TAYAD: Linççiler korunuyor
TAYAD üyesi aileler, Trabzon’da linç edilmek istenen gençlerin cezalandırılmaya çalışıldığını buna karşılık linç girişiminde bulunanların korunduğunu bildirdiler. “Türkiye’deki hukuk, Susurluk hukukudur” diyen aileler, linç zanlılarından sadece 10 kişiye dava açılmasına tepki gösterdiler. Üzerlerindeki “Tecridi kaldırın ölümleri durdurun” yazılı önlüklerle dün öğle saatlerinde Beyoğlu Adliyesi önünde bir araya gelen aileler, “Trabzon’a bakın! Türkiye’de hukuk var mı?” pankartı açarak, Trabzon’daki linç girişimi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin bir basın açıklaması yaptılar. TAYAD üyesi Mehmet Güvel tarafından yapılan açıklamada, gerçeklerin örtbas edilerek, çarpıtılmaya çalışıldığı ifade edildi. Güvel, Trabzon’da sadece 10 kişi hakkında dava açıldığına dikkat çekerek, haklarında hapis cezası istenen kişilerin bu cezayı da almayacaklarını söyledi. Güvel, basın açıklamasını, “Bizi assanız da öldürseniz de, tecritlere kapatsanız da doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz” sözleriyle bitirdi. TAYAD’lı aileler basın açıklamasının ardından Galatasaray Lisesi’nden başlayarak Taksim Meydanı’na kadar, “Trabzon’a bakın! Türkiye’de hukuk var mı?” başlıklı bildirileri dağıttılar.
Bergama yine mahkemelik
Bergamalı köylülerin avukatı Arif Ali Cangı, Bergama’daki Koza Altın Maden Şirketi’nin faaliyete başlaması nedeniyle İdare Mahkemesi’ne başvuruda bulunduklarını ve yürütmenin yeniden durdurulması kararı verilmesini talep ettiklerini bildirdi. Cangı, daha önce İzmir 1. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini, ancak bu kararın İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından kaldırıldığını hatırlattı. Mahkeme kararının ardından, maden işletmesine Gayri Sıhhi Müessese (GSM) Açılma Ruhsatı verilmesi için İzmir Valiliği İl Özel İdaresi’ne baskı yapıldığını söyleyen Cangı, “Bu baskıları sonuç vermiş, GSM açılma ruhsatı, İl Özel İdaresi Yasası’na aykırı olarak ve karar organı olan İl Genel Meclisi by-pass edilerek, İzmir Valisi’nin imzasıyla verilmişve şirket faaliyete başlamıştır” dedi. İzmir Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada ise altın madenine, yürürlükteki 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 268-275 maddelerine dayanılarak çıkarılan “GSM Yönetmeliği” uyarınca, ruhsat verildiği iddia edildi.
Sinanlılar mücadelenin birinci yıldönümünü kutladı
Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Sinan köylülerinin, toprak için verdiği mücadele birinci yılını geride bıraktı. Bu amaçla kurdukları çadırda mevlüt yemeği veren köylüler, dayanışma ve birlik içinde eylemlerini sürdüreceklerini dile getirdiler. Sinan köylüleri, mevlüt yemeğinin ardından basın açıklaması düzenlediler. Açıklamayı köylüler adına ortaokul öğrencisi Hüseyin Parça okudu. Babalarının feodal düzene karşı yürüttüğü mücadelenin birinci yılını doldurduğunu belirten Parça, “Sorunumuz temeli şahsi bir sorun olmayıp Türkiye’nin bir bölgesinde var olan ağalık düzenine karşı başlatmış olduğumuz mücadeledir” dedi. Bu sorunların çözülmemesi halinde göç etmekle karşı karşıya olduklarını ifade eden Parça, şöyle devam etti; “Köyden göç ettiğimiz takdirde, ya kapkaçcı, ya da tinerci olacağız. Ve bunun vebalini tüm Türkiye halkı çekecektir. Bababalarımız yıllardır bu sömürü düzeninin altında ezilmişlerdir. Hakkımıza kavuşmak için değil bir yıl, bin yıl da geçse mücadelemizi devam ettireceğiz.”
Postere yasak, mektuba imha!
Cezaevi idareleri, iç yönetmeliklere dayanarak kendilerini yargının bile üstüne koyuyor, keyfi yasaklar uyguluyor, mahpusların iletişimlerini engelliyor. Bunun son örneği, gazetemizin 7 Mayıs tarihinde okurlarına armağan ettiği poster oldu. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın fotoğraflarının yer aldığı poster, Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde yaşanan keyfiliği ortaya çıkardı. Söz konusu poster ya da gazetemizle ile ilgili herhangi toplatma ve yasak kararı olmamasına karşın, Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi İdaresi posterin tutuklu ve hükümlülere ulaşmasını engelledi. Cezaevi idaresi yasak kararının gerekçesini, “Adı geçen Yeni Evrensel gazetesinin ek olarak verdiği Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın resimlerinin bulunduğu posterde resimleri bulunan şahısların geçmiş dönemlerde Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü parçalamaya yönelik yasadışı eylem ve faaliyetlerde bulunduğunu, bu itibarla bahsi geçen posterin cezaevimizde bulunan yasadışı örgüt üyesi hükümlü ve tutuklular tarafından Atatürk ilkeleri dışında ideolojik maksatlı ayrımcı, birlik ve beraberliği bozucu konusu suç teşkil eden bölücülük propagandası amacıyla kullanılabilir olması ve içeriye verilecek eşyalar genelgesinde poster hakkında hüküm bulunmaması nedeniyle postere el konularak verilmemesine oybirliği ile karar verilmiştir” sözleriyle açıkladı.
|