www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sünnilere rağmen taslak mecliste
Irak’ta anayasa taslağı meclise sunuldu. Ancak yetkililerin ‘uzlaşma sağlandı’ açıklamalarına karşı çıkan Sünni yetkililer, anayasayı reddettiklerini açıkladı. Taslağın kabulü durumunda tartışmalar referanduma ertelenecek.

Direnişin bir başka cephesi
Amerikan askerleri, Irak sokaklarında çıktıkları ‘direnişçi avında’ sayıları onbinlerle ifade edilen Iraklıları hapishanelere gönderiyor. Ve onlara göre çatışma böylece son buluyor.

Ölümlerin suçlusu bulundu!
Irak’ın işgali ile askerlerini ölüme gönderen ABD yönetiminden bir yetkili, Irak’taki asker kayıplarının sebebinin savaş karşıtları olduğunu öne sürdü.


Sünnilere rağmen taslak mecliste
Anayasa taslağı tamamlanmasının ardından dün meclise sunulurken anlaşmazlıklar devam ediyor. Sünni liderlerin kabul etmedikleri ancak Şii ve Kürtlerin memnuniyetlerini ifade ettikleri taslağa Sünni komisyon üyelerinin imza atıp atmadığı dahi kesinlik kazanmadı.
Irak’ta, anayasa taslağı çalışmalarını yürüten komiteden bir yetkili, taslağın bazı değişiklikler yapılmış son halinin komite üyeleri tarafından imzalandığını söyledi. Şii komite üyesi Halid el Attiye, taslak üzerinde yapılan değişikliklerin içeriği ve komitenin 15 Sünni üyesinin taslağı imzalayıp imzalamadığı hakkında bilgi vermedi.
Reddettiler
Irak anayasa taslağının tamamlandığının duyurulmasının ardından, anayasa komitesindeki Sünni yetkililer, taslağı reddettiklerini açıkladı. 15 Sünni üyesi olan komitedeki 4 Sünni görüşmeciden biri Muhammed Abed Rabbu, Sünni yetkililerin taslağı onaylamayı reddettiklerini, çünkü anlaşmazlık olan konularda istedikleri değişikliklerin tam olarak yapılmadığını söyledi. Sünni yetkili Fakir El Kaysi de Irak’ın bütünlüğü ve Irak’taki Arap kimliğiyle ilgili kaygılar nedeniyle taslağın reddedildiğini kaydetti.
Anayasa Hazırlama Komitesi’nin Başkanı Humam Hamudi, taslağın tamamlanması nedeniyle parlamentoda yaptığı konuşmada, Iraklıları, Iraklıların hazırladığı bir anayasa taslağının oluşturulması nedeniyle tebrik etti. Başkan Hamudi, tüm tarafların, Irak’ın bütünlüğünün korunması konusunda hemfikir olduğu, ancak bunun nasıl sağlanacağı konusunda görüşlerin farklılaştığını söyledi. Daha sonra meclise anayasa taslağını okuyan Hamudi, taslak konusunda halen tereddütleri olanların da metni desteklemesini umduğunu kaydetti.
‘ABD tehdit etti’
Öte yandan sabah saatlerinde açıklama yapan Sünni görüşme heyetinden adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili, “Pozisyonumuz aynı, ilke olarak hiçbir şey değişmedi. Dün Amerikan büyükelçisiyle bir araya geldik ve kendisi bizi tehdit etti. Ancak tehditleri işe yaramayacak”şeklinde konuştu.
Meclise sunulan anayasa taslağı, Sünni temsilcilerin destek vermemesi halinde de onaylanabilir. Bu durumda Sünnilerin, referandum sürecinde anayasayı reddedebilecekleri belirtiliyor. Zira Sünni liderler, halka anayasa taslağını referandumda reddetme çağrısında bulundu.
Şiiler uzlaşmaya varıldığı açıkladıktan sonra Sünni tarafı uzlaşmaya varılmadığını açıkladı ve Irak halkından 15 Ekim’de yapılacak anayasa referandumunda hayır oyu kullanmalarını istedi.
Bu arada, Irak’ın Bakuba kentinde, yerel televizyondan bir yetkili ile bir Mısırlı futbol antrenörünün vurularak öldürüldüğü bildirildi. Bağdat’ın kuzeyinde düzenlenen çeşitli saldırılarda, 3 Iraklı askerin öldürüldüğü, 14’ünün de yaralandığı açıklandı.


Başa dön


Direnişin bir başka cephesi
Steve Fainaru - Anthony Shadid
Şafaktan önce gece geç saatlerde ABD’nin Irak’taki en büyük hapishanesinin 45 metre altında 10 kişilik bir grup bıkıp usanmadan çalışıyordu. 5 dakikalık arayla çalışan adamlar, çadır direklerinden yapılmış kürek benzeri aletlerle kazıyor ve çıkan pisliği su kovaları ile taşıyordu. Bunları kendilerine ekmek getirilen çuvallara dolduruyor ve oda arkadaşlarının futbol oynadığı alana yığıyorlardı. Burada arkadaşları futbol maçı yaparken boşaltıyorlardı.
Irak’ın güneyinde bulunan Bucca Kampı’ndan sorumlu 105. Askeri Polis Bataryası, ortada bir yanlışın olduğunu anlıyordu. Çıplak gözle görülmese de alanın renginin değiştiği uydu görüntülerinde yakalandı. Kazıdan çıkan moloz ayrıca duşları ve iki düzüne tuvaleti de tıkamıştı. Bazı gardiyanlar çadırların altındaki toprağın yükselmeye başladığını fark etmişti. Dahası kampta kullanılan su garip bir şekilde bulanıyordu.
24 Mart’ta planlanan kaçıştan yalnızca saatler önce, biri Amerikan askerlerine planı gammazladı. Askerlerin bulduğu şey gerçekten nefes kesiciydi: 10 kilometre uzunluğunda bir tünel. Bu bir futbol sahasından bile daha uzun. Tutuklular 600 kişinin bu tünel için gece yarısından şafak sökene kadar çalıştığını anlattı.
Askeri operasyon
İçinde radyo parçalarından yapılmış ışıklandırma ve belli aralıklarla 5 geniş havalandırma vardı. Tünelin duvarları bir beton kadar düzgün ve sağlamdı. Duvarlar su ve Amerikalılara göre süt ile düzeltilmişti. Kampın uzağındaki çıkış ise kum rengi kartonlarla kamufle edilmişti. Tünel bir bölümü gizlenmiş hendeğe açılıyordu, tutuklular buradan özgürlüğe kavuşacaktı.
Muthanna Mahmud, ‘Büyük Kaçış’ olarak bilinen tünel için ‘tam bir mimari harikasıydı’ diyor. Tünelin ortaya çıkarılması, ABD askerlerinin aynen Irak’ın sokaklarında yaptıkları gibi metrelerce tel örgülerle ve zincirli çitlerle kapadıkları hapishanedeki karmaşayı ortaya çıkardı. Tutuklular için savaş bitmemişti. Muhammed Touman adlı tutuklu Iraklı, “Bu askeri bir operasyondu. Örgütlü ve disiplinli çalışıldı” diyor. “Eğer 200 kişi kaçabilseydi Amerikalılar için tam bir felaket olacaktı.”
Albay James B. Brown, planlanan kaçışın, ABD’nin cezaevi tarihinin en büyük planı olduğunu söyledi. “Hapishanenin içinde savaş bitmiş hissine kapılıyorsunuz. Benim için savaş bitmişti. Hiçbir şey gerçekten daha fazla olamaz” diyen Brown’a göre Bucca Kampı’nda ‘savaş bitmedi.’
Birini sevmediyseniz...
Mart 2003 yılından bu yana ABD ordusu 40 binden fazla kişiyi tutukladığını açıkladı. Bugün ise sadece üç hapishanede tutulanların sayısı 10 bin 600, geçen yılların iki katı. Cezaevinden serbest bırakılanlar, tutuklanmalarına tepki gösteriyorlar. Bucca’dan ‘sorumlu’ Albay Austin Schmidt, dört tutukludan birinin burada tutulmasının gereksiz olduğunu kabul ediyor. Schmidt, “1930’lardaki Chicago’ya benziyor. Eğer birini sevmediyseniz ona kanca atıyorsunuz. Irak yargı sistemi bunu ortaya çıkardığında evlerine gidiyorlar ancak bu belli bir zaman alıyor” diyor.
‘Çabuk öğrendik’
Şiiler ve Sünniler ayrı binalarda tutuluyor. Buradan çıkan eski mahkûmlara göre, Şii bölgesinde 20 din adamı ‘kuralları koyuyor’ ve bu kurallara karşı çıkmanın cezası falaka. Sünnilerin bulunduğu binada ise tutuklular bir lider seçiyor. Kendisine yetki verildikten sonra o kişinin söyledikleri sorgulanmadan kabul ediliyor. Monotonluğu kıran tek şey, tutukluların ‘Mutlu Otobüs’ diye adlandırdıkları serbest bırakılanları taşıyacak aracın gelmesi.
105. Askeri Polis Bataryası geçtiğimiz sonbahar buranın başına geçtiğinde tutuklu sayısı 3 bin 900 idi. ABD’nin ‘direnişçi avını’ artırmasıyla her hafta yüzlerce kişi Bucca Kampı’na getirilmeye başlandı. Başçavuş John Freeman ilk geldiklerinde çok saf olduklarını anlatıyor: “Şöyle düşünüyorduk, onlar parmaklıkların arkasındalar, bize zarar verebilecek hiçbir şeyleri yok. Çabuk öğrendik.”
1 Nisan Bucca Kampı isyanı
1 Nisan’da Şiilerin tutulduğu 3. binada 4 günlük bir isyan başladı. Abu Hala olarak bilinen Challoub, Sadr Şehri’nde ABD askerleriyle çıkan bir çatışmada tutuklanmıştı. Bucca’da 3. binada ikinci komutan konumundaydı. O, nisan sabahında Amerikan gardiyanların 10 mahkûmu avludan çıkramya çalıştığını gördü. Aralarında 3. binanın yöneticilerinden 4 kişinin de bulunduğunu fark etti. Gardiyanlar adamları yere yatırdı ve ellerini arkadan kelepçeleyerek sırtlarına ayaklarıyla bastırdı.
“Bir Müslüman olarak sizin öğretmeninize böyle davranıldığını görünce elbette sinirleniyorsunuz. Şii biri olarak din adamlarına saygı duymanız gerekir” diyor Challoub. “İşte kargaşanın başladığı an bu andı.” Bazı tutuklular çamurun içine oturarak protesto eylemine başladı. Diğerleri ise “Gitmeyin” diye slogan attı.
Yarbay T. Paul Houser, o tarafa yaklaşırken yüzüne büyük bir parça köz atıldı. Sol gözüne isabet eden köz, elmacık kemiğini zedeledi ve üç dişini kırdı. Yarbayın kör olmasını gözlükleri engellemişti. Tutuklular çevrelerindeki her şeyi direniş için kullandılar. Binadaki yer döşemeleri kalkan oldu. Komutanlar tutukluların pislik, dışkı ve yanıcı maddeleri koydukları çoraplarından el bombası yaptığını anlattı. Askeri araçlardan biri tutuştu. Direnişçiler, bir gardiyanın başından aşağıya közleri boşalttı.
Savaş meydanı
ABD askerleri direnişçileri plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanarak durdurmaya çalıştı. Plastik mermiler nedeniyle bacağından iki yara alan Challoub, birkaç saat içinde yüzlerce kişinin isyana katıldığını söyledi. İsyanın dördüncü gününde kampa bir helikopter, buldozer ve ağır silahlı 200 asker geldi ve kamp kuşatma altına alındı. Direnişçiler taleplerini ilettikten sonra direnişe son verdiler.
Direnişin bitmesinin ve tünelin bulunmasının ardından ABD ordusu, Cam Bucca’yı ‘elden geçirdi.’ Çadırların hemen hepsi kaldırıldı, beton zeminli binalar yapıldı. Binalar öyle bir açıyla inşa edildi ki gardiyanlar hepsini aynı anda görebiliyor. Binalar dört bölüme ayrıldı böylece direnişçilerin iletişimi kısıtlandı. Albay Brown, değişikliklerin bir gerçeğin anlaşılmasıyla yapıldığını söylüyor: Bucca Kampı bir hapishane değil, savaş meydanı.
(Washington Post’tan kısaltarak çeviren Özge Kuru)


Başa dön


Ölümlerin suçlusu bulundu!
ABD Başkanı George W. Bush’un tatilini sürdürdüğü Texas’taki çiftliğinin yakınında toplanan Bush yandaşları ve savaş karşıtlarının gösterileri büyürken Bush’un partisinden bir yetkili savaş karşıtlarını suçladı.
Filistin liderinden İsrail’e çağrı
Filistin lideri Mahmut Abbas, İsrail’den Filistinlilere ‘umut verecek şeyler yapmasını’ istedi. İsrail radyosuna demeç veren Abbas, İsrail hükümetinden, özellikle yeni yerleşim birimleri açmayı, Batı Şeria’da güvenlik duvarı örmeyi ve Doğu Kudüs’ü Musevileştirmeyi durdurmasını istedi. İsrail’in geçen şubatta Mısır’daki Şarm El Şeyh’te yapılan zirvede kabul edilen taahhütleri de yerine getirmesi gerektiğini belirten Filistin lideri, İsrail’in bu bağlamda Filistinli mahkumları bırakması ve Batı Şeria’daki özerk kasabaların güvenlik denetimlerini Filistinlilere bırakması icap ettiğini söyledi. İsrail, yaklaşık 40 yıllık işgale son vererek Gazze Şeridi’ndeki 21, Batı Şeria’daki 4 yerleşkeyi boşaltmıştı. Filistin Başbakanı Ahmed Kurey de İsrail’in Batı Şeria’da Yahudi yerleşimlerini genişletmesinin, Filistin devletinin kurulmasını engelleyebileceğini ve yeniden kan dökülmesine neden olacağını söyledi. Kurey, Reuters ajansına verdiği demeçte, çok tehlikeli gelişmeler olduğunun altını çizerek “Kudüs’ün sınırlarını Ürdün vadisine kadar genişletiyorlar. Bunu kim kabul edebilir? Kudüs ya da Batı Şeria karşılığında Gazze’yi kim kabul edebilir” dedi. Filistinlilerin, İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesini sevinçle karşıladıklarını hatırlatan Kurey, ancak “Biz, yalnızca Gazze’de bir devlet kurmayı reddediyoruz” diye konuştu. Öte yandan, İsrail’in Beerşeba kentinde düzenlenen intihar saldırısında 20 kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail kabinesinin Mısır’ın, Gazze Şeridi ile Mısır arasında 750 asker konuşlandırılmasını öngören planını onayladığı açıklandı.
İngiltere’nin hayalet yardımları
İngiliz hükümetinin Afrika ülkesi Malavi’ye yapılacağı söylenen yüzbinlerce doları boşa harcadığı belirtildi. İngiliz kanalı BBC’de yayınlanan Five Live Report adlı programda dört yıldır 700 bin sterlinin ABD çalışanlarının otel faturalarına ve yemek masraflarına harcandığını duyurdu. Ulusal Yıllık Hesap Bürosu, Uluslararası Gelişim Bürosu’nu (DFID) yolsuzlukla suçluyor. Dünyanın en yoksul 10. ülkesi için ayrılan yardımların ABD’den satın alınan kırtasiye malzemelerine de harcandığı açığa çıktı. Action Aid adlı yardım kuruluşundan Patrick Watt, “Bu yardımın ihtiyacı olan insanlara değil de başka yerlere harcanmasının bir örneği daha” diye konuştu. Watt, “Bu hayalet yardımın bir örneği, hem de Malavi gerçekten yardıma ihtiyaç duyarken” dedi. Yazar Andrew Mitchell, “DFID neler olduğunu anlatmak zorunda” derken bunun güvenilirliğe ve şeffaflığa bir darbe olduğunu söyledi. Mitchell. “Vergi ödeyenler, yoksulluğa karşı yardımda bulunmak istiyorlar ancak onlar paranın doğru ve etkili bir şekilde kullanılacağını umuyorlar” diye konuştu. Kampanyada yer alan Malavili Refik Hacat, “Sözde uzman denilen kişiler dışarıdan geliyor, çok büyük meblağalarda harcama yapılıyor, 5 yıldızlı bir hayat yaşıyor ve rafta unutulup gidecek birkaç rapor bırakarak ülkesine geri dönüyor. İşte hayalet yardımın tanımı bu” diyerek tepkisini dile getiriyor. Malavi’de ABD görevlileri, parlamento sisteminin gelişmesini öngören bir projede yer aldılar. Bu proje için dört yıl içinde ABD fonlarından 3 milyon sterlin ayrılmıştı. Bunun 586 bin 423 sterlin kadarının ABD görevlilerinin otel harcamalarına 126 bin 62 sterlininin ise yemek masraflarına harcandığı ortaya çıktı. ABD, kitap, defter ve bilgisayar gibi gereçleri de Malavi’den almak yerine ABD’den temin etti. Bunlara harcanan para da yine bağışlardan karşılandı.
Özelleştirme mi yakıyor?
Ormanların birbirinin ardı sıra alev aldığı Portekiz’de, yangınların, onları söndürmekle görevlendirilen özel uçakların pilotları tarafından çıkartılmış olabileceği şüphesi yayılıyor. Son zamanlarda hükümet bu yangınları söndürmek için özel uçak şirketlerine yüklü paralar ödüyor. Portekiz’de sivil savunma teşkilatının elinde sadece 2 yangın söndürme helikopteri bulunuyor. Devlet 40 kadar özel uçak ve helikopter kiraladı. 5 AB ülkesi de Portekiz’e yangınları söndürmek için 9 uçak ve helikopter gönderdi. Orman yangınlarına yerden müdahale eden bazı itfaiyeciler de bu söylentileri destekler nitelikte ihbarlar aldıklarını söylüyor. Bir itfaiyeci, “İnsanlar bize yangınlar başlamadan önce ormanların üzerinde uçak gördüklerini söylüyor” diye konuştu. Başka bir itfaiyeci de “Yazlık gelir bu..!’” diyerek yangın söndürme uçaklarının saatlik kirasının yaklaşık 3 bin Avro olduğuna işaret etti. Çevre örgütü Quercus’un yöneticilerinden Domingos Patacho da “Kimseyi suçlayamayız, ama bir zamanlar ormanda yangın çıkarma düzeneğiyle donatılmış paraşütler bulunmuştu” diye konuştu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net