www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Er Kırandi’yi teslim alanlar gözaltında
Kaçırılan Jandarma Er Coşkun Kırandi’yi HPG’lilerden sağ teslim alan barış heyeti üyeleri ve gazeteciler gözaltına alındı. Gözaltına alınanların sorgulandığı bildirilirken; gazetecilerin fotoğraf ve görüntülerine el konulduğu iddia edildi.

Yol-İş taşeron işçileri örgütledi
Yol-İş Diyarbakır 1 No’lu Şube, Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü’nde çalışan taşeron 300 işçiyi sendikaya üye yaptı. Sendika, bakanlıktan yetki bekliyor. Yol-İş Şube Başkanı Halil Öztopalan, işçilerin taşeron firma değişse bile çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

Gönen direnişi 21. gününde
Balıkesir’in Gönen ilçesindeki deri işletmelerinden sendikalı oldukları için işten atılan işçilerin direnişi 21. gününe giriyor.

Akhisar’da gençlik şenliği
Dikili’de yapılacak uluslararası gençlik kampının tanıtımı amacıyla Akhisar’da bir gençlik şenliği düzenlendi. Bergama’dan Dikili’ye Gençlik Buluşması’nın gençliğin barış ve kardeşlik isteğinin bir sesi olacağı belirtilerek, tüm gençliğe kampa katılım çağrısı yapıldı.


Er Kırandi’yi teslim alanlar gözaltında
Cem Emir
Kaçırılan Jandarma Er Coşkun Kırandi’yi HPG’lilerden sağ teslim alan barış heyeti üyeleri ve gazeteciler gözaltına alındı. Gözaltına alınan heyet ve gazetecilerin Merkez Jandarma Karakolu’nda sorgulandığı bildirildi.
HPG’liler tarafından 11 Temmuz günü kaçırılan Jandarma Er Coşkun Kırandi, önceki gün serbest bırakıldı. Güleç köyüne Kırandi’yi almaya giden İHD Genel Merkez Yöneticisi Mihdi Perinçek, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin Demirtaş, Gündem Gazetesi Yazarı Umur Hozatlı, Sanatçı Ferhat Tunç ve Tunceli Belediye Meclis Üyesi Özgür Söylemez ile beraberinde giden DİHA muhabirleri Kadir Özbek, Rüştü Demirkaya, DHA Muhabiri Ferit Demir, AA Muhabiri Haydar Toprakçı ve iki köylü gözaltına alındı.
Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı’na götürülen barış heyeti üyeleri, gazeteciler ve köylüler geceyi burada geçirdi. Gözaltına alınanlar alay komutanlığında yapılan ilk sorgularının ardından, dün sabah saatlerinde de Merkez Jandarma Komutanlığı’na getirildi. Gazetecilere ait görüntü, fotoğraf ve aletlerine el konulduğu ileri sürülürken; gözaltındakilerin sorgusunun sürdüğü bildirildi.
Valilik: 25 gün operasyon yaptık
Er Coşkun Kırandi’nin serbest bırakılmasının ardından, Tunceli Valiliği de konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada; Er Coşkun Kırandi’nin kaçırılmasının ardından, 25 gün süreyle Tunceli Merkez, Ovacık, Pülümür ve Nazımiye ilçeleri kırsal kesiminde yoğun bir şekilde operasyonların sürdüğü bilgisi yer aldı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi;
“4 Ağustos 2005 günü öğleden sonra alınan duyumların değerlendirilmesi sonucu söz konusu erin Tunceli Güleç köyü bölgesinde bulunduğu öğrenilmiş, güvenlik güçleri tarafından Jandarma Eri Coşkun Kırandi’nin can güvenliği dikkate alınarak, çok dikkatli hareket edilmiş ve aynı gün saat 21.00 sıralarında kendisine ulaşılmış ve gerekli işlemlere başlanılmıştır.”

İHD GÖZALTILARA TEPKİ GÖSTERDİ
İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, gözaltına alınan insan hakları savunucularının derhal serbest bırakılmasını istedi.
Yusuf Alataş yaptığı açıklamada, Er Coşkun Kırandi’nin serbest bırakılmasının insan hakları savunucuları tarafından sevinçle karşılandığını belirterek, İHD’nin bir süredir serbest bırakılmanın gerçekleşmesi için eylemler düzenlediğini hatırlattı. Basın yoluyla yapılan açıklamalarda, aralarında İHD temsilcilerinin de bulunacağı bir heyetin bölgeye gelmesi halinde erin teslim edileceğinin bildirildiğine işaret eden Alataş, bunun üzerine İHD’nin her türlü riski göze alarak bir heyeti Tunceli’ye gönderdiğini hatırlattı.
Alataş, bir haftalık bekleyişten sonra önceki gün akşam saatlerinde Kırandi’nin serbest bırakıldığını belirterek, “Yanlarında basın mensupları da olan heyet Kırandi’yi yanına alarak, yakınlardaki bir köye geldi ve durum derhal başta Tunceli Valisi olmak üzere kamu makamlarına haber verildi. Güvenlik güçleri beklenilen köye gelerek, heyeti ve Kırandi’yi Tunceli’ye götürdüler” dedi. Alataş, Kırandi’nin serbest bırakılmasının ardından heyet ile birlikte basın mensuplarının gözaltına alındığını ve gözaltıların 24 saati aşkın süredir sürdüğünü ve gözaltı süresinin uzatılmasının da talep edildiğini kaydederek, “Tamamen insani amaçlarla haeket eden ve kaçırılan Kırandi’nin serbest bırakılması için bir haftadır çaba gösteren heyetimiz gözaltına alınmayı hak etmemiştir” dedi. Alataş, kimseden teşekkür beklemediklerini ancak insan hakları savunucularının tümüyle insani amaçlı ve yaşam hakkının korunmasına yönelik faaliyetlerinden ötürü suçlanması ve gözaltına alınmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

KIRANDİ’NİN EVİNDE BAYRAM
Serbest bırakılan Er Coşkun Kırandi’nin Trabzon’un Akçaabat ilçesindeki evinde bayram havası yaşanıyor. Kırandi’nin serbest bırakılması haberiyle eve çok sayıda vatandaş gelerek, ailenin mutluluğunu paylaştı. Kırandi’yi karşılamak için hazırlıklar yapılıyor. Evde temizlik yapılıp Coşkun Kırandi’nin odası hazırlanırken, sokağa, “Hüzünlü bekleyiş sona erdi. Biz Coşkun’u seviyoruz. Şafak doğan güneş” yazılı pankart asıldı.
Coşkun Kırandi’nin annesi Nagihan Kırandi, oğlunun 17 Temmuz’da izne geleceğini söylediğini belirterek, “Ancak Coşkun 11 Temmuz’da yola çıkmış. Gelirken bize haber vermedi. Ablasını arayarak, sürpriz yapacağını söylemişti. Daha sonra başına bu hadise geldi” dedi. Coşkun’un kaçırılmasıyla çok büyük sıkıntılar yaşadıklarını anlatan Nagihan Kırandi, şunları söyledi: “24 gün umutla yaşadık. Her anne gibi ben de ümitliydim, çocuğuma kavuşacağıma inanıyordum. Kalbim öyle söylüyordu. Dün akşam oğlumla telefonda konuştum. İyi olduğunu söyledi. O bana yeter. Coşkun’a gelince yeni bir sayfa açacağız. O artık yeniden doğdu.”
Baba İlhan Kırandi ise Coşkun’un bırakılacağı yönündeki ümitlerini hiç yitirmediklerini, sonunda mutlu sona kavuştuklarını belirtti. İlhan Kırandi, “Yaptığımız görüşmede sağlığının iyi, ancak çok yorgun olduğunu söyledi. Konuşurken gayet sakindi” dedi.

ER KIRANDİ: TEK İSTEĞİMİZ BARIŞ
Er Kırandi serbest bırakılmadan önce ilk olarak Roj TV’ye canlı telefon bağlantısıyla bağlanarak durumu hakkında bilgi verdi. Sağlık durumunun iyi olduğunu bildiren Kırandi, HPG’lilerin kendisine çok iyi baktıklarını dile getirdi. Herhangi bir sağlık probleminin olmadığını belirten Krandi, “İlk alındığımda bir korku vardı, ancak daha sonra buradaki arkadaşların davranışları olsun benimle ilgilenmeleri olsun bu korkuyu attı. Bana hiçbir baskı uygulamadılar, herhangi bir işkence yapmadılar” dedi.
Türkiye halkına da seslenen Kırandi, tek isteğinin barış olduğunu ifade ederek, “Türk milletinin ve Kürt halkının birlikte yaşadığını, aralarında hiçbir şey olmadığını herkes biliyor, tek isteğimiz barış” dedi. HPG’nin kendisini aldığı günden itibaren kendisini serbest bırakacaklarını belirten Kırandi, “Bunun için operasyonların durması gerektiğini söylediler. Ancak operasyonlar durmadı. Onlara ne diyebilirim ki. Kabul edilseydi belki daha erken bırakırlardı” diye konuştu.


Başa dön


Yol-İş taşeron işçileri örgütledi
Mehmet Aslanoğlu
Yol-İş Sendikası Diyarbakır 1 No’lu Şube, Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü’nde çalışan taşeron işçileri sendikaya üye yaptı. Yapım, asfalt ve bakım baş mühendisliklerinde çalışan 300 taşeron işçiyi örgütleyen sendika, bakanlıktan yetki bekliyor.
Yol-İş Şube Başkanı Halil Öztopalan, taşeron işçileri örgütlemek için geçtiğimiz yıl çalışmalara başladıklarını belirterek, “Karayolları’nda işçi çalıştıran taşeronlar bölge işadamları. Önceleri işten atma tehditleri gündeme geldi. Taşeronlarla toplantı yaptık. Yeni iş kanunundaki değişikliklerle birlikte sendikalaştığı için işten atmanın cezalarını dile getirdik, taşeronun kaygılarını gidererek ikna ettik” diye konuştu. Taşeronun değişmesi durumunda bile sendikaya üye olan işçilerin çalışmaya devam edeceğini kaydeden Öztopalan, “İşçilerin en büyük kazanımı bu oldu. Sendikalı olduktan sonra 350 milyon lira ücrete ek olarak, alamadıkları fazla mesai ücretlerini de almaya başladılar. Bu da 100 milyona karşılık geliyor” dedi. TİS imzalamadan ve ücretlerde iyileştirme olmadan sendika aidatı almayacaklarını da dile getiren Öztopalan, örgütlenme çalışmalarının devam edeceğini vurguladı. Öztopalan “Kamu sendikacılığının bitme noktasına geldiği bu süreçte sendikalar artık bölgede özel sekörde örgütlenerek yeniden yapılanmalıdır” dedi.


Başa dön


Gönen direnişi 21. gününde
Kezban Koçak
Balıkesir’in Gönen ilçesindeki deri işletmelerinden sendikalı oldukları için işten atılan işçilerin direnişi 21. gününe giriyor.
İşçiler, günde 15-16 saat haftada 60 saat çalıştırıldıklarını fakat hiçbir sosyal güvencelerinin olmadığını belirtiyorlar. “Artık, bıçak kemiğe dayandı” diyen işçiler sigorta, sağlık güvencesi daha insanca çalışma koşulları için Gönen İşçi Hakları Koruma ve Yaşatma Derneği’ni kurdular. Burada çeşitli eğitimler alan işçiler Deri-İş Sendikası’na üye olmaya başladılar. Ancak sendikalaşma başlayınca işten atmalar da başladı.
Bugün, irili ufaklı 35 işletmede çalışan toplam 800 işçinin 500’ü sendikalı. Bunların 125’i işten atılmış durumda. Atılan işçiler her gün işyerlerinin önünde beklerken içerideki işçiler ise iş yavaşlattı. İşveren ise işe dönmelerinin tek yolunun sendikayı bırakmak olduğunu söylüyor.
Saldırı ağırlaşıyor
Deri-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Musa Servi, Gönen’deki deri işverenlerinin sendikal mücadeleyi kırmak için işçilere Kuran’a el bastırdıklarını, işyerlerine bayrak asma, marş çalma gibi faaliyetleri olduğunu belirtti. İşverenlerin, işçilerin milli duygularını kullanarak ‘başkanınız PKK’li’ şeklinde propoganda yaptığını anlatan Servi, bütün bunların işçilerin sendika etrafında daha da kenetlenmesini sağladığını söyledi. “Tüm emek güçlerinin birleşmesinden başka yolumuzun olmadığını geçmişteki sınıf mücadelesi tarihi gösterdi” diyen Servi, “Hangi tehdit ve yöntemle gelirse gelsinler gelişen bu hareketin önünde duramayacaklar” şeklinde konuştu.
Kurulan derneğin başkanı İbrahim Mete Dinç, tabakhanede çalışan deri işletmelerinde koşulların 1800’lü yılları andırdığını belirterek “Bıçağın kemiğe dayandığı an yoğun bir şekilde sendikaya üyelikler başladı. Bu mücadele tüm Gönen’in meselesi oldu” dedi.
Patronun derdi
Atılan işçilerden İsmail Hakkı Nizamoğlu “İnsanca yaşayabileceğimiz bir hayat istiyoruz. Patronların derdiyse pastadan daha fazla pay alabilmek. Burada bekleyen arkadaşların hepsi başka partilerden ama derdimiz ortak; bunun için emeğimizi birlikte savunuyoruz. Uyanık olup oyunlara gelmemeliyiz. Bizim bu direnişimiz diğer işçilere de örnek olacaktır” diye konuştu.
İşten atılan Ekrem Palaz ise her yıl belli zamanlarda işçi çıkışları yapldığını söyleyerek kendilerinin de ‘Bu kez sıra kimde?’ diyerek beklediklerini anlattı. Bunun üzerlerinde psikolojik baskıya neden olduğunu aktaran Palaz, şöyle devam etti: “Bu sırada sendikayla tanıştık. Sendikadan ayrılırsak haklarımızı vereceklerini söylediler. Yapılan bu haksızlıkları görünce sendikamıza daha güçlü sarıldık. Onun sayesinde mücadelemizde bugünlerdeyiz. Bu yolda canımızı ortaya koyduk. Ne kadar değerli olduğumuzu, gücümüzün büyüklüğünü gördük.”
Atılan işçilerden Mustafa Kasap da patronların ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar hep daha fazlasını istediklerini belirtti. “Onlar işçinin değerini bilmiyorlar çünkü gelip de hiçbir zaman ter dökmediler” diyen Kasap “Bugün dediklerini kabul edip dönsek yarın gene çıkarılacağız ve aç kalacağız. Yaşadıklarımızdan bunu öğrendik” dedi.
Nejla Arı ise atılana kadar 8 yıl çalıştığını ifade ederek, “Erkeklerle aynı işi yapıyoruz. Çalışma şartları çok kötü, hiçbir sosyal yaşamımız yok, manevi olarak da aşağılanıyoruz. Artık canımıza tak dedi. Birlik beraberlik içinde olmazsak haklarımızı koruyamayız. Biz isteyince her şeyi yapmaya gücümüz var” diye konuştu.


Başa dön


Akhisar’da gençlik şenliği
Evrensel Kültür Merkezi tarafından düzenlenen, 22-31 Ağustos 2005 tarihlerinde Dikili’de gerçekleştirilecek olan uluslararası gençlik kampının tanıtımı kapsamında Manisa’nın Akhisar ilçesinde önceki gün “Akhisar Gençlik Şenliği” gerçekleştirildi.
Belediye Kültür Salonu’nda önceki gün akşam gerçekleştirilen şenliğe 300’e yakın kişi katıldı. Akhisar Kamp Komitesi adına şenlik açış konuşmasını yapan Merve Giritlioğlu, Bergama’dan Dikili’ye Gençlik Buluşması’nın gençliğin barış ve kardeşlik isteğinin bir sesi olacağını belirterek, tüm gençliği kampa katılmaya çağırdı.
Gençlik Buluşması Merkezi Komitesi adına kürsüye çağrılan Gonca Erol, şenliğe katılanları Bergama’dan Dikili’ye Gençlik Buluşması Türkiye Merkezi Komitesi adına selamladıktan sonra, 7 yıl önce Yeni Dünya Düzeni’ne karşı geçliğin Bergama’da bir araya geldiğini ve siyanürcü şirketlere karşı Bergama köylülerinin topraklarını, çevreyi ve ülkesini koruma mücadelelerine destek verdiğini ifade etti. Erol, Bergama Buluşması’ndan 7 yıl sonra dünya gençliğinin bu kez tarihte çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan İzmir’in Dikili ilçesinde bir araya geleceğini ifade ederek, 11 Eylül süreci ile birlikte ABD emperyalizminin Afaganistan ve Irak’a karşı savaş gerçekleştirdiğini, şimdi de sırada Suriye ve İran’a karşı müdahalede bulunmak için fırsat kolladığını belirterek, “Dikili Gençlik Buluşması savaşa karşı barışı, şovenizme karşı kardeşliği ve yaşanabilir bir çevre için gençliğin sesi olacak” dedi. Erol, emperyalizmin 11 Eylül süreciyle tüm ilişkilerini terör konsepti üzerine kurduğunu belirterek, “İşçi, işsiz ve öğrenci gençliği Dikili Gençlik Kampı’na katılmaya, birlikte üretip birlikte gelişmeye, barış ve kardeşliği savunmaya çağırıyorum” dedi. Erol, kamp programı ile ilgili bilgiler de verdi.
Tarihin en büyük terör eylemi
Bugün, dünya tarihinin ilk ve tek “kitle imha saldırısı”nın 60. yıldönümü. 6 Ağustos 1945’te Güney Pasifik kıyısından havalanan “Enola Gay” isimli ABD savaş uçağı, 4.5 tonluk atom bombasıyla Japonya’nın Hiroşima kentini vurmuştu. Bombanın etkisiyle ilk anda 80 bin insan kül oldu. Bir hafta boyunca kente asit yağdı. İki ay içerisinde radyasyon sebebiyle, 80 bin insan daha yaşamını yitirdi. 40 bin insan ise 5 yıllık süre içerisinde öldü. Bununla yetinmeyen ABD, 9 Ağustos 1945’te Nagazaki’ye atom saldırısı düzenledi. Nagazaki’de de 75 bin kişi kavruldu. 60 bin kişi 5 yıllık süre içerisinde can verdi. İki kentin halkı, aradan onca yıl geçmesine rağmen halen kanser vakalarıyla can veriyor.
Hayvan hastalıklarında vahim tablo
Hayvan hastalıkları açısından vahim bir durum sergileyen Türkiye’de yılın ilk yarısında, 116 kuduz, 51 şarbon, 300’e yakın şap, 74 sığır tüberkülozu 84 koyun vebası, 84 sığır brusellozu mihrakı belirlendi. Yaklaşık 10 milyon büyükbaş, 32 milyon küçükbaş hayvan varlığı olan Türkiye’nin hayvan hastalıkları ile mücadele için bu yılki bütçesinde, sadece 17 milyon YTL ödenek var. Bütçe kaynaklarının yetersizliği nedeniyle, şarbon, kuduz, tüberküloz, brusella gibi hayvanlardan insana geçen çok sayıda hastalık ile etkili mücadele yapılamıyor. hayvan hastalıkları ile etkili mücadele yapılamaması, sadece ekonomik kayba neden olmuyor, insan sağlığı açısından da önemli risk oluşturuyor. İhbarı zorunlu olan 33 tane hayvan hastalığından 9’u, değişik yollarla insana bulaşıyor veya insanda hastalık yapıyor. Şarbon, kuduz, tüberküloz, brusella gibi hayvanlardan insana geçen çok sayıda hastalık olduğu ve Türkiye’de hayvan kesimlerinin ortalama yüzde 50’sinin kayıtdışı-kaçak yapıldığı dikkate alınırsa, hayvan hastalıklarından kaynaklanan riskin boyutları ortaya çıkıyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından verilen bilgiye göre, bütçede hayvan hastalıkları ile mücadele için ayrılan 17 milyon YTL’lik ödeneğin 6-7 milyon YTL’si AB ile ortak yürütülen veterinerlik uyum projesinin yerli katkısı için kullanılıyor. Dolayısıyla yaklaşık 10 milyon YTL’lik kaynağın, Türkiye’de başta şap olmak üzere, tüberküloz, brusella, antraks (şarbon) gibi hayvan hastalıkları ile mücadele için yeterli olmadığı, bu paranın aşılama çalışmaları için kullanılan mazot giderlerini bile çoğu zaman karşılamadığı belirtiliyor. Bakanlık yetkilileri, 1998’deki tarama sonuçlarına göre, sadece şap hastalığı ile etkili mücadele için 1998 değerleri ile 250 milyon YTL’lik kaynak gerektiğine işaret ederken, kaynak yetersizliği nedeniyle, hasta hayvanların itlafı yoluyla yapılması gereken bir çok hastalıkla mücadelenin yapılamadığını vurguladılar. AB’de şap tespit edilen işletmedeki bütün hayvanlar ve ürünleri imha edilirken, Türkiye’de sadece aşılama çalışması yapılıyor. Tüberküloz hastalığında da geniş bir tarama yapılıp hasta hayvanların öldürülmesi gerekiyor. Ancak, kaynak olmadığı için, sadece mezbahaneye kesime gelen hayvanlarda tüberküloz belirlenirse, hayvanın geldiği işletmeye ulaşılarak aşılama-tedavi yapılıyor. Mücadele kapsamında bulunan 33 tane ihbarı mecburi hastalıktan 9 hayvan hastalığı, değişik yollarla insana bulaşıyor. Mikrobu biyolojik bir silah olarak da kullanılan şarbon (antraks) hastalığı yayla döneminde artıyor. Şarbon mikrobu hava ile temas edince dayanıklı hale geliyor ve form değiştiriyor. Doğada 40 yıl etkili olabiliyor.
Öğretmenlik başvuruları 10 Ağustos’ta başlıyor
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) alacağı 10 bin 509 öğretmen için başvurular, 10 Ağustos Çarşamba günü başlayacak. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, 10 bin 509 kadroya, ilk atama, açıktan ve açıktan ilk atama yoluyla öğretmen alınacak. İlk atama yoluyla atanacaklar için 10 bin 299, açıktan ve açıktan ilk atama yoluyla atanacaklara da 210 kişilik kadro ayrıldı. Öğretmenlik İçin Atama Kılavuzu, bakanlığın internet adresinde (personel.meb.gov.tr) yayımlanacak olan ‘’2005-2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu’’nda yer alacak. Adaylar, 10-24 Ağustos tarihleri arasında başvurabilecekler. Açılan kadrolara başvuracak öğretmen adaylarının öğretmenlik için 2004 ve 2005’te yapılan KPSS’ye girmiş ve öğretmenlik alımı yapılacak alanın taban puanı veya üzerinde puan almış olmaları gerekiyor. En çok kontenjanı bin 6 yüz 38 kişiyle sınıf öğretmenliği kapsıyor. Sınıf öğretmenliği çin 80 taban puan gerekiyor. Açıktan ve açıktan ilk atamaya ilişkin alanlar ile kontenjanları ise yapılacak başvuruların değerlendirme sonucuna göre toplam kadronun yüzde 2’si olan 210 kadro esas alınarak belirlenecek.
Tabur komutanlığına saldırı
Hakkari’nin Şemdinli ilçesindeki Sınır Jandarma Tabur Komutanlığı’na düzenlenen saldırıda 5 askerin hayatını kaybettiği bildirildi. Hakkari Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, saat 00.40’da Şemdinli şehir merkezinde bulunan İlçe Jandarma Komutanlığı ihata duvarı ile bölgede görev yapan personelin kaldığı misafirhanenin arasından geçen ilçenin işlek sokağına konulan zaman ayarlı veya uzaktan kumandalı bomba patlatıldı. Patlamada, Uzman Çavuş Dursun Çetin, Uzman Çavuş Durmuş Ali Uzun, Uzman Çavuş Evren Ayyarkın, Jandarma Er Ramazan Çakar ve Jandarma Er Halil Kaan Kayabaş’ın yaşamını yitirdiği Jandarma Er İnan Hakan’ın ise hafif yaralandığı bildirildi. Patlamadan sonra çevrede geniş çaplı operasyon başlatıldığı belirtildi. Operasyonlarda 20’ye yakın kişinin gözaltına alındığı ifade edildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net