Sorumlular hâlâ görevde
Pamukova’da 22 Temmuz 2004’te meydana gelen ve 40 kişinin ölümüyle sonuçlanan hızlı tren faciası, yapılan eylemlerle bir kez daha hatırlatıldı. Ankara Garı önünde yapılan basın açıklamasında “Eski raya yeni hız”, “Bilim mi siyaset mi” dövizleri taşıyan grup adına konuşan BTS Genel Sekreteri Coşkun Çetinkaya, eylemi yapmamaları için TCDD yetkililerinden tehditler aldıklarını, “olay kapandı” denildiğini, dış görevlere gönderilmek istendiklerini, duyurularının panolardan TCDD yetkilileri tarafından indirildiğini söyledi. BTS’nin bu tavrından vazgeçmemesi üzerine eylemin yapıldığını belirten Çetinkaya, hızlandırılmış treni uygulamaya sokanların hâlâ yargılanmadığını hatırlattı. Çetinkaya, birinci muhatap olan ve hakkında verilen soruşturma izni mahkemece iptal edilen Süleyman Karaman’ın göreve iade edildiğini belirtti. Kaza ile ilgili 4 bilirkişi raporunun da işletmecilik hatasını vurguladığına dikkat çeken Çetinkaya, bu hatanın muhatabı olan bakan görevde, Karaman da göreve iade edilmişken, makinistlerin işten atılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Tavşancıl’da meydana gelen kaza sonrasında da konuyla en az ilgisi olan 1’inci Bölge Cer Müdürü ve Haydarpaşa Loko Bakım Atölye Müdürü’nün sorumlu tutulduğunu belirten Çetinkaya, yaşanan faciaların nedenlerinin en başında siyasi kadrolaşma geldiğini ifade etti. Vekaleten atamaların demiryollarında da gerçekleştiğini kaydeden Çetinkaya, kurumun üst düzey kadrolarının meslekten olmayanlarla doldurulduğunu, demiryollarında artan kazaların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çetinkaya, demiryollarının ve limanların emekçi halka kapatılmak istendiğini de belirterek, bugünkü sorunların nedenleri arasında şu gelişmeleri saydı: Limanlar kapatılmak isteniyor. Haydarpaşa ve bölgesi beton yapılanmaya açılmak isteniyor. Marmaray projesi için en az iki yıllığına banliyö hatları kapatılacak. Belediyeye devir ve tadilat gerekçesiyle eylülden itibaren hiçbir tren İzmir’e sokulmayacak. Erdemir ile yapılan özel tren işletmeciliği anlaşması dayanak tutulan yönetmelik mahkemelik olmasına karşın uygulanmak isteniyor. Bütün kurumların elindeki hurda malzemelerinin MKE’ye satılması gerekirken TCDD yönetimi kimi belediyelere yasadışı biçimde hurda ray satışı yapıyor. Kurum, IMF ve DB direktifleriyle hazırlatılan raporlarla tasfiye edilmek isteniyor. Personel sayısı sürekli azaltılıyor, tren üzerindeki personel ayda 250-300 saat mesaiye zorlanıyor. Yüksel Caddesi’nde yapılan eylemle de, kazada hayatını kaybedenler anıldı. Eyleme, Ankara 78’liler Derneği, BTS, Dev Maden-Sen, Halkevleri, İHD Ankara Şubesi, KESK Ankara Şubeler Platformu, ÖDP, ÖZDER, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, SDP üye ve yöneticileri katıldı. Makine Mühendisleri Odası (MMO)’dan dün yapılan yazılı açıklamada ise, demiryollarının yeniden yapılandırılması adı altında TCDD’de 1995 yılından beri nitelikli personel ve yatırımın azaltıldığı, bakım atölyelerinin büyük bir kısmının kapatıldığı kaydedildi. Karayolu yapım maliyetine göre demiryolu yapım maliyetinin düz arazide 8 kat daha ekonomik olduğuna dikkat çekilen açıklamada, kazalarda ölüm riskinin 1 milyar yolcu-km başına demiryollarında 17 kişi iken, karayollarında 140 olduğu vurgulandı. Açıklamada, ciddi bir Ulaşım Master Planının ve bu kapsamda demiryolu ağının genişletilmesi gerektiği ifade edildi. BTS İstanbul 1 No’lu Şubesi, Haydarpaşa Garı önünde basın açıklaması yaptı. BTS’nin 40 kişinin ölümüyle sonuçlanan tren kazasını protesto edişini, TCDD Bölge Eğitim Müdürlüğü çalışanı Erkan Süren’in kamera ile görüntülemesi gerginlik yarattı. Süren yapılan uyarılara rağmen çekim yapmayı sürdürdü. BTS Genel Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri Mithat Eran ve BTS MYK Üyesi Soner Önal yaptıkları açıklamada facianın birinci senesini doldurmasına rağmen hızlandırılmış treni uygulamaya sokan karar vericilerin yargı önüne çıkarılmadığını belirttiler. Eylemde “Ne kural, ne fren, al sana hızlı tren”, “Bilim mi, siyaset mi” ve “22 Temmuz’u unutmadık” dövizleri ile facia ve faciaya sebep olan anlayış protesto edildi. BTS üyeleri Adana garında da benzer bir açıklama yaptı. KESK’e bağlı sendikalar da destek verdi.
78’lilerden mitinge çağrı
78’liler Vakfı, 11 Eylül günü yapacakları “Adalet ve demokrasi için anayasanın geçeci 15. maddesi kaldırısın” mitinginin hazırlıklarına başladı. 78’liler Vakfı tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi: “78’liler girişimi olarak diyebiliriz ki tüm demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve siyasi partilerin katılımıyla 11 Eylül 2005 pazar günü saat 11.00’de Kadıköy’de “Adalet ve demokrasi için anayasanın geçici 15. maddesi kaldırılsın” mitingini gerçekleştireceğiz. Demokrasi özgürlük, barış, kardeşlik, adalet isteyen; Darbecilerin ve darbe rejiminin tüm suçlarının açığa çıkmasını, sorgulanmasını, ve yargılanmasını isteyen tüm halkımızı mitinge davet ediyoruz.”
Okul mu hanedanlık mı?
Eğitim-Sen, Torbalı Anadolu Lisesi’nde görev yapan öğretmenlere okul müdürü tarafından uygulanan baskıların saldırı boyutunu açıkladı. Saldırıları kınamak için Torbalı Anadolu Lisesi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına İzmir Eğitim-Sen 1 No’lu Şube başkanı ve yöneticileri, İzmir ve Torbalı’dan eğitim emekçileri katıldı. Basın açıklaması için okul bahçesine girmek isteyen eğitimciler, okulun iki kapısının da zincirlerle kilitlenmiş olduğunu görerek, müdürün bunu yapmaya yetkisinin olmadığını dile getirdiler. Basın açıklamasında konuşan Eğitim-Sen Torbalı Baştemsilcisi Naci Daştan, geçen yıl Torbalı Anadolu Lisesi’ne atanan müdür Yakup Atasever’in göreve başlaması ile birlikte üyelerine yönelik baskıya başladığını belirterek, bu geçen süre içerisinde müdürün baskıları ile ilgili birçok adli ve idari soruşturmanın açıldığını dile getirdi. Okul müdürünün haksız suçlamaları ile sürgün edilen Eğitim-sen üyesi öğretmenlerden ikisinin mahkeme kararı ile okula dönmesinden sonra da müdür Atasever’in baskı ve hakaretlerinin sürdüğünü aktaran Daştan, mahkeme kararıyla okula dönen Nuran Koyuncu adlı öğretmeni tehdit eden müdürün, birgün sonra yine mahkeme kararıyla okula dönen Turan Horzum adlı öğretmeni kendi odasında darp ettiğini söyledi. Öğretmen Turan Horzum’un saldırının ardından Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu ve hastaneden 10 gün işgöremez raporu aldığını söyleyen Daştan, “Müdür, burada kendi kafasına göre bir hanedanlık yönetmeye çalışmaktadır. Sürgün edilen iki arkadaşımızın yargı kararıyla geri dönmesini içine sindirememiş, durumu fiili saldırıya kadar ilerletmiştir. Bu saldırıları nefretle kınıyoruz” dedi. Eğitim-Sen 1 Nolu Şube Başkanı Mahir Ulus ise okul müdürlerinin sendikalılara yönelik bu baskılarının artık neredeyse gelenek halini aldığına vurgu yaparak, “böylesi kişileri milli Eğitim camiasının dışına itmek gerekiyor” diye konuştu. “Baskılar bizi yıldıramaz, “Zorba müdür istifa”, “Burası okul hanedanlık değil” sloganlarının atıldığı eylem sonrasında okul kapılarının zincirlerle kilitli olduğu tutanaklara geçirildi.
Güzeltepe’de yıkım kiracıları vurdu
Güzeltepe’de yıkım kararı alınan gecekondularda oturan kiracıların, yıkım ekiplerinin gelmesi ihtimaline karşı kurdukları barikat polisin gaz bombalı müdahalesi ile dağıtıldı. Belediye ile anlaşan ev sahiplerinin gecokundulara zarar verdiğini ileri süren kiracılar gidecek başka yerleri olmadığın söylüyorlar. Okmeydanı’nda meydana gelen yıkımın ardından sıranın kendilerine geleceğini düşünen Kağıthane Güzeltepe’deki 10 gecekonduda yaşayan mahalle sakinleri, Yenibayır Sokak üzerinde barikat kurdular. Polisin barikata müdahalesini taş atarak engellemeye çalışan gruba karşı çevik kuvvet gaz bombası kullandı. Mahallelilerin verdiği bilgiye göre 12 yaşında olaylarla ilgisi olmayan bir çocuk gözaltına alındı. Sorularımızı yanıtlayan Telli Yön (65), “Ev sahipleri belediye ile anlaşma yaptı. Gidecek yerimiz yok. Hem devletten baskı görüyoruz hem ev sahiplerinden. Ev sahipleri evdeki klozeti, kapıları sökerek götürdü. Sularımız da kesildi. Barikat kurmamızın sebebi mağduriyetimizin giderilmesini istemek.” dedi. Kiracıların, evlerini boşaltarak eşyalarını Güzeltepe otobüs durağına yığma kararı aldıkları ve sorunları çözülene kadar burayı terketmeme kararı aldıkları öğrenildı.
|