www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Sendika kapattıklarını unuttu
Çalışma Bakanı, “Biz Türkiye olarak sendikalarımızı demokrasimizin en önemli unsuru olarak görüyoruz” dedi. Oysa sadece birkaç gün önce ülkenin en büyük sendikalarından biri olan Eğitim Sen kapatılmıştı. Bakan bu sözleri sarf ettiği saatlerde, eğitim emekçileri hemen her yerde eylem yapıyordu.

Tuzla Tersanelerinden
   Seydişehir’e destek

Hükümetin, özelleştirmeye karşı mücadele eden kamu işçilerini, “yüksek ücret alıyorlar”, “çalışmadan kazanıyorlar”, “kışkırtılıyorlar” gibi açıklamalarla yalnızlaştırma çabası geri tepiyor.

Harb-İş’te ‘ne varsa sat’ dönemi
Üye sayısı 42 binden 28 bine düşen Türk Harb-İş Sendikası, “sendikayı döndürebilmek” iddiası ile mal varlıklarını bir bir satmaya başladı.


Sendika kapattıklarını unuttu
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, ülkenin en büyük sendikalarından birinin henüz birkaç gün önce kapatıldığını unutarak, “Biz Türkiye olarak sendikalarımızı demokrasimizin en önemli unsuru olarak görüyoruz” dedi.
Bakan Başesgioğlu, Türk-İş ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi tarafından Dedeman Oteli’nde düzenlenen “Türkiye’de Sendikal Örgütlenmenin Önündeki Engeller Semineri”nin açılışında konuştu. İletişim ve teknolojideki gelişmelerin sendikal hareketi olumsuz yönde etkilediğini, hatta ABD’de “sendikasız çevre” diye legal kuruluşlar oluşmaya başladığını anlatan Başesgioğlu, “Biz Türkiye olarak sendikalarımızı demokrasimizin en önemli unsuru olarak görüyoruz” dedi.
“Kamunun yasal ve idari gücünü sendikalarla paylaşması” ve “sendikaların da sadece kamudan talep eden değil, çözüm üreten kurumlar olması” gerektiğini kaydeden Bakan Başesgioğlu, işçilerin ‘Kölelik Yasası’ diye nitelendirdiği İş Kanunu’nu da övdü. Bakan, bu yasanın çıkmasıyla birlikte işten çıkarma olaylarında mahkemelerin işçi lehine karar verdiğini, ancak bu mahkemelerin iş yoğunluğuyla karşı karşıya bulunduğunu, iş yükünü azaltmak için bir hakem müessesesi kurulması gerektiğini ifade etti.
AB standartları hatırlatıldı
Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç da, demokrasinin ve sosyal devletin yok edildiği, sendikalara saldırıların var olduğu bir küreselleşme süreci yaşandığını belirterek, hakların korunmasının en temel aracının sendikalar olduğunu söyledi. AB İlerleme Raporu’nda “Türkiye’deki çalışma hayatının ILO standartlarının gerisinde kaldığı” şeklinde ifadelerin yer aldığını hatırlatan Kılıç, örgütsüzlüğün işten çıkarma, düşük ücret, uzun çalışma saatleri, çocuk çalıştırılması gibi olumsuzluklara neden olduğunu anlattı.
Sendikal örgütlenmenin önündeki ekonomik, sosyal ve hukuksal engellerin tartışıldığı oturumlarla devam eden seminer bugün sona erecek.

Örgütlenmenin önünde çok engel var
Başesgioğlu ve Kılıç’ın konuşmalarının ardından başlayan seminerin ilk oturumu “Türkiye’de sendikal örgütlenmenin önündeki ekonomik ve sosyal engeller” oldu.
Sendikal örgütlenme önündeki engelleri üç başlık altında toplayan Marmara Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu, sendikal hareketin geçmişinden kaynaklı zaafları olduğunu belirterek, bunların bölünmüşlük, sendikalar arası rekabet, işçileri apolitik yapma kaygısı olduğunu söyledi.
Dış unsurların etkisini üretimdeki kayma olarak nitelendiren Lordoğlu, “Sendikal örgütlenmenin önündeki bir diğer engelde sendikacıların kendisi. Sendikalarda tek güç olma fikri (kasa kimde ise, başkan kim ise o yönetir), yönetim anlayışı, sendika içi demokrasi, üye ilişkileridir” dedi.
Uludağ Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysen Tokol ise, toplu pazarlıktan vazgeçilerek, hizmet çeşitlemesi yapılması gerektiği görüşünü savunarak, halkla ilişkiler, toplumla bütünleşme sorunlarının çözülmesiyle ve medyanın kullanılmasıyla örgütlenmesi önündeki engellerin kaldırılabilineceğini ileri sürdü. Özelleştirmeye, taşeronlatırmaya, yabancı sermayeye “hayır” demeyle sorunun çözülmediğini, alternatif üretilmesi gerektiğini dile getiren Tokol, yerli malına teşvik edici çalışmaların yapılması gerektiğini söyledi.
AKP iktidarının kamu alında yaptığı ve adını reform diye nitelendirdiğini yasalar ile beyaz yakalıların arttığını belirten Dr. Naci Önsal, “Bakanlık sayısı düşürülüyor, eğitim sağlık özele terk ediliyor, esnek çalışma, düşük ücret veriliyor, rekabet adına serbest bölgeler oluşturuluyor, özelleştirimeler hızlandırılıyor” diye konuştu. İşverenlerin sendikayı işyerinesokmamayı bir politika haline getirdiğini belirten Önsal, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu’nun konuşmasına şöyle atıfta bulundu; “Sendikaların demokrasinin enstürümanları olarak nitelendiriyor. O zaman örgütlenmenin önündeki hukuki engelleri kaldırsınlar.”
Aysen Tokol’un medyanın kullanılması gerektiğini söylevine de karşı Önsal, “Basın emekçilere fazla yer vermiyor. Basında örgütlülük oranıçok düşük. Önce basın yayın organlarını örgütlemeliyiz” dedi.


Başa dön


Tuzla Tersanelerinden Seydişehir’e destek
Hükümetin, özelleştirmeye karşı mücadele eden kamu işçilerini, “yüksek ücret alıyorlar”, “çalışmadan kazanıyorlar”, “kışkırtılıyorlar” gibi açıklamalarla yalnızlaştırma çabası geri tepiyor. TEKEL ve SEKA işçilerinin mücadelesi ile gelişen sınıf dayanışması, Seydişehir’le devam ediyor. Başta TEKEL işçileri olmak üzere birçok ildeki işçiler ve sendikacılar, Seydişehir Alüminyum Tesisleri’nin özelleştirilmek istenmesine, üstelik bunun için kolluk güçlerinin devreye sokulmasına aynı tepkiyi gösterdiler.
Tuzla Tersanesi işçileri de “Her yer Seydişehir olmalı” dediler.
Özelleştirmecilerin “vatanı sattığını” söyleyen Kenan Ataman, Deersan Tersanesi’nde borucu olarak çalışıyor. “Tıpkı TEKEL ve SEKA’da olduğu gibi tüm işçiler Seydişehirli olmalıdır” diyen Ataman, tersane işçilerine dayanışma çağrısı yaptı.
Selah Tersanesi’nde çalışan Rakıp Algan da borucu ustası. Polisin alüminyum işçilerine coplu, biber gazlı saldırısına tepki gösteren Algan, “Çok acele birlik olup mücadele etmemiz gerekir. Çünkü bugün onlara yapılan yarın bize yapılır” diye konuştu.
“Özelleştirmeye karşıyım, çünkü tersane özel sektör ve buralarda neler yaşandığını biliyoruz” diyen Özcan Aydın, Torgem Tersanesi’nde kaynakçı. Aydın, “Hastaneler düzelecek dediler sonuçlar ortada. SEKA ve TEKEL zarar ediyor diye bizi kandırmaya çalıştılar, şimdi sıra Seydişehir’de. Bütün kaynaklarımızı satmaya yemin etmiş bunlar” dedi.
Yine Torgem Tersanesi’nde çalışan Muhammet Kumcu seçimlerde AKP’ye oy vermiş. “Şimdi pişmanım, ben mazlumun hakkını yiyen adama günahımı bile vermem ama bir kere yanlış yaptım. Bir daha tövbeler olsun” diyen Kumcu, Seydişehir işçilerinin yanında olduğunu, işçilerin birlik olması halinde kazanacaklarını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Deersan Tersanesi işçisi Hakan Taşkıran, da şunları söyledi: “Artık ülkemizi satmayı bırakın ve bize yalan söylemeyin. İnsansın, ABD’ye karşısın diye oy verdim, ama şimdi çok pişmanım. Seni bir gün mutlaka o tahttan indireceğiz.”
Erdoğan’ın pazarlamacılar gibi ülkeye ait kuruluşları ABD’ye sattığını söyleyen Abdullah Söğütlü RMK Tersanesi’nde montajcı ustası olarak çalışıyor. Söğütlü, “SEKA, TEKEL ve Seydişehir gibi bayraklarımızı elimize alıp vatana hainlik edenlere karşı çıkmalıyız” dedi.


Başa dön


Harb-İş’te ‘ne varsa sat’ dönemi
Üye sayısı 42 binden 28 bine düşen Türk Harb-İş Sendikası, “sendikayı döndürebilmek” iddiası ile mal varlıklarını bir bir satmaya başladı.
Daha önce Kızılay’daki sendika genel merkezi satılığa çıkarılmış, ancak işçilerin yoğun tepkileri karşısında karardan vazgeçilmişti. Ancak yönetim Ankara’da 6 bin işçinin yararlandığı Çubuk Sosyal Tesisleri’ni sattı. Satışa tepki gösteren işçiler ise kararın geri alınmasını istiyor.
Satış kararı üzerine geçtiğimiz hafta akşam saatlerinde sendikanın genel merkezine adeta baskın yapan işçiler, başkan ve yöneticilerle görüşerek satış kararından vazgeçilmesini istediler.
Zaman zaman gerginliklerin yaşandığı, işçilerin “şucu, bucu” diye karşı karşıya getirildiği toplantıda konuşan Başkan Osman Çimen, başkan olduğu 18 aylık dönemin hesabını vermeye hazır olduğunu söylerken, “üye sayısının 28 bine düştüğünü, dolayısıyla aidat gelirlerinin sendikayı döndürmediğini” savundu.
Sendikalardan ortak tavır
Türk-İş’e bağlı sendikalar, başta TÜPRAŞ, Erdemir ve Telekom olmak üzere özelleştirmelere karşı ortak mücadele yürütecek. Türk-İş Başkanı Salih Kılıç, yarın saat 12.00’de İstiklal Caddesi’ndeki Galatarasay Lisesi önünde özelleştirmelere karşı ortak tavır açıklayacak. Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, Türk-Metal Genel Başkanı Mustafa Özbek, Türkiye Haber-İş Genel Başkanı Cengiz Teke’nin de katılacağı basın açıklamasında TÜPRAŞ, Erdemir ve Türk Telekom’un özelleştirilmelerine karşı yürütülecek mücadele açıklanacak. Açıklamanın ardından, bu üç kurumun özelleştirilmesine karşı bildiri dağıtılacak. Taksim Meydanı’na yapılacak yürüyüşle de hükümetin özelleştirme politikası protesto edilecek. Kılıç, Petrol-İş Sendikası’nın başlattığı kampanya kapsamında stand açılışı yapacak.
TTK’da görüşmeler sürüyor
Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda (TTK) çalışan yaklaşık 11 bin 500 işçiyi kapsayan 21. Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerine 26-27 Mayıs 2005 tarihlerinde Ankara’da devam edildi. Kamu İşletmeleri İşverenleri Sendikası (Kamu-İş) ile Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) arasında sürdürülen görüşmelerde, 26-27 Mayıs tarihlerinde ele alınan 27 maddeden 4’ü üzerinde anlaşmaya varıldı. Kalan 23 madde, 21-22 Haziran 2005 tarihlerinde yeniden ele alınacak. Toplamda 85 maddenin ele alındığı toplusözleşme görüşmelerinde 62 madde kabul edildi. 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren geçerli olacak sözleşme taslağı, 85 ana 2 geçici maddeden oluşuyor. Sözleşmenin masa başında bağlanmasından yana olduklarını belirten GMİS Genel Eğitim Sekreteri Ramazan Denizer, “Ancak maden işçilerini ücret ve sosyal haklar açısından mağdur edecek sözleşmeye imza atmamız mümkün değil” dedi.
İşçi açığı can güvenliğini tehdit ediyor
Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS)Yönetim Kurulu, Zonguldak’ta 18 Mayıs’ta meydana gelen ve 3 maden işçisinin yaşamını yitirdiği kazayle ilgili çalışmanın sonuçlarını açıkladı. Buna göre kazanın arkasında işçi sayısının, teknik donanımın ve eğitimin yetersizliği yatıyor. Raporda şu ifadelere yer verildi: “Madencilik tecrübe isteyen bir iş koludur. Yapılacak hata insan hayatını direkt ilgilendirmektedir. Bu anlamda tecrübeli insanlara ihtiyaç vardır. Emeklilikler neticesinde kurum bünyesinde bu nitelikte çalışanların azaldığı bir gerçektir. Yüksek ücretli yatan yerine düşük ücretli çalışan düşüncesi yanlıştır. Madeni, madende çalışanlar bilir. İşçi eksikliğinden dolayı bakımsızlıktan anayollarda, nefesliklerde göçmeler meydana gelmiş, bunlar da madende çalışanları bir şekilde tehdit eder hale gelmiştir.”

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net