Katliamcıya linç
İsrail’de fanatik bir asker, bir otobüse girdikten sonra içerideki İsrail vatandaşı Araplara yaylım ateş açtı. Önceki akşam düzenlenen korkunç saldırıda 5 kişi öldü, 5 kişi yaralandı. Öfkeli Araplar, katil askeri daha sonra linç ederek öldürdü. İsrail’in kuzeyindeki Arap kenti Şfaram’da meydana gelen olaya ilişkin olarak, “19 yaşındaki asker Eden Tsuberi’nin silahını ateşleyerek 5 kişiyi öldürdüğü” belirtildi. Haberde, askerin aylardır firari olduğu, öldürdüğü kişilerin ikisinin öğrenci, birinin şoför, diğerlerinin ise Şfaram vatandaşları olduğu bildirildi. Olayın ardından Şfaram’da halkın galeyana geldiği belirtilen haberde, tekbirler getiren öfkeli kalabalığın, tutuklanan firari askeri şişe ve taş yağmuruna tutarak linç ettiği, polisin kalabalığa müdahale edemediği ifade edildi. İsrailli bir polis yetkilisi, olayı, “Araplara karşı Yahudi terörü” olarak tanımladı. Filistinlilerin tekrar ayağa kalkmasından çekinen İsrail Başbakanı Ariel Şaron ise, saldırıyı kınadı. Şaron, yaptığı açıklamada, olayı “kana susamış bir terörist tarafından düzenlenen eylem” olarak tanımladı.
Müslümanlar hedef tahtasında
‘Pis Müslüman köpekler’, ‘Müslüman domuzlar öleceksiniz’, “Tüm Müslümanlar bu cuma cayır cayır yanacak!’ Londra sokaklarında sık rastlanan bu yazılar, 7 Temmuz’daki saldırıların ardından giderek körüklenen Müslüman düşmanlığın sadece bir yüzü. Londra Emniyeti, 7 ve 21 Temmuz’daki bombalı saldırıların ardından İngiltere’de son 6 haftada yaşanan ırkçı ve dini nefretten kaynaklı saldırıların 4 katına çıktığını bildirdi. İngiliz polisine bildirilmeyen onlarca olayın olduğu ifade ediliyor. 1.6 milyon Müslüman’ın yaşadığı İngiltere’de, son 6 haftada onlarca camiye kundaklama girişiminde bulunuldu, imamlar dövüldü, Müslüman ile Asyalıların yaşadığı yüzlerce ev saldırıya uğradı ve hatta onlarca Müslümanın canına kastedildi. Önceki gün Londra’nın batısındaki bir camiyi hedef alan son saldırılarda yaralanan İmam Siddik Ali, “Tehdit mektupları alıyoruz. Doğrudan cemaati ve camiyi hedef alan tehditler. Glişmeler bizi korkutuyor. Bu seferki saldırıda hazırlıksızdık. Ancak, ırkçı grup bir daha gelirse, kendimizi korumak zorunda kalacağız” dedi. 11 Eylül saldırılarından bu yana ülkede belli seviyede Müslüman düşmanlığının varolduğunu vurgulayan İmam Ali, “7 Temmuz’daki saldırılar, tuz biber oldu. Nefret daha da arttı ve saldırılar giderek vahşileşti” diye konuştu. İngilizlerin 7 Temmuz’daki olaylardan dolayı Müslüman azınlığı hedef tahtasına oturttuğunu dile getiren İngiltere Müslüman Güvenlik Forumu (MGF), Müslümanların günlük hayatın her kademesinde ırkçı saldırılara maruz kaldığını belirtti. MGF sözcüsü, “Saldırılar önlenemez bir biçimde artıyor. Örneğin, birkaç gün önce bir imam yolda bisikletiyle giderken bir grup ırkçı tarafından dövüldü ve ağır yaralandı. Bir başka olayda, Müslüman bir kadın sırf çarşaflı olduğu için şöför tarafından otobüse alınmadı. Başta Wales, Livepool, Bradford, Oldham ve Burnley olmak üzere birçok kentte camilere saldırıldı” dedi. Irkçı saldırıların büyük bir ayrımcılığa yol açabileceğini ifade eden MGF sözcüsü, “Bu saldırıların ardından bazı tedbirlerin alınması gerekti. Bazı Müslüman örgütler, kadınların bir süre çarşaf giymemesini ve erkeklerin sakallarını kesmesini önerdi” şeklinde konuştu.
Chevron’un kiralık katilleri
ABD’li enerji devi Chevron’un, Afrika ülkesi Nijer’deki askerlere cinayet işlemeleri için günde 110 dolar para verdiği ortaya çıktı. Kendisine tazminat davası açan Nijerlileri öldürtmek için ordudan “kiralık katil” tutan Chevron’un, bu askeleri Nijer’in doğusundaki Opia ve Ikenyan köylerini yakması ve köylülerin bazılarını “gözdağı vermek” için öldürmesi amacıyla kiraladığı anlaşıldı. 1999 yılında Chevron’a yine bir cinayet olayından dolayı dava açan Opia ve Ikenyan sakinleri, enerji devinin bölgedeki katliam ve çatışmalara destek verdiğini söylüyorlardı. Chevron’un Opia köyündeki “Searrex” adlı petrol çıkarma tesisine karşı olan köylülerin askerlerce öldürüldüğünü belirten bölge sakinleri, askerler tarafından katledilen 5 kişi için 50 bin dolar tazminat istiyor. 1999 yılındaki olayda, Chevron’ın kiraladığı askerler, Opia’daki “Searrex” petrol kuyusuna karşı olanları, yaylım ateşine tutmuşlardı. Ancak 1999 yılında açılan davayı görüşmek üzere Chevron yetkilileri ile görüşmeye giden Opia ve Ikenyan bölgesinin 4 temsilcisi, geçen hafta toplantının yapılacağı Chevron binasında askerler tarafından öldürüldü. Saldırının Chevron tarafından planladığını ve askerlerin her birine günde 110 dolar verildiğini ifade eden köylülerin avukatı Cindy Cohn, “Chevron, cinayeti soğukkanlılıkla kurguladı ve askerlere yevmiye verdi” dedi. Suçlamaları inkâr eden Cheron sözcüsü Charles Stewart ise, askerlere para dağıtıldığını itiraf etti. Askerelere, Chevron’un petrol kuyularını korunmaları için para verildiğini söyleyen Stewart, “Nijer ordusuna, bölgedeki çatışmaların petrol kuyularını etkilememesi için ve Nijer’de bir gelenek olan ‘haraç’ yüzünden para veriyoruz. Cinayetlerle ilgimiz yok” şeklinde konuştu. Köylülerin etnik çatışmalarda öldüğünü söyleyen Stewart, “Askerleri, ‘Searrex’ petrol tesisini korumak için tuttuk” dedi. Afrika’nın en yoksul ülkelerinden biri olan Nijer’de uzun zamandır, etnik bir iç savaş hüküm sürüyor. Nijer ordusunun da bulaştığı çatışmalarda her ay onlarca kişi hayatını kaybediyor. Ülkeyi uluslararası sermayeye açan ve IMF’ye teslim olan Nijer hükümeti, Batılı tekellerin ülkenin her türlü kaynağını istediği gibi kullanmasını sağlıyor.
|