bu kitap, özellikle de Almanca ve yabancı dilleri konuşan çocukların birlikte eğitim gördükleri ilkokullardaki dersler için uygun. Biz bu çocuklara iki dili de aktif olarak kullanarak, iki dilliliğin avantajlarını görebilmeleri için onlara cesaret vermek istiyoruz”.
İlk kitap Gülsüm Cengiz’den
Bu projenin ilk kitabı; daha önce de “Ayşe’nin Günleri” adlı gençlik romanı ve on çocuk öyküsü Almanca’ya çevrilerek yayınlanmış olan Gülsüm Cengiz’e ait. Gülsüm Cengiz’in “Lamba Şişesi Nasıl Ampul Oldu?” adlı uzun öyküsü; “Die Lampe” yayınlandı. 19-23 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı’nda da tanıtımı yapılan kitap, camın bulunuşu, üretimi, kullanım alanları ve yeniden değerlendirilmesi ve en önemlisi de okumanın ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.
Freie Akademie, proje kapsamında, 24-31 Ekim 2005 tarihleri arasında, Gülsüm Cengiz’in de katılımıyla Almanya’nın değişik kentlerinde okuma ve tanıtım etkinlikleri düzenledi. Gülsüm Cengiz, bu etkinlikler sırasında yüzlerce ilkokul öğrencisinin yanısıra, onlarca eğitimci ve Türkiyeli anne baba ile buluştu. “Die Lampe” adlı kitaptan Türkçe ve Almanca okuma yapıldı, çocuklarla sorulu yanıtlı söyleşi gerçekleştirildi.
DİDF de destek verdi
Almanya Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) de düzenlediği etkinlikler ile Gülsüm Cengiz’i okurlarla buluşturdu. Gülsüm Cengiz’in ilkokul öğrencileriyle buluşmaları sırasında ilginç olaylar yaşandı. Köln’deki Stephan Lochner Schule öğrencileri yazarı sınıfta bulunan 19 ayrı ulustan çocuğun dili olan 19 ayrı dilde “Günaydın” diyerek karşıladı. Hamburg’daki Grundschule öğrencileri ise 6 dilde “Günaydın” diyen bir şarkıyı seslendirdiler. Hamburg ve Berlin’deki okul etkinlikleri sırasında, Türkiyeli çocuklar Almanca konuşan arkadaşlarıyla yazar arasında çevirmenlik yaptılar. Frankfurt- Dietzenbach’taki ana okuluöğrencileriyse yaptıkları minik bir uçurtmayı yazara armağan ettiler.
Basın ilgi gösterdi
Ankara’da Rock fırtınası
Ankara, Türkiye’nin aralıksız 7 yıldır yapılan ilk rock müzik festivali olan “Uluslararası Ankara Rock Station Müzik Festivali”ne evsahipliği yapacak. Ankara, İstanbul ve Bursa’dan 8 grubun sahne alacağı festival, 13 Kasım’da gerçekleştirilecek. Mart ayında yapılacağı duyurulan, ancak finansal problemlerden dolayı ertelenen festival, 8. kez seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Saklıkent Eğlence ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek festivale, Ankara’dan Arcane, Crossfire, Suicide, Solitude, Magick ve Sanrı, İstanbul’dan Knight Errant ve Bursa’dan Metaroth iştirak edecek. Bu yıl festivalde, Türkiye için bir ilk olan “Air Guitar Yarışması” da yapılacak.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net