Liman işçisine destek artıyor
Mersin Limanı’nın satılmasına karşı işyerini terk etmeyen işçilere destek giderek artıyor. CHP Mersin milletvekilleri ve Kazanlı Belediye Başkanı Kenan Yıldırım işçileri ziyaret ederek destek verdi. İşçiler ziyarete gelenleri, sloganlarla karşılarken Liman-İş Mersin Şube Başkanı Recep Özbey, 24. gününde oldukları işyerini terk etmeme eylemi hakkında bilgi verdi. Sorunların çözümü için emek örgütlerine görev düştüğünü söyleyen Özbey, CHP’den daha etkin muhalefet yapmasını istedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı, Mersin Milletvekili Mustafa Özyürek ise Mersin Limanı işçilerinin direnişini Meclis gündemine getireceklerini söyledi. Liman-İş Genel Sekreteri Erdinç Çakır da, yıllık 50 milyon dolar geliri olan ve Türkiye’nin giriş kapısı konumundaki limanı satmanın vatana ihanet ile eş anlamlı olduğunu söyledi. Çakır, “Limanın satılmasına müsaade etmeyeceğiz” dedi. Bu arada Özelleştirme İdaresi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Devlet Demiryolları’na ait Mersin Limanı’nın özelleştirme ihalesi için üç teklif alındı.
‘Sorun sadece ücret değil’
Toplu pazarlık sürecinde temel ücret olarak 950 YTL üzerinden masaya oturacaklarını bildiren KESK Genel Başkanı Tombul, grevli toplusözleşme hakkı, iş güvencesi ve sosyal kazanımların öncelikli olduğunu dile getirdi. TTB Merkez Konsey İkinci Başkanı Metin Bakkalcı da, hükümete, 15 Ağustos’ta “IMF’ye verilen sözleri zinhar aklına getirme” uyarısında bulundu. Tombul, dün TTB’de gerçekleştirdiği ziyarette, sağlık alanının kamu açısından önemli olduğuna, sözleşmeli personelden taşeronlaştırmaya, performansa dayalı ücretlendirmeye kadar bir dizi uygulamanın sağlık alanında görüldüğüne işaret etti. Sağlığın 70 milyonun sorunu olduğunu belirten Tombul, bu alana ilişkin sorunları toplu pazarlık sürecinde yeniden tartıştırmak için TTB’yi ziyaret ettiklerini dile getirdi. Toplu pazarlık görüşmelerinin sadece ücret açısından önemli olmadığını ifade eden Tombul, istihdam politikalarını ve bütçeden nereye ne kadar kaynak ayrılacağını da tartışmaya açacaklarını, ayrıca grevli toplusözleşme hakkını gündeme getireceklerini bildirdi. Personel Rejimi’nin tek taraflı olarak değiştirilmek istenmesine de karşı çıkan Tombul, “İş güvencesinin korunduğu bir yasa için çalışmaya hazırız” dedi. Temel ücreti 950 YTL olarak belirlediklerini bildiren aktaran Tombul, kamu emekçilerinin yüzde 90’ının yoksulluk sınırı altında yaşadığını, bu nedenle belirledikleri ücretin “afaki” olmadığını dile getirdi. Hekimlerin yüzde 85’inin de kamu çalışanı olduğuna, bu nedenle toplu pazarlık sürecinin kendileri için de önemli olduğuna dikkat çeken Metin Bakkalcı ise hükümete seslendi: “15 Ağustos’ta bu masaya içtenlikli oturunuz. IMF’ye verdiğiniz sözleri zinhar aklınıza getirmeyiniz.” Gazetecilerin sorusu üzerine son dönemde artan bebek ölümlerini değerlendiren Bakkalcı, ölümlerin hiçbir şekilde doğal karşılanamayacağını belirtti. 60 çocukluk ünitede 90 çocuğun tutulduğuna işaret eden Bakkalcı, bu ünitenin en riskli yer olduğunu, bu nedenle çok özen gösterilmesi gerektiğini söyledi. Bakkalcı, bebek ölümlerinin gerçekleştiği üniversite hastanelerinin bütün kamusal olanaklardan uzaklaştırıldığına, kadro alamadıklarına dikkat çekti.
İDO’da anlaşmazlık
İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) ile Türkiye Denizciler Sendikası (TDS) arasında 24 Mart’ta başlayan toplusözleşme görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlandı. İDO’nun, fazla mesai ücretlerinin düşürülmesi, iskele ve büroda çalışanların kapsam dışı olmalarını dayatması üzerine görüşmeler tıkandı. İDO Genel Müdürlüğü önünde dün bir basın açıklaması yapan TDS Genel Başkanı Turan Uzun, şehir hatlarında çalışan işçilerin, terfi, izin, fazla mesai gibi haklarının geri alınmak istendiğini belirtti. Ücretlerde ise kamu sektörü için belirlenen zam oranının teklif edildiğini söyleyen Uzun, bu şartlar altında anlaşmalarının mümkün olmayacağını dile getirdi.
|