www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Andican’da hüzünlü tören
Özbekistan’ın Andican kentinde devlet güçlerinin öldürdüğü yüzlerce kişi toprağa verildi.

Kolombiya’da fiyasko
ABD yönetimi, milyarlarca dolar harcadığı ‘Plan Kolombiya’nın iflas ettiğini açıkladı. ‘Uyuşturucu ticaretiyle mücadele’ gerekçesiyle başlatılan bu program, aslında gerilla örgütlerini imha etme çabasını ifade ediyordu.

Blair 2007’de başbakanlıktan çekilebilir Geçtiğimiz haftalarda yapılan seçimler sonucunda İngiltere başbakanlık koltuğuna 3. kez oturan Tony Blair’ın kendine yakın isimlere, başbakanlık süresini tamamlamayacağından endişe ettiğini ve başbakanlıkta en fazla 2 sene kalabileceğini söylediği ortaya çıktı.


Andican’da hüzünlü tören
Özbekistan’ın Andican kentinde asker ve polisin ateş açması sonucu ölen yaklaşık 500 kişinin cesedi, yakınlarının teşhis edebilmesi için, kentteki bir okulda teşhir edildi. Cesetler dün düzenlenen sessiz bir törenle defnedildi.
Adının açıklanmasını istemeyen bir doktor, cesetlerin, Andican’daki bir okulda sıraların üzerine serildiğini açıkladı. Okul, Özbek askerler tarafından koruma altına alındı. Aynı doktor, cuma günkü isyan sırasında yaklaşık 2000 kişinin de yaralandığını duyurdu.
Bu arada devlet güçlerinden kaçan binlerce kişi, Kırgızistan sınırına gitti. Sınırın kapalı olmasına rağmen, yüzlerce Andicanlı, Kırgızistan’a geçti. Andican’ın 50 kilometre doğusunda bulunan sınır kasabası Korasuv’da halk devlet güçleriyle çatışırken, hükümet binaları ateşe verildi.
Eski büyükelçiden suçlamalar
Bu arada, Özbekistan rejimine karşı yaptığı sert açıklamalarla dikkat çeken İngiltere’nin eski Taşkent büyükelçisi Craig Murray, son isyanı değerlendirdi. Murray; İngiltere ve ABD’nin Özbekistan’da yaşananlardan sorumlu olduğunu, zira bu ülkede “İslam Kerimov diktatörlüğüne karşı çıkmaya çalışanlara hiç destek verilmediğini” söyledi.
The Independent gazetesi, dün Murray’in konuyla ilgili açıklamalarına geniş yer verdi. Murray, bir yıl önce Andican’ı ziyaret ettiğini ve bölgede demokratik muhalefet hareketi başlatmaya çalışan kişi ve gruplarla görüştüğünü belirtti. Daha sonra İngiliz hükümetinden, bu gruplara destek verilmesini istediğini açıklayan Murray, İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın bu talebi reddettiğini bildirdi.
“ABD ve İngiltere, Özbekistan’da demokrasinin gelişmesi için hiçbir şey yapmadı” diyen Murray, “Biz demokratik ülkeler olarak, Özbekistan’da demokratik bir hareket başlatmak isteyen kişilere yardım etmedik, Andican’da bunu yapmaya çalışanları da görmezden geldik” diye konuştu. Murray, sözlerine, “Amerikalıların herkese insan hakları dersi vermeye hazır olduklarını, ancak kimseye demokrasiye hazırlık konusunda yardım etmeyi istemediklerini” söyleyerek devam etti.
Hizbultahrir reddetti
Diğer yandan, Cumhurbaşkanı Kerimov’un suçladığı Hizbultahrir hareketi, Andican isyanında kendilerinin rolü olmadığını bildirdi. Hareketin Londra bürosundan yapılan açıklamada, “Hizbultahrir; şiddeti, militarizmi, silahlı mücadeleyi kesin olarak reddeder” denildi. Bildiride, “Andican’daki katliam, Kerimov’un yolsuzluklarına ve zorbalıklarına tahammül edemeyenlere karşı düzenlediği şiddet kampanyasının son başlığıdır” ifadesine yer verildi.
Özbekistan’da şeriatçı militan olmakla suçlanan 23 kişinin tutuklanmasının ardından başlayan protestolar, cuma günü isyana dönüşmüştü. Protestocuların, bir kamu binasını ele geçirmesi üzerine, güvenlik güçleri halkın üzerine yaylım ateş açmıştı.


Başa dön


Kolombiya’da fiyasko
Latin Amerika ülkelerinden Kolombiya’dan ABD’ye yapılan uyuşturucu ihracatını önlemek iddiasındaki Washington yönetimi, bu konuda “başarısız” olduğunu ilan etti. Uyuşturucuyla mücadele gerekçesiyle, “Plan Kolombiya” adlı özel bir program geliştiren ABD yönetimi, uyuşturucu rotalarında meydana gelen kaos ve yetkililerin rüşvet alması olaylarından dolayı yasadışı kokain ticaretini engelleyemediğini kabul etti.
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, kaçakçılığı engellemek konusundaki başarısızlığı kabul ederek, “Plan Kolombiya”nın yürürlükten kaldırıldığını açıkladı. Rice, karara gerekçe olarak sınırda yaşanan kaos ve rüşvetçiliği gösterdi.
Kontgerilla korundu
Beyaz Saray yönetimi, “uyuşturucuya karşı savaş” programı çerçevesinde 3 milyar dolar harcamıştı. Ancak bu paranın önemli bir kısmı, Kolombiyalı gerilla örgütlerine karşı mücadelede harcandı. Bu arada, uyuşturucu ticaretinin baş müsebbibi olan kontrgerilla örgütleri ise adeta koruma altına alındı.
Tarlalar mahvoldu
ABD, son olarak Kolombiya’daki koka tarlalarına zehirli gaz sıkarak, imalatı yok etmeye çalışmıştı. Bu arada, koka dışında ürünler yetiştiren pek çok çiftçinin tarlaları da tahrip edildi.
Beyaz Saray bu gayretleri ile kokanın kökünü kurutamadığı gibi bölgede yaşayanların sağlığını da tehdit etti. ABD uçaklarının, Kolombiya köylerine sıktığı zehirli gazlardan ötürü başta çocuklar olmak üzere birçok kişi hastanelere kaldırıldı. Onlarca bitki ve hayvan da telef oldu.
İnsan hayatını ve doğal dengeyi hiçe sayan bu uygulamaları ile ABD, koka tarlalarının küçük bir kısmını bile yok etmeyi başaramadı. 1 Ocak 2004’te Kolombiya’daki koka tarlalarının uydu fotoğrafını çeken ABD, faaliyette olan yaklaşık 290 bin hektar tarla belirledi. Bu tespitin ardından harekete geçen ABD uçakları, toplam 300 bin hektar tarlaya zehirli gaz saçtılar. Ama Kolombiyalı yetkililer, araştırmaları sonucunda ABD uçaklarının zehirlediği tarlaların boş olduğunu ortaya çıkardı.
ABD’nin derdi
“Uyuşturucuya karşı savaş” projesini bahane eden Bush kabinesi, askeri gücünü kaçakçılıktan çok ülkedeki gerillalara karşı savaşmaya yönlendirdi. Kolombiya’yı, Latin Amerika kıtasına karşı ‘ileri karakol ve tampon bölge’ olarak gören Beyaz Saray, gerillalara karşı bugüne dek 7.5 milyar dolar harcadı.
Kolombiya tedirgin
Bu arada “uyuşturucuya karşı savaş”ta ABD ile işbirliği içinde olan ve 2006 yılında kaçakçılığı engelleme programları için 600 milyon dolar talep eden Kolombiya hükümeti, planının durdurulmasını “olumsuz bir karar” olarak nitelendirdi.
Kolombiya, kaçakçılığın önlenmesi için her yıl ABD’den para yardımı sağladığı gibi, askeri helikopter ve silah yardımı da alıyordu.
ABD askerlerinin yolsuzlukları
Planının durdurulmasındaki etkili sebeplerden birinin, ülkede görev yapan ABD askerlerinin aldığı rüşvetler olduğu biliniyor. Bu duruma en son örnek, geçtiğimz günlerde 16 kilo kokaini orduya ait bir uçakla ABD’ye sokmaya çalışan Amerikan askerleri olmuştu. İki ABD askeri de, kontrgerilla örgütlerine silah sattıklarını itiraf etmişti.


Başa dön


Blair 2007’de başbakanlıktan çekilebilir
Geçtiğimiz haftalarda yapılan seçimler sonucunda İngiltere başbakanlık koltuğuna 3. kez oturan Tony Blair’ın kendine yakın isimlere, başbakanlık süresini tamamlamayacağından endişe ettiğini ve başbakanlıkta en fazla 2 sene kalabileceğini söylediği ortaya çıktı.
Lideri olduğu İşçi Partisi’nin ikinci adamı olarak bilenen Maliye Bakanı Gordon Brown’a, erken seçimden korktuğunu söyleyen Blair, yakın bir gelecekte kendisine karşı “sivil darbe” yapılacağını hissettiğini de aktardı. İngiliz Başbakan, 2007 ortasında iktidarı kaybetmiş olacağını tahmin ediyor.
Blair’ın sözlerini dinleyen Brown’un başbakana cesaret verdiği ve kendisinin de, sendikaların da başbakanın arkasında duracağı sözünü verdiği belirtildi.
Korku yayılıyor
Blair’ın korkularında yalnız olmadığı, geçtiğimiz haftaki İşçi Partisi’nin parlamento toplantısından da anlaşıldı. Geçen perşembe günü bir araya gelen bazı milletvekillerinin ‘muhtemel bir sivil darbeye karşı’ özel bir toplantı yaptıkları ve halkın güvenini kazanmak için bazı adımlar atmaya karar verdikleri belirtildi. Blair ve Brown’un özel danışmanlarının da katıldığı toplantıya ilişkin olarak ülkedeki gazeteler, “İngiltere’nin yönetimine kimse demir atamaz. Başbakan Blair ve onun en büyük destekçisi Brown, başbakanın görevde kalması için halkın itimadını ve sevgisini kazanmalılar. Fakat görülen o ki, Blair ve partisi 3. dönemi tamamlayamayacak” değerlendirmesini yaptı.
ABD saldırısında 125 Iraklı öldü
ABD ordusunun geçen hafta Irak’ın batısında başlattığı katliam sona erdi. Operasyonda 125 Iramlı öldü. 9 ABD deniz piyadesi ölürken, 40 kadar asker de yaralandı. ABD ordusu, Suriye sınırı yakınlarındaki Kaim civarında düzenlenen saldırılarda ölenlerin “militan” olduğunu öne sürdü. Iraklılar ise, Amerikan askerlerinin sivilleri katlettiğini belirtiyor. Amerikan uçakları ise, Felluce yakınlarında “direnişçilerin komuta merkezi” olduğu öne sürülen 2 binayı vurdu. Saldırıda ölen veya yaralanan olup olmadığı bilinmiyor. Başkent Bağdat’ta Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi Cesim Muhammed Ghirri, evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. Bir başka saldırıda da, Sanayi Bakanlığı’nda çalışan iki Iraklı öldürüldü. ABD ordusu, Musul’da bazı araçların askeri konvoya çarpma girişiminde bulunduğunu ve bu araçlardan işgal güçlerine ateş açıldığını öne sürdü. Açıklamada, çıkan çatışmada 3 direnişçinin öldürüldüğü iddia edildi. İşgalcilerin başka 2 araca daha ateş açması sonucu araçtaki 5 sivilin öldüğü bildirildi. Diyala kenti valisi Raid Reşid Hamid Molla Cevad’ın hedef alındığı bombalı saldırılarda ise 5 kişi öldü. İntihar eylemcileri tarafından düzenlenen saldırılarda 3 polis ile 2 sivilin öldüğü, 37 kişinin yaralandığı açıklandı. Vali Cevad yara almadı. Bağdat ile Ramadi’de, asker veya polis oldukları sanılan 34 kişinin cesetleri bulundu.
Boykota dava tehdidi
İngiltere Öğretim Elemanları Derneği’nin (AUT) akademik boykot kararı aldığı İsrail üniversitelerinden biri olan Hayfa Üniversitesi, bu kararından dolayı AUT üyelerine dava açmaya hazırlanıyor. Üniversitenin AUT üyelerini mahkemeye verme kararı başta İngiltere olmak üzere birçok ülkede tepkilere neden olurken, İsrail üniversitesi AUT’nin suçlamalarının ‘yanlış ve hareket niteliğinde’ olduğunu ileri sürdü. Hayfa Üniversitesi, AUT’a gönderdiği mektupta, “Derneğiniz, aldığı kararla üniversitemizi haksız yere itham etmiştir. AUT’un boykot kararından vazgeçmesi için uzun süre beklememize rağmen herhangi bir değişiklik olmaması, bizi yasal haklarımızı kullanmaya zorlamıştır” denildi. AUT üyeleri Barilan ve Hayfa üniversitelerini “Filistin işgaline destek oldukları” sebebiyle akademik alanda boykot etme kararı almıştı. AUT, bu iki İsrail üniversitesinin işgal bölgelerinde İsrail askerlerine destek olduğunu belirtmişti. İsrail üniversitelerinin akademik bir boykotu çoktan hak ettiğini söyleyen Birmingham Üniversitesi’nden Sue Blackwell, “Hayfa Üniversitesi’nin AUT’u mahkemeye vermesinin hiçbir yasal dayanağı yok. İsrail medyasından etkilenen üniversite yönetimi oldukça histerik davranıyor. Boykot ve gerekçesi kimilerinin sinirlerine dokundu” dedi. Blackwell, Birmingham Üniversitesi’ndeki AUT üyelerinin boykot kararında hemfikir olduklarını da dile getirdi. AUT’un boykot kararlarını almasındaki en etkili isimlerden biri olan ve İsrail’e Karşı Akademik ve Kültürel Boykot Kampanyası kurucusu Ömer Barguti ise, “Sonunda tabular yıkıldı. Artık dernek, İsrail’in ırkçı politikalarına tepki gösterebiliyor” değerlendirmesini yaptı. AUT’un boykot etme kararı aldığı bir başka üniversite olan Barilan Üniversitesi’nin, Ariel Yahudi yerleşiminde kurulması planlanan yeni bir İsrail üniversitesi ile işbirliği içerisinde olması da öğretim elemanlarının tepkisini çekti. İsrail’in, bu yasadışı yerleşim alanında kurmayı planladığı üniversitenin Batı Şeria’da işgalin etkisini arttırmaya yönelik olduğunu bildiren AUT, bu gelişmenin boykot kararını pekiştirdiğini kaydetti. Ariel Şaron hükümeti, geçtiğimiz haftalarda Ariel’e üniversite planını açıklamıştı. AUT’un ayrıca, Kudüs’teki İbrani Üniversitesi hakkında halen devam eden soruşturmalar sonrasında, bu üniversiteyi de boykot etme kararı alabileceği duyuruldu. İbrani Üniversitesi’ne ilişkin soruşturmanın yakın zamanda tamamlanacağı ve 23 Mayıs’taki AUT olağan kongresinde konunun ele alınacağı dile getirildi.
Topraksızlar başkent kapılarında
Brezilya’da, hükümetin toprak reformu projesini yavaş ilerlediği için protesto eden 12 bini aşkın tarım işçisi, başkent Brazil kapılarına dayandı. Brezilya’nın resmi haber ajansı “Agencia Brasil”, Topraksız Tarım İşçileri Hareketi (MST) tarafından düzenlenen protesto yürüyüşünün 1 Mayıs’ta Goiania’dan başladığını ve eylemcilerin şu ana kadar 200 kilometreden fazla yürüdüğünü aktardı. İşçiler, dün itibarıyla başkente ulaştılar. MST, hükümetin toprak dağıtımı ve topraksızların ailelerinin yerleştirilmesi konusunda sözünü tutmadığını, bu nedenle protesto yürüyüşü düzenlediklerini belirtiyor. Yüzbinlerce üyesi olan MST’nin de desteği sayesinde iktidara gelen Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, 2006’ya kadar 400 bin aileye toprak dağıtılacağıı vaadinde bulunmuştu. Hükümet, da Silva’nın iktidara geldiği 2003’ten sonra 117 bin 555 ailenin toprağa kavuştuğunu açıklıyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net