www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sadık Özben’e istifa çağrısı
Migros işçileri, grev uygulamasına saatler kala toplusözleşmeyi kendilerinden habersiz imzalayan Genel Başkan Sadık Özben ve imzası bulunan yöneticileri istifaya çağırdı. İşçiler, Sadık Özben’in kendilerini temsil etmediğini söyledi.

‘Hatırımızı bile sormadılar’
Serna-Seral tekstil işçilerinin grevi 1.5 ayı geride bıraktı. Birçok zorluğa rağmen mücadelelerini kararlı şekilde sürdüren işçiler, sendikalardan destek alamamaktan şikayetçi.

Parmak izi ortada kaldı
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in başlattığı parmak izi uygulamasına ilişkin sendikaların yargıya yaptığı başvurular reddedildi.


Sadık Özben’e istifa çağrısı
Tez Koop-İş Sendikası İstanbul 4 No’lu Şube üyesi Migros işçileri, greve çıkmalarına saatler kala toplusözleşmeyi kendilerinden habersiz imzalayan Genel Başkan Sadık Özben’i istifaya çağırdı.
Şişli Camii önünde toplanan Migros işçileri, “Yavru kanguru Sadık istifa”, “Satılık başkan istemiyoruz”, “Bu işçi bu sendika satılık değil”, “İşçiler burada Sadık nerede?” sloganları attılar. Tez Koop-İş Genel Yönetim Kurulu Üyesi Esat Çalışkan ve İstanbul 2 No’lu şube üyeleri de eyleme katıldı.
İşçiler adına açıklama yapan Şube Başkanı Osman Gürsu, Genel Başkan Sadık Özben’in temsilciler kurulunda, defalarca, “talepler karşılanmazsa sözleşmenin imzalanmayacağını” söylediğini hatırlattı. Gürsu, “Özben, Başkanlar Kurulu’nda hiç kimsenin sözleşmeyi habersiz bir şekilde imzalayamayacağını, bunu yapanın, tutanağa geçirilen karar doğrultusunda sendikadan ihraç edileceğini söylemişti” dedi. Tüm genel merkez yöneticilerinin 4 No’lu şubeye gelerek temsilcilerle yaptıkları toplantıda yüzde 10 zammı kabul etmeyeceklerini ve grevi başlatacaklarını söyledikleri aktaran Gürsu, “Sadık Özben, 27 Ekim’de, şubeden ve işçilerden habersiz gece 22.30’da taleplerimizden oldukça uzak bir sözleşmeye imza attı” dedi.
‘Genel Merkez imzalamış deyin’
Sözleşmenin imzalandığını patrondan duyduklarını, gece çok geç saatlere kadar Özben’e ulaşamadıklarını belirten Gürsu, “Telefonumuza da çıktığında, bu sözleşmeyi işçilere nasıl anlatacağımızı sorduk. Bize verdiği yanıt, ‘genel merkez imzalamış dersiniz’ oldu. Ücret dışında imzalanan maddeleri ise bilmediğini ifade etti” diye konuştu. Başta Sadık Özben olmak üzere, imzası bulunan tüm yöneticileri istifaya çağıran Gürsu, Migros işçilerinin bundan sonra da taleplerine ve sendikalarına sahip çıkmaya devam edeceğini söyledi.

Migros işçileri : Özben bizi temsil etmiyor
Mehmet Erhan Oğuz:
Büyük umutlarla yola çıkılmış ve 6 ay direnilmiş bir sözleşmeydi. Ama sonunda 3 kişi yüzünden bu kadar insanın hakkı yenildi, satıldık resmen. Sendikaya güvendik, canla başla çalıştık ama kandırdılar. İstanbul şartlarına göre geçimimizi rahat sağlayacak bir ücret istiyorduk, ama asgari ücret alıyoruz. Yapılan bu sözleşmeyle 30 milyon zam yapıldı. Bu bizi tatmin etmiyor. Ücretimizi aldıktan birkaç gün sonra bitiyor. Borç alarak geçiniyorduk, öyle geçinmeye devam edeceğiz. Yıllardır bu şirkete emek veren insanlara verilen değer bu, yani değersisiz. Sadık Özben, perşembe gününe kadar, “greve çıkıyoruz” diyordu. Burdan alkışlarla uğurlandı. Biz de grev hazırlıklarını tamamladık. İçimiz rahattı artık hakkımızı alacağız diye. Ama adam gece imzayı atmış. Bizim ertesi gün haberimiz olduk. Küçük de olsa tepkimizi dile getirmek için buradayız. Bundan sonrada sessiz kalmayacağız.
Seyhan Atak
Sözleşmeye işçinin gözünden bakarsan yetmiyor tabiki. Çok kötü bir sözleşme. Benim ve arkadaşlarımın tepkisi sözleşmenin sonucundan çok kandırılmaktır. Dürüstçe bir tutum değil. Sonuçtan çok bu tutuma tepkidir. Günlerce burada toplantılar yapıldı, sonunda greve çıkma kararı alındı. Biz Bolu’dan dönüp sözleşmeyi imzalamasına tepki gösteriyoruz. Kazıklanmış gibi hissettik kendimizi. Geçen sözleşmeden dolayı zaten bir güvensizlik vardı. Biz bunu sürekli anlattık. “Yapmayacağım, işçilerle toplantı yapmadan imzalamayacağım” dedi, şeref sözü verdi. Ama adamlar alışmış bir kere.
Onur Özgül
Sözleşme bizim kendi içimizde anlaşamadığımızın göstergesi. 7 bin işçinin kendi arasında yüzde 20’ye anlaştığı, işverinin bunu görüp ona göre hareket ettiği, mağazalarını boşalttığı bir durumda, işçinin rızası olmadan imzalanması ahlaksızlıktır. İşveren de bu kişilerin bizi temsil etmediğini bile bile imzalayarak ahlaksızlığa ortak olmuştur. Bu sözleşmede bizim istediğimiz hiçbir şey olmadı. Grevimiz satıldı. Sadık Özben bu sendikanın başkanı değil çünkü bizi temsil etmiyor. Sadece işveren ile pazarlık yürüten, işçiyi satan biridir. Bu sözleşmenin sorumlusunun bedelini ödemesini istiyoruz. İstifa etsin. Eğer istifa etmezse taban bu durumu kabullenmemeli ve kongreye götürmelidir.


Başa dön


‘Hatırımızı bile sormadılar’
Ercan Karakaya
Serna-Seral tekstil işçilerinin grevi 1.5 ayı geride bıraktı. Birçok zorluğa rağmen mücadelelerini kararlı şekilde sürdüren işçiler, sendikalardan destek alamamaktan şikayetçi. Özellikle TEKSİF Genel Merkezi ve Türk-İş’in bugüne kadar grevi ziyaret etmediğini belirten işçiler, “Gelip hiç değilse halimizi hatırımızı sorsunlar” dediler. Serna-Seral işçileri, patronun toplusözleşme görüşmelerindeki uzlaşmaz tavrı üzerine geçtiğimiz ay greve çıktılar.
‘Bilinçli işçi istemiyorlar’
Patronun kendileriyle görüşmeye yanaşmadığını söyleyen Seral İşyeri Temsilcisi Suzan Gündüz, mücadeleyi kazanmaya kararlı olduklarını ve morallerinin çok iyi olduğunu kaydetti. Grev süresince birçok çevreden destek aldıklarını ifade eden Gündüz, TEKSİF Genel Merkezi ile Türk-İş’ten yeteri kadar destek göremediklerini aktardı. Yaptıkları eylemlere diğer sendikaları da çağırdıklarını dile getiren Gündüz, “Sadece sermaye değil, sendikal bürokrasi de bilinçli işçi istemiyor” dedi. Türk-İş ve TEKSİF’e seslenen Gündüz, “Burada bir grev olduğunu, buradaki işçilere sahip çıkılması gerektiğini görmeniz gerekiyor” diye konuştu.
‘Yüzlerini bile göremedik’
Dokuz yıldır Serna’da çalışan Sevim Sarıçiçek ise, “Eskiden müdürler bağırınca ağlıyordum, şimdi böyle bir şeye izin vermem” dedi. Artık her şeye daha iyi baktığını belirten Sarıçiçek, paylaşmayı, kenetlenmeyi ve güçlü olduklarını grev sırasında öğrendiğini söyledi. Ziyaretlerine gelindiği zaman mutlu olduklarını ifade eden Sarıçiçek şöyle konuştu, “Türk-İş ve TEKSİF genel merkezinden kimsenin yüzünü bile görmedik. En azından gelip burada bizimle sohbet etsinler, bize sahip çıksınlar. Biz kazanmaya kararlıyız.”
‘İşçi olduğumu öğrendim’
İşçi olduğunu sendikal mücadeleye başladıktan sonra öğrendiğini anlatan 14 yıllık Serna işçisi Hikmet Sarışahin, “Şu 16 ayda işçi olduğumu, bir sınıf olduğumuzu, birlikte güçlü olduğumuzu öğrendim” dedi. Verdikleri mücadeleyle gurur duyduğunu vurgulayan Sarışahin, çevrede çalışan işçilere örnek olduklarını, kazanmaları halinde onların da kazanacağına inandığını söyledi. Türk-İş ve TEKSİF’i kınayan Sarışahin, “Bir hayvanın başına bir şey geldiğinde bile herkes ona yardım etmek için seferber oluyor. Biz burda 72 kişi, ailelerle 1000 kişiye yakın ediyoruz, gelip bize niye sahip çıkmıyorlar” diyerek tepkisini dile getirdi. Maddi olmasa bile manevi olarak kendilerine destek verilmesi gerektiğini kaydeden Sarışahin, “Gelep hiç değilse halimizi hatırımızı sorsunlar” diye konuştu.

Çadırlarını yeniden kurdular
Serna-Seral işçilerinin daha önce kurdukları grev çadırı iki kez polis tarafından yıkıldı. İşçiler havaların soğuması üzerine yeniden çadır kurdular. İşçilerin ilk kurdukları çadır, şafak vakti, ikinci çadır ise yine çevik kuvvetin sert müdahalesiyle yıkılmıştı. Müdahalenin ardından 14 işçi gözaltına alınmış ve mahkemeye çıkarılarak “polise mukavemet etmekle” suçlanmışlardı. Çadırın grev için vazgeçilmiz olduğunu söyleyen işçiler, çevreden topladıkları malzemelerle yeniden çadır kurdular. Fabrika önünde 24 saat boyunca bir otobüs çevik kuvvet de beklemeye devam ediyor.

‘Sınıftan kopuklar’
TEKSİF Bakırköy Şube Başkanı Çetin Yelken, defalarca görüşmelerine, faks çekmelerine rağmen TEKSİF merkezinin moral ziyaretine dahi gelmediğini söyledi. Destek için 225 milyon lira ödenek veren genel merkezin bunu yeterli gördüğünü belirten Yelken, “Bunu verirken bile, ‘işçiler aidat ödemediler’ diyorlar” dedi. TEKSİF merkezinin sınıftan kopuk olduğunu ifade eden Yelken, “Grev başlayacağı zaman merkeze ve şubelere faks çektik, ‘dur bakalım’ dediler, bugüne kadar kimse gelmedi” diye konuştu. TEKSİF ve Türk-İş’e seslenen Yelken, “Grevler sendikaların onurlu mücadelesinin bir parçasıdır, gelip grevlerine sahip çıksınlar” dedi. Şube olarak işçileri sonuna kadar destekleyeceklerini vurgulayan Yelken, Serna-Seral işçisinin kazanmaya kararlı olduğunu söyledi.


Başa dön


Parmak izi ortada kaldı
Onur Bakır
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in başlattığı parmak izi uygulamasına ilişkin sendikaların yargıya yaptığı başvurular reddedildi. Gökçek ise belediye emekçilerini, “işten kaytarmakla” suçlamaya devam ediyor. Melih Gökçek, “parmak izi ile personel devam izlenimi” uygulamasını 15 Eylül’de başlatmış, uygulama için belediye emekçilerinin parmak izleri alınmıştı.
Ancak kısa sürede parmak izlerini okuyan cihazlarda sorunlar çıkınca, 461 milyar 400 milyona mal olan uygulama başlatılamadı. İhaleyi alan Doucart isimli firmayla da hiçbir güvenlik anlaşması yapılmamıştı. Parmak izlerinin toplanmasının güvenliklerini tehdit ettiğine dikkat çeken belediye emekçilerinin sendikaları ise uygulamayı yargıya götürdü. Tüm Bel-Sen Ankara 1 No’lu Şubesi, Gökçek hakkında “görevini kötüye kullanmaktan” Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunu inceleyen Başsavcılık, Tüm Bel-Sen’in şikayetini “parmak izlerinin toplanması ve kayda geçirilmesinin idari işlem niteliğinde olduğu, ceza hukuku alanında değerlendirilemeyeceği ve bu işlemin idari yargı makamlarının denetiminde olduğu” gerekçesiyle reddetti.
Yargıdan ret
MENSA’da birlik patronu rahatsız etti
Ücretlerinin düzenli ödenmesi için sendika ayrımı yapmadan önceki gün iş bırakan MENSA işçilerinin eylemi patronları rahatsız etti. Eyleme ilişkin bir açıklama yapan fabrikanın yönetim kurulu, eylemin “anlamsız” olduğunu ileri sürdü. Ücretlerinin zamanında ödendiğini iddia eden yönetim kurulu, “Yapılan eylem 2004 yılından beri devam eden sendikal iktidar kavgalarının bir devamıdır, bu yüzden bu eylem mesnetsiz ve nedensiz bir eylemdir. Maaşların ödenmediğini ileri süren sendika tarafından bir grup işçi yanlış yönlendirmiştir” dedi. İşçilerin eylemini “provokasyon” olarak değerlendiren MENSA patronları, bunun kurumlara ve bölge ekonomisine zarar verdiğini ileri sürdü. MENSA yöneticilerinin açıklamasına tepki gösteren DİSK Tekstil MENSA Şube Başkanı Ahmet Merkezli, yapılan eylemi işçilerin sendika gözetmeksizin gerçekleştirdiğini vurguladı. Merkezli, “İşçilerin birlikte hareket etmesinden MENSA yönetimi rahatsız olmuştur. Orada şu sendika veya bu sendika yoktu, fabrikadaki tüm işçiler o eylemdeydi” dedi. İşçilerin aylardır ücretlerini alamadıklarını dile getiren Merkezli, ikramiye ve sosyal yardımlarının da ödenmediğini belirtti. Merkezli, “İşçilerin ücretleri gününde ve içerideki paraları ödenene kadar eylemlerimizi aynı şekilde devam ettireceğiz” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net