www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Küresel tiranlık tasarısı
ABD yönetimi ‘demokrasi yaymak’ bahanesiyle tüm dünyayı hedef alan yeni bir tasarıyı gündeme getirdi.

Emekli maaşına tehdit
Alman devleti, önümüzdeki ekim ayında emeklilik maaşlarını ödeyemez hale gelecek. Son 30 yılda tam 14 kez ‘reforma’ tabi tutulan Yasal Emeklilik Sigortası, sonunda iflasın eşiğine getirildi...

Irak işgaline karşı bildirge
ABD’nin en güçlü sendikalarının ayrılma kararı aldığı AFL-CIO Konfederasyonu, kongresini tamamladı. Kongrenin sonuç bildirgesinde ABD ordusunun Irak’tan çekilmesi talep edildi.


Küresel tiranlık tasarısı
ABD yönetimi, “terörle mücadele” söylemini baştan aşağı değiştirecek bir adım atmaya hazırlanıyor. Eylül ayında Senato gündemine gelecek yeni bir yasada, ABD’nin kendisini “dünya çapında diktatörlükleri sona erdirmeye” vakfettiği yönünde ifadeler yer alacak.
Söz konusu ifadeler, “dış yardım” harcamalarına yetki veren bir tasarının içinde yer alıyor. “Demokrasinin İlerletilmesi Yasası”nda, ABD Büyükelçileri ve diplomatlarına “hür olmayan rejimler için demokrasiye geçiş planları” yapma görevi veriliyor. Bu görevde, diplomatların “çeşitli ülkelerdeki muhalefet hareketlerinden katkı görmesi” isteniyor.
ABD, daha önce belirli ülkeler için benzer yasalar çıkarmıştı. Örneğin, 1998 tarihli bir yasa, “Irak’ın özgürleştirilmesi için yapılacaklar”dan bahsediyordu. Ancak gündemdeki yasa tasarısı, ABD dış politikasının “dünya çapında demokrasiyi elde etmeye” sevkedilmesini öneriyor.
İlk onayı aldı
Tasarıyı, Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerden önde gelen milletvekilleri gündeme getirdi. Metnin altındaki imzalar arasında Demokrat Partili Tom Lantos, Cumhuriyetçi Senatör John McCain gibileri dikkat çekiyor.
Yasa tasarısı, “Yabancı İlişkiler Yasası”nın bir unsuru olarak, geçen hafta sessiz sedasız Temsilciler Meclisi’nde onaylandı. Tom Lantos, tasarının “ABD Başkanı’nın ikinci dönemine başlarken yaptığı konuşmayı somutlaştırdığını” dile getirdi. ABD Başkanı Bush, söz konusu konuşmasında, “ABD, her ülke ve kültürde demokratik hareketler ve kurumların gelişimini sağlayacak ve destekleyecektir. Bunda nihai amaç, dünyamızda diktatörlüğü sona erdirmektir” demişti.
Dışişleri’ne özel görev
Tasarı yasalaştığında ABD Dışişleri Bakanlığı, “diğer ülkelerde demokratik ilkeler, uygulamalar ve değerlerin desteklenip teşvik edilmesi için her yolu kullanmak” ile yetkilendirilecek. İstihbarat örgütü CIA ve Hazine Bakanlığı’na, “diktatörler ve adamlarının şahsi servetlerini takip etme” görevi verilecek.
Yasa uyarınca ABD Dışişleri Bakanı, dünya ülkelerinin “demokrasi durumu”na ilişkin her yıl bir rapor yayınlayacak. Bu raporda ülkeler “demokratik”, “antidemokratik” veya “geçiş aşamasında” olarak nitelendirilecekler. Halen, ABD Kongresi’ne bağlı çalışan “Özgürlük Evi” adlı düşünce kuruluşu, ülkeleri “hür”, “kısmen hür” ve “hür olmayan” olarak sınıflayan benzer bir rapor yayınlıyor.
Zaten tasarının fikir babasının, Özgürlük Evi Yönetim Kurulu üyesi olan eski büyükelçi Mark Palmer olduğu belirtiliyor. Palmer, “Soğuk Savaş” döneminde Macaristan Büyükelçiliği yapmış ve bu ülkedeki karşı-devrim sürecini hızlandıran bir rol oynamıştı.
Yeni yasa ile birlikte, “diktatörlük” olarak nitelenen ülkelerde görev yapan diplomatlara, ilgili ülkeyi “siyasi özgürlüklere yöneltme” görevi biçilecek. Bu kapsamda, “demokratik geçiş planları”nın uygulanması istenen ülkelerin bir listesinin çıkarılacağı belirtiliyor. Bu kapsamda, tipik Amerikan ikiyüzlülüğü devreye girecek ve Beyaz Rusya’ya uygulanan baskıcı yöntemler, Suudi Arabistan gibi “müttefikler” için söz konusu olmayacak.


Başa dön


Emekli maaşına tehdit
Federal Almanya devleti, ekim ayında emekli maaşlarını ödeyemez hale gelecek. Açıklamayı yapan sigorta sorumluları, eylül ayında son kez normal yoldan maaşları ödeyebileceklerini belirtirken, “Ekim ayında maaşları ödemek için 450 milyon Euro borç almamız gerekecek” dediler.
Yıllardır Almanya’da ücret yan giderlerinin yüksek olduğu yönünde kampanya sürdüren sermaye ve partileri, bütün ücret yan giderlerinin düşürülmesini talep ediyorlar. Bu düşüşle birlikte işgücü maliyetinin de düşeceği ve daha fazla işçinin işe alınabileceği propaganda ediliyor.
Son 30 yıl içinde toplam 14 kez Yasal Emeklilik Sigortasını reforma tabi tutan değişik koalisyon hükümetleri, sonunda sigortayı iflasın eşiğine kadar getirdi. “Emeklilik maaşlarını güvenceye alma” vaadiyle gündeme getirilen reformlar, emeklilik maaşlarının sürekli düşmesine yol açtı.
Sermayeye göre sigorta
Onyıllarca çalışan işçi ve emekçilerin yaşlılıklarında devlet güvencesiyle yaşamlarını sürdürmesi
için kurulan Yasal Emeklilik Sigortası özellikle 1980’lerden bu yana sermayenin ihtiyacına göre sürekli değiştirildi.
İşsizliğin giderek artmaya başladığı 1980’den itibaren gündeme getirilen erken emeklilik formülü, patronlar tarafından talep edilmişti. İşçilere büyük tazminatlar vermek yerine onları devlet desteğiyle erken emekliliğe sevk eden sermaye böylece önemli bir yükten kurtulmuş oluyordu. Bu yıllarda 54 -56 yaş grubuna dahil olan 500 bine yakın işçi erken emekliliğe ayrıldı.
Daha sonra emeklilik kasalarının durumu kötüleşince, “kısmi erken emeklilik” formülü gündeme geldi. 54 yaşından itibaren kısmi erken emekliliğe ayrılan işçiler, 6 yıla yakın bir süre kısmen çalışıp kısmen işsizlik parası aldılar. 60 yaşından itibaren ise tam işsizlik parası alan işçilere 63 yaşından itibaren düşük miktarda emeklilik maaşı bağlandı.
Gelinen noktada, emeklilik sigortasının yanı sıra işsizlik sigortası da iflasın eşiğine getirildi. Her iki sigortanın gelirleri sürekli gerilemesine karşın, harcamaları sürekli artıyor.
Özel sigorta zorunlu olacak
Önceleri emeklilik döneminde ‘ek gelir’ propagandasıyla yaygınlaştırmaya çalışılan, ancak fazla rağbet görmemesi üzerine “yasal maaşı tamamlayıcı gelir” olarak gündeme getirilen “emeklilik özel ek sigortası” önümüzdeki dönem zorunlu hale getirilecek.
Ama onlarca sigorta tekeli tarafından satışına başlanan poliçelere rağbet olmadı. Burjuva politikacılar, önümüzdeki dönem küçük bir yasa değişikliği ile sorunu çözmeye hazırlanıyorlar. Buna göre özel sigorta, “gönüllü” değil zorunlu hale getirilecek.
Alman İşverenleri Birliği (BDA) Başkanı Dieter Hundt, emeklilik sigortasının sorunlarını uzun vadeli çözmek için emekliğe ayrılma yaşının 67’ye çıkartılmasını önerdi.
Anlaşıldığı kadarıyla, eylül ayında yapılması planlanan erken genel seçimlerden sonra emekçileri yeni bir reform saldırısı bekliyor.


Başa dön


Irak işgaline karşı bildirge
Beş büyük sendikanın üyelikten ayrılmasından sonra büyük oranda güç kaybına uğrayan ABD’nin en büyük konfederasyonu AFL-CIO, ulusal kongresini tamamladı.
Kongrenin sonuç bildirgesinde ABD’nin Irak’tan derhal çekilmesini talep eden AFL-CIO, işgale ilişkin önceki açıklamalarına nazaran daha net olan bu beyanıyla dikkat çekti. Konfederasyon üyesi sendikaları, Irak işgali konusunda ortak çalışmaya da çağıran Genel Merkez Yönetimi, ordunun Irak’tan “hızla” çekilmesini istedi.
“ABD Sendikaları Savaşa Karşı” başlığı altındaki bölümde ayrıca, Bağdat hükümetinin daha çok desteklenmesi gerektiği ve Irak işçi sınıfı ile dayanışma çalışmalarına başlanması gerektiği de ifade edildi.
Sonuç bildirgesinde, emek mücadelesinin “yenilenmesi” gerektiği belirtilerek, bunun için gelecek yılki çalışmaları kapsayacak mali planların yapılması da kararlaştırdı. Sendika çalışmaları için 22.5 milyon dolarlık bir bütçeye onay veren kongre, konfederasyondan ayrılma kararı alan 5 büyük sendikaya ilişkin bir açıklama yapmadı.
Bulgaristan’da hükümet krizi
Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) Genel Başkanı Sergey Stanişev, üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) ile hükümet kurmaktan vazgeçtiklerini bildirdi. Parlamentoda yapılan oylamada BSP-HÖH kabinesinin güvenoyu alamaması üzerine, iki partinin hükümet kurma girişiminden vazgeçtiklerini bildiren Stanişev, “Bu durumda, Cumhurbaşkanı Georgi Pırvanov’un parlamentoda ikinci büyük gruba sahip 2. Simeon Ulusal Hareketi’nin (NDSV) göstereceği başbakan adayını kabineyi kurmakla görevlendirmesi gerekiyor” dedi. Başta ırkçı ATAKA ittifakı olmak üzere meclisteki sağ partilerin güvenoylaması sürecinde aşırı baskı uyguladıklarını ifade eden Stanişev, “Sağ güçlerin saldırgan tavrından dolayı ve gerekli oy desteği olmaması nedeniyle, BSP ve HÖH’nün hükümet kurma potansiyelinin tükendiği tespit edilmiştir” diye konuştu. Kabinenin güvenoyu alamaması üzerine, önceki gün mecliste büyük bir kargaşa çıkmıştı. Parlamento Başkanı Georgi Pirinski’nin güvenoylamasının tekrarlanması talebi ise, dün sabah Meclis Başkanlık Divanı toplantısında kabul edilmedi.
Tahran’dan borsa hamlesi
İran Borsa Konseyi; petrol, doğalgaz ve petrokimya borsasının kurulmasına karar verdi. Borsa yetkilisi Muhammed Cevad Assemipur, borsanın ülkenin ulusal gelirinde ve petrol anlaşmalarının şeffaflığında önemli rol oynayacağını söyledi. Yetkili, ilk aşamada ‘petrol ve petrokimya ürünlerinin borsada değerlendirileceğini belirtti. “Bu borsayı açmadan önce tüm dünyada 180 borsaya ve ilgili kurumlara danıştık” diyen Assemipur, ancak sistemi kendilerine özgü olarak kurduklarını anlattı. Petrol İhraç Eden Ülkeler (OPEC) içinde böyle bir borsaya sahip başka bir ülke yok. Kish adasında kurulacak olan borsanın şubeleri de bulunacak. İran, ABD’nin nükleer silahlanma konusunda çifte standartlı davranmasını eleştirdi. ABD’nin Hindistan’ın sivil nükleer programına yardım etmeyi kabul etmesini eleştiren İran, bunun Nükleer Silahsızlanma Anlaşması’na (NPT) ters düştüğünü kaydetti. Üç Avrupa ülkesinin İran nükleer programını engellemek için hazırlayacağı öneri paketinin önümüzdeki ay netleşmesi bekleniyor. Bu arada ABD; NPT’ye taraf olmayan Hindistan’ın nükleer silahlı devlet statüsünü kabul etmeye ve ülkeye ‘nükleer enerji işbirliği’ önermeye hazırlanıyor.
Polonya Başbakanı Barzani’yi ziyaret etti
Polonya Başbakanı Marek Belka liderliğindeki bir heyet, Irak Federal Kürt Bölgesi’nin başkenti Hevler’i ziyaret etti. Kürt yetkililer ile Polonyalılar arasında gerçekleşen toplantıdan sonra bir basın toplantısı düzenlendi. Polonya Başbakanı Marek Belka, resmi bir ziyarette bulunmak üzere Kürt bölgesine geldi. Başbakan Marek Belka, bölge Başbakanı Neçirvan Barzani ve diğer hükümet yetkilileri tarafından karşılandı. Daha sonra Bölge Başkanı Mesut Barzani ve Marek Belka biraraya geldi. İki taraf arasında gerçekleşen toplantıda Polonya ile Kürt bölgesi arasında ekonomi, kültürel ilişkiler ve bölgede Polonya Konsolosluğu açılması konuları görüşüldü. Mesut Barzani, basına yaptığı açıklamada, “Bugün bizim açımızdan tarihi bir gün, çünkü ilk defa bir Avrupa ülkesinin Başbakanı Kürdistan’ı ziyaret ediyor. Toplantıda daha çok ekonomi konularına ağırlık verdik” dedi. Polonya Başbakanı da, “Ümit ediyoruz ki yeni Irak anayasası belirlenen vakitte tamamlanır. Böylece özellikle Kürt bölgesi olmak üzere mevcut bölgeler gereken iktidarı alır” diye konuştu. Başbakan ayrıca, Kürt kültürünün canlandırılması için her türlü yardımı yapmaya hazır olduklarını belirtti. Diğer yandan, Bağdat’ın kuzeyinde yola yerleştirilen bir bombanın patlaması sonucu 2 Amerikan askeri öldü, biri yaralandı. Olayın, Bağdat Görev Gücü’ne bağlı askerlerin devriye görevi sırasında önceki gün meydana geldiği bildirildi. Petrol ürünleri taşıyan bir yük treninde Bağdat yakınlarında çıkan yangın sonucu ise 1 kişi öldü 4 kişi yaralandı. Trene bombalı saldırı düzenlenmiş olabileceği bildirildi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net 

html> Dünya [28.07.05]





www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Yunanistan’da büyük grev
Yunanistan’ın çeşitli kentlerinde işçiler ve kamu emekçileri esnek çalışma ve özelleştirme politikalarıyla halkın daha da yoksullaştırılmasına karşı 24 saatlik genel grev ilan etti.

İngiltere'de yargısız infaz gerginliği
‘Öldürmek için vur’ politikasının mimarı Wilding, yargısız infazı savunurken İngiltere sokaklarında özellikle Asya kökenliler tedirgin.

Komşularına karşı kışkırttı
Irak’a yaptığı ani ziyarette Rumsfeld, Irak’ın komşuları İran ve Suriye’ye karşı “daha sert tedbirler” alması gerektiğini söyledi.


Yunanistan’da büyük grev
Seyit Aldoğan
Yunanistan işçi sendikaları konfederasyonu ( GSEE) tarafından ilan edilen ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu tarafından desteklenen 1 günlük genel grev beklenenin üstünde bir katılımla gerçekleştirildi.
Greve özellikle metal sanayi, hizmet işkolları, inşaat, taşıma gibi işkollarında yüzde yüze yakın katılımlar gerçekleşti. Hava ve deniz yolarının yanı sıra şehirler arası ve şehiriçi taşımacılık bütünüyle dururken, kamu işletmelerinde hizmet verilmedi.
Genel greve Gazeteciler Cemiyeti de destek verdi. Dolayısıyla gazeteler çıkmadı ve devlet kanalları ekran karartırlarken özel kanallar ise haber programlarını sunamadı.
Hak gasplarına karşı
Başkent Atina başta olmak üzere Selanik, Patra, Trikala, Kardiça, Serez gibi şehirlerde grev dolayısıyla yapılan gösterilere yoğun katılımlar oldu. Başkent Atina’da sabah saatlerinde PAME tarafından Kaniggos meydanında yapılan gösteriye binlerce kişi katıldı.
“Kanun işçi hakları demektir”, “12 saati patronlara, yoksulluğu ve cehaleti işçilere sunuyorlar”, “Gece gündüz çalış anlamamaya düşünmemeye alış” gibi sloganlarla meclise yürüyen işçileri polis kurduğu barikatla durdurmaya çalışınca arbede yaşandı ve sonuçta polis barikatı kaldırmak zorunda kaldı.
Alanda yapılan konuşmalarda özellikle 8 saatlik iş gününün hazırlanan yasa tasarısıyla ortadan kaldırılacağı, esnek çalışma ve özelleştirme yoluyla da sermaye sınıfına geniş sömürü ve kâr olanaklarının yaratılacağı, sosyal güvenlik alanında ise var olan tüm hakların ortadan kaldırılmasının hedeflendiği üzerinde duruldu.
İşçilerden tepki
Gösteride ayrıca dikkat çeken noktalardan biri de işçi konfederasyonlarına karşı atılan sloganlardı. Geniş bir işçi ve emekçi kesimi konfederasyonları saldırılar karşısında ya tutum almamakla ya da yetersiz tutum almakla suçluyorlar.
Bu durum konfederasyonların akşam üstü yaptığı gösteriye de yansıdı ve gösteriye oldukça cılız bir katılım oldu.
Gösteriye hükümetin politikalarına karşı çıkan iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi’ne bağlı sendikacılar da katıldı.
Grev ve gösterilere katılımın yüksek olması ancak konfederasyonların yaptığı gösterilere katılımın düşük olması konfederasyonları zor durumda bıraktı. PAME ise yaptığı açıklamada sendika bürokratlarının gelinen noktadan sorumlu olduklarını belirtti.


Başa dön


İngiltere'de yargısız infaz gerginliği
İngiltere’de bir metro istasyonunda Brezilyalı bir gencin polis tarafından kurşunlanarak öldürülmesi vatandaşların günlük hayatlarında gerginliğe yol açarken hükümet yetkilileri infaz politikasının devam edeceği yönünde açıklamalarını sürdürüyor.
‘Öldürmek için vur’ politikasının mimarı Güney Wales Polis Şefi Barbara Wilding, önceki gün yaptığı konuşmada zamanında kullanıldığında ‘uygun’ bir eylem olduğunu söylediği infaz politikasının cezaya tabi olmayacağının da mesajını verdi.
11 Eylül’ün ürünü
11 Eylül saldırılarının ardından güvenlik stratejisi olarak ‘öldürmek için vur’u ortaya atan Wilding, politikasının dünya çapında bir araştırmaya dayandığını ve polisin her yere isteği üzerine ateş açma yetkisi olduğunu belirtti.
Wilding, “Politika polisin daha önce yapabildikleri üzerine kuruldu. Şüphelinin yerini belirlemek, ele geçirmek ve tehdit etmek. Buradaki fark şu ki tehdit daha önce gördüklerimizden daha farklı” dedi. Ateş edip etmemenin polisin yargısına bağlı olduğunu öne süren infaz politikasının mimarı, bu tür senaryoları tatbik etmiş ve başarılı olmuş yetenekli yetkililere sahip olduklarını söyledi. Metro istasyonunda Brezilyalı gence sekiz kez ateş eden polisin İsrail’de eğitildiği yönünde haberler basına yansımıştı.
Sıradaki hedef
Wilding, infaz politikası konusunda halkı ikna etmek için ‘politikanın oluşturulması esnasında bilimciler, avukatlar ve bomba uzmanları gibi geniş bir uzman kadrosu ile çalıştıklarını’ söylese de İngiliz halkı tedirginlik içinde.
Müslüman kitle örgütlerinden birine başkanlık yapan Acmal Masur, “Sakallı, genç bir Asyalıyım ve sırtımda bir çanta taşıyorum. Sürekli aklımda bir sonraki hedef mi olacağım sorusu var” diye konuştu. Masur, ‘önce vur sonra sorgula’ politikasının Irak’ta yapıldığını duyduklarını ve bunun ülkelerinde olmasını istemediklerini belirtti.
29 yaşındaki Chris Murray, “Artık bir trene ya da otobüse yetişmek için kesinlikle koşmayacağım. Asyalılar için durum çok tehlikeli. Ben de bir Asyalıyım ama Katoliğim. İngiltere’de doğdum. Trende insanların size dikkatle baktıklarını görünüyorsunuz ve savunmaya geçme ihitiyacı hissediyorsunuz” diyor.
4 kişi tutuklandı
Havayolu şirketi çalışanı Henry, olayların ardından tüm Pakistanlıların ve Müslümanların yok edilmesini istediğini söylerken “Sonra masum bir insan öldürülebileceğini fark ettim” diye konuştu. Muslim News adlı haftalık gazetenin editörü Ahmed Versi, “Endişeli gençlerden elektronik postalar alıyoruz. Bu korku yaratıyor ve bu polise yardımcı olmaz” dedi. İnsan Hakları Avukatı İmran Han da bu politikanın hemen durdurulmaması halinde tekrarlanabileceği ve bunun da halkın polise olan güvenini kaybetmesine sebep olacağını belirtti.
Bu arada, İngiliz polisinin, Londra’da 21 Temmuz’daki bombalı saldırı girişimleriyle bağlantılı olarak Birmingham’da 4 kişiyi tutukladığı bildirildi.


Başa dön


Komşularına karşı kışkırttı
ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld Tacikistan’daki görüşmelerin ardından Bağdat’a geçti. Iraklı yetkililer ile görüşmelerinde, İran ve Suriye’ye karşı saldırgan tutumun artması için bastıran Rumsfeld, Iraklı liderlerin Suriye ve İran’dan gelen “zararlı müdahaleye” karşı koymaları gerektiğini öne sürdü.
Suriye’yi, yabancı ‘militanlar’ın Irak’a girmesine izin vermek ile suçlayan Rumsfeld, İran’ı da Bağdat’ta siyasi etki kazanmaya çalışmakla itham etti.
ABD Savunma Bakanı Rumsfeld, “Irak, teröristlerin ülkeye girmesine izin veren, onları maddi-manevi destekleyen ve kanlı saldırıları kınamayan komşularına karşı saldırgan bir tutum almalıdır” diyerek bölgedeki komşu düşmanlığının arttırılmasını istedi. İran ve Suriye’yi “bela çıkarıcı” olarak niteyen Rumsfeld, “Onların bütün amacı, Irak’ta istikrarsızlık yaratmaktır” dedi.
Çekilme manevrası
Castro: ABD kendini kandırıyor Küba Devrimi’nin 52. yıldönümü kutlamalarında Fidel Castro, binlerce kişiye hitaben yaptığı konuşmada ABD kışkırtmaların ülkesini etkilemeyeceğini belirtti. Beyaz Saray yönetiminin, Küba da dahil olmak üzere birçok ülkede darbeler tezgalahladığını söyleyen Küba’nın halkçı lideri, halkını ABD’nin hain kışkırtmalarına karşı hazırlıklı olması konusunda da uyardı. Küba’daki ABD’li diplomatları ‘acayip karakterler’ olarak niteleyen Castro, Havana’daki Karl Marx Salonu önünde yaptığı konuşmada, “Küba’daki sözde muhalif grupları, ancak Küba-Amerikan mafyasının ya da Beyaz Saray ile Pentagon’un içinden çıkar. İşte bu sebepledir ki, onların yalanları ancak onları kandırır” dedi.
Abhazya-Osetya işbirliği
Gürcistan’dan bağımsızlığını ilan eden Abhazya’nın lideri Sergey Şanba ve Güney Osetya lideri Eduard Kokoeti, iki bölgenin geleceği açısından büyük önem taşıyan ortak bir bildiri imzaladılar. Gürcistan ile yaşadıkları sorunlara “barışçı çözüm” istediklerini yineleyen liderler, Tiflis yönetiminin sergilediği sert tutumundan vazgeçmediğini söylediler.
Nükleer tesisler kapanacak
Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanmasına ilişkin Çin’de yapılan toplantılarda, Koreli diplomatlar, ülkedeki nükleer tesislerin uzun vadede kapanacağını açıkladılar. Kararın, Çin yönetimi’nin verdiği ekonomik ve nükleer silahsızlanma ortalığı sözü doğrultusunda alındığını söyleyen K. Kore Dışişleri Bakan yardımcısı Kim Kye Gwan, “Nükleer tesislerin kapatılması kararı, bölgedeki komşularımızın olası bir nükleer savaş tehlikesinden korkması dolayısıyla alınmıştır” dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net