www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Biblolar rafta kalıyor
Kendi elleriyle ürettikleri biblolar aracılığıyla antik yapıları ve kahramanları evlerimize kadar taşıyan biblo üreticileri zor durumda. Çünkü, binbir emekle meydana getirdikleri biblolar artık eskisi kadar satılmıyor.

Valla Kanyonu baraja kurban mı olacak?
Dünyanın üçüncü büyük kanyonu ve çevresindeki birçok yerleşim yeri de baraj sularının tehdidi altında. Köy muhtarları ise baraj konusunda endişeli.


Biblolar rafta kalıyor
Çağrı Yağar
Birçoğumuzun evini süsleyen, odalarımızın görüntüsünü hoş kılan küçük biblolar birkaç yıl öncesine kadar Didim’de çok ünlüydü. Ancak, mermer tozuyla, polyester ile yapılan el emeği göz nuru bu ürünler artık eskisi kadar revaçta değil.
Çok değil, beş altı yıl öncesine kadar, Didim’i ziyarete gelen hemen herkes burada üretilen biblolardan alıyordu. Didim’in tarihi mirası karşısında büyülenen yerli ve yabancı turistler, tarihi kahramanların ve yerlerin minyatür kopyalarını hatıra olarak evlerine götürüyordu.
Ancak son yıllarda işlerin kötülüğünden dolayı, biblo üreten dükkanlar tek tek kapandı. Geriye sadece birkaç biblo dükkanı kaldı.
Artemis yanında on yıl
Ankara Abidinpaşalı olan Selim Aka, Apollon Tapınağı’nın karşısında bulunan, son iki biblo ve maket dükkanından birinin sahibi. On sene önce Ankara’dan ailesi ile birlikte gelip Didim’e yerleşmiş ve bu dükkanı devralmış. O günden beri işletiyor.
Aka’nın dükkanında antik çağdan birçok nesnenin, kahramanın kopyasının yanı sıra göze hitap eden çok güzel biblolar var. Dükkana girdiğinizde adeta bir rahatlık hissediyorsunuz. “Medusa”, “Pegasus”, “Sfenks”, “Apollon”, “Artemis” gibi mitolojik figürlere ait bibloların yer aldığı dükkanın, Apollon Tapınağı’yla karşı karşıya olması da güzel bir hava veriyor.
Bu dükkanda geçen on yılı şöyle değerlendiriyor Selim usta:
“On sene önce buralara gelip dükkanı aldığımda işler iyiydi. İnsanlar emeklerimizi sahipleniyordu, alıyordu. Ama son iki üç yıldır işler çok kötü. Çünkü artık insanların böyle el emeklerine verecek parası kalmadı. Bunların değerini bilenler her gün daha da fakirleşiyor. Ama bunların değerini bilmeyenler, emeğe saygı göstermeyenler zaten zengindi, iyice zengin olmaya başladılar. Yani anlayacağın, artık fakir daha da fakir, zengin daha da zengin. İki üç senedir turistleri de alışveriş için bırakmıyorlar. Dükkanlarımıza sokmuyorlar. Çünkü küçük esnafız. Tur şirketlerine komisyon veremiyoruz. Onlar da Apollon Tapınağı’nı gezdirip hemen otobüse bindirip götürüyorlar. Büyük şirketlerin halı dükkanlarını, kuyumcularını gezdiriyorlar. Böyle ufak yerlere bırakırlar mı. Fakat ne yapacaksın, dükkanı kapatsan başka iş yapamazsın. İki oğlumla beraber bu dükkanda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. İşçi çalıştırsam parasını ödeyemem. Bakalım ne zamana kadar sürdüreceğiz bu işi.”
‘Artık severek yapmıyorum’
Selim ustanın büyük oğlu Çağdaş ile, atölyeden çıkan parçaları parlatırken konuştuk. Eskiden bu işi zevkle yaptığını söyleyen Çağdaş Aka, artık bir zevk alamadığını, çünkü emeğinin karşılığını göremediklerini anlattı. “Önceden de ahım şahım para kazanmıyorduk ama yetiyordu. Artık o da yok” diyen oğul Aka şöyle devam etti:
“Tek avantajımız kendi işimiz olması, bizi avutan bu. Baktığın zaman bugün asgari ücret bile kazanamıyoruz. Ülkede asgari ücretle bile aç kalınırken bakalım biz ne zamana kadar böyle devam edeceğiz.”

Atölyeden dükkana
Dükkanın hemen arkasında atölye var. Eserler burada yapılıyor. Önce yapılacak eserin ya da şekilin kalıbı getiriliyor ya da hazırlanıyor. Çıkarılan kalıba makinada rütuşlar yapılıyor. Sonra bu eseri Çağdaş dışarıda bir makina ile parlatıyor ve son halini veriyor. Oradan da ön tarafa, dükkanın raflarına geliyor ve Apollon Tapınağı’nın karşısında yerini alıyor. Kalıpla yapılanın dışında bir de kalıpsız yapılan parçalar var. Bunlar daha çok emek istiyor. Çünkü makinada bayağı uğraşmak zorunda kalınıyor. Onlar da aynı şekilde atölyeden çıkarak Çağdaş’ın eline geliyor, parlatılıyor ve raflardaki yerini alıyor. Fakat, atölyeden dükkana gelen bu el emeği göz nuru eserler artık uzun süre orada kalıyor.


Başa dön


Valla Kanyonu baraja kurban mı olacak?
Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesi sınırlarında bulunan ve dünyanın üçüncü büyük kanyonu olan Valla Kanyonu girişine DSİ tarafından yapılması planlanan baraj, tartışmalara yol açtı.
İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, yapılacak baraj konusunda halkı bilgilendirmek için Pınarbaşı Belediye Düğün Salonu’nda geniş katılımlı bir toplantı düzenledi. Toplantıda söz alan yöre muhtarları ile vatandaşlar, uzmanlara ve komisyon üyelerine barajın bölgeye etkisi ile ilgili çeşitli sorular sordu.
Geçmiş yıllarda DSİ Bölge Müdürlüğü’nün planları doğrultusunda AKSA Enerji A.Ş. ve BOZAT A.Ş firmaları tarafından hazırlanan proje tanıtım çalışmalarından edinilen bilgilere göre, önerilen baraj alanı, Valla Kanyonu önünden başlayarak, Ilıca köyüne kadar olan dere yatağını kapsıyor. Yaklaşık 85 metre yüksekliğinde ve 10 kilometre uzunluğunda bir alanı kapatacak olan barajın yapımı Muratbaşı, Kerte ve Ilıca olmak üzere bazı köylerin bazı mahallelerini sular altında bırakacak ve yüzlerce kişinin ziyaret ettiği Valla Kanyonu büyük çapta tahribata uğrayacak.
Muhtarlar karşı
Kastamonu için ulusal ve uluslararası alanda “logo” özelliğine sahip olan ve her yıl yüzlerce kişinin ziyaret ettiği Küre Dağları’nın bir baraj yapımı ile bu niteliğini kaybetmeyle karşı karşı karşıya olduğu belirtildi.
Pınarbaşı Belediye Başkanı Halil Sarımeşe, “Baraj yapılmasının turizme ve dünya mirasına büyük darbe olur. Bu şelalenin bitişi anlamına gelmektedir. Köylerin durumu ne olacak? Vatandaş mağdur edilecek mi? Bunların bir netlik kazanması lazım. Bu barajın 50 yıllık bir ömrünün olduğu söyleniyor. 50 yıl sonra ne yapılacak? Bu alanlara yapılan hidroelektirk santrali ile ilçe büyük bir kayba uğrayacak. Köy muhtarlarının büyük çoğunluğu bu baraja karşı” dedi.

Uzmanların uyarıları
Konuyla ilgili olarak uzmanlar, Küre Dağları’nın Kastamonu, özellikle Pınarbaşı ve Azdavay başta olmak üzere çevresinde bulunan ilçeler, açısından önemli olduğu, bu alanın 2000 yılında milli park ilan edildiğini, ayrıca Türkiye’nin bu alanı dünyaya armağan ettiğini, Avrupa’nın sıcak noktaları arasında yer alıp Türkiye’nin de 9 sıcak (önemli) noktasından biri olduğunu, dolayısı ile bu alanda baraj yapımının ulusal ve uluslararası kamuoyunda kabul görmeyeceği fikrini savundu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net