www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Karanlıktaki çocuklar
Coşkun Aşar, uzun süredir sokak çocuklarını fotoğraflayan bir sanatçı. Aşar, bu çalışmasıyla ünlü fotoğraf makinesi Lecia’nın M serisinin 50’inci yılı nedeniyle hazırlanan uluslararası sergiye davet edildi.

Anadolu’da rock!
Anadolu rock türü yeni değil, ancak Anadolu’da dört başı mâmur bir rock festivali düzenlemek, 2005 yılına kısmet oldu. Edremit Körfezi’nde yer alan Zeytinli Belediyesi ile Poem Organizasyonu’nun düzenlediği Zeytinli Rock Festivali, pazar gecesi sona erdi.

Bodrum’da bale festivali
Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Bodrum’da Uluslararası Bale Festivali düzenleniyor. Bu yıl üçüncüsü yapılacak olan etkinlik, 14-28 Ağustos tarihleri arasında Bodrum Kalesi’nde gerçekleştirilecek.


Karanlıktaki çocuklar
Ulaş Emre
Coşkun Aşar, uzun süredir sokak çocuklarını fotoğraflayan bir sanatçı. Aşar, bu çalışmasıyla ünlü fotoğraf makinesi Lecia’nın M serisinin 50’inci yılı nedeniyle hazırlanan uluslararası sergiye davet edildi. Aşar, aynı zamanda 20 fotoğrafçının çağrıldığı bu sergiye katılan en genç fotoğrafçı. “Ben sosyal konular üzerine çalışmayı tercih ediyorum” diyen Aşar, varoşlarda yaşam, Edirne Romanları, travestiler gibi konularda projeler üretmeye devam ediyor. Ailelerinden ayrıldıkları ya da terk edildikleri günden bu yana isimleri yaşadıkları “sokak”la birlikte anılan, uçucu madde bağımlısı çocuklar hakkında biraz olsun duyarlılık yaratabilmek, insanların görmedikleri, yaşamadıkları bir hayatın içine sokmak amacıyla bu projeye başlamış.
“Kendimizi toplumun içindeki sorunlardan soyutlayamayız. Sorun çözülmediği sürece ‘Karanlıktaki Çocuklar’ projesi de devam edecek” diyen Aşar’la fotoğrafı ve sokak çocuklarını konuştuk.
Sokak çocukları projesine nasıl başladınız?
Sokak çocukları projesi üniversitede okuduğum dönemde Marmara İletişim Fakültesi Haber Ajansı’nın (MİHA) ortak bir projesi olarak başlamıştı. Bu proje ortak bir sergi ile sona erdi, ancak ben kişisel olarak bu projeyi sürdürdüm. Çünkü ortak proje süresince gördüklerim ve yaşadıklarımın bu kadarla sınırlı kalmaması gerektiğini ve anlatacak daha fazla şey olduğunu düşünüyordum. Bir de bu tür sosyal yaralarla ilgili konular üzerine duyarlılıklarım vardı. Eğer hayata ve dünyaya karşı bir durşunuz, bir tavrınız varsa; elinizdeki araç ne olursa olsun bu tavrı göstermek gerekir. Ben kendi üzerime düşeni yapmak için yola koyuldum.
İlk başlarda size yaklaşımları nasıldı?
Ben Taksim çevresindeki bir grup sokak çocuğuyla çalışmaya başladım ve devam ettim. Aynı grupla çalışmak bana konuyu derinlemesine gözlemleme ve yansıtma olanağı sağladı. İstanbul’daki sokak çocuklarının tümüne ulaşmak ve böyle bir belgeleme yapmak değildi amacım. Çocuklarla beraber yaşadığım süreci anlamaya ve anlatmaya çalıştım.
İlk dönemlerde iletişim kurma aşamasında sorunlar yaşadım, ancak zaman içinde güvenlerini kazanabildim. Bu uzun soluklu ve sabır isteyen bir çalışma.
Sokak çocukları hakkında gözlemlerinizi kısaca anlatabilir misiniz?
Kimilerinin evleri var gibi görünse de aslında iki taraflı bir terkediş söz konusu, hem aileleri bu çocukları terk etmiş hem bu çocuklar ailelerini. Bu durumda bu sorunu en temel nedenlerinden biri aile. Bu çocukları evde (eğer varsa) rahatsız eden bir şeyler var. Genelde hikayeleri birbirine benziyor. Temelde ya parçalanmış aile ya da aile içi şiddet söz konusu. Çocuklar sokakta yaşamayı tüm zorluklarına rağmen tercih eder duruma gelmişler.
Devletin sağladığı sosyal koruma yetersiz. Bu durum çok uzun bir süre bir sorun olarak görülmedi bile. Bu durum şu anda hasır altı edilmiş durumda. Bu çocuklar şu an ortalarda görünmeseler de bir yerdeler hiçbir yere kaybolmuyorlar, yani sorun devam ediyor.
Çocukları sokağa iten en önemli etkenler nelerdir?
Bu çocuklar kendi kendilerine ortaya çıkmadılar. Toplum ve sistem yarattı bu çocukları. 1980 sonrası dönem, her şeyde olduğu gibi bu durumun da ortaya çıkışında önemli rol oynadı. Toplumun sosyoekonomik ve kültürel yapısının hızla değişmesinin, sosyal uçurumların oluşmasının bu durumun ortaya çıkmasında rol oynadığını söyleyebiliriz. Toplum ve sistem şu an kendi yarattığı bu sosyal yaraya dokunmak istemiyor. Çoğunluk kötü bakıyor ve görmek istemiyor, oysa ilk yapılması gereken bundaki sorumluluğu birey ve toplum olarak kabul etmektir. Biz onları toplum dışına ittikçe bu sorun büyümeye ve tehlikeli boyutlara gelmeye devam edecektir.
Ben bu çalışmayı yaparken daha içerden ve yakın bir tanıklık yapmaya çalıştım. Görünmeyen yüzüne tanıklık etmek de diyebiliriz buna. Herkesin bildiğinin aksine bu çocukların bir çok insani taraflarını da ortaya koymaya çalıştım. Sokakta bir dram yaşanıyor, şiddet var, kötü alışkanlıklar var, sağlıksız koşullar var ama bunların yanında “Sevgi yok” diyemeyiz. Onların evlerinde bulamadıkları bir sevgi... Daha çok da sevecek birilerine ihtiyaçları var.
Proje şu an ne durumda?
Son olarak küçük bir çalışma daha yapmak çocukların büyümüş hallerini, portrelerini çekmek istiyorum... Aslında nokta koydum, desem daha doğru olur. Bu sorun bitmedikçe sorunlar ortadan kalkmadıkça projenin de bittiğini söylemek doğru olmaz. Kendimizi toplumun içindeki sorunlardan soyutlayamayız. Amacımız fotoğraflarla duyarlılık yaratmak, insanları görmedikleri, yaşamadıkları bir hayatın içine sokmak.
Bu projeninizle Leica M serisinin 50. yılı anısına düzenlenen uluslararası fotoğraf sergisine katıldınız...
Bu sergiye serginin küratörü olan Leica World Magazine’in şef editörü tarafından davet edildim. Fotoğraflarımı Fransa’nın Arles kasabasında düzenlenen fotoğraf festivali sırasında gördü ve davet etti. Bu sergi Leica M serisinin 50. yılı anısına hazırlandı. Dünyadan 20 fotoğrafçını katıldığı sergi 2005 yılı boyunca dünyada turu yapacak. Tüm Leica Galerileri olan ülkelerde ve Leica’nın anlaşmalığı olduğu galerilerde açılacak.
Başka projeleriniz var mı?
Ben sosyal konular üzerine çalışmayı tercih ediyorum. Bunlarla ilgili olarak varoşlarda yaşam, Edirne Romanları, Travestiler gibi konularda projeler üretmeye devam ediyorum.
Çalışmalarınızı Nar Fotoğraf Ajansı’na bağlı olarak yürütüyorsunuz. Bu ajansın en önemli özelliği ise kolektif, gönüllü bir ortaklık sonucu kurulması sanırım...
Nar Photos, yirminci yüzyıldan günümüze, dünya üzerinde “saygın” haber ajanslarının ayakta tutmaya çalıştığı haber ve belgesel fotografçılığı geleneğini, ülkemizde de yaşatmak amacını taşıyan gönüllü bir ortaklık. Ajansın fotoğrafçıları, günlük hayatın sıradanlığı içinde “sıradışı olanı”, insanın varolma ve yenilenme hikayesini kendi özgün bakışları ile kaydetmeyi sürdürürler. Amaç, insanı temel alan her türden toplumsal gelişmeyi fotoröportaj dili ile belgelemektir.


Başa dön


Anadolu’da rock!
Çağdaş Günerbüyük
Anadolu rock türü yeni değil, ancak Anadolu’da dört başı mâmur bir rock festivali düzenlemek, 2005 yılına kısmet oldu. Edremit Körfezi’nde yer alan Zeytinli Belediyesi ile Poem Organizasyonu’nun düzenlediği Zeytinli Rock Festivali, pazar gecesi sona erdi.
Cuma gününden başlayarak Zeytinli sahiline kurulan kamp ve festival alanında binlerce dinleyici bol bol denize girdi, müzik dinledi ve eğlendi. Kaz Dağları’nın eteklerinde, rock, böyle büyük bir organizasyonla yalnız coğrafi olarak değil, hakikaten Anadolu’yla buluştu.
Moğollar’dan Bulutsuzluk Özlemi’ne, Barış Akarsu’dan Kargo’ya birçok grubun sahne aldığı üç günlük festival, benzerlerinden bazı noktalarda ayrılıyordu. En önemlisi, bir rock festivalinin İstanbul dışında da yapılabileceğini göstermiş oldu. Festivallerin yıldan yıla giderek yaygınlaştığı yorumu yapılıyordu, ancak kimse henüz bunu İstanbul dışına açmaya cesaret edememişti.
‘İlk turne’ ve Zeytinli
Oysa Zeytinli gösterdi ki, onbinlerle ifade edilen seyirci sayısına, belki İstanbul’da ulaşılamazdı. Festivale katılanların bileşimi de oldukça çeşitliydi. İstanbul’dan ve başka kentlerden gelip çadırlarını kuran gençlerin yanında, civar köylerde oturan aileler, yöresel kıyafetleriyle, çoluk çocuk festival alanında meraklı gözlerle dolaştı. Yakın beldelerde tatil yapanlar akşamlarını Zeytinli sahillerindeki rock ziyafeti eşliğinde geçirmeyi tercih etti.
Festivalin ücretsiz olması, halkın ilgisinin festivalin üzerinde olmasını etkiledi elbette. İzleyenler, bütün bunları düşünüp “Demek ki oluyormuş” demekten kendilerini alamadı.
Festivale damgasını vuran grupların başında gelen Moğollar ile birçok müzisyen ve grup, rock formu ile Anadolu tınılarını, çalgılarını buluşturdu. Moğollar’dan Taner Öngür, yıllar önce Moğollar’ın yaptığı ilk Anadolu turnesinin hangi koşullarda yapıldığını ve ne kadar anlamlı olduğunu anlatırken, akıllara Anadolu’da düzenlenen rock festivali Zeytinli’nin “tarihi” anlamı geliyordu.
Zeytinli Belediyesi’nin, organizasyon şirketinin ve en önemlisi katılan sanatçıların “Rock’u Anadolu’ya açmak” çabasına böyle sıkı sarılmış olmaları çok anlamlıydı. Yerli ya da dışarıdan gelen, her yaştan izleyicinin gösterdiği yoğun ilgi de, festivalin geleceğe dönük bir umut yaratmasını mümkün kılıyor. Belki de bu yüzden, henüz böyle bir plan yapılmamasına karşın her konuşmada “Gelecek yıl görüşmek üzere” deniverdi.

ZEYTİNLİ’DEN NOTLAR
  • İlk günün yıldızı Moğollar, seyirciyle sıkı bir iletişim yakaladı. “Cahit Baba”nın bağlamayla, “Engin Dede”nin davulla attığı sololar, beğeni topladı. Dinleyiciler her parça arasını “Savaşa hayır”dan, “Siyanürcü şirket Bergama’yı terket”e kadar sloganlar atarak değerlendirdi.
  • “Rock tatili” sloganıyla duyurulan festivale tatil havası fazlasıyla hakim oldu. Gündüz saatlerinde yalnız konser değil, hemen hiçbir etkinlik yapılmadı. Katılımcılar da bundan şikayetçi sayılmazdı.
  • Festival boyunca “Popçular dışarı” sloganıyla karşılaşan tek sanatçı, Barış Akarsu oldu. Küçük kızlardan yaşlı teyzelere kadar halkın en yoğun ilgi gösterdiği sanatçı da Barış’tı.
  • Katılımcıların en büyük rahatsızlığı, festivallerin geleneği olan “sıkı güvenlik” konusuydu.
  • En renkli gruplardan biri, ilk gün sahne alan Bursalı Deli grubuydu. Özellikle “Beceremiyoruz ama” diyerek rock tarzında cover yaptıkları, Petek Dinçöz’ün “Foolish Casanova” parçası dinleyicileri coşturdu.
  • Festivalin en özgün gruplarından biri de, darbuka başta olmak üzere geleneksel vurmalı çalgıların ağırlığının hissedildiği Çamur grubuydu.
  • Zeytinli’nin dağ yürüyüşlerine, tekne gezilerine meraklı, yerinde duramayan Belediye Başkanı Şadan Aytaç, gelecek yıl Moğollar’la birlikte perküsyon çalma sözü verdi.
  • Festivalin en sert gruplardan Kara Kedi, kitleyi coştururken bas teli koparmayı bile başardı.


    Başa dön


    Bodrum’da bale festivali
    Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Bodrum’da Uluslararası Bale Festivali düzenleniyor. Bu yıl üçüncüsü yapılacak olan etkinlik, 14-28 Ağustos tarihleri arasında Bodrum Kalesi’nde gerçekleştirilecek.
    3. Bodrum Uluslararası Bale Festivali’nin açılışı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün sahneleyeceği, “Karışık Hisler” adlı bale eseri ile yapılacak. Koreografisi Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Sanat Danışmanı Mehmet Balkan’a ait eserin dünya prömiyeri gerçekleştirilecek ve eser seyirci ile ilk kez buluşacak. Philip Glass ve J. S. Bach’ın müziklerinin kullanıldığı iki bölümden oluşan eseri, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Bale Başkoreografı Lale Balkan sahneye koyuyor.
  • Nemrut’ta kazı çalışmaları durduruldu
    Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, bazı tereddütler dolayısıyla, Prof. Dr. Herman Brijder başkanlığındaki Hollandalı ekibin Nemrut Dağı tümülüsü ve anıtlarındaki çalışmalarının durdurulduğunu açıkladı. Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, Nemrut’ta verilen arkeolojik yüzey araştırması izni kapsamında Hollanda uyruklu Prof. Dr. Herman Brijder başkanlığındaki ekip tarafından belgeleme çalışmalarının gerçekleştirildiğini, ayrıca restorasyon ve konservasyon çalışmalarına başlanıldığını ifade etti. Koç, bazı tereddütler ortaya çıkması üzerine bu çalışmaların durdurulduğunu ifade etti. Prof. Dr. Brijder’in başkanlığındaki ekibin uygulama projelerinin, Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’ın Koordinatörlüğü’nde bir ekip tarafından incelendiğini dile getiren Koç, hazırlanan raporda, özetle “Bazı müdahalelerin anıta zarar verdiği ve vereceği, bu ekibin çalışmalarına devam etmesi halinde, gerekli koruma bilimi çalışmalarının yapılamayacağı, anıtta giderilemeyecek önemli zararlar oluşacağı”nın ifade edildiğini söyledi. Koç, bundan böyle yabancı araştırmacılara süresiz izin verilmeyeceğini, izinlerin 3 yıl ile sınırlandırılacağını da sözlerine ekledi.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net