www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Bakan duygu sömürüsü yaptı
Malatya Çocuk Yuvası’nı günler sonra ziyaret eden Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, yuvada kalan çocukların başlarını okşayıp ateşlerini ölçtü.

Altı aydır çadırdalar sahip çıkan yok!
Tunceli’de heyelan bölgesindeki evleri yıkılan 4 aile, 6 aydır çadırda yaşıyor. Havaların soğumasıyla endişelenen aileler, kara kara kışı nasıl geçireceklerini düşünüyorlar.

‘Türkiye açık cezaevi olacak’
Mersin Demokrasi Platformu’nun düzenlediği panelde TMY tasarısının ülkeyi açık cezaevine çevireceği, cezaevlerinin gazetecilerle dolacağı uyarısı yapıldı.

‘Büyük hesaplaşma’ya doğru Aliağa -1-
   Özelleştirme mücadelesi kızışacak

Türkiye petro-kimya sektörünün en büyük kuruluşları Petkim ve TÜPRAŞ yıllardır özelleştirme kıskacındaki kurumların başında geldi...


Bakan duygu sömürüsü yaptı
Aile ve Çocuktan Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, günler sonra Malatya Çocuk Yuvası’nda incelemelerde bulundu. Eleştirilerin hedefi olan Çubukçu kendini savundu.
Bakanlığının sorumluluğuna uygun davrandığını öne süren Nimet Çubukçu, sorumlular hakkında hızlı bir şekilde işlem yapıldığını belirtti ve istifayı düşünmediğini açıkladı. Ağlamaklı bir ses tonuyla yaptığı konuşmasında “bir çocuğun gözyaşı için makamını bırakabileceğini” söyleyen Çubukçu, 150 kuruluşu habersiz ziyaret ettiğini ve kendisine gelen hiçbir raporun sümen altı edilmediğini savundu. Olayın bir siyasi linç kampanyasına dönüştüğünü ifade eden bakan, partisinin olayla ilgisinin olmadığını iddia etti. Çubukçu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na yuva ve yurtlardaki durumla ilgili olarak çağrılmadığını savunarak, “Komisyona gitmemin sebebi, merkezi Washington’da bulunan bir kuruluşun zihinsel engellilere uygulanan elektro şok tedavisinin insan hakları ihlali olup olmadığı konusunda basına yansıyan raporlardı” dedi.
Çubukçu, daha sonra ardından Malatya Çocuk Yuvası’nda kalan 0-6 yaş grubu çocuklarla Malatya’dan uçakla ayrıldı.
Yeni bakıcılar da eğitimsiz
Öte yandan, Malatya Çocuk Yuvası’nda yaşanan olayın ardından incelemelerde bulunan CHP heyetinin raporunda, tutuklanan üç bakıcının yerine alınan üç kişinin de “tutuklananlarla aynı vasıfta ve ilkokul mezunu olduğu, hiçbir deneyim ve eğitimlerinin bulunmadığı” tespitine yer verildi.
CHP milletvekilleri Muharrem Kılıç, Özlem Çerçioğlu ve Erdal Karademir imzalı raporda, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından beş yılı aşkın süredir denetleme yapılmadığı belirtilerek, olayın sadece bakıcı anne konumunda çalıştırılan temizlik işçilerinin cezalandırılmasıyla giderilebilecek basitlikte olmadığı vurgulandı.
Gazetemizin sorularını yanıtlayan CHP Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç ise yuvayı incelemeye gittikleri 26 Ekim günü, tutuklanan bakıcıların yerine üç yeni eleman alındığının söylendiğini belirterek, şu açıklamalarda bulundu: “Bu üç kişiden ikisi işe başlamıştı. Bir tanesi de bizden sonra işe başladı. İşe başlayan Nursen Arı ve Hatice Bozkuş ile yüz yüze görüştük. İkisi de ilkokul mezunuydu. Uzman olmayan, eğitim almamış kişiler. Özellikle sorduk tahsilleri var mı, bu konuda eğitim almışlar mı, daha önce böyle bir kurumda çalışmışlar mı diye. ‘Hayır’ yanıtı verdiler. Bizim incelememizden sonraki günlerde yeni uzmanlar alınmışsa bilemem. Ancak biz oradayken durum böyleydi.”

‘Maliye Bakanlığı kadro vermiyor’
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Ev Ekonomisi Yüksekokulu Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mübeccel Gönen ise, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ‘’Öğrencilerimiz stajlarını bu tür kurumlarda yaptıkları için yuvalarda yaşanan birçok şeye tanık oluyoruz. Bu nedenle dayak olayının sadece Malatya’daki yuvaya özgü olmadığını biliyoruz’’ diye konuştu. Gönen, SHÇEK bünyesindeki yuvalarda normalde 5 çocukla ilgilenmesi gerekirken en az 20 çocuğa bakmak zorunda kalan personelden verimli olmasını beklemenin anlamsız olduğunu söyleyerek, “Sorunun kökeninde kadro meselesi var. Zira Maliye Bakanlığı yıllardır bu kurumlara kadro vermiyor. Kadro verilmediği için kurumlara yanlış insanlar alınıyor, yanlış uygulamalar da bundan kaynaklanıyor. Buralarda kendi tanıdıkları insanları sözleşmeli olarak çalıştıran Sosyal Hizmetler İl müdürleri neyi denetleyeceklerini bilmiyorlar. Çünkü meslekten yetişmiş insanlar değiller, siyasi olarak o makama oturmuşlar” dedi. Türk Psikologlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ayşe Yalın da, Malatya Çocuk Yuvası’nda kalan çocukların desteklenmesi konusunda dernek olarak işbirliği yapmaya hazır olduklarını bildirdi.


Başa dön


Altı aydır çadırdalar sahip çıkan yok!
Cem Emir - Emrah Naki
Tunceli’nin Pertek ilçesine bağlı Karagüney köyünde; heyelan bölgesinde olduğu için evleri yıkılan aileler, 6 aydır çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Havaların soğuması, onları daha da endişelendiriyor. Tek özlemleri, başlarını sokabilecekleri bir ev...
Pertek’in Karagüney köyü, 20 yıl önce heyelan bölgesi ilan edilerek, buradaki evlerin boşaltılması kararı alındı. O dönem 4 aile, kendilerine tanınan konut hakkından faydalanmayı kabul etmeyerek, evlerini terk etmedi. Ancak geçtiğimiz aylarda Sivas’ta meydana gelen heyelan, köylüleri tedirgin etti. Bu nedenle valiliğe başvuran köylüler, yardım talebinde bulundu. Köylüler yardım beklerken, valilik heyelan bölgesindeki evlerin yıkılmasını istedi.
Yetkililere sitem
Mayıs ayında evleri yıkılan aileler, o tarihten beri çadırda kalıyor. Ailelerden biri Pertek ilçesine göç ederken; kalan üç aile ise okul ve lojmanı tamir ederek kışa hazırlık yapıyor. Akşamları dışarıya kurdukları sobanın etrafında ısınmaya çalıştıklarını anlatan Adile Balkış, yetkililerin ilgisizliğine sitem etti. Balkış, “Devlettir yıkın dedi, yıktık. Ama bir gelip sorsalardı” diye konuştu. Kışın yaklaştığını ve çaresizlik içinde beklediklerini ifade eden Balkış, hayvanlarla içiçe yaşamak zorunda kaldıkları için 2 defa enfeksiyon kaptığını dile getirdi.
‘Dayanılmaz soğuk var’
Fethi Balkış ise, kalabalık oldukları için aile fertlerinden bir kısmının çadırda kaldığını kendilerinin ise, açık havada uyuduklarını söyledi. Balkış, “Yağmur yağdığında her yer çamur oluyor. Gece 2 yorgan örtüyorum. Ama dayanılmaz bir soğuk var” diyerek içinde bulundukları durumu anlattı.

MUHTAR: BİZE KİMSE SAHİP ÇIKMIYOR
Bir süre çadırda kalan fakat daha sonra bir kısmı yıkılan okul lojmanını tamir ederek yerleşen Köy Muhtarı Hüseyin Balkış, yıkımdan sonra defalarca yetkililere başvurduklarını fakat olumlu bir yanıt alamadıklarını belirtti.
“Kış yaklaşıyor. Kimse bize sahip çıkmıyor” diyen Muhtar Balkış, milletvekillerinin ilgisizliğinden yakındı. Köyde milli eğitim müdürlüğü ve müftülüğe ait arsaların bulunduğu ve bu arsaların kendilerine belirli bir bedel karşılığında satılmasının düşünüldüğünü anlatan Balkış, “Ev yapmak için arsa verilecek fakat henüz bir gelişme yok. Vali bey de yardım edeceğini söyledi, ama nasıl bir yardım bilmiyorum” dedi.


Başa dön


‘Türkiye açık cezaevi olacak’
Mersin Demokrasi Platformu “Terörle Mücadele Yasa Tasarısı ve İnsan Hakları” konulu bir panel yapıldı. Kristal-İş Sendikası salonundaki panele Avukat Ali Bozan ile EMEP Adana İl Başkanı Avukat Sevil Aracı katıldı.
Ali Bozan, Terörle Mücadele Yasa Tasarısı’nın Adalet Bakanlığı’nın talebiyle oluşturulan bir komisyon tarafından hazırlandığını dile getirdi. Tasarının Türkiye’yi adeta bir açık cezaevine dönüştüreceğini ifade eden Bozan, “Tasarı bu haliyle yasalaşırsa Anayasanın 15. maddesinin değişmesi gerekir” diye konuştu. Bazı Avrupa ülkelerindeki yasalarla Türkiye’deki yasayı karşılaştıran Bozan, “İngiltere’de terörle mücadele yasası sadece yabancıları kapsıyor ve süreli. Gerekli görülürse bu süre uzatılıyor. Ancak bizdeki tasarıya göre bütün toplum yasa kapsamına giriyor ve bunun bir süresi yok” dedi.
‘ABD karşıtlığı da suç sayılacak’
Sevil Aracı ise tasarıdaki maddeleri değerlendirdi. Tasarıda terör kavramının çok muğlaklaştırıldığını vurgulayan Aracı şöyle konuştu: “Türkiye’de yüzde 85 oranında ABD karşıtlığı var. İşçi, emekçi eylemlerinde IMF aleyhine sloganlar atılıyor. Bunlar bile tasarının kapsamına giriyor. İncirlik Üssü kapatılsın demek bile terör suçu sayılabilecek. Eylemlerde şiddet olup olmadığına bile bakılmayacak. Bir yazı, resim bulundurmak bile suç sayılabilecek.”
Tasarıyla basın özgürlüğüne çok büyük kısıtlamalar getirileceğine değinen Aracı, “Tasarı yasalaşırsa cezaevleri yine gazetecilerle dolacak” diye konuştu.
Tasarıya karşı toplumun bütün kesimlerinin mücadele etmesi gerektiğini belirten Aracı, en başta toplumun örgütlü kesimlerinin bir araya gelmesinin zorunlu olduğuna dikkat çekti.


Başa dön


‘Büyük hesaplaşma’ya doğru Aliağa -1-
   Özelleştirme mücadelesi kızışacak
HAZIRLAYANLAR: Özer Akdemir, Gürsoy Turan
Türkiye petro-kimya sektörünün en büyük kuruluşları Petkim ve TÜPRAŞ yıllardır özelleştirme kıskacındaki kurumların başında geldi. Petkim, 1987 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile özelleştirme kapsamına alınırken, TÜPRAŞ, Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı Yasası ile özelleştirme programına dahil edildi. Bu iki kurumda çalışan binlerce işçi, o tarihten bu yana kendi deyimleriyle “özelleştirme belası”yla yaşamak durumunda kaldılar.
Petrol-İş Aliağa Şubesi TÜPRAŞ ve Petkim’de örgütlü sendikanın en dinamik şubelerinin başında geliyor. Her iki kurumun özelleştirilmesine dönük çabalara karşı yapılan eylemlerde etkin olan Aliağa Petkim ve TÜPRAŞ işçileriyle, verdikleri mücadelenin sorunları ve geleceği hakkında görüştük. Her ne kadar TÜPRAŞ’ın özelleştirme ihalesi yapılmış olsa da, yargı sürecinin devam ettiğine ve Petkim’in önümüzdeki dönemde özelleştirilecek kurumlar arasında sayıldığına dikkat çeken işçiler mücadelenin kızışacağını söylüyor.
Sermaye ile emek emek cephesi arasındaki en önemli hesaplaşmanın Aliağa’da olacağına inanan işçiler, bu “hesaplaşmanın” emek cephesi lehine sonuçlanması için özelleştirmeden zarar gören tüm kesimlerin mutlaka birleşmesi gerektiğini belirtiyorlar. En büyük işçi örgütü Türk-İş’in, bu birliğin sağlanmasındaki isteksizliğine karşı, tabanın daha da ısrarlı olması gerektiğini söyleyen TÜPRAŞ ve Petkim işçileri, tüm güçleriyle mücadelede kararlı olduklarını dile getiriyorlar.
İşçilere şu soruları yönelttik:
- Sizce özelleştirmeye karşı mücadelenin sorunları nelerdir?
- Herkes özelleştirmeye karşı birlikte mücadelenin şart olduğunu söylerken, bu bir türlü gerçekleştirilemiyor. Sizce birlik nasıl sağlanacak?
- Özelleştirmeye karşı mücadelede birliğin sağlanmasında işçilerin rolü ne olmalıdır?
- TÜPRAŞ’ın bugünkü durumunu nasıl buluyorsunuz?

Alttan gelen dalgaya hiçbir sendika karşı koyamaz
Mehmet Salih Rakıcı (Petrol-İş Aliağa Şube Örgütlenme Sekreteri):
1 - Özelleştirmeye karşı tüm sendikalar birlikte hareket etmemiz gerekiyor, ama maalesef bu başarılamadı. Üç konfederasyon arasındaki görüş ayrılıkları buna engel oldu. Biz Türk-İş’e bağlıyız, Türk-İş içerisindeki sendikalar da ortak hareket edemiyor. Birkaç sendika hariç diğerleri özelleştirmeye karşı mücadelenin içinde yer almıyor.
2 - “Birlik sağlanmalı” sözünü, çoğu laf olsun diye söylüyor. Bu sözü söyleyenlere “Buyrun hareket edelim” diyoruz, yoklar. Böyle birlik olmaz. Petrol-İş olarak üzerimize düşen görevi yaptığımıza inanıyoruz. SEKA’ya, Seydişehir’e yığınsal olarak gidip gerekli desteği vermeye çalıştık. Erdemir’e, TEKEL’e, TELEKOM’a çeşitli şekillerde destekler verdik. Ortak eylemden, birleşik mücadeleden bahsedenler şu ana kadar kendi dışlarında yapılan eylemlere ne kadar destek verdiklerini bir düşünmeli. Önüne gelen her şeyi söylüyor, ama kimse elini taşın altına sokmuyor.
3 - Sendikalardaki yöneticiler önce kendileri inanmalı ki üyelerine anlatabilsin. Ancak böylesi bir durumda üyeden de olumlu tepkiler gelir ve hareket başlayabilir. Önünde durulamayacak yeni bir işçi sınıfı hareketi başlatılabilir. Ama bu şubelerin üyelerine ne verdiğine bağlı. Ne verirseniz onu alabilirsiniz. İşyerlerinden şubelere doğru bir hareket yayılırsa ancak önemli eylem kararları alınabilir. Alttan dalga dalga yayılan mücadele taleplerine hiçbir sendika karşı duramaz.
4 - Bizde, dün de bugün de inanç mevcut. Bu inanç sayesindedir ki geçmişte TÜPRAŞ özelleştirmesinden geri dönüldü. Birlik ve beraberlikten çok şeyler doğabileceğini herkes gördü. Şimdi de herkes geçmişte olduğu gibi bu TÜPRAŞ özelleştirilmesinin geri döneceğini düşünüyor. Bunun için her türlü mücadeleye de hazır olduklarını söylüyor. Şu an için herhangi bir kırılma yok. Kurduğumuz Memleket Nöbeti Çadırı’na birçok kesimden, kişi ve kurumlar gelerek “Ortak neler yapabiliriz?” diye sordular. Bunu önümüzdeki günlerde tekrar görüşeceğiz.

‘Ben kurtulayım’ düşüncesinden kurtulmalıyız
Ebru Ersan (PETKİM):
1- Sendika üyeleri kendi işyerleri ile ilgili bir özelleştirme söz konusu olduğunda gerekli mücadeleyi veriyorlar. Kendileri ile ilgili risk ortadan kalktığında ise diğer özelleştirme kapsamındaki işyerlerine destek vermiyor. Yani herkes kendi işi ve işyeri için direniyor.
2 - Ben kurtulayım düşüncesinden kurtulup, biz kurtulalım düşüncesine erişmek gerekiyor. Karşılıklı destek alıp verilecek ortamlar yaratılmalı. Sendikalar sadece eylem zamanları birleşmemeli. Zaman zaman sendikalar arası toplantılar, eğlenceler, yemekler vb. yapılmalı. Kişiler arkadaş, dost ve tanışık olmalı. Böylece verilen ve alınan destek iki arkadaş arasındaki paylaşım gibi samimi olur, zoraki değil.
3 - Sendika yöneticileri üyelerini bu konuda aydınlatmalı, gerekli ortamları yaratmalı, olanlardan tamamen haberdar etmeli.
4 - Artık klasik eylemlerin dışına çıkılıp daha çok ilgi çeken, ses getiren ilginç eylemler planlanmalı. Bu eylemlere daha çok basın mensubu ve daha geniş kitlelere ulaşan kanallar bir şekilde getirilmeli.

Türk-İş zorlanmalı
Hüseyin Şahin (TÜPRAŞ):
1 - Özelleştirmeye karşı mücadelenin en büyük eksikliği, sürekliliğin olmayışında ve sendikaların samimi davranmamasında görüyorum. Ayrıca halka anlatmakta yetersiz kalınıyor.
2 - Türk-İş yeterince sahip çıkmıyor. O sahip çıkarsa diğer sendikaların tutumu ona göre olacaktır. Türk Metal, Petrol-İş, Haber-İş birlikte harekete edeceklerini açıkladılar, ama baktığımızda birlikte eylem örgütlemedikleri gibi, birbirlerinin eylemlerine destekleri de yeterli değil. Oluşacak birliktelik daha ilkeli ve kararlı olmalı.
3 - İşçilerin kendi işyerlerindeki mücadele dışında yapabileceği fazla bir şey görünmüyor. Ayrıca TÜPRAŞ için bakılınca artık süre az ve işçilerin böyle bir hazırlığı yok. SEKA ve Seydişehir’de olduğu gibi işyerine sahip çıkan bir tutumu olmalıdır. Bunun için Türk-İş zorlanmalıdır. Özelleştirmeye karşı olan siyasi partiler harekete geçirilmelidir. En geniş birliğin sağlandığı dönem, ülke genelinde bütün işyerlerinde SEKA direnişine destek için bir günlük eylem yapıldığı dönem oldu. Bugün işyerlerinde de ülkede de böyle bir hava yok. Ayrıca eylem yapmış olmak için eylem yapılmamalı. Özelleştirmeyi durdurmak için eyleme geçilmeli. Aslında özelleştirmeyi durdurmak için koşullar mevcut. Bu hükümetin zayıfladığını düşünüyorum. Hükümeti hedef alan eylemlere yönelinmeli. Mücadelemizi Manisa’da miting yapan onbinlerce köylü ile birleştirmeliyiz.
4 - Yeterli bir birikime sahip değil, beklenti var. Ancak son noktada eyleme geçilirse bu ruh halinin değişebileceğini düşünüyorum. Değişmelidir. En azından işyeri düzeyinde SEKA ve Seydişehir’in gerisinde kalmamalı. Ancak yeniden vurgu yapmak istiyorum, Türk-İş özelleşmeye karşı mücadeleyi ortaklaştırmalı.
Yarın: Söylem devri bitti artık


Başa dön


Parti değiştirme kavgası
Anayasa değişikliği görüşmeleri sırasında ANAP ve CHP’li milletvekilleri birbirine girdi. Değişiklik teklifinin ikinci tur oylamasına geçmeden önce ANAP’lılar, CHP ile AKP’nin vardığı mutabakatı, “çirkin pazarlık” olarak niteledi. CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce karşılık olarak, “Parti değiştirenler bize ahlak dersi veremez” deyince ortalık karıştı. Milletvekilleri birbirinin üzerine yürürken, CHP Mersin Milletvekili Şefik Zengin, CHP’den istifa edip ANAP’a geçen Mersin Milletvekili Hüseyin Güler’e yumruk attı. Milletvekilleri araya girerken oturuma ara verildi.
Eren Keskin gözaltında
Almanya’nın Berlin kentinde yapılan bir konferansa katıldıktan sonra Türkiye’ye dönen İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı Eren Keskin, gözaltına alındı. Keskin’in, pasaport kontrolü sırasında hakkında Kartal 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen “gıyabi tutuklama” kararı gerekçe gösterilerek gözaltına alındığı belirtildi. İHD’nin açıklamasına göre Keskin, bugün sabah saatlerinde, ifadesi alınmak üzere mahkemeye götürülecek. Keskin hakkında 2002’de Almanya’da düzenlenen bir konferansta “silahlı kuvvetlerin manevi şahsiyetine hakaret ettiği” iddiasıyla dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir’in suç duyurusu üzerine dava açılmıştı.
Zorunlu hizmet kuraları 25 Kasım’da
Bazı sağlık personeline devlet hizmeti yükümlülüğü getiren kanun gereğince, Sağlık Bakanlığı internet sitesinde ilan edilen doktor ve uzman doktorlar için 25 Kasım Cuma günü kura çekilecek. Bakanlığın verdiği ilana göre 5 Temmuz 2005’ten itibaren yurtiçinde veya yurtdışında öğrenimlerini tamamlayan tabip, uzman tabip, uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzman tabip unvanını kazanan 878 doktor ve uzmanlık belgeleri tescil edilen 146 personel kuraya katılacak. Devlet hizmet yükümlülüğü kapsamındaki personel, bu görevlerini tamamlamadan mesleklerini icra edemeyecekler.
Bölge beyaza büründü
Doğu Anadolu Bölgesi, Sibirya’nın yüksek basıncından gelen ve Karadeniz üzerinden bölgeyi etkisi altına alan yoğun kar yağışının etkisi altında kalınca, bölgede şehirler arası ulaşım felç oldu. İki gündür aralıksız yağan kar, Erzurum-Artvin ve Erzurum-Ağrı karayollarının çevreyolu ile Erzurum-Bingöl Karayolu’nun Çirişli mevkiinde yolların ulaşıma kapanmasına neden oldu. Kar kalınlığının yaklaşık 1 metreyi bulduğu bölgelerde ulaşım tamamen durdu. Özellikle ağır ve hafif tonajlı araçlar, yollarda mahsur kalarak saatlerce ulaşımın açılmasını bekledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net