www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Solda ittifak tamam
Almanya’da erken seçimler öncesinde solda kurulan güçbirliği, önemli kararlar aldı. PDS Genel Kongresi , partinin adının “Sol Parti” olarak değiştirdi. PDS ve WASG, erken seçimlere “Sol Parti” adıyla katılacak.

‘İşgal El Kaide’ye yaradı’
Saygın bir İngiliz kuruluşunun hazırladığı raporda, Irak işgalinin El Kaide’ye güç kattığı belirtildi. Raporda, İngiltere-ABD ilişkilerine dair de dikkat çekici değerlendirmelerde bulunuldu, hükümet sert bir dille eleştirildi.

Irak kaynakları tekellere teslim
Kanlı işgalin devam ettiği Irak’ın ‘yeniden yapılandırılması’ işine koyulan ABD yönetimi, ülkedeki kaynakların özelleştirilmesi ve uluslararası tekellere peşkeş çekilmesi çalışmalarına hız verdi.


Solda ittifak tamam
Almanya’da eylül ayında yapılması öngörülen erken genel seçimler dolayısıyla solda Emek ve Toplumsal Adalet Partisi-Seçim Alternatifi (WASG) ile Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) arasında başlayan ittifak görüşmeleri hafta sonu yasal prosedür açısından tamamlandı.
WASG üyelerinin yüzde 81.8’i, PDS ile seçim ittifakına onay verirken, PDS de Berlin’de düzenlediği genel kongrede adını “Linkspartei/Sol Parti” olarak oy çoğunluğuyla değiştirdi.
417 delegenin katıldığı kongrede, delegelerin üçte ikisinden fazlası PDS’in adını “Sol Parti” olarak değiştirmeye onay verdi. Alınan karara göre, “Sol Parti”nin sonuna eyaletler istedikleri eklemeyi yapabilecek. Bu durumda Doğu Almanya’daki eyaletlerde oy kaybının önüne geçmek için “Sol Parti/PDS”, Batı Almanya’daki eyaletlerde ise “Sol Parti” adıyla seçimlere girilecek.
Kongreye WASG adına Yönetim Kurulu üyeleri Klaus Ernst ve Murat Çakır katıldılar. Ernst yaptığı konuşmada, her iki partinin farklı yönlerinin bulunduğunu söyleyerek, “Farklılıklarımızın olduğunu biliyoruz. Ancak, Batı Almanya’da ne WASG ne de PDS tek başına bir güç. Birleştiğimizde, bir güç oluşturduğumuz görülüyor. Son aylarda WASG ve PDS’in üye kazanması bunun en açık işareti” dedi.
PDS Birinci sıra adayı Gregor Gysi de kongrede bir konuşma yaptı.
Üyeler onayladı
Emek ve Toplumsal Adalet Partisi-Seçim Alternatifi (WASG) üyeleri arasında PDS ile seçim ittifakının kurulması için yapılan oylamada, üyelerin ezici bir çoğunluğu ittifaka onay verdi. WASG Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamaya göre, üyelerin yüzde 81.8’i, WASG adaylarının “Sol Parti” listesinden aday gösterilmesini kabul etti.
Oylamaya WASG üyelerinin yüzde 70’inden fazlası katıldı. Üyelerin yüzde 85.3’ü, PDS ile uzun vadeli olarak ortak bir parti kurulması yönündeki görüşmelere devam edilmesinden yana olduklarını bildirdiler.
SPD’den ayrılan sendikacılar ve aydınların kurduğu, SPD eski Genel Başkanı Oskar Lafontaine’nin de sonradan üye olduğu WASG’ın üye sayısı hızla artıyor. Erken seçim tartışmalarının başladığı dönemde yaklaşık 6 bin üyesi olan WASG, mayıs ayının ortasından bu yana tam üç bin yeni üye kazandı.
‘Popülizm’ suçlaması
WASG ile PDS arasında başlayan seçim ittifakına, şimdiye kadar SPD’nin oy kaybetmesi için sessiz kalan sağ muhafazakâr partiler CDU ve CSU, ‘Sol Parti’nin oy oranının hızlı artışı üzerine karşı atağa geçti.
Bavyera Başbakanı Edmund Stoiber, “Bild am Sonntag” gazetesine yaptığı açıklamada, SPD’ye “Sol Parti ile etkili mücadele etmesi” çağrısında bulunarak, “Gysi ve Lafontaine’nin popülist parolalarla güç toplaması, tamamen SPD’nin zayıflığından kaynaklanıyor” dedi.
Yapılan son anketlerde “Sol Parti” yüzde 31 ile Doğu Almanya’da birinci parti olmuştu. Sol Parti’nin Almanya’daki ortalama oy oranının ise yüzde 11 olduğu tahmin ediliyor.


Başa dön


‘İşgal El Kaide’ye yaradı’
Londra saldırılarının ardından gelişmeleri masaya yatıran İngiltere’de yayımlanan bir raporda, Irak Savaşı’nın El Kaide’yi daha faal hale getirdiği belirtildi. Uluslararası İlişkiler Kraliyet Enstitüsü (RIIA) adlı araştırma merkezinin raporunda, “Hiç şüphe yok ki, Irak’taki durum, İngiltere’ye ve daha geniş ölçekte terörizme karşı koalisyona bazı zorluklar dayatıyor’’ denildi.
Raporda, Irak işgalinin El Kaide’ye propaganda yapma, adam ve para toplama konularında yardım ettiği, ‘terörle mücadeleyi böldüğü’, El Kaide militanlarına hedef ve uygulama alanı sunduğu ve Usame Bin Ladin’i adalet önüne çıkarabilecek fırsatları ortadan kaldırdığı öne sürüldü.
Raporda, İngiliz hükümetinin, ABD ile birlikte politika izlerken karar mekanizmasında Washington kadar söz sahibi olmadığı, ‘sürücü koltuğunun arkasında oturan bir yolcu gibi davrandığı’ belirtildi. RIIA’nın raporunda, Londra’daki saldırıların Irak Savaşı ile ilgisi olmadığını belirten İngiltere Başbakanı Tony Blair’e de sert eleştiriler yöneltildi.
Straw reddetti
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ise, Irak’ta ABD’yi destekleyen ülkelerin saldırılara daha açık olduğu iddialarını reddetti. Straw, Uluslararası İlişkiler Kraliyet Enstitüsü’nün (RIIA) raporuna ilişkin olarak, “RIIA’nın, uzun yıllardır müttefikimiz ABD ile omuz omuza hareket etmememiz gerektiğini söylemesi beni hayrete düşürdü” dedi.
“Terörizm için bahane bulma zamanı sona erdi” diyen Straw, “teröristlerin Irak’ta hiçbir şey yapmamış ülkeleri de vurduğunu” söyledikten sonra, Kuşadası’nda bir minibüste düzenlenen bombalı saldırıyı örnek gösterdi. Böylece Straw, söz konusu saldırının “El Kaide işi” olduğu izlenimi yaratmaya çalıştı.
İngiltere asker çekecek
Diğer yandan, İngiltere Savunma Bakanı John Reid, Irak’taki askerlerinin sayısını önümüzdeki 12 ay içinde azaltmaya başlayabileceklerini söyledi.
CNN’e demeç veren İngiltere Savunma Bakanı Reid, ne İngiltere’nin ne de Amerika Birleşik Devletleri’nin emperyalist hırsları olmadığını, Irak’ın güvenliğini ülkenin kendi güçlerinin üstlenmesini istediklerini öne sürdü.
İngiltere’nin Irak’ta 8500 askeri bulunuyor.

ÖRTBAS EDİYORLAR
İngiltere Adalet Bakanı Lord Falconer, Londra’daki saldırılardan önce önemli hatalar yaptıkları belirtilen polis ve güvenlik birimleri hakkında soruşturma açılmayacağını açıkladı.
Falconer, bombalı saldırılardan sorumlu tutulan dört intihar komandosundan en az birinin istihbarat örgütlerinin dikkatini çektiğine, ancak daha sonra hakkında temiz raporu verilen bu kişinin izlenmediğine ilişkin haberlerle ilgili olarak, “Şimdi iç soruşturmanın zamanı değil, teröre karşı hangi etkili önlemleri alabileceğimize karar vermenin zamanı” dedi.
İngiliz bakan, yeni terörle mücadele yasası uyarınca “intihar eylemlerini övmek” ve “Batı değerlerine saldırmanın” suç sayılacağını, bunu yapanların uzun süre hapse mahkûm edileceğini kaydetti. Adalet Bakanı, bu kişilerin cezalarını doldurduktan sonra da sınır dışı edileceklerini ifade etti.
Falconer, adeta bir rahip gibi konuşarak, “Şeytan bazı insanların kalp ve beyinlerini ele geçiriyor, onları teröre yönlendiriyor. Bu kişilerle etkili mücadele yöntemleri bulmalıyız” dedi.


Başa dön


Irak kaynakları tekellere teslim
Kanlı işgalin devam ettiği Irak’ın ‘yeniden yapılandırılması’ işine koyulan ABD yönetimi, ülkedeki kaynakların özelleştirilmesi ve uluslararası tekellere peşkeş çekilmesi çalışmalarına hız verdi. Geçen pazar günü 60 ülkenin katılımı ile gerçekleştirilen “Irak’ın yeniden inşası için uluslararası destek” toplantılarında konuşan Bağdat hükümetinin Endüstri ve Doğal Kaynaklar Bakanı yardımcısı Adil Kerim, ülkenin kalkınması için özelleştirmenin şart olduğunu ileri sürdü.
Güvenlik Konseyi’nin genişlemesi artık çok zor
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin genişletilmesini ve konseyde birer daimi üyelik isteyen ülkeler Almanya, Brezilya, Hindistan ve Japonya’nın (G4) dışişleri bakanları, New York’ta bir araya geldikleri Afrika Birliği temsilcileriyle anlaşmaya varamadılar. Nijerya Dışişleri Bakanı Olu Adeniji’nin başkanlık ettiği Afrika Birliği temsilcileriyle bir araya gelen G4 ülkeleri dışişleri bakanları, toplantıların devam edeceğini ifade ettiler. Basına konuşan Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim, “Görüş ayrılıklarımız, görüş benzerliklerimizden çok daha az” dedi. Amorim ayrıca, G4 dışişleri bakanları ile Afrika ülkeleri temsilcilerinin 25 Temmuz’da yeniden bir araya geleceklerini ifade etti.BM Güvenlik Konseyi’nin 15 olan üye sayısının, 25’e çıkarılmasını talep eden G4 ülkelerinin sunduğu tasarının, 191 üyeli BM Genel Kurulu’ndan geçebilmesi için 53 üyeli Afrika Birliği’nin desteğine ihtiyacı var. Afrika Birliği ise, Güvenlik Konseyi’nin üye sayısının 26’ya çıkarılmasının yanı sıra, yeni daimi üyelere veto yetkisi tanınmasını istiyor. Ancak G4 ülkeleri, buna yanaşmıyorlar.Öte yandan Güvenlik Konseyi’nin veto yetkisine sahip daimi üyelerinden ABD, Çin ve Rusya gündemdeki her türlü genişleme önerisine karşı çıkıyor. Fransa ve İngiltere ise, G4 ülkelerinin genişleme önerisine destek veriyor. Güvenlik Konseyi’nin genişlemesi konusunda aralarında Türkiye’nin de bulunduğu “Uzlaşma İçin Birlik” isimli grup da, G4 ülkelerinin tasarısına muhalefet ediyor. Bu grupta İtalya, Meksika, Arjantin, Kolombiya, Güney Kore, Pakistan ve Kanada da yer alıyor.
Piranşehir’de kuşkulu bir ölüm
İran’ın Kürt bölgesinde Piranşehir kentinde Hisam Muradi adli bir Kürt genci hiçbir gerekçe gösterilmeden karakola götürülerek öldürüldü. Karakoldan cesedi çıkan gence yüksek dozda uyuşturucu verilerek öldürüldüğü açığa çıktı. Urmiye’de ise adını vermek istemeyen bir doktor, şimdiye kadar sadece Urmiye kentinde bu şekilde 600 Kürt gencinin öldürüldüğünü iddia etti. Rojhilat.org sitesinde yer alan habere göre, İran güvenlik güçleri 11 Temmuz’da Piranşehir kentinde Hisam Muradi isimli bir Kürt gencini gerekçe göstermeden karakola götürdü. Bir süre sonra, gencin cesedi ailesine teslim edildi. Muradi’ye yüksek dozda uyuşturucu verilerek öldürüldüğünün anlaşıldığı kaydedildi. Ailesi, Muradi’nin uyuşturucu kullanmadığını ve kendisine karakolda zorla uyuşturucu verilerek öldürüldüğünü ileri sürdü. Öte yandan Urmiye’de adını vermek istemeyen bir doktor, devletin cezaevindeki Kürt gençlerini uyuşturucu maddelerle öldürdüğünü iddia etti. Doktor, şimdiye kadar Urmiye’de bu şekilde 600 Kürt gencinin öldürüldüğünü ama kimsenin bundan söz etmediğini öne sürdü. Bununla birlikte devlet istatistikleri, Kermanşah kentinde yaşayanların yüzde 10’nun uyuşturucu bağımlısı olduğunu gösteriyor. Bu da, 1 milyon nüfuslu Kermanşah’ta 100 bin kişinin uyuşturucu bağımlısı olduğu anlamına geliyor. Mahabad kentinde ise protesto eylemleri devam ederken, halkın dış dünya ile ilişkisi kesilmeye çalışılıyor. Mahabad’taki internet ağlarında kesintiler yapıldığı ve Mezopotamyanın Sesi radyosu ile telefon üzerinden bağlantı kuranların tehdit edildiği öğrenildi. İran güvenlik güçleri tarafından Şiwane Qadri isimli Kürt gencinin öldürülmesinin ardından başlayan protesto gösterileri devam ederken, İran bu kez Mahabad’ın dünya ile bağlantısını kesmeye çalışıyor. İran güvenlik güçleri özellikle “Mezopotamyanın Sesi” radyosu ile telefon bağlantılarının önüne geçmek istiyor. Son iki yıldır sözkonusu radyoyu arayanların güvenlik idaresine çağrıldığı bildirildi.
Türkmen Partisi binası yakıldı
Irak polisinin, Irak Türkmen Cephesi (ITC) çatısı atında faaliyet gösteren Bağımsız Türkmen Partisi’nin Musul’daki binasını yaktığı bildirildi. CHA’nın haberine göre, Musul’u Dohuk kentine bağlayan yolda devriye gezen polis ekibinin, önceki akşam silahlı saldırıya uğramasının ardından bölgede operasyon başlatıldı. Polis, ateşin Bağımsız Türkmen Partisi binasından açıldığı ihbarı üzerine binayı bastı. ITC Musul Başkanı Muhammed Tahir, polisin binadaki 7 kişiyi gözaltına aldığını ve sonra binanın ateşe verildiğini kaydetti. Polisin, araçtan getirilen benzinle binayı yaktığını söyleyen Tahir, yangını söndürmek istemelerine rağmen kendilerine izin verilmediğini, itfaiyenin de telefonlarına cevap vermediğini anlattı. Iraklı Şii lider Mukteda Sadr ise, Batı medyasına yaptığı açıklamada ABD Başkanı Bush’u eleştirirken direnişi savundu. Sadr, Batı medyasına verdiği ilk demeçte, ‘direnişin, dini ve entelektüel, her seviyede meşru olduğunu’ ifade etti. “Bunu ilk kabul etmesi gereken kişi, ‘Benim ülkem işgal edilirse savaşırım’ diyen sözüm ona ABD Başkanı olmalı” diyen Sadr, buna karşın Iraklılara kendilerine hakim olma ve Batı’nın kışkırtmalarını boşa çıkarma çağrısı yaptı. Mukteda Sadr, Irak’ta ABD komutasındaki işgal güçlerinin ülkeden gitmesini sağlamak amacıyla 1 milyon imza toplamak için geçen hafta bir kampanya başlattığını belirterek, “Sorun, işgalin bizzat kendisi. Irak’ın bağımsız olmaması. Ve diğer sorunlar bundan doğuyor, yobazlıktan iç savaşa kadar” diye konuştu. Öte yandan, başkent Bağdat’ta dün iki ayrı saldırı düzenlendi. Şehrin kuzeyinde yola yerleştirilen bombanın patlaması sonucu bir ABD askeri öldü, iki asker yaralandı. Başka bir saldırıda da 3’ü polis 4 kişi öldü. Ticaret Bakanlığı’nda çalışan bir bürokrat da öldürüldü. Irak’ta iki günde 110 kişinin ölümüne, 300 kişinin de yaralanmasına yol açan saldırıların, El Kaide’nin ‘Bağdat’ı zaptetme kampanyası’ olduğu öğrenildi. Pazar günkü üç saldırıyı da El Kaide üstlendi. Basra kentinde ise bir profesör öldürüldü. Basra Üniversitesi Dekan Yardımcısı Alaa Davud, önceki gün üniversite girişinde öldürüldü. Nisan 2003’ten bu yana Irak’ta öldürülen üniversite profesörlerinin sayısı 52’ye yükseldi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net