www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Amerikan meczupluğu
Irak kent ve kasabalarına düzenlenen saldırılara katılan bir Amerikan tankına ‘Yeni Ahit’ adı verildi. Tank, bu ismiyle ABD ordusuna ait bir resmi sitede görüntülendi.

Birlik için ilk görüşme yarın
Almanya’da ekim ayında yapılacak erken genel seçimler öncesinde, solda ittifak arayışı hız kazandı. WASG, PDS ve sosyal demokrat politikacı Oskar Lafontaine, yarın ilk görüşmeyi yapacak.

Telafer ateş altında
Iraklı Türkmenlerin çoğunlukta olduğu Telafer’de, çatışmalar son haftalarda yeniden yoğunlaştı. Direnişçilerin kontrolünde olduğu belirtilen Telafer’de mezhepler arasında gerilimin doruk noktasına tırmandığı belirtiliyor.


Amerikan meczupluğu
Amerikan askerlerinin İslam dininin kutsal kitabına yönelik hakaretlerinin yankısı sürerken, Irak’ta ortaya çıkan bir fotoğraf, Bush yönetiminin ‘meczupluğunu’ bir kez daha ortaya koydu. Yönetmen Michael Moore’un internet sitesinde yer alan fotoğrafta, Hadita bölgesinde ilerleyen ABD tankının namlusunda ‘Yeni Ahit’ (Hıristiyanların kutsal kitabının adı) yazılı.
Washington Times gazetesi, “Yeni Ahit”in, M1A1 Abrams modeli tanka askerler tarafından verilen isim olduğunu yazdı. Tankın fotoğrafı, ABD ordusuna ait resmi bir internet sitesinde yer alıyor. Bu sitede fotoğrafa verilen başlık, provokasyonun üst kademeler tarafından onay gördüğünün kanıtı: “Yeni Ahit, bir operasyonda daha yolu açıyor.”
Sanki Haçlı Seferi!
“Haçlı Seferi” imajını güçlendiren fotoğraf, Amerikan basınında da tepki gördü. New Republic dergisinden Andrew Sullivan, kendi sitesinde yazdığı yazıda, “Ordumuz, Irak’ta açıkça Hıristiyan bir kimliğin reklamını yapıyor. Başkan Bush bir şeyler yapmalı. Tanka bu ismin verilmesine onay veren kişi görevinden alınmalı” dedi.
Bush yönetimi, geçmişte de benzer provokasyonlar gerçekleştirmişti. Afganistan’ı işgal harekatı, başlangıçta “Sonsuz Adalet Operasyonu” olarak adlandırılmış, daha sonra bu isim değiştirilmişti. Amerikalı komutanların İslam dini ve peygamberine yönelik hakaret ve küfürleri de, medyada sık sık yer alıyor.
Cuma protestoları
Bu arada, Müslümanların Kuran’a yönelik hakaretlere karşı tepkisi de devam ediyor. Cuma namazı çıkışlarında birçok ülkede protesto eylemleri düzenlendi. Pakistan, Mısır, Lübnan, Irak, Sudan, Endonezya, Bangladeş, Malezya gibi ülkelerdeki eylemlere onbinlerce kişi katıldı. Hindistan işgali altındaki Keşmir’in başkentindeki gösteriye saldıran Hint polisi, çok sayıda Keşmirliyi yaraladı. Müslüman grupların çağrısı ile düzenlenen eylemler nedeniyle Keşmir’in birçok bölgesinde okul ve işyerleri kapandı. Gösterilerde ABD bayrakları ve ABD Anayasası yakıldı.
Pakistan’ın büyük kentlerindeki gösterilere de 20 binden fazla Müslüman katıldı. Gösterilerde “ABD’li köktendincilerin Kuran’a hakaret etmesini lanetliyoruz” pankartları açıldı. Karaçi’de toplanan 5 binden fazla Pakistanlı, ABD Büyükelçisi’nin ülkeden kovulmasını talep etti.
Mısır’ın İskenderiye kentinde, Müslüman Kardeşler’in çağrısıyla yapılan eyleme 15 bine yakın kişi katıldı. Eylemde, ABD’nin Müslümanlardan özür dilemesi talep edildi. Başkent Kahire’de de, polis kordonu altında 1000’e yakın avukat yürüdü.
Lübnan’ın başkentinde ABD ve İsrail bayrakları yakılırken, Irak’ın güneyindeki Basra kentinde 1000 kişi yürüyüş düzenledi.


Başa dön


Birlik için ilk görüşme yarın
Almanya seçim sürecine girerken; SPD eski Başkanı Oskar Lafontaine, PDS eski Başkanı George Gysi, WASG ve PDS yöneticileri yarın bir “seçim partisi” kurmak için ilk kez bir araya gelecek.
İki parti tarafından da yalanlanmayan haberlere göre, “seçim partisi”nin programının merkezini Ajanda 2010 ve Hartz IV paketlerine karşı mücadele oluşturacak.
İki partinin yetkilileri tarafından basına yapılan açıklamalarda, birliğin sağlanmaması durumunda, yüzde 5 barajının tehlike oluşturduğu belirtilerek, “seçim partisi” için herkesin gereken özveriyi göstermesini istediler.
WASG Yönetim Kurulu üyesi Klaus Ernst, bütün tarafları memnun edecek bir çözümün bulunmasının zor olduğunu söylerken, medya sendikası IG Medien’in eski Başkanı Detlef Henschen, yeni bir partinin kurulmasında görev alabileceğinin mesajını verdi.
Berlin’de yapılacak toplantıda, partilerin hangi çerçevede birlik yapacağı ele alınacak.
Birlik kulisleri
Kulislerde dolaşan bazı haberlere göre, partiler arasında eyaletlerin bölüşülerek seçimlere gidilmesi tartışılıyor. WASG’nin Batı Almanya’da, PDS’in ise Doğu Almanya’daki eyaletlerde aday göstermesi konuşuluyor. Ancak bu öneriye PDS pek sıcak bakmıyor, çünkü doğuda aldığı oyların toplamı, federal düzeyde yüzde 5 barajının altında kalmasına neden olabiliyor.
Ayrıca, WASG’nin adaylarının PDS listelerinden gösterilmesi de alternatifler arasında. Ancak buna pek sıcak bakılmıyor.
Seçim yasası ne diyor?
Almanya’da seçim yasası, partilerin ortak liste ile seçimlere girmesini öngörmüyor. Adayların bir parti altında seçimlere girmesi gerekiyor. Seçim ittifaki için bir parti kurulması gerekiyor. 1969’da ülkedeki bütün sol gruplar Demokratik İlerleme Eylemi (ADF) adı altında bir araya gelerek seçimlere katılmışlardı.
Şimdi ise, 18 Eylül’de yapılması planlanan erken genel seçimlere yeni bir parti ile girilmesi tartışılıyor.
Seçim Yasası’na göre ayrıca, bir partinin seçimlere katılabilmesi için, seçimlerden en geç 90 gün önce kurulması ve kongresini yapması gerekiyor.
Yeni parti en geç 18 Haziran’da kurulmalı. Yine Seçim Yasası’nın 19. Maddesi’ne göre, bölge milletvekili adaylarının en geç seçimlerden 66 gün önce bölge seçim dairelerine, eyalet aday listesinin de eyalet seçim dairelerine bildirilmesi gerekiyor. Bu da listelerin en geç 14 Temmuz’a kadar hazırlanmasını gerektiriyor.
Partilerden eyalet listelerinden seçimlere katılması için en az 2000, seçim bölgelerinde ise en az 200 imza toplayarak yetkili seçim dairelerine bildirmeleri gerekiyor.
Bu durumda, solda başlayan “seçim partisi” zaman baskısı ile karşı karşıya. Önümüzdeki üç hafta içerisinde her şeyin netleşmesi gerekiyor. Aksi halde istense de seçim ittifakı yapılamayacak.

SPD’nin sandıkta şansı yok
İktidarda bulunduğu yedi yıl boyunca işçi ve emekçilerin kazanılmış ekonomik ve demokratik haklarını budayan SPD’nin (Sosyal Demokrat Parti), sonbaharda yapılacak erken seçimlerde yeniden iktidara gelme şansının çok düşük olduğu belirtildi. Ipsos Enstitüsü tarafından yapılan ankete göre, Alman halkının yüzde 92’si SPD’nin yeniden iktidara geleceğine inanmıyor.
Financial Times Deutschland gazetesinde yer alan haberde, SPD’nin seçimlerden başarı ile çıkmasının “büyük sürpriz” olacağı belirtildi. Özellikle sosyal hak gaspları konusunda partinin politikasını değiştirmediği taktirde, muhalefete düşmesine kesin gözüyle bakılıyor.
SPD’nin seçimlerden yenilgiyle çıkacağını tahmin eden partinin sol kanat temsilcileri ve SPD üyesi sendikacılar, yönetime çağrıda bulunarak sosyal politikada hızla değişikliğe gidilmesini istiyorlar. SPD’nin sol kanadı hafta içinde Berlin’de bir araya gelerek, partinin seçimlerde izlemesi gereken yön konusunda önerilerde bulundu. SPD Saarland Başkanı Haiko Maas tarafından sunulan öneriler arasında, SPD Genel Başkanı’nın kapitalizm eleştirisi konusunda söylediklerinin bir kısmını pratiğe geçirmesi bulunuyor. Öneriler arasında servet vergisinin yükseltilmesi ve asgari ücretin getirilmesi bulunuyor.
Erken seçim kararı ile birlikte sendikalar da tutumlarını netleştiriyorlar. Aynı zamanda SPD üyesi olan Alman Sendikalar Birliği (DGB) Genel Başkanı Michael Sommer, WASG ve PDS arasında başlayan seçim ittifakı konusundaki girişimleri eleştirerek “Bu ancak muhafazakârların işine yarar” dedi.
IG Metall Genel Başkanı Jürgen Peters ise, Başbakan Gerhard Schröder’e çağrıda bulunarak Ajanda 2010 paketinden vazgeçilmesini istedi. Peters, Kuzey Ren Vestfalya (NRW) eyalet seçimlerinin, halkın bu politikaya onay vermediğini açık olarak gösterdiğini belirtti. Peters, önümüzdeki seçimlerde hiçbir partiyi üyelerine önermeyeceklerini belirtti.


Başa dön


Telafer ateş altında
Iraklı Türkmenlerin çoğunlukta olduğu Telafer’de, çatışmalar son haftalarda yeniden yoğunlaştı. Direnişçilerin kontrolünde olduğu belirtilen Telafer’de mezhepler arasında gerilimin doruk noktasına tırmandığı belirtiliyor.
Musul’un 50 kilometre batısında yer alan 200 bin nüfuslu kentteki durumu Irak meclisinde gündeme getiren bölge milletvekilleri, sokak çatışmalarının yaşandığını, ancak ABD birlikleriyle Irak güvenlik güçlerinin duruma seyirci kaldıklarını bildirdi. Milletvekilleri, çatışmaların durması için meclisin müdahale etmesini istedi.
Şii-Sünni çatışması
Telafer’e giden yolları kapatan ordu ve polis birlikleri, basın mensuplarının da kente girmesine izin vermiyor. Çatışmaların özellikle pazartesi günü düzenlenen ve 20 kişinin öldüğü iki bombalı saldırının ardından şiddetlendiği, Şiilerle Sünnilerin birbirlerine girdiği bilgileri geliyor.
Iraklı bir yetkili, “Kent bir tür iç savaş yaşıyor” diyerek durumun ciddiyetini gözler önüne serdi.
Silahsızlanma fiyaskosu
Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın (NPT) uygulanmasının gözden geçirilmesi amacıyla 188 ülkenin temsilcisini bir araya getiren konferans, hiçbir somut ilerleme sağlanamadan sona erdi. Yaklaşık bir ay süren konferansın dün yayımlanan sonuç raporunda, dünyanın birçok bölgesinde nükleer gerginlik yaşanmasına karşın, belirli bir eylem planı yer almadı. Toplantıda İran’ın uranyum zenginleştirme çalışmaları, İsrail’in nükleer gücü, ABD’nin yeni silahlanma girişimleri gibi konularda yoğun tartışmalar yapıldı. Buna karşın nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusunda alınabilecek yeni önlemlerin hiçbiri üzerinde toplantı sırasında görüş birliği sağlanamadığı için rapora da bu yönde belirli bir öneri girmedi. Anlaşmazlıklar yüzünden, konferans başkanı olan Brezilyalı Sergio de Queiroz Duarte’nin “nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ilkeleri” üzerine sunmayı planladığı nihai açıklama da yapılamadı. Duarte, “O kadar büyük görüş ayrılıkları vardı ki, toplantı benim için çok zor oldu” dedi. Bu sonuç, dünyada yaşanan uluslararası gerginliğin düzeyini göstermesi açısından önemli oldu.
Lübnan’da siyaset arapsaçına döndü!
Lübnan’da bugün yapılacak olan genel seçimlerde, öldürülen eski Başbakan Refik Hariri’nin oğlu Saad Hariri iddialı görünüyor. Hariri’nin liderliğini yaptığı ‘İleri Bloku’nun başkent Beyrut vekilliklerinin yarısını almasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu durumda Hariri’nin başbakan olması bekleniyor. Bugün başlayacak olan genel seçimler 4 hafta boyunca sürecek ve meclisin 128 sandalyesi yeni sahiplerini bulacak. Seçim öncesinde, Suriye yanlısı eski Başbakan Ömer Kerami büyük bir miting düzenledi. Kerami mitingde, “Bu seçim, seçim değildir. Buna olsa olsa ancak atama denilebilir” dedi. Meclis üyeliklerinin etnik azınlıklara göre dağılımı da yapıldı. Buna göre 128 sandalyeden 35’i Maruni Hıristiyanlara, 54’ü eşit bir biçimde Sünni ve Şii Müslümanlara, 14’ü Rum Katoliklere verilirken, 8’er sandalye Rum Katolikler ile Dürzilere, 2’si Alevilere ve 1’i de Ermeni Katoliklere ayrıldı. Cumhurbaşkanının Hıristiyan olacağı belirtilirken, başbakanın Sünni olacağı ifade edildi.
Batasuna lideri serbest
İspanya’nın Bask bölgesinin bağımsızlığını savunduğu için kapatılan Batasuna partisinin 2 gündür tutuklu olan lideri Arnaldo Otegi, 500 bin dolar kefaletle serbest bırakıldı. Otegi, “Batasuna aracığılıyla ETA’nın siyasi kanadını oluşturmak” ile suçlanıyordu. Otegi bırakılmasının ardından, ‘’Haksız yere tutuklanmam, soruna çözüm bulma sözümüzü etkilemeyecek’’ dedi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net