www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Kaymaz davasında gerginlik
Eskişehir’de görülen ‘13 Kurşun’ davasında, duruşma öncesi ülkücüler, davayı izleyenlere saldırdı. Sanıkların tutuklanmaları talebini reddeden mahkeme heyeti, duruşmayı geniş bir salonda yapılmak üzere 24 Ekim’e erteledi.

Tunceli’de gece yarısı
   mahalle taradılar

Tunceli’nin İnönü Mahallesi’nde operasyondan dönen askerlerin ağır silahlarla evleri taradığı iddia edildi. Şans eseri ölen yada yaralananın olmadığı olayda, çok sayıda ev hasar gördü. Tedirginliğin sürdüğü mahallede, hemen hemen her yerde boş kovanlara rastlanıyor.

Eğitim iflas etti
Öğrenci Seçme Sınavı ve Yabancı Dil Sınavı sonuçları açıklandı. Fen liselerinin en başarılı okullar olduğu sınavda, sıfır puan alan adayların sayısı geçtiğimiz yıla göre yüzde 77.6’lık bir artışla 57 bine yükseldi. 372 bin 937 aday ise 160 puanın altında puan aldığı için ÖSS’yi kazanamadı.

‘Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm’
68’liler Vakfı Genel Başkanı Sönmez Targan, “kızıl elma”cı görüşlerin örgütlerine mal edilemeyeceğini söyledi. Targan, “Vakıf, her türlü sol değerlerin, sosyalist değerlerin korunmasından, geliştirilmesinden, yaygınlaştırılmasından da kendini sorumlu duyuyor.” dedi.


Kaymaz davasında gerginlik
‘Kamuoyunda 13 kurşun davası’ olarak nitelendirilen Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz’ın öldürülmesine ilişkin davanın Eskişehir’deki ilk duruşması yapıldı. Duruşma öncesinde, ülkücülerin davayı izlemek amacıyla kente gelen siyasi parti başkanları ve kitle örgütü temsilcilerine saldırarak provokasyon yaratmaya çalışması tepkiyle karşılandı. Duruşmada, Kaymazlar’ın avukatları sanık polislerin tutuklanmalarını ve görevden el çektirilmelerini talep etti. Mahkeme heyeti, tutuklama ve görevden el çektirme taleplerini reddetti. Mahkeme 24 Ekim tarihine ertelendi.
Adalet Bakanlığı’nın mahkemenin güvenliği gerekçesiyle Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledilen davanın dünkü duruşmasında tutuksuz yargılanan sanıklar M. K., Y.A., S.A.D ve S.A. hazır bulundu. Mahkeme heyeti meşru müdafa sınırının aşılması sebebiyle müstakil faili belli olmayacak şekilde adam öldürme iddiasıyla yargılanan sanıklardan savunma yapmasını istedi.
Sanık M.K., önce karşı tarafın ateş ettiğini belirterek, ateşe karşılık verdiklerini yaklaşık 10 dakika süren çatışma sonunda Ahmet ve Uğur Kaymaz’ın hayatını kaybettiğini iddia etti. Sanık Y.A.ise Kızıltepe’de bir evde silahlı kişilerin olduğu ve eylem yapacakları bilgisi üzerine bölgeye gittiklerini belirterek, gözetleme görevi olduğunu ancak silahla ateş edilmesi sonucunda çatışma çıktığını iddia etti. S.A.D. de, maktüllerle aralarında yaklaşık 5-6 metre olduğunu belirterek, ateş edilmesi üzerine “dur polis” ihtarında bulunduklarını ancak ateş edilmeye devam edildiği için çatışma çıktığı iddiasında bulundu. Sanık S.A. da diğer sanıkların ifadeleri doğrultusunda ifade verdi. Mahkemede müdahil taraf yaklaşık 25 avukatla temsil edilirken, müdahil avukatlar duruşmanın daha geniş bir salonda yapılması talebinde bulundu. Müdahil auvkatlardan Tahir Elçi, Adalet Bakanlığı’nın davayı nakil kararının hukuki olmadığını belirterek, yargıya müdahale olduğunu kaydetti. Tahir Elçi “Ciddi iki insanın yaşamıyla ilgili bu dava hukuka aykırı olarak Eskişehir’e nakledilmiştir. Mardin’de de Eskişehir gibi güvenlik rahatlıkla sağlanabilirdi. Bakanlığın bu yöndeki tasarrufunu kınıyoruz.” dedi.
Kaymazlar’ın avukatları sanık polislerin tutuklanmalarını ve görevden el çektirilmelerini talep etti. Mahkeme heyeti, tutuklama ve görevden el çektirme taleplerini reddetti.
Mahkeme heyeti duruşmayı daha geniş bir salonda yapılmak üzere 24 Ekim’e erteledi. Mahkeme heyeti müdahil avukatların sanık polislerin tutuklanması taleplerini de reddetti.

‘Geleceğe ışık tutacak’
Davayı izleyen EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, davanın Eskişehir’e alınmasının adil yargılama konusunda şüpheler oluşturduğunu söyledi. Bir takım çevrelerin provokasyonlarına rağmen, davanın önümüzdeki süreçte daha da geniş bir ilgi uyandıracağını söyledi. Tüzel “Olayın olduğu yer önemli. 12 yaşındaki bir çocuk öldürüldü. Dikkat ederseniz Kızıltepe olayının ardından, diğer olaylar başladı. Bu dava barış ve kardeşlik açısından geleceğe ışık tutacak. Bu davanın önemi Eskişehir halkına çok iyi anlatılmalı. Bunun için de herkese büyük görevler düşüyor.” dedi.
‘Dünya takip ediyor’
DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Adliye çıkışında yaptığı açıklamada davayı tüm dünya kamuoyunun yakından takip ettiğini belirterek, kendilerinin de davayı izlediğini söyledi. Bakırhan “İki kişinin canına kasteden 4 emniyet görevlisinin tutuklanmaması ve görevden el çektirilmemesini hayretle karşılıyoruz. Davanın sonuna kadar takipçisi olacağız. Duruşmayı takip etmek için Eskişehir’e gelenlere saldırılar oldu. Bu saldırılarda 5 kişi yaralandı. Burada Emniyet güçlerinin zaafiyeti olduğu inancındayız. Bir dahaki duruşmalarda aynı olayların yaşanmamasını temenni ediyoruz” dedi.

Kimler katıldı?
EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel;
DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan;
SDP Genel Başkanı Filiz Koçali;
KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul;
KESK Genel Sekreteri Abdurrahman Taşdemir;
Eğitim Sen Genel Merkez Yöneticileri İsmail Sağdıç, Elif Akgül;
BES Genel Merkez Yöneticisi Mehmet Karaaslan;
Dev-Maden Sen Genel Başkanı Yılmaz Kızılırmak;
Bursa Barosu Avukatlarından Ayşe Batumlu;
ESP İstanbul temsilcisi Figen Yüksekdağ;
İHD Ankara Şube Başkanı Salih Karaaslan;
78’liler Derneği Başkanı Ruşen Sümbüloğlu;
Kürt-Der yöneticileri;
SES Eskişehir Şube Başkanı Yalçın Mutlu;
ESM Eskişehir Temsilcisi İbrahim Akgün;
Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Ali Paşa Şanlı;
TMMOB İKK Sekreteri Simavi Bakır;

Polis göz yumdu, ülkücüler saldırdı
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde, Ahmet Kaymaz ile 12 yaşındaki oğlu Uğur Kaymaz’ın polisler tarafından öldürülmesiyle ilgili açılan davanın ilk duruşmasını takip etmek için Reşadiye Park’ta toplanan 500 kişiye, kendilerini ülkücü olarak tanıtan faşist grup sopalar ve taşlarla saldırdı. Ülkücülerin attığı taşlar nedeniyle 5 kişi ve 1 polis yaralandı.
Günün erken saatlerinde Kaymaz ailesinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 500 kişilik grup, “Şehid Namrın” “Katiller halka hesap verecek” “Susma haykır halklar kardeştir” “Hepimiz Kürt’üz hepimiz Uğur’uz” “Uğur Kaymaz onurumuzdur” “Katil polisler tutuklansın” “Gün gelecek devran dönecek, katil devlet hesap verecek” sloganları eşliğinde Reşadiye Parkı’nda toplandı. Kaymazlar’ın fotoğraflarını ve dövizler taşıyan grup parkta bir süre slogan atıp, halaylar çekerek davanın sonuçlanmasını beklemeye başladı.
Saat 10.15 sıralarında kendilerini Ülkücü olarak adlandıran bir grup faşist ellerinde Türkiye bayraklarıyla Vilayet Meydanı’nda Adliye binası yakınlarına kadar geldi. Burada yaklaşık yarım saat boyunca “Ya Allah Bismillah Allahüekber” “Şehitler ölmez vatan bölünmüz” “Aponun p...leri” sloganları atan faşist grup, daha sonra da İstiklal Marşı söyledi. Saat 10.45 sıralarında polis barikatını aşan ülkücüler, parkın içine girmeye çalıştı. Bu sırada faşist grubun bir kısmı parkın arkasına gelerek, Kaymaz davasını takip edenleri taş yağmuruna tuttu. Faşist grup, ellerindeki kalaslarla parkın içindeki göstericilere saldırmaya çalıştı.
Kaymaz Davası’nı takip eden grup Adliye önünde bekleyişini sürdürdü.
Olayların sona ermesinin ardından Kaymaz’ların avukatlarından Av. Kemal Aytaç, Adliye binası önünde bir açıklama yaptı. Aytaç, davayı izlemek için gelenlerin can güvenliğinden emniyet görevlilerinin sorumlu olduğunu ifade ederek “Emniyet görevlileri saldırı nereden geliyorsa oraya müdahale etmek zorundadır” dedi.
Uğur Kaymaz Davası İzleme Komitesi adına konuşan EMEP İl Başkanı Ahmet Yıldız da provokasyona gelmeyeceklerini ifade ederek “Buradan yetkililere ve kamuoyuna sesleniyorum. Bizlere herhangi bir saldırı olursa sorumluları bellidir” dedi.


Başa dön


Tunceli’de gece yarısı mahalle taradılar
Tunceli merkeze bağlı İnönü Mahallesi’nin, operasyondan dönen askerler tarafından ağır silahlarla tarandığı ileri sürüldü. Şans eseri ölen yada yaralanan olmazken; çok sayıda ev hasar gördü.
İddialara göre önceki gece saat 02.00 Harçik bölgesinde operasyon düzenleyen askeri güçler ile HPG’liler arasında çatışma çıktı. 7 askerin yaralandığı operasyondan dönen askerler, Tunceli-Pülümür karayolu üzerinde bulunan İnönü Mahallesi’ni hedef aldı.
Kocakoç Köprüsü’nden başlayıp yaklaşık 1 km’lik alanda bulunan evlerin tümünü silahlarla tarayan askerlerin, İnönü Mahallesi’ne geldikleri sırada; etrafa küfür ederek bağırdıkları ve burada da hedef alarak evlere kurşun yağdırdıkları ileri sürüldü. Olayda ölen yada yaralanan olmazken, birçok ev hasar gördü. Gece yarısında silah sesleri ile uyanan mahalle halkı, korku dolu anlar yaşadı. Sabaha kadar dışarı çıkamayan mahalle sakinleri, özellikle çocukların bu durumdan kötü etkilendiğini dile getirdiler. Tedirginliğin sürdüğü mahallede, hemen hemen her yerde boş kovanlara rastlanıyor.
Küfür ve silah sesleri
Mahalle sakinlerinden Sinan Demir yaşananları şöyle anlattı; “Gece saat 02.00 sıralarında silah seslerini duyduk. Bakmak için terasa çıktık. Askeri araçlar geldi. Bağırma sesleri geliyordu. Askeri araç caddede durduktan sonra evlerin üstüne ateş etmeye başladı. Biz evin içine kaçtık. Bir dakika kadar mahalleyi taradılar. Sabaha kadar evin içinde bekledik.”
Baki Yıldırım ise gece silah sesleriyle uyandıklarını ifade etti. Canlarını korumak için evde bulunanlarla birlikte yere yattıklarını anlatan Yıldırım, sabaha kadar öylece beklediklerini kaydetti. Bir grup mahalle sakininin olayı yetkililere bildirerek, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduğu bildirildi.
Konuyla ilgili bilgi almak için aradığımız Tunceli Valisi Mustafa Erkal’a ise ulaşamadık.
Çatışma çıktı
Bu arada askeri güçler ile HPG güçleri arasında; Harçik bölgesinde çıkan çatışmada 7 askerin yaralandığı ifade edildi. Yaralı askerler, helikopterle Elazığ Askeri Hastanesi’nde tedavi altına alındı.


Başa dön


Eğitim iflas etti
Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ve Yabancı Dil Sınavı (YDS) sonuçları açıklandı. Sınavı geçerli sayılan 1 milyon 671 bin 603 adaydan 1 milyon 298 bin 666’sı 4 puan türünün en az birinden 160 ve daha fazla puan alarak ÖSS’yi kazandı. 372 bin 937 aday (yüzde 22.3) sınavı kazanamazken, sınava giren adayların 57 bin 163’i ise sıfır puan aldı.
Sayısal, sözel ve eşit ağırlıklı puan türlerinde birinciliği 300’er ham puanla Ümraniye Anadolu Lisesi’nden İbrahim G. Hacıahmetoğlu ve Mersin Fen Lisesi’nden Serkan Sakar paylaştı.
ÖSS ve YDS sonuçlarını düzenlediği bir basın toplantısıyla açıklayan ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 160 barajını geçen adayların 2 yıllık Meslek Yüksek Okulları’na, 185 barajını geçen adayların ise 4 yıllık yüksek okula girmeye hak kazandığını söyledi. Yarımağan’ın verdiği bilgiye göre, ÖSS sonucunda şöyle bir tablo ortaya çıktı:
  • Sınavı geçerli sayılan 942 bin 542 erkek adaydan yüzde 73.1’i, 729 bin 48 kız adaydan yüzde 83.5’i ÖSS’yi kazandı.
  • En başarılı okul türleri fen lisesi, özel fen lisesi, anadolu lisesi, yabancı dil ağırlıklı liseler, öğretmen liseleri ve askeri liseler şeklinde sıralandı.
  • Teknik liseler, ticaret meslek liseleri, özel akşam liseleri, akşam liseleri ve endüstri meslek liseleri en başarısız liseler oldu
  • 185 ve üzerinde puan alan adaylara göre yapılan hesaplamaya göre, meslek liselerinin genel başarı oranı yüzde 33.8, diğer liselerin başarı oranı da yüzde 67.1 oldu.
  • Sınavda en başarılı iller Ankara, Konya, Yalova, Antalya, Kayseri, Eskişehir, Karabük, Denizli, Kırşehir ve Hatay olarak açıklandı.
  • Artvin, Kastamonu, Bilecik, Bingöl, Düzce, Ağrı, Bitlis, Ardahan, Şırnak ve Hakkari’nin ÖSS’nin en başarısız illeri olduğu bildirildi.
  • Sıfır puan alan adayların sayısı geçen yıla göre yüzde 77.6 arttı.
  • Lise son sınıftaki adayların başarı oranı diğerlerine göre daha düşük kaldı.
  • ÖSS’de 185 sorunun tamamını doğru yapan öğrenci çıkmadı, birinciliği paylaşan iki öğrenci de sadece 1 yanlış yaptı.
  • Yabancı dil testinde en yüksek puanı, Almanca’da İstanbul Avusturya Lisesi’nden Ece Bayram, Fransızca’da İstanbul Galatasaray Lisesi’nden Ali Kemal Çetinkaya ve İngilizce’de ise Ankara Hasanali Yücel Anadolu Lisesi’nden Yıldız Dirmit aldı Sınav sonuçları, ÖSYM’nin http://oss.osym.gov.tr ve http://oss2005.osym.gov.tr internet adreslerinden öğrenilebilecek. ÖSS sonuçları aynı zamanda, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından bastırılarak dağıtılacak olan Sınav Sonuç Gazetesi aracılığıyla da adaylara duyurulacak.
    Sınav sonuçları 22 Temmuz’dan itibaren gönderilecek.
    Fen eğitimine ağırlık
    ÖSS sonuçlarını değerlendiren ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, fen bilgisinden yoksun bir aday kitlesinin karşılarına çıktığını, buna çözüm bulmak üzere çalıştıklarını belirterek, fen testinin katsayısının bir miktar artırılmasının düşünülebileceğini bildirdi.
    Bir soru üzerine Yarımağan, geçmiş yıllara bakıldığında meslek liselerinin üniversiteye yerleşme oranlarının, yüzde 25-28 oranında değiştiğini, bu oranın genel liselerin üzerinde olduğunu söyledi. Yarımağan, genel liselerden üniversiteye yerleşme oranının yüzde 16-17 dolayında, liselerin sosyal bilimler kolundan mezun olanların üniversiteye girme oranının ise yüzde 8 civarında olduğunu belirtti.
    Sürekli olarak, meslek liselilerin mağdur olduğunun söylendiğini ifade eden Yarımağan, ‘’Ama liselerden nedense kimse söz etmiyor. Liselerden, özellikle sosyal bilimler kolundan mezun olanların başarı düzeyi ve üniversiteye yerleşme oranları, diğerlerine göre çok daha düşük’’ diye konuştu.

    Eşitsizliğin aynası
    Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, ÖSS sonuçlarını, “Türkiye’nin eğitim sistemindeki derin eşitsizlikleri yansıtan bir ayna” olarak değerlendirdi.
    Dinçer, dün yaptığı yazılı açıklamada, öğrencilerin tüm geleceklerini bağladığı ÖSS’nin sonuçlarının önceden belli olduğunu ifade ederek, “En temel insan hakkı olan eğitim hakkının piyasanın acımasız rekabet koşullarını andıracak şekilde giderek kamusal bir nitelik taşımaktan uzaklaştırılmasının en somut resmi olan ÖSS, kimileri için yapılmadan kazanılmış, kimileri için ise baştan kaybedilmiş bir sınav olmuştur” dedi. Artık üniversiteye girmenin değil, iyi bir üniversiteye girmenin önem kazandığını vurgulayan Dinçer, her üç üniversite mezunundan birisinin işsiz olduğunu ve bu oranın her geçen yıl katlanarak arttığını belirtti.
    “Üniversite sınavları gençler ve aileleri açısından ölüm kalım meselesi haline getirilmiştir” diyen Dinçer, yoksulluğun ve eşitsizliğin had safhaya ulaştığı, genç işsizlerin sayısının hızla arttığı bir ülkede yapılan üniversite sınavının adaletli olduğunu söylemenin mümkün olmadığını ifade etti.
    Üniversiteye giriş sınavı sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte Türkiye’nin belli illerinin şampiyon ilan edildiğini işaret eden Dinçer, “neden her yıl aynı illerin başarısız olduğu” sorusunun yanıtı aranmadan sorunların çözülemeyeceğinin altını çizdi.
    Dinçer, eğitim sisteminin yarattığı eşitsizlikler sonucu avantajlı durumda bulunan elit bir öğrenci kesimi ile, sorunlarla, sıkıntılarla dolu bir eğitim sürecinden gelen, yoksullukla boğuşan gençlerin yapılacak bir sınavda eşit şartlarda yarıştığının söylenemeyeceğini kaydetti. 2005 ÖSS’nin, tıpkı önceki sınavlarda olduğu gibi Türkiye’nin eğitim sistemindeki derin eşitsizlikleri yansıtan bir ayna olduğunu vurgulayan Dinçer, “Kaybeden yine yüz binlerce gencimiz ve eğitim sistemi olmuştur” dedi.


    Başa dön


    ‘Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm’
    Mehmet Akkaya
    68’liler Vakfı Genel Başkanı Sönmez Targan ile vakıflarının işlevini ve yeni dönemdeki hedeflerini konuştuk.
    Bugün 1968’e bakınca neler görüyorsunuz?
    Türkiye’de 68 hareketi, bir sol koalisyonu hatırlatıyor öncelikle. İçinde her renkten sosyalist kesimi barındırıyordu. Bugün çok istediğimiz ama bir türlü gerçekleştiremediğimizi 68’de kısmen de olsa gerçekleştirmiştik. Sosyalist mücadelede bazı ortak paydalar yakalayabilmişlerdi. İnsan o bütünlüklü, birlik halindeki yapıyı bugün arıyor tabii. Şu da var: Ayrı fikirlerimiz vardı, yazarak, tartışarak fikirlerimizi açıyorduk, biraz da somut koşullar, özellikle eylemler de bizi bir araya getiriyordu.
    Bugün bu birliğe her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizmden yana olan bütün sol kesimleri önemsemek, kucaklamak durumundayız. 68’de solun en radikal kesimleriyle en sosyal demokrat kesimleri bir araya gelebiliyordu, şimdi de bunu gerçekleştirmek için çaba gösteriyoruz.
    68’liler Vakfı’na “kızıl elmacı” eleştirisi yapıldı geçtiğimiz dönemlerde.
    Vakfın genel politik çizgisinde böylesi bir görüşün hakim görüş olduğu söylenemez. Ama içimizde kimi arkadaşlarımız bu görüş doğrultusunda tavır alabilirler. Bu, kendi içimizdeki ideolojik tartışmaların demokratik düzlemde bir başka boyutunu göstermekle birlikte kopmamız, ayrılmamız, karşı saflarda savaşmamız gerekir anlamı da taşımamalıdır. Kongremizden sonra biçimsel bazı değişiklikler oldu, yönetimi de kısmen değiştirdik. Yönetim kurulu 15’den 7’ye indirildi, ben başkanlığa getirildim. Yönetim olarak faşist, ırkçı, şeriatçı ve milliyetçi şoven kesimlerle kesinlikle bir araya gelmeyeceğimiz konusunda hemfikiriz. Ha, kimi arkadaşlar şahsi olarak böyle bir görüş savunabilirlerse o da kendi bilecekleri bir iştir. Biz de karşı çıkarız, o görüşleri eleştiririz.
    Vakfın işlevini nasıl belirliyorsunuz?
    68’liler Vakfı, bir parti değil, daha çok bir aksiyon örgütüdür. Dolayısıyla 68’den kalma insanların bir araya gelip hasret giderdiği bir nostalji kulübü değil elbette. Biz 68’liliği bir sol konsept olarak görüyoruz ve vakfın da bu konseptle aynı paralelde olduğunu düşünüyoruz. Vakfın üye mozaiğine baktığınızda bunu açıkça görürsünüz. Vakıf, her türlü sol değerlerin, sosyalist değerlerin korunmasından, geliştirilmesinden, yaygınlaştırılmasından da kendini sorumlu duyuyor. Bunu bir savsöz olarak şöyle özetleyebiliriz: Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm. Bize göre ülkemizin sorunları da bu çerçevede ele alınmalıdır. Tabii burası bir parti değil, bir DKÖ’dür, bir kitle örgütünün ne yapması gerekiyorsa biz de ancak onu yerine getireceğiz.
    Kongre yaptınız, yeni kararlarınız var mı?
    Tüzükte öze ilişkin bir değişiklik olmadı. Fakat uygulamaya koymayı düşündüğümüz bazı etkinlikler var. Sonbaharda Türkiye ölçeğinde bir konferans düzenlemeyi amaçlamaktayız. Yapılacak etkinlikte ülkemizin siyasi parti yetkilileri bir araya getirilecek ve toplumun hatta dünyanın sorunları tartışılacak. Daha sonra bilimadamı, akademisyen ve uzmanların katıldığı sempozyumlar düzenlenip aynı çalışma onlarla da yapılacak. Onlar ülke ve dünya sorunlarını nasıl görüyorlar buna bakılacak. Yine 68’li sanatçıların konserler vereceği uluslararası bir festival düşünüyoruz. Bir de mimarlarla konuştuk, şehit düşen ve ölen 68’liler anısına bir anıtmezar fikir projesi yarışması açmayı düşünmekteyiz.
    Vakıf’ta demokrasiyi işlettiğinize inanıyor musunuz?
    Vakıf’ta bilgi ve kültür düzeyi yüksek arkadaşlarla bir aradayız, büyük mücadeleler vermiş, bedeller ödemiş arkadaşlar bunlar. Küçük hesap peşinde olmak bize yakışmaz zaten. Farklı siyasetlerden arkadaşlar bunlar, ama kuruluşundan beri bir aradayız. Ben önceki yönetimden ayrı düşündüğüm halde iki kez sekreterlik görevine seçildim, şimdi de başkanlığa, sanırım bu olgu bile vakıfta demokratik işleyişin olduğunu göstermeye yeter. Zaten seçim süreçleri oldukça demokratik, aday olmak isteyenlere her türlü imkan tanınıyor. Son kongrede bu tür demokratik işleyişi daha da etkili kılmak için yeni organlar, kurumlar oluşturulmasına karar verildi.
    1968’de Türkiye nasıl bir süreçten geçiyordu?
    Tabii 68’in öncesi var. 1930’lardan itibaren Kemalistler bağımsızlık çizgisini terk etmeye başladılar. Ülkeyi faşist Almanya’ya peşkeş çektiler. Şimdi Almanya’nın kuyruğunda dolaşıyorlar. DP’yi İnönü’nün kötü tutumu yarattı. Biliyorsunuz sonra Köy Enstitüleri kapatıldı ve büyük bir baskı dönemi başladı. 68 hareketi, dünya konjonktürüne de denk düşecek biçimde bu baskı döneminin ürünü olarak ortaya çıkmış oldu.
    Şimdi Türkiye nasıl bir süreçten geçiyor?
    Türkiye gerçekten çok kritik bir süreçten, çok ciddi bir dönemeçten geçiyor. İnisiyatifimiz dışında, içsel ve dışsal bir çok gelişme yaşanıyor. ABD politikaları yalnız Türkiye’yi ilgilendirmiyor, tüm dünyayı denetim altına almış durumda. Bu, her zaman vardı denebilir, doğru ama bugün çok daha sıcak yayılmacı emperyalist politikalar var.
    Türkiye’de ve dünyada demokrasi var mı?
    Egemen sınıflar için var. Türkiye’de onmilyonları geçen işsiz olduğu biliniyor. Her yüz üniversite mezunundan otuzunun işsiz olduğunu araştırma kurumları belirtiyorlar. İşi ve maddi gücü olmayan insanın özgür olmasından söz edilebilir mi? Emekçiler daha çok sömürülüyor. Mesela tarım İMF’ye emanet edilmiş durumda. Çiftçi istediği ürünü ekemiyor, kota uygulaması vs. Devlete az çok sosyal bir görünüm veren kuruluşlar tek tek satılıyor, özelleştirme hızla uygulanıyor. Kentte olsun kırda olsun büyük bir yoksulluk var. Bunlar gizleniyor. Parası olan okuyor, yoksul olan eğitim hakkını kullanamıyor. Şu anda en geçerli politika özelleştirmedir. Bu gelişmeler içinde nihayet irtica iktidar olmuş durumda. Dinci, şeriatçı gericilik her gün etkisini sinsice artırıyor.
    Ama ABD demokrasi taşıyorum diye böbürleniyor.
    Yalan, şu anda ABD’de onmilyonlarca işsiz olduğu, üç milyon civarında evsiz insanın olduğu hep söyleniyor. Yani bana sorarsanız demokrasi sorunu da sosyalizmle çözülecek bir sorundur.


    Başa dön


  • Kayabelen’de barış ve dostluk
    Afyonkarahisar Şuhut ilçesine bağlı Kayabelen beldesi Cem Törenleri ve Kültür Şenlikleri’ne ev sahipliği yaptı. Kayabelen Belediyesi ile Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği 1. Birlik, Dayanışma ve Kültür Şenlikleri binlerce yurttaşın katılımıyla gerçekleşti. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Kayabelen Belediye Başkanı Selahattin Aydoğan “Kültürel zenginliğimizi dostluk ve barış için kullandık, bu farklılığımızla Afyonkarahisar, Şuhut ve diğer çevre halkı ile bugüne kadar dostluk içinde yaşadık. Hiçbir kültür ve inancı dışlamak gibi bir niyetimiz yoktur, bunun yanında kendi inanç ve kültürümüzü de başkalarına dayatmak ve empoze etmek ise bize göre değil. Bu gerçekler ışığında kültürel inanç ve kimliğimizin bir kez daha değerlendirilmesini istiyoruz” diye konuştu. Etkinlik çerçevesinde düzenlenen “Toplumsal Gelişmeler Işığında Alevilik-Bektaşilik” konulu panelde Prof. Dr. Belkıs Temren, Prof. Dr. Hasan Onat, Prof Dr. Alemdar Yalçın ve Gazi Üniversitesi Araştırma Görevlisi Coşkun Kökel görüşlerini dile getirdiler. Sanatçılar İhsan Güvercin ve Hüseyin Albayrak-Ali Rıza Albayrak’ın konser verdiği etkinliğin sonunda ise Kayabelen Hazma Şeyh Dede Cemevi ve Kültür Merkezi’nde 12 Post’a bağlı 30 Alevi Ocağı’nın Dedeleri ve yüzlerce yurttaşın katıldığı “Abdal Musa Birlik Cemi” yapıldı. Cem töreninde Tokat Hubyar semah ekibi ve Düzce Yunus Efendi köyü semah ekipleri semah döndüler. Cem’de tüm Dedeler barış ve dostluk çağrısı yaptı.
    Doğu illeri yine sonuncu
    Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS) illerin sayısal puan türüne göre başarı durumları belirlendi. Ortaya çıkan tablo, eğitim sisteminin yarattığı bölgesel eşitsizliği bir kez daha bütün çarpıcılığıyla gözler önüne seriyor. ÖSS’deki başarı sıralamasında Ankara birinci il olurken, bunu Konya, Yalova, Antalya ve beşinci sırada Kayseri takip etti. Doğu illerinin ÖSS başarı sıralamasındaki durumu bu sene de değişmedi ve son beş sıra, 2005-06 öğretim yılında da Doğu kentlerinde eğitimlerini sürdürmeye çalışan öğrencilerden oluştu. Bu doğrultuda, Ağrı yetmişyedinci il olurken, onu Bitlis, Ardahan ve Şırnak takip etti. En başarısız il ise Hakkari oldu. ÖSS başarı sıralamasında İstanbul da, ancak otuzsekizinci olabildi. Bu sonuçlar çerçevesinde, Batı kentlerindeki öğrencilerin, Doğu ve Güneydoğu’daki yaşıtlarına nazaran daha başarılı olmaları dikkat çekti.
    Eskişehir’deki saldırı kınandı
    Halkevleri Genel Sekreteri Ender Büyükçulha, Uğur Kaymaz Davası’nda yaşanan saldırıları kınadı. Büyükçulha, dün yaptığı yazılı açıklamada, “Belli ki 12 yaşında bir çocuğun bedenine 13 kurşun sıkan zihniyet Eskişehir’de de boş durmamış, insan hakları ve adalet arayanlara yönelik böylesi alçakça bir saldırıyı, üstelik kolluk makamlarının desteği ile tezgahlamış ve yaşama geçirmiştir” dedi. Büyükçulha, saldırıya müdahale etmeyen Valilik ve polis yetkililerini istafa etmeye çağırırken, saldırganların bir an önce tespit edilerek yargılanmasını istedi. Büro Emekçileri Sendikası (BES) tarafından yapılan açıklamada ise içlerinde BES ve KESK yönetici ve temsilcilerinin de bulunduğu katılımcılara yapılan saldırı kınandı. “Olay çıkacağı endişesi ile Eskişehir’de görülmesi kararlaştırılan duruşmaya katılanlara yapılan bu saldırı, kamuoyu nezdinde düşündürücüdür” denilen açıklamada, saldırganların yakalanması ve sorumluların yargılanması için başta Eskişehir Valiliği ve Eskişehir Emniyet Müdürlüğü olmak üzere, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü göreve çağrıldı.
    Ölüme gönderildiler
    Doğankent’te SASU Su Ürünleri isimli firmaya bağlı çalışan genç kadın işçiler balık istifi bindirildikleri kapalı kasa kamyonette ölümle yüz yüze geldiler. Kamyonetin kapalı kasasına işlenmiş kurbağalarla birlikte doldurulan 33 genç kadın işçi, nefesiz kalıp ölüm tehlikesi atlattı. Kamyonet şoförünün trafik cezası almamak için kamyonetin kasasını kapattığı öğrenilirken, işçilerin boğucu sıcakta kapalı kasada hayatta kalmaları ‘şans’ olarak değerlendirildi. Doğankent’te su ürünleri işini yapan SASU isimli bir firma işçileri servislerle evlerine taşımak yerine tarım işçilerinin taşındığı gibi işçilerin kamyonetlerle taşınması kararı aldı. Nerdeyse bir aydır kapalı kasa kamyonetle taşınan işçiler durumdan şikayetçi olsalar da tepkileri dikkate alınmadı. Hava sıcaklığının 40 dereciyi bulduğu önceki gün işlenmiş kurbağa kasalarıyla birlikte kamyonetin kasasına bindirilen 33 genç kadın işçi, Adana şehir merkezine geldiklerinde iyice fenalaşıp nefessiz kaldılar. Kamyonetin kasasının kilitli olması nedeniyle kapıyı açamayan işçiler içine dolduruldukları kasayı yumruklamaya başladılar. Türkkuşu Kavşağı’na gelindiğinde kamyonetin kırmızı ışıkta durduğu sırada kamyonetten gürültüleri duyan vatandaşlar trafik polisine haber vererek kamyonetin kasasının açılmasını sağladılar. Polisler eşliğinde kasanın açılmasıyla durum anlaşılırken, nefessiz kalan işçiler kendilerini dışarıya zor attılar. Olay yerinde ilk müdahaleleri yapılan kadın işçiler gelen ambulanslarla Devlet Hastanesi’ne kaldırıldılar. İşçilerin yüzünden olayın dehşeti okunurken, konuşabilen işçiler ise sigortasız çalıştırıldıklarını söylediler. Kamyonet şoförü Serdal Yılmaz gözaltına alınırken iki işçinin durumunun ağır olduğu açıklandı. Emniyet Müdürlüğü’nün konuyla ilgili soruşturma başlattığı öğrenildi.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net