www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Başöğretmen Rukiye!
Mardin’de bir ilköğretim okulu öğretmensiz kalınca 5’inci sınıf öğrencisi Rukiye Koçhan, 20 öğrenciye öğretmenlik yapmaya başladı.

Dünya Bankası hekimliği
Düzce’de başlatılan aile hekimliği pilot uygulamasının yankıları sürerken, aile hekimliği sistemini Dünya Bankası’nın dayattığı ortaya çıktı.

Gıda denetiminde yetki karmaşası
Gıda Mühendisleri Odası, gıda denetimi konusunda yetki sorunu nedeniyle bu alanda kaos yaşandığı uyarısında bulundu.

Hastanelerde akla zarar ‘tedavi’
Uluslararası Zihinsel Engellilik ve Psikiyatride İnsan Hakları isimli kuruluş, Türkiye’deki bazı hastane ve rehebilitasyon merkezlerinde işkence denilebilecek tedavi yöntemlerinin kullanıldığını açıklayan bir rapor yayımladı.


Başöğretmen Rukiye!
Vedat Kurşun
Mardin’in Kızıltepe ilçesine bağlı Kuyucak Köyü İlköğretim Okulu, öğretmensiz kalınca 5’inci sınıf öğrencisi Rukiye Koçhan, 20 öğrenciye öğretmenlik yapmaya başladı. Olayı traji-komik olarak değerlendiren Eğitim Sen, öğretmenlik yapan Koçhan’a ders ücreti verilmesini istedi. Küçük öğretmen Rukiye Koçhan ise, “Geleceğimizin kararmaması için başbakanımızdan daha iyi bir okul ve öğretmen istiyorum” dedi.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in önceki gün ziyaret ettiği Mardin’in Kızıltepe ilçesinde, Çelik ve devletin görmediği vahim bir eğitim tablosu ortaya çıktı. Kızıltepe’ye bağlı Kuyucak Köyü İlköğretim Okulu’na eğitim-öğretim sezonu başında sözleşmeli öğretmen gönderildi. Fakat sözleşmeli öğretmen okul şartları ve kalacak yer olmadığı gerekçesiyle göreve başlamadı. Bunun üzerine öğretmensiz kalan okulda 5’inci sınıf öğrencisi Rukiye Kolçan, öğretmenlik yapmaya başladı.
Durumdan kendine vazife çıkaran Koçhan, 10’u kız 20 öğrenciye 3 haftadır ders veriyor. Derslerin boş geçmemesi için öğretmenliğe başladığını anlatan Koçhan, okumayı çok sevdiğini söyledi. Öğretmenleri olmadığı için arkadaşlarına ders verdiğini ifade eden Koçhan, “Eğer okulumuza bir öğretmen gönderilirse biz de okuyup üniversiteye gideceğiz ve devlete yararlı bir insan olacağız. Öğretmen olmadığı için bunun olması imkansız. Geleceğimizin kararmaması için başbakanımızdan daha iyi bir okul ve öğretmen istiyorum” diye konuştu.
‘Öğretmen istiyoruz’
Harabe halindeki okulun 3. sınıf öğrenci Hamdiye Koçhan, “Yetkililerden okulumuza bir öğretmenin gönderilmesini istiyoruz” dedi. Öğretmen olmak istediğini söyleyen Hamdiye Koçhan, “Köyümüzde öğretmen olmadığı için dersleri öğrenemiyoruz. Eğer bizim köyümüzde öğretmen olsaydı ben de çok çalışıp öğretmen olurdum ve köyüme gelip görev yapardım. Ben öğretmen olduğum zaman hiçbir zaman öğrencileri böyle bırakmam ve onlara ders verirdim. Benim öğretmen olabilmem için başbakandan köyümüze bir öğretmen göndermesini istiyorum” şeklinde konuştu.
‘Devlet bize kulak versin’
Yusuf Koçhan adlı köy sakini, çocuklarının okuma yazma öğrenebilmeleri için kendi imkanlarıyla köyde okul yaptıklarını, bu çabalarına rağmen okullarının öğretmensiz kaldığını belirtti. Koçhan, köye bir öğretmen gönderilmesini ve okul binasının onarılmasını isteyerek, şunları söyledi; “Ne kadar yetkililere söylediysek bize öğretmen göndermediler. Okulumuz 3-4 seneden beri harabe durumundadır ve şimdiye kadar okulumuzun onarılması yönünde hiçbir yardım alamadık. Biz bu koşullarda çocuklarımızı okutmaya çalışıyoruz. Devlet yetkililerinin bizim sesimize kulak vermesini ve bize yardımcı olmasını istiyoruz.”

EĞİTİM SEN: RUKİYE’YE DERS ÜCRETİ VERİLSİN!
Eğitim Sen Mardin Şube Başkanı İrfan Öztürk, birçok köyde olduğu gibi Kuyucak köyünde de eğitimde çok ciddi problemler yaşandığını kaydetti. Avrupa Birliği müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim tarihine günler kala yaşanan tablonun traji-komik olduğunu dile getiren Öztürk, “Bu olayı en başta Sayın Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in görmesi gerekir. Bu sıradan bir olay değildir. Doğrudan doğruya kutsal ve evrensel olan eğitim hakkının ihlalidir. Bu, sorumlular hakkında yasal işlemler başlatılması gereken bir ihlaldir” dedi.
Öztürk, çocukların temel bir hak olan eğitim hakkının gasp edildiğini ve ellerinden alındığını dile getirerek, “Asıl ilginç olan durumdan vazife çıkaran bir kız çocuğunun öğrencilere ders vermesidir. Bu ilginç ve komik olay, bölgemizin ve Türkiye’nin 21’inci yüzyıl fotoğrafı. Aslında şöyle bir talepte bulunulması gerekiyor. Bu kız çocuğu ek derslerin ücretini alsın, yani sözleşmeli öğretmen olarak o köye atansın” diye konuştu.
Öztürk, Kuyucak Köyü İlköğretim Okulu öğrencilerinin yürek parçalayan bu manzaraya rağmen kendilerini umutlandırdığını kaydederek şöyle konuştu: “Her şeye rağmen kendilerini eğitmeye çalışıyorlar. Türkiye’nin ve Milli Eğitim Bakanı’nın gözlerine baka baka, hatta AB müzakere sürecine bir göndermede bulunacak tarzda eğitim sorunlarını kendileri hal etmeye çalışıyorlar. Eğer yetkililer görevlerini yerine getiremeyecekse o halde herkes mahalle mekteplerini kursun ve eğitim ve öğretime devam etsin.”

BAKAN ÇELİK SKANDALI GÖRMEDİ
Kızıltepe’nin Kuyucak Köyü İlköğretim Okulu’nda, öğretmen skandalı yaşanırken; Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, önceki gün aynı ilçede M. Emin Değer adlı işveren tarafından yapılan ilköğretim okulunun açılışına katıldı. Açılışta konuşan Bakan Çelik, hükümetin eğitim alanındaki çalışmalarını “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük başarısı” olarak nitelemekten de geri durmadı.


Başa dön


Dünya Bankası hekimliği
Onur Bakır
Düzce’de başlatılan aile hekimliği pilot uygulamasının yankıları sürerken, aile hekimliği sistemini Dünya Bankası’nın dayattığı ortaya çıktı. Dünya Bankası’nın (DB) Mart 2003 tarihli raporunda Türkiye için hazırlanan “reform” takviminde “aile hekimliği uygulaması için eğitim verilmesi, akreditasyon yapılması ve pilot uygulamanın başlatılması” gündemlerinin yer aldığı görüldü. AKP Hükümeti’nin “Sağlıkta Dönüşüm Projesi” adı altında yürüttüğü sağlık politikalarının arkasında DB ve IMF gibi uluslararası finans kurumlarının yer aldığı yeni örneklerle görülmeye devam ediliyor.
DB’nin Mart 2003 tarihli “Turkey-Reforming the health sector for improved access and efficiency” (Türkiye-Güçlendirilmiş Erişim ve Verimlilik için Sağlık Sektörü Reformu) başlıklı raporunda “koruyucu sağlık hizmetleri sunumunun güçlendirilmesi” başlığı adı altında koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine değinilerek, etkin bir koruyucu sağlık hizmeti sisteminin sağlık alanındaki maliyeti de düşüreceği belirtiliyor.
2003 tarihli DB raporunda aile hekimliğinin yanı sıra, AKP Hükümeti’nin yaşama geçirmekte olduğu, “sosyal güvenlik kurumlarının ve sağlık hizmetlerinin tek çatı altında toplanması, zorunlu sağlık sigortasına yani Genel Sağlık Sigortası’na geçilmesi, temel teminat paketi oluşturulması, hastanelere özerklik sağlanması, performans odaklı uygulamalara geçilmesi ve özel sağlık sigortalarının özendirilmesi” de yer alıyor.
Aile hekimliğinin nimetleri!
Bu alanda yapılacak reformlardan birinin de “aile hekimliği kavramı ve uygulamasına geçilmesi” olduğunun kaydedildiği raporda aile hekimliğinin “nimetleri” sıralanıyor. Aile hekimlerinin tüm aileye sağlık hizmeti sunacağının belirtildiği raporda, aile hekimliğinin hekimler ile aile üyeleri arasında daha yakın ve insancıl bir iletişimin kurulmasını sağlayacağı öne sürülüyor. Raporda aile hekimliği de dahil olmak üzere koruyucu sağlığı güçlendirmek için yapılacak çalışmaların sabit maliyetinin ise 100 milyon dolar olduğu kaydediliyor.
Türkiye için önerilen sağlık “reformu” programında “koruyucu sağlığı güçlendirmek” başlığı da yer alıyor. Bu başlık altında “aile hekimliği uygulamasının akreditasyonu ve eğitimi için protokoller yapılması ve aile hekimliğinin pilot olarak seçilen belli bölgelerde uygulanması” yer alıyor. Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları DB’nin önerdiği modelin yaşama geçirildiğini ortaya koyuyor. Düzce’deki pratisyen hekimler ve diğer sağlık çalışanları eğitim programlarından geçirilmesinin ardından aile hekimliğine başvurular alınmıştı. Sağlık Bakanlığı akreditasyon alanındaki çalışmalarına da hız verdi.


Başa dön


Gıda denetiminde yetki karmaşası
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası 4. Kongresi başladı. Kongrenin açış konuşmasını yapan TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Petek Ataman, gıda denetimi konusunda yetki sorunu nedeniyle yaşanan belirsizliğin Türkiye’yi kaos ortamına sürüklediğini belirterek, bu konuda bir netliğin olması ve kurumlar arasında yetki konusunda yaşanacak sıkıntılara şimdiden son verilmesi çağrısında bulundu.
Türk Standartları Enstitüsü Kongre Salonu’nda düzenlenen kongreye katılması beklenen Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker mesaj gönderdi. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan hiçbir yetkilinin katılmadığı kongrede, çok sayıda akademisyen hazır bulundu.
Ortak çözümler
Kongrenin açış konuşmasını yapan TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Petek Ataman, yeterli ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek, amaçlarının bu güvenliği sağlamak olduğunu belirtti. Gıda güvenliği konusunda yaşanan sorunlara ortak çözümler üretilmesi gerektiğini vurgulayan Ataman, “Burada üreteceğimiz çözümleri yetkililere ulaştırabilirsek kongremiz amacına ulaşmış olacak” dedi.
Denetimin Tarım Bakanlığı’nda olduğu belirtilirken şimdi belediyelerin de devreye girdiğini kaydeden Ataman, bu konuda bir netliğin olması ve kurumlar arasında yetki konusunda yaşanacak sıkıntılara şimdiden son verilmesi gerektiğini söyledi.
Meslek odaları olarak katılımcılığın önemine inandıklarını vurgulayan Ataman, her kurumun farklı düşünceleri olduğunu bunların bir araya getirilmesi ve birleştirilmesi ile çözüm konusunda daha gerçekçi sonuçlar ortaya çıkabileceğini söyledi.
Tarım politikalarına eleştiri
Ataman, tarım ve gıda konusunda yürütülen politikaları eleştirerek, daha uzun vadeli ve kesintisiz bir politika yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Tarım Bakanlığı’nda AB süreci çerçevesinde yeniden yapılanma yaşandığını belirten Ataman, yapılan yapılanma çalışmalarına dair kendi görüş ve düşüncelerinin alınmamasını eleştirerek, şunları ifade etti: “Bizimle herhangi bir şey paylaşılmadı. Sadece bizimle de değil, aynı zamanda bakanlık içinde de bu sürece katılamayanlar var ve orada bir netsizlik durumu söz konusu.”
Ataman’dan sonra TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Berin Şenöz yaptığı konuşmada 8 Ekim’de TMMOB’nin yapacağı mitinge katılım çağrısında bulundu.


Başa dön


Hastanelerde akla zarar ‘tedavi’
Uluslararası Zihinsel Engellilik ve Psikiyatride İnsan Hakları (MDRI) isimli kuruluşun hazırladığı bir rapor Türkiye’de yaşanan korkunç bir gerçeği ortaya çıkardı. Rapora göre aralarında üniversite hastaneleri de bulunan birçok hastane ve yetimhanede hastaların ‘tedavisinde’ işkence denebilecek yöntemler kullanılıyor. Çarşamba günü yapılan bir basın toplantısı ile açıklanan rapora göre bu yöntemler arasında hastalara anestezi yapılmadan elektroşok (EKT) uygulanması da bulunuyor.
Ödenek yeterli değil
Konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Sercan ise rapordaki ifadelerin ‘yorum’ olduğunu belirterek “Elektroşok uygulaması başlangıçta anestesisiz uygulanmaktaydı. Daha sonra anestezi ile uygulama başladı. Ama Türkiye’de imkansızlıklar nedeniyle bu uygulama devam etmiştir” dedi. Sercan işkence tanımlamasının da aşırı olduğunu belirterek “Biz meslek grubu olarak bunun düzeltilmesini istiyoruz” dedi.
‘TEDAŞ ihalesi iptal edilsin’
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), TEDAŞ’ın Türkiye genelinde elektrik şebekelerini rehabilite etmek amacıyla açıkladığı ihale kurallarının, “rekabeti ortadan kaldırdığı ve yerli firmalara iş olanağı sağlamadığını” belirterek, ihalenin iptali için Kamu İhale Kurumu’na başvurdu. EMO tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, TEDAŞ’ın ihale ilanında bugüne dek izlediği ihale yöntemini terk ederek, 16 ildeki 27 projeyi birleştirdiği belirtildi. Açıklamada, “Kendi başına proje bütünlüğü olan yapım işlerinin ayrı ayrı ihaleye sunulması ile 9-11 milyon YTL arasında olan ihale bedeli, projelerin birleştirilmesiyle 200 milyon YTL’yi aşkın bir bedele ulaştı” denildi. Bu değişikliğin ihalenin tek firmaya verilmesinin yolunu açtığına dikkat çekilen açıklamada yerli firmaların da devre dışı bırakıldığı ifade edildi. Yapım işini üstlenecek firmanın olmadığı belirtilen açıklamada, ihalenin iptal edilmesi gerektiği vurgulanarak, Elektrik Mühendisleri Odası’nın Kamu İhale Yasası gereği işlem yapmak üzere Kamu İhale Kurumu’na başvurduğu da bildirildi.
İskenderun Limanı’ndan Irak’a sevkıyat durdu
Ukrayna’dan deniz yolu ile İskenderun Limanı’na getirilen iş makinelerinin karayolu ile Irak’a sevkiyatı güvenlik gerekçesiyle durduruldu. ‘Irak’ın yeniden yapılandırılmasında’ kullanılan lojistik amaçlı, kamyon ve jiplerin sevkıyatının durdurulmasının taşımacı firmayı da sıkıntıya soktuğu açıklandı. Uluslararası Taşımacılık Firması Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Okur, “Gazetelerde yayınlanan haberlerin ardından sevkiyatımız durduruldu” diyerek gazetelerde yayımlanan fotoğrafların İskenderun Limanı’nda Amerikan askerlerinin konuşlandığı döneme ait olduğunu ileri sürdü ve “O dönemdeki araç ve gereçler kamuoyuna gösterildi. 72 adet silahtan arındırılmış panzerin limanda olduğu yazılarak kamuoyu yanıltıldı” dedi. Okur, “Şu an Ukrayna’dan bir gemi dolusu iş makineleri, kamyonlar gemi ile İskenderun Limanı’na geliyor. Bu gemi limana gelince ne olacak?” diye sordu. Limanda panzer olmadığını da iddia eden Okur “Şu an limanda panzer yoktur. Yalnız bir Alman firması ile Irak’a panzer taşınması hususunda görüştük, olumlu cevap alırsak panzerleri biz taşıyacağız. Ancak bu panzerlerin üzerinde silah bulunmayacağı taahhüdünü de ilgili firmadan aldık” dedi.
Mülteciler sonunda Ağrı’ya gönderildi
Sakarya’nın Sapanca ilçesinde jandarma tarafından yapılan operasyonda Türkiye üzerinden Yunanistan’a gitmeye çalışırken yakalanan 89 mülteci sınırdışı edilmek üzere Ağrı’ya gönderildi. Sapanca ilçesinde jandarma tarafından polise teslim edilen 73 Pakistan, 15 Afganistan ve 1 Bangledeş uyruklu toplam 89 mülteci dün sabah sınırdışı edilmek üzere Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine gönderildi. Dernekkırı prefabriklerinde kalan mülteciler sabah erken saatlerde yoğun güvenlik önlemi altında Sakarya Emniyet Müdürlüğü tarafından tahsis edilen 2 otobüse bindirildi. Daha sonra mülteciler polis eşliğinde sınırdışı edilmek üzre Ağrı’ya doğru yola çıktı. 23 Eylül Cuma günü gözaltına alınan mülteciler, kendilerine kötü davranıldığı ve sınırdışı işlemleri yavaş sürdüğü için 27 Eylül Salı günü protestoda bulunmuşlar, bunun üzerine polisin müdahalesine maruz kalmışlardı.
Gecekondu yıkımı tam gaz
Zeytinburnu’nda, Hazine arazisi üzerine yapıldıkları gerekçesiyle 7 gecekondu yıkıldı. Birçoğu daha önce boşaltılan gecekonduların yıkımı sırasında eşyalarını boşaltan bazı evsahipleri, gözyaşlarına boğuldu. Veliefendi Mahallesi Turan Güneş Caddesi üzerinde bulunan gecekondular, belediye ekipleri tarafından yıkıldı. İmar planında yeşil alan gözüken arazi üzerine yapılan gecekonduların yıkımı için dün sabah saatlerinde çevik kuvvet ve itfaiye desteğini alan belediye ekipleri, yıkımın yapılacağı adrese geldi. Gecekonduların çoğunun, sahipleri belediyeden enkaz bedellerini alıp yeni evlerine taşındığı için boş olduğu gözlenirken, dolu olan 2 gecekondu zabıta zoruyla boşaltıldı. Gecekondularda kiracı olarak kaldıkları öğrenilen bu kişiler eşyalarını kamyonlara yüklerken gözyaşlarına hakim olamadı. Gecekondulardan birinin sahibi olduğu öğrenilen bir kadın ise yıkıma tepki gösterdi. Gözyaşları arasında eşyalarını kamyonlara yükleyen kişilerin uzun süre komşularının yanında oturdukları görüldü. Tek katlı 7 gecekondu yaklaşık 2 saatlik çalışmanın ardından tamamen yıkıldı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net