www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Avrupa’nın teklifi netleşti
Üç Avrupa ülkesi, Tahran’ın nükleer faaliyetlerini Batı kontrolü altında yürütmesi karşılığında İran’ın Asya-Avrupa enerji koridorunda kilit ülke olmasını önerdi. İran, sivil amaçlı nükleer faaliyet de yürütebilecek.

Sol Parti büyüyor
Almanya’da erken genel seçimler için liste adaylarını belirleyen Sol Parti’ye seçmen ilgisi artıyor. Parti adayları, “parlamento dışı hareket ve parlamento içi çalışma ile sermayeye karşı güçlü bir cephe kurmayı” hedeflediklerini belirtti.

Zevahiri-Bush atışması
El Kaide liderlerinden Eymen el Zevahiri, Londra’yı tekrar vurabileceklerini söyledi. Zevahiri, ABD ve müttefiklerini Irak’tan çekilmeye çağırdı. ABD Başkanı Bush ise, Zevahiri’ye yanıt vererek, ‘başladıkları işi bitireceklerini’ söyledi.


Avrupa’nın teklifi netleşti
Avrupa Birliği’nin (AB) İran hükümetine “sakıncalı nükleer enerji faaliyetlerine son vermesi” karşılığında yaptığı teklif belli oldu. AB, Orta Asya’daki doğal kaynakların Avrupa’ya, ağırlıklı olarak İran üzerinden ihraç edilmesi fikrini destekleme vaadinde bulundu.
Fransa, İngiltere ve Almanya ile Tahran arasındaki görüşmelere yakın bir İranlı kaynak, “Teklifte, Orta Asya’dan Avrupa’ya enerji ihracında ana transit hattın İran olması fikrine destek önerildi” dedi.
Amerikan New York Times gazetesi ise, bu teklifin, İran’ın uzun vadede “nükleer enerjiye kavuşmasını sağlayacağını” öne sürdü. Gazete, Bush yönetiminin “örtülü onayı” alınarak yapılan teklifin, Batı ile İran arasında her alanda tam ilişki kurulmasına olanak tanıyacağını, bu alanlar arasında teknoloji paylaşımından imtiyazlı ticarete ve güvenlik garantisine kadar pek çok unsur bulunduğunu bildirdi. İran hükümeti, buna karşılık nükleer enerji konusunda Batı ile işbirliği yapacak, ama ayrıca insan haklarının gelişmesini sağlayacak ve “terörle mücadele”de işbirliğine girecek.
Yeterli bulunmadı
İran hükümeti, bu teklifi yeterli bulmuyor. Üst düzey bir İranlı yetkili, “Eğer teklif, İran’ın nükleer enerji faaliyetini kesin olarak durdurmasını dayatıyorsa, ölü bir tekliftir” dedi. Adı açıklanmayan yetkili, “Avrupalıların teklifinin bir anlamı yok. Çünkü böylesi bir öneri, iki yıl önceki pozisyonlarını değiştirmediğini gösterir” yorumunu yaptı.
Avrupalı bir diplomat ise, İran’ın nükleer enerji hakkını “kabul ettiklerini” ima etti. Yetkili, “Teklifin asıl unsuru, İran’ın sivil bir nükleer program yürütmesinde işbirliği yapılması. Biz, İran’ın sivil bir programa sahip olamayacağını hiç söylemedik” dedi.
Avrupa teklifi, İran’ın ‘kapalı bir nükleer program’ yürütmesini önleyecek. Nükleer yakıt üretimi ve atıkların tasfiyesi, Batı denetiminde olacak. Teklif metninde, “İran ile hiçbir anlaşma, tarafların nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla üretmesi, kullanması ve bu konuda araştırma yapması hakkını çiğnemeyecektir” ibaresi bulunuyor.
AB ile Tahran arasındaki görüşmelere katılan
İranlı Hüseyin Museviyan ise, ülkesinin, teklif ne olursa olsun İsfahan’daki nükleer yakıt çalışmalarına tekrar başlayacağını açıkladı. Museviyan, “Teklifleri, İsfahan’daki çalışmalara geri dönmeye izin vermese bile, biz faaliyetlere devam edeceğiz” diyerek, İran’ın uranyum dönüştürme tesisindeki çalışmaları başlatma konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Kürt gazetesine yasak
İran’da, Farsça ve Kürtçe yayımlanan Aşti gazetesinin yayını geçici olarak durduruldu. Gazetenin genel yayın yönetmeni Burhan Zerehten Lahuni, Senendec savcılığından telefon edilerek, gazetenin geçici olarak kapatıldığının bildirildiğini söyledi. Lahuni, kapatma nedeni hakkında bir şey bildirilmediğini kaydetti.


Başa dön


Sol Parti büyüyor
Almanya’da PDS (Demokratik Sosyalizm Partisi) ve WASG’ın erken genel seçimlerde ortak hareket etme kararının ardından çalışmalar devam ediyor. PDS Genel Kongresi’nde isim değişikliğinin karar altına alınmasından sonra, PDS eyalet örgütleri de isim değişikliği yaptılar. Geçtiğimiz haftasonu yapılan kongrelerde bütün eyaletlerin liste adayları belirlendi. Yeni adıyla “Sol Parti” (Linkspartei) böylece seçmenlere ”Biz hazırız” mesajını verdi.
Adaylar belirlendi
Geçtiğimiz haftalarda bazı eyaletlerde yapılan kongreler, adayların fazla olması ve tartışmaların uzaması nedeniyle sarkmıştı. Sol Parti Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada, ”Bütün eyaletlerde parti yönetimlerinin önerileri önemli ölçüde kabul gördü” denildi. Sol Parti üyesi olmayanların da aday listelerine alındığına dikkat çekilen açıklamada, ”Açık listelerle seçimlere katılmak partimizin geleneğidir” denildi.
İlgi artıyor
Anketlere göre, Sol Parti’ye ilgi giderek artıyor. Son yapılan anketlerde yüzde 12 olarak gözüken partinin oylarını artırma potansiyeli bulnuyor. Batı Almanya’da artışın yavaşladığı bildirilirken, Doğu Almanya’da seçmen ilgisi hızla artıyor.
Batı Almanya genelinde yüzde 7 gibi bir oran ortaya çıkarken, Doğu Almanya’da bu oran yüzde 30 ila 33 arasında. Özellikle Doğu Almanya’nın büyük kentlerinde artışın daha fazla olduğu bildiriliyor. Batı Berlin’de Sol Parti’nin oy oranı yüzde 21 olarak gözükürken, Doğu Berlin’de bu oran yüzde 38’e çıkıyor.
Eyaletlerde yapılan anketleri değerlendiren bir seçim araştırma kurumu, partinin parlamentoya 68 milletvekili gönderebileceğini tahmin etti. Kuruluş, “Parti, parlamentodaki sandalye sıralamasını alt üst edecek” görüşünü dile getirdi.
Türkiyeli adaylar
Geçtiğimiz cumartesi günü Hessen Eyaleti’nde yapılan PDS kongresinde, birinci ve üçüncü sırada PDS, ikinci ve dördüncü sıradan ise WASG’ın önerdiği adaylar milletvekili adayları olarak seçildi. İlk sırada Wolfgang Gehrcke, ikinci sırada IG Metall Sendikası Offenbach temsilcisi Werner Dreibuss, üçüncü sırada Kristen Schomberg, dördüncü sırada Canine Wissler yer aldı. Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) üyesi Zahide Yentür, yedinci sıradan milletvekili adayı oldu.
Kuzey Ren Westfalya eyaletinde de, “güvenilir” olarak görülen ilk on aday arasında 2 Türkiyeli aday bulunuyor. “DİDF’in adayı” olarak delegelerin takdirine sunulan 7. sıra adayı Sevim Dağdelen, “Neoliberal saldırılara karşı yerli ve göçmen emekçilerin mücadele cephesini kuralım” çağrısını yaptı.


Başa dön


Zevahiri-Bush atışması
El Kaide örgütünün “iki numaralı adamı” olarak bilinen Mısırlı Eymen El Zevahiri, Londra’da düzenlenen bombalı saldırıların ardından bir açıklama yaparak ABD ve müttefiklerini tehdit etti.
Zevahiri, El Cezire televizyonunda yayımlanan video kasette, Londra’da yeni saldırılar düzenleneceği tehdidinde bulundu ve bunların sorumluluğunun da Başbakan Tony Blair’e ait olacağını söyledi. Londra’daki saldırılara, İngiltere Başbakanı Blair’in izlediği politikanın sebep olduğunu söyleyen Zevahiri, “Londra’nın merkezindeki yıkımı Blair getirdi ve yenilerini getirecek” diye konuştu.
‘Haçlı’ benzetmesi
Zevahiri, Amerika’nın Irak’ta öncülük ettiği askeri koalisyona dahil ülkelere, “Haçlı ittifakının ülkeleri” diyerek, işgal ordularının Müslümanların topraklarını terketmeleri halinde ateşkes ilan etmeyi önerdiklerini hatırlattı. “Kabul etmek yerine ülkelerimizde kan döktünüz ve biz de ülkelerinizde gazap volkanlarını patlattık” şeklinde konuşan Zevahiri, Filistin’de güvenlik sağlanmadığı ve işgal kuvvetleri Müslümanların topraklarından çekilmediği sürece, işgalcilerin güvenlik içinde olamayacağını söyledi.
ABD’ye seslendi
Katliamcıya linç
İsrail’de fanatik bir asker, bir otobüse girdikten sonra içerideki İsrail vatandaşı Araplara yaylım ateş açtı. Önceki akşam düzenlenen korkunç saldırıda 5 kişi öldü, 5 kişi yaralandı. Öfkeli Araplar, katil askeri daha sonra linç ederek öldürdü. İsrail’in kuzeyindeki Arap kenti Şfaram’da meydana gelen olaya ilişkin olarak, “19 yaşındaki asker Eden Tsuberi’nin silahını ateşleyerek 5 kişiyi öldürdüğü” belirtildi. Haberde, askerin aylardır firari olduğu, öldürdüğü kişilerin ikisinin öğrenci, birinin şoför, diğerlerinin ise Şfaram vatandaşları olduğu bildirildi. Olayın ardından Şfaram’da halkın galeyana geldiği belirtilen haberde, tekbirler getiren öfkeli kalabalığın, tutuklanan firari askeri şişe ve taş yağmuruna tutarak linç ettiği, polisin kalabalığa müdahale edemediği ifade edildi. İsrailli bir polis yetkilisi, olayı, “Araplara karşı Yahudi terörü” olarak tanımladı. Filistinlilerin tekrar ayağa kalkmasından çekinen İsrail Başbakanı Ariel Şaron ise, saldırıyı kınadı. Şaron, yaptığı açıklamada, olayı “kana susamış bir terörist tarafından düzenlenen eylem” olarak tanımladı.
Müslümanlar hedef tahtasında
‘Pis Müslüman köpekler’, ‘Müslüman domuzlar öleceksiniz’, “Tüm Müslümanlar bu cuma cayır cayır yanacak!’ Londra sokaklarında sık rastlanan bu yazılar, 7 Temmuz’daki saldırıların ardından giderek körüklenen Müslüman düşmanlığın sadece bir yüzü. Londra Emniyeti, 7 ve 21 Temmuz’daki bombalı saldırıların ardından İngiltere’de son 6 haftada yaşanan ırkçı ve dini nefretten kaynaklı saldırıların 4 katına çıktığını bildirdi. İngiliz polisine bildirilmeyen onlarca olayın olduğu ifade ediliyor. 1.6 milyon Müslüman’ın yaşadığı İngiltere’de, son 6 haftada onlarca camiye kundaklama girişiminde bulunuldu, imamlar dövüldü, Müslüman ile Asyalıların yaşadığı yüzlerce ev saldırıya uğradı ve hatta onlarca Müslümanın canına kastedildi. Önceki gün Londra’nın batısındaki bir camiyi hedef alan son saldırılarda yaralanan İmam Siddik Ali, “Tehdit mektupları alıyoruz. Doğrudan cemaati ve camiyi hedef alan tehditler. Glişmeler bizi korkutuyor. Bu seferki saldırıda hazırlıksızdık. Ancak, ırkçı grup bir daha gelirse, kendimizi korumak zorunda kalacağız” dedi. 11 Eylül saldırılarından bu yana ülkede belli seviyede Müslüman düşmanlığının varolduğunu vurgulayan İmam Ali, “7 Temmuz’daki saldırılar, tuz biber oldu. Nefret daha da arttı ve saldırılar giderek vahşileşti” diye konuştu. İngilizlerin 7 Temmuz’daki olaylardan dolayı Müslüman azınlığı hedef tahtasına oturttuğunu dile getiren İngiltere Müslüman Güvenlik Forumu (MGF), Müslümanların günlük hayatın her kademesinde ırkçı saldırılara maruz kaldığını belirtti. MGF sözcüsü, “Saldırılar önlenemez bir biçimde artıyor. Örneğin, birkaç gün önce bir imam yolda bisikletiyle giderken bir grup ırkçı tarafından dövüldü ve ağır yaralandı. Bir başka olayda, Müslüman bir kadın sırf çarşaflı olduğu için şöför tarafından otobüse alınmadı. Başta Wales, Livepool, Bradford, Oldham ve Burnley olmak üzere birçok kentte camilere saldırıldı” dedi. Irkçı saldırıların büyük bir ayrımcılığa yol açabileceğini ifade eden MGF sözcüsü, “Bu saldırıların ardından bazı tedbirlerin alınması gerekti. Bazı Müslüman örgütler, kadınların bir süre çarşaf giymemesini ve erkeklerin sakallarını kesmesini önerdi” şeklinde konuştu.
Chevron’un kiralık katilleri
ABD’li enerji devi Chevron’un, Afrika ülkesi Nijer’deki askerlere cinayet işlemeleri için günde 110 dolar para verdiği ortaya çıktı. Kendisine tazminat davası açan Nijerlileri öldürtmek için ordudan “kiralık katil” tutan Chevron’un, bu askeleri Nijer’in doğusundaki Opia ve Ikenyan köylerini yakması ve köylülerin bazılarını “gözdağı vermek” için öldürmesi amacıyla kiraladığı anlaşıldı. 1999 yılında Chevron’a yine bir cinayet olayından dolayı dava açan Opia ve Ikenyan sakinleri, enerji devinin bölgedeki katliam ve çatışmalara destek verdiğini söylüyorlardı. Chevron’un Opia köyündeki “Searrex” adlı petrol çıkarma tesisine karşı olan köylülerin askerlerce öldürüldüğünü belirten bölge sakinleri, askerler tarafından katledilen 5 kişi için 50 bin dolar tazminat istiyor. 1999 yılındaki olayda, Chevron’ın kiraladığı askerler, Opia’daki “Searrex” petrol kuyusuna karşı olanları, yaylım ateşine tutmuşlardı. Ancak 1999 yılında açılan davayı görüşmek üzere Chevron yetkilileri ile görüşmeye giden Opia ve Ikenyan bölgesinin 4 temsilcisi, geçen hafta toplantının yapılacağı Chevron binasında askerler tarafından öldürüldü. Saldırının Chevron tarafından planladığını ve askerlerin her birine günde 110 dolar verildiğini ifade eden köylülerin avukatı Cindy Cohn, “Chevron, cinayeti soğukkanlılıkla kurguladı ve askerlere yevmiye verdi” dedi. Suçlamaları inkâr eden Cheron sözcüsü Charles Stewart ise, askerlere para dağıtıldığını itiraf etti. Askerelere, Chevron’un petrol kuyularını korunmaları için para verildiğini söyleyen Stewart, “Nijer ordusuna, bölgedeki çatışmaların petrol kuyularını etkilememesi için ve Nijer’de bir gelenek olan ‘haraç’ yüzünden para veriyoruz. Cinayetlerle ilgimiz yok” şeklinde konuştu. Köylülerin etnik çatışmalarda öldüğünü söyleyen Stewart, “Askerleri, ‘Searrex’ petrol tesisini korumak için tuttuk” dedi. Afrika’nın en yoksul ülkelerinden biri olan Nijer’de uzun zamandır, etnik bir iç savaş hüküm sürüyor. Nijer ordusunun da bulaştığı çatışmalarda her ay onlarca kişi hayatını kaybediyor. Ülkeyi uluslararası sermayeye açan ve IMF’ye teslim olan Nijer hükümeti, Batılı tekellerin ülkenin her türlü kaynağını istediği gibi kullanmasını sağlıyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net