“Eylül karanlığında ışık, suskunluğa ses olmak istedik. Kendimizi ifade biçimiydi müzik. Kardeşliğin, eşitliğin, paylaşmanın düşüyle düştük bir uzun yürüyüşe. Sevgi bizimle, umut bizimleydi. Sömürüsüz ve özgür günlerin özlemi bizimle...” diyen Grup Yorum 1985 yılında dört üniversite öğrencisi tarafından kuruldu. Aradan geçen 20 yıl içinde 19 albüm ve binlerce konsere imza attı. Birçok elemanının değişmesine, konser yasaklarına, kaset toplatmalarına, tutuklanmalara rağmen yoluna kesintisiz devam Grup Yorum, bugün Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda vereceği 20. yıl konseriyle dinleyicileriyle buluşacak. Grup Yorum üyeleri 20 yılın heyecanını, sevincini, acılarını gazetemize anlattılar.
20 yıllık müzik hayatınıza ondokuz albüm sığdırdınız. Grup Yorum’un yasaklamalara, baskılara rağmen ayakta kalmasındaki en büyük etken nedir?
En büyük etkenler örgütlü ve kolektif bir yaşam tarzı sürdürmemiz, dünyaya bakış açımız, dinleyicilerimizden aldığımız güç şeklinde özetliyebiliriz. Sosyalist bir düşünceye sahip insanlarız ve bu doğrultuda hareket ediyoruz. Bugüne kadar birçok eleman değişmesine rağmen ayakta durabiliyor ve varlığımızı sürdürebiliyoruz. Konserlerimizde şenlik işin bir yanını oluşturuyor, diğer yanıyla ise insanları örgütlülüğe, mücadeleye çağırıyoruz. Böylece konserlerimizde doğallığında politik bir etkinliğe dönüşüyor.
20 yıldır bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için mücadele veriyoruz. Bu mücadelenin verdiği güçle Grup Yorum ayakta duruyor. Birçok engel, baskı, yasak olabilir önemli olan bizim düşüncelerimizden ve müziğimizden taviz vermememizdir.
Baskılar ve yasaklamalar açısından değerlendirdiğinizde bugün açısından bir değişimden söz edebilir misiniz?
Yasak ve baskılarda bir azalma söz konusu değil. Sadece kullanılan yol ve yöntem değişti diyebiliriz. İzin almamıza rağmen halen konser yapacağımız salonlar kapatılıyor, sahipleri tehdit ediliyor tutuklamalar, baskılar devam ediyor. İki üyemiz hapishaneden yeni çıktı. İhsan Cibelek arkadaşımız halen tutuklu. Ufuk İlter arkadaşımız sürgün, cezasından dolayı Türkiye’ye gelemiyor. Örneğin beş yıl öncesine kadar Harbiye’de konser veremiyorduk. Televizyonlara çıkamıyoruz. 20. yılımız nedeniyle televizyonlarla, radyolarla, gazetecilerle görüşerek bu sansür duvarını aşmaya çalışıyoruz.
Grup Yorum’un 20 yıllık müzikal seyrini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yorum, 1985 yılında amatör ruhla yola çıktı ve 20. yılında da o ruh hâlâ kendini koruyor. Bu birikim çok doğaldır ki profesyonelliği de beraberinde getiriyor. 1985’lerde çağdaş halk müziği terimi kullanılırdı 90’lara gelindiğinde Unkapanı piyasası özgün müzik terimini ortaya attı. Biz müzikal anlamda yola çıktığımızda Ruhi Su’yu, Livaneli’yi örnek aldığımızı söylüyorduk. Müziğe bakışları, batı enstrümanları kullanmaları, batı formunu Anadolu halk ezgileriyle bütünleştirmeleri onları örnek almamızdaki en büyük nedenlerdi. Zaman geçtikçe yaptığımız müziği çağdaş halk müziği kavramının karşılamadığını gördük. Özgün müzik ise apayrı bir tartışma; çünkü her müzik özgündür. Diğer taraftan müziğimiz protest hiç değil çünkü biz protestoyla kalmıyoruz. Bir şeylerin değiştirilmesi için mücadele ediyoruz. Bir isim koymak gerekiyorsa ilerici, devrimci müzik diyebiliriz ama özel olarak bir kalıba sokmak istemiyoruz.
Dinleyicileriniz beğenilerini ve eleştirilerini de sizlerle paylaşıyorlar mı? Çoğunlukla nasıl eleştiriler alıyorsunuz?
Özellikle 12 Eylül dönemini çok yoğun yaşamışsa eleştiren kişi bugünkü albümleri o dönemin ruhuyla değerlendiriyor. Örneğin son albümlerimizin Yorum’un ilk albümlerindeki havayı taşımadığını söylüyor. Bize genelde bu eleştiriyi sunanlara albümlerimizi ülkemizde ve dünyadaki gündemi ele alarak yaptığımızı söylüyoruz. Halk hangi acıları çekiyorsa hangi sevinçleri yaşıyorsa biz albümlerimizde bunları konu ediyoruz. Örneğin “Yürüyüş”ü 2000’li yıllara göre değerlendirmek gerekiyor, “Sıyrılıp Gelen”i 12 Eylül döneminde yaşanan acılarla ele almak gerekiyor. İnsanların süreç içerisinde müzikal beğenileri de ruh halleri de değişiyor. Biz asıl olarak eleştirilerin bundan kaynaklandığını düşünüyoruz.
Harbiye’ye gelen dinyecileriniz 20. yılınızda nasıl bir konser izleyecek?