Baydemir: Kürtçe resmi okullarda okutulmalı
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, özel kurslarla Kürt dilinin geliştirilebilmesinin mümkün olmadığını belirterek, Kürtçe’nin resmi okullarda okutulması ve kamusal ortamlar içerisinde desteklenmesi gerektiğini söyledi. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Yenişehir Belediye Başkanı Fırat Anlı ve Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İşleri (DİSKİ) Genel Müdürü Veysi Ayus Büyükşehir Belediyesi tarafından 450 Evler Mahallesi’nde başlatılan alt yapı çalışmalarını yerinde inceledi. Burada gazetecilerin Özel Batman Kürt Dili Kursu’nun kapandığı yönündeki haberlere ilişkin soruları yanıtlayan Baydemir, “Ülkemiz açısından Kürtçe’nin veya Türkçe dışındaki dillerin ve kültürel zenginliklerimizin yaşatılabilmesi için kamusal ortamlar içerisinde desteklenmesi gerekir. Yoksa, Kürtçe gibi dillerin sürdürülebilmesi ve yaşatılabilmesi mümkün değildir” dedi. Resmi okullarda mutlaka Kürtçe’nin okutulması gerektiğini vurgulayan Baydemir, “İnsanlar Kürtçe’yi öğrenilebilmelidir. Hatta batı illerinde ilköğretim okullarında Kürtçe seçmeli ders olarak öğretilmelidir. Kurslarla yıllardır ihmal edilen bir dilin sürdürülebilmesi mümkün değildir” diye konuştu. Baydemir, Er Coşkun Kırandi’nin HPG güçleri tarafından kaçırılmasına ilişkin soruya ise, “Onun yaşam hakkına ve kişi güvenliğine herhangi bir zarar verilmemeli ve en kısa zamanda ailesine teslim edilmelidir. İnsanlarımızın gönül rahatlığıyla yaşayabilmesi için barış ve çatışmasızlık ortamına ihtiyacı vardır” yanıtı verdi. Baydemir, “Hikmet Fidan’ın öldürülmesi olayı ile hazırlanan bildiriye neden imza atmadınız?” şeklinde soruya ise, “Böyle bir bildiriden haberim yok ancak yaşam hakkı ihlalinin hiçbir meşru yönü yoktur” dedi.
Şarbondan korunmak mümkün
Şarbon hastalığı, son günlerde birçok bölge ilinde insan sağlığını tehdit etmeye başladı. Özellikle solunum yoluyla akciğerlere bulaşan şarbon, insanların ölümüne yol açarken; sindirim ve deriye bulaşan şarbonunun tedavisi mümkün. Dicle Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Habibe Çolak Pirinççioğlu, şarbondan korunmak için özellikle insanların hijyen kurallarına uyması ve şarbon tehlikesi olan hayvanların imha edilmesi gerektiğini söyledi. İnsanların hayvan etine teması, et ve süt ürünlerini tüketmesi sonucu şarbonun bulaştığını kaydeden Pirinççioğlu, yaygın olarak deri şarbonu görüldüğüne dikkat çekti. Pirinççioğlu, şarbonun deriyle teması sonucu deri şarbonu görüldüğünü ve bunun kendini lezyonlarla gösterdiğini dile getirdi. Şarbon türlerini; deri, akciğer ve sindirim sistemi şarbonu olarak sınıflandıran Pirinççioğlu, akciğer şarbonunun genellikle farkedilmediğini ve ölümle sonuçlandığnı vurguladı. Sindirim sistemine bulaşan şarbonun ise tüketilen hayvan eti ve hayvansal ürünlerden bulaşabildiğini sözlerine ekleyen Pirinççiolu, akciğer şarbonunun şarbon bakteri sporlarının solunması sonucu bulaştığına işaret etti. Kasap ve veterinerlerin şarbon için risk grubu olduğuna dikkat çeken Pirinççioğlu, veteriner ve kasapların etler ve hayvanlarla temasta hijyen kurallarına uyması gerektiğini söyledi. Hayvancılıkla uğraşanların da önemli risk gruplarından olduğunu anlatan Pirinççioğlu, hayvancılıkla uğraşanların hijyen kurallarına uyması, hayvan ve hayvan ürünleriyle temastan sonra ellerini mutlaka yıkaması gerektiğini dile getirdi. Deri şarbonunun önce sivilce şeklinde başlayarak zamanla kurtlanarak kabardığını ve bu şekilde siyah sulu bir lezyon oluştuğu bilgisini veren Pirinççioğlu, bu lezyonun yaygın bir şekilde bulaşabildiğine dikkat çekti. Akciğer şarbonu dışındaki şarbonların basit bir tedavisi olduğunu aktaran Habibe Çolak Pirinçiçoğlu, tedavinin penisilin ve penisilin türevi ilaçlarla yapıldığını söyledi. Tedavinin 10-14 gün sürdüğünü ifade eden Pirinççioğlu, “Hayvanlara nasıl bulaştığı veterinerlerin kontrolünde olan bir durum. Bizim sorumluluk alanımız insan ve insana bulaşma yolları ve bunun önüne geçilmesi” dedi. Sindirim sistemi şarbonu hakkında da bilgi veren Pirinççioğlu, bulantı kusma ve ishal şeklinde kendini gösterdiğini söyledi. Deri şarbonunda, pansumanla ciltteki lezyonlar üzerinde de tedavi uygulandığına dikkat çeken Pirinççioğlu, bölgemizde tarım ve hayvancılık yaygın olduğu için şarbonla karşılaşmanın mümkün olduğunu söyledi. Pirinççioğlu şarbon tehlikesi olan hayvanların il sağlık müdürlüklerine bildirilerek yok edilmesi gerektiğini kaydetti.
4 aydır maaşını alamıyor
Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü üç ay önce 65 ilköğretim okulu adına Deniz Bank ile bir sözleşme yaptı. Yüzlerce eğitim emekçisinin sözkonusu banka ile anlaşma yapılmasını istemediğini belirten dilekçeler verildi. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve İdare mahkemesine de dava açtılar. Bankayla bireysel sözleşme yapmayanlara maaşları ödenmiyor. 26 yıllık sınıf öğretmeni olan Sezai Turan, maaşını almak için Deniz Bank’a gittiğinde kendisine maaşını alabilmesi için banka ile ayrıca bir bireysel sözleşme yapması gerektiği söylenmiş. Turan, Milli Eğitim’ in yaptığı sözleşme uyarınca kendi adlarına açılan hesaplardan maaşlarını alabilmelerinin gerektiğini, şimdiye kadar anlaşma yapılan diğer bankalardan bu şekilde ücretlerini aldıklarını belirterek “Neden Deniz Bank böyle bir uygulama yapıyor?” diye soruyor. Durumu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne de bildiren Turan, kendisine bankanın ağzı ile cevap verildiğini söylüyor. Turan, “Durumdan dolayı dava açtım. Ayrıca Milli Eğitim Müdürlüğü Başvurum ile ilgili tavrı da yanlış. İdarecilerin görevi çalışanlarının ücretlerini ödemektir. Oysa bunlar bana bankanın ağzı ile bireysel sözleşmeyi imzaladığım taktirde maaşımı almakta güçlük çekmeyeceğimi belirtmekten başkaaçıklama yapmadılar.” dedi. Görüşlerini aldığımız, Deniz Bank Bornova Şube Müdürü Ahmet Karaman, bankaların aynı işlemi uyguladığını belirterek şunları söyledi: “Bizim sözleşmenin imzalanması konusundaki ısrarımız Sezai Beyin de yararınadır. Örneğin her yerde şubemiz yok. Bazı yerlerde Ziraat Bankası ile anlaşmamız var. Böyle bir durumda Sezai beyin maaşını o bankadan alabilmesi için bizim o bankaya Sezai beyin imzasını sunabilmemiz gerekiyor. Bu işlem tüm bankalar tarafından yapılan bir işlemdir.
Günöz Tekstil’de sendikalaşma
Çerkezköy-Çorlu yolu üzerinde bulunan Günöz Tekstil iplik ve boya fabrikasında çalışan işçilerin DİSK Tekstil sendikasına üye olmaları üzerine 50 işçi işten atıldı. Özellikle kadın işçilere yöneticilerin hakaret etmesi üzerine 2 kadın işçi bayıldı ve hastaneye kaldırıldı. Geçtiğimiz hafta başında işveren tarafından işçilere sunulan sözleşmeye işçiler büyük tepki göstermişti. 8 saat’ten 12 saat çalışmaya geçilmesini ve ücretlere 110 milyon fark verilerek senede 2 defa verilen ikramiyenin kaldırılmasını isteyen “Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi” sartlarını kabul etmeyen işçiler DİSK Tekstil’de örgütlendi.
|