www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



JİTEM davası kapatılıyor mu?
JİTEM davasında adları geçen asker sanıkların dosyaları ayrılarak, ilgili askeri mahkemelere gönderilmesi kararlaştırıldı. Davayla ilgili gizlilik kararı alınması yönünde girişimlerin olduğu belirtiliyor.

Askeri hurda faciası
İstanbul Gaziosmanpaşa’da meydana gelen patlamada 2’si ağır 7 lise öğrencisi yaralandı. Patlamaya, çocukların, 66. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nın çöplüğünden topladıkları hurdaların yol açtığı bildirildi.

‘Önder Lojistik işçileri örnek olsun’
Sendikalaştıkları için işten atılan Önder Lojistik işçileri işe dönüş davalarını kazandılar. İşçilerin Avukatı Sevil Aracı, Önder işçilerinin mücadelesinin diğer işçilere örnek olması gerektiğini söyledi.

KESK’TE YENİ DÖNEM -1-
   ‘Ortak mücadele hattının
   öznesi olacağız’

“Son bir yıllık sürede Eğitim Sen kendi içine dönmek, kapatma davası sorununa odaklanmak durumunda kaldı ve yaptığımız eylemlerin odağında daha çok kapatma davası yer aldı. Şimdi biz yine örgüte dönüyoruz..."


JİTEM davası kapatılıyor mu?
Şahin Bayar
JİTEM elamanı 8 kişi hakkında açılan “çete davası” daha başlamadan ilginç gelişmelere sahne oluyor. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde; “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak”, “İşkence yapmak” ve “Taammüden adam öldürmek” suçlamalarıyla ömür boyu hapsi istenen asker sanıklar Emekli Binbaşı Abdülkerim Kırca, Uzman Çavuş Yüksel Uğur ve Saniye Emlük hakkında görevsizlik kararı verildi. “Askeri personel” oldukları gerekçesiyle haklarında görevsizlik kararı verilen Kırca, Uğur ve Emlük’le ilgili dosyaların, Askeri Mahkemelere gönderilmesi kararlaştırıldı.
Karara tepki gösteren dava avukatı Burhan Deyar, işlenen suçların askeri suçlar olmadığına dikkat çekerek, sanıkların askeri mahkemeler yerine ağır ceza mahkemesinde yargılanması gerektiğini söyledi.
Davayla ilgili “gizlilik” kararının da alınması yönünde girişimler olduğunu anlatan Av. Deyar, böylesi bir durum karşısında suç duyurusunda bulunacaklarını kaydetti.
Tutuklanma istemi reddedildi
Bu arada sanıkların tutuklanması istemiyle yapılan başvurunun, “sanıkların tutuklanmalarını gerektirecek bir durum olmadığı” gerekçesiyle mahkeme tarafından reddedildiği öne sürülüyor. Mahkemenin sanıkların ifadesini de talimatla alınmasını kararlaştırdığı iddia ediliyor.
Asker sanıklar hakkında görevsizlik kararı verilmesiyle birlikte; “çete yöneticisi” olmakla suçlanan emekli Binbaşı Abdülkerim Kırca, halen Siirt Jandarma Komutanlığı’nda görevli Uzman Çavuş Uğur Yüksel ve Diyarbakır Askerlik Şubesi’nde sivil memur olarak çalışan Saniye Emlük, askeri mahkeme de yargılanacak.
Diğer sanıklar, JİTEM itirafçısı Abdulkadir Aygan, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, itirafçı Muhsin Gül, Fethi Çetin ve Kemal Emlük ise Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.


Başa dön


Askeri hurda faciası
Gaziosmanpaşa’da bir çuval içindeki patlayıcı maddenin infilak etmesi sonucu 2’si ağır 7 lise öğrencisi yaralandı.
Edindiğimiz bilgilere göre, Gazi Mahallesi 66. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nın çöplüğünden eski silah ve mühimmatlara ait hurdaları toplayan çocukların taşıdığı çuvalda bulunan patlayıcı madde, Sultançiftliği İsmetpaşa Mahallesi Ordu Caddesi 62’nci Sokak’ta bulunan halı sahanın dış köşesine geldikleri saat 09.30 sıralarında infilak etti.
Patlama sonucu 7 öğrenci yaralandı. Patlamanın ardından Bayram Aras, Ramazan Alhan, Hasan Özer, Fırat Tutaş, Nesim Kurt, Emrah Gültekin ve Mücahit Sümer yaralı olarak olay yeri yakınındaki Özel Bahat Hospital’e ulaştırıldı.
İki öğrencinin durumu ağır
Fevzi Kutlu Kalkancı İlköğretim Okulu öğrencisi olan çocuklardan Aras ve Tutaş, ameliyata alındı. 3 öğrenci müşahade altında tutulurken, başından ve bacağından yaralandığı için durumu ağır olan Emrah Gültekin ile vücudunun çeşitli yerlerinde yaralar bulunan Mücahit Sümer ise İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ne nakledildi.
Ameliyat edildiler
Çocukların sağlık durumu hakkında bilgi veren Özel Bahat Hospital Başhekimi Dr. Aybars Alemdaroğlu, Bayram Aras’ın kalbine bomba parçası isabet ettiğini, Fırat Tutaş’ın da midesinin delindiğini bildirdi.
Dr. Alemdaroğlu, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, patlamanın ardından hastanelerine 7 çocuğun yaralı olarak getirildiğini, bunlardan birinin gözünde yaralanma bulunduğunu, birinin de ayağının parçalanmış olduğunu ifade etti.
Ağır yaralı olan bu 2 çocuğun, başka hastaneye nakledildiğini anlatan Dr. Alemdaroğlu, hastanelerinde tedavileri sürdürülen Bayram Aras’ın kalbine bomba parçası isabet etmiş olması, Fırat Tutaş’ın da midesinin delinmesi nedeniyle ameliyat edildiklerini anlattı. Diğer 3 çocuğun sağlık durumlarının iyi olduğunu ifade eden Dr. Alemdaroğlu, bu çocukların tedavilerinin yatarak sürdürüldüğünü kaydetti.
Bu arada, yaralanan çocuklardan Nesim Kurt, halı sahanın yanında bulunduğu sırada gelen “Mücahit” adlı arkadaşının, elindeki demir parçasını yere vurunca patlama olduğunu anlattı. Görgü tanıklarından Hayrettin Yıldırım da patlama sesini duyunca olay yerine gittiğini ve yaralı çocukları hastaneye götürdüğünü söyledi.
Cerrah’ın açıklaması
Bu arada, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah da olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. İncelemelerinin ardından basın mensuplarının olaya ilişkin sorularını cevaplandıran Cerrah, Fevzi Kutlu Kalkancı İlköğretim Okulu’ndan öğrencilerin, okula 300 metre mesafede boş bir arazide toprağa gömülü halde bir çuval bulduklarını ve çuvalın içinde de 14 parça askeri malzeme olduğunu söyledi.
Çocukların bu çuvalı, içinde sarı bir pirinç parçası gördükleri için satmak amacıyla hurdacıya götürdüklerini, ancak hurdacının bunları almadığını anlatan Cerrah, çuvalın daha sonra patlamanın olduğu yere getirildiğini kaydetti.
Çocuklardan birinin sarı pirinç parçayı metalden ayırmak için yere vurması sonucu patlamanın meydana geldiğini ifade eden Cerrah, olayın, çocukların merakından dolayı oluştuğunu bildirdi.
Çuvaldaki askeri malzemelerin ne olduğu konusunun henüz kesinleşmediğini, bu konudaki çalışmaların sürdüğünü kaydeden Celalettin Cerrah, malzemelerin seri numaralarının da incelendiğini söyledi.


Başa dön


‘Önder Lojistik işçileri örnek olsun’
Sendikalaştıkları için işlerinden atılan Önder Lojistik işçileri, işe dönüş davasını kazanmalarının ardından, patron tarafından işe başlamaları konusunda tebligat alarak işlerine geri dönmeye hazırlanıyorlar.
TÜMTİS’e üye oldukları gerekçesi ile patron tarafından işlerinden atılan, ancak açtıkları işe dönüş davasını kazanan Önder Lojistik işçileri, bu davanın sendikalaşmadan çekinen diğer işçileri cesaretlendireceğini söylediler.
Sendikaya üye oldukları için işlerinden atılan işçilerin avukatlığını yapan Sevil Aracı, işçilerin bu mücadelelerin örnek olması gerektiğini söyledi. “TÜMTİS sendikasına üye oldukları için işten atıldılar. Bu nedenle açmış olduğumuz işe iade davasında, işçilerin sendikal nedenlerden işten atıldıklarını ispatlayarak, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenmek üzere 12 aylık ücret tutarında tazminat kazandık” diye dava sürecini aktaran Aracı, işverenin işçileri geri çağırmasında bu yüksek tazminatın etkisi olduğunu belirtti. Artık işverenin sendikal sebepten çekineceğini vurgulayan Aracı, işverenin bu sebepten dolayı işçi çıkarması durumunda, işçilerin yargı sürecinde haklarını kazanacağını aktardı.
11 aydır işine tekrar dönmeyi beklediğini ifade eden Nihat Turan isimli işçi, işverenin işe geri dönmeleri için yaptığı tebligatın ardından birçok zorluk çıkardığını söyleyerek, “Patronun çıkardığı her zorluğun karşısında olacağız. Biz davanın takipçisiyiz” diye konuştu. Bu davanın işyerindeki diğer işçiler açısından bir umut ışığı olduğunu aktaran Turan,”Sendikalaşmadan korkan arkadaşlarımız da artık sendikaya üye olacaktır. Sendikanın işyerine girmesinin ardından patronunun artık yapacak bir şeyi yok” şeklinde konuştu.
“İşyerlerine sendika girmeden önce patron 500’e yakın işçiyi işten attı. Ancak şimdi bir kişiyi dahi kovmaktan çekiniyor.” diyen bir diğer işçi Talat Koca ise, patronun işe dönmemeleri için elinden gelini yaptığını ancak kendilerinin mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
TÜMTİS Adana Şube Başkanı Halil Çekin ise Önder Lojistik işçilerinin kazançlarının diğer işçiler için emsal teşkil ettiğini belirtti. İşçilerinin örgütlenmesi konusunda Önder Lojistik işçilerinin mücadelesine önem verilmesini dile getiren Çekin, bu durumun diğer işçilerin örgütlenmesine önayak olacağını söyledi.


Başa dön


KESK’TE YENİ DÖNEM -1-
   ‘Ortak mücadele hattının öznesi olacağız’
HAZIRLAYAN: Onur Bakır

SUNUM
KESK’e bağlı 11 sendika, (Kültür Sanat-Sen de 16-17 Nisan’da kongresini yaşarsa) genel kurul sürecini tamamlamış olacak. Genel merkezini Ankara’ya taşımaya hazırlanan KESK de, ilk kez bir genel kurulunu 13-15 Mayıs günleri arasında Ankara’da toplayacak.
Kamusal hizmetlerin tasfiye edildiği, kamu kurum ve kuruluşlarının teker teker özelleştirildiği, kamu emekçilerinin işsizliğe ya da sözleşmeli çalışmaya mahkûm edildiği bir dönemde yapılan genel kurullarda, AKP Hükümeti’nin saldırılarının durdurulması talebi öne çıktı. KESK’e bağlı sendikaların başkanlarına, bu talebin nasıl yaşama geçirileceğini, işkollarındaki sorunların yanı sıra KESK’in yaşadığı daralma sorununun nasıl aşılacağını ve yeni döneme ilişkin planlarını sorduk.
Genel kurul süreçleriyle birlikte önümüzdeki dönemi gazetemize değerlendiren sendika başkanları, “tüm emek güçlerinin yer aldığı birleşik bir mücadele hattının oluşturulması” ihtiyacına, saldırıların ancak “emek cephesinin ortak mücadelesi” ile püskürtülebileceğine işaret ettiler.
Kamusal alanın tasfiyesi ve kamuda istihdamın dondurulmasıyla KESK’in yaşadığı daralmanın daha da ciddi bir boyuta ulaşabileceğini belirten sendika başkanları, örgütlülüğün korunması ve güçlendirilebilmesi için özelleştirmeler ve tasfiyelerin durdurulması gerektiğini ifade ettiler.
Kamu emekçileri mücadelesi ve KESK yeni bir döneme girerken, emek hareketinin daha ileriye taşınmasında bir tartışma platformu oluşturması amacıyla hazırladığımız dosyaya, Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer’le başlıyoruz.

KESK içindeki en büyük sendika durumundaki Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, parçalı bir mücadele hattı ile emekçilerin saldırılara karşı duramayacağını belirterek, “Eğitim Sen ortak bir mücadele hattı örülmesi, ortak bir örgütlenmeye gidilmesi işinin öznesi olmaya devam edecek” dedi. Son dönemde kapatma davasına odaklandıklarını belirten Dinçer, “Şimdi yeniden örgüte dönüyoruz. İl il, ilçe ilçe, işyeri işyeri hükümetin çıkarmayı düşündüğü yasaları anlatarak örgütlenme faaliyeti yürüteceğiz” diye konuştu.
Eğitim Sen Olağan Genel Kurulu’na giden süreci değerlendirebilir misiniz?
2003 yılında bölgemizde başlayan ve bugün Irak ve Suriye ile geliştirilmek istenen işgal ve operasyon ile AKP Hükümeti’nin savaş güçleri ile içine girdiği işbirliği bizim için belirleyici oldu. Alanlara, sokaklara yönelik politikalarımızın yaşama geçirilmesi açısından savaş ve işgal karşıtı anti emperyalist eylemler sürece damgasını vurdu. Eğitim Sen olarak, ülkemizde ve dünyada yaşanan sorunlar karşısında her zaman taraf olduk. Bizim de güçlü bir katılım sağladığımız 1 Mart tezkeresinin reddedilmesini sağlayan Ankara eylemi, Eğitim Sen’in, eğitim emekçilerinin anti emperyalist tavrını bir kez daha gösterdi.
Diğer taraftan AKP Hükümeti’nin iktidara gelmesiyle eğitim alanı başta olmak üzere bütün kamusal hizmetlerin tasfiye edilmesi süreci hız kazandı. Kamuda iş güvencesinin yok edilmesi ve bir bütün olarak yapısal uyum programı adı altında geliştirilen yıkım sürecine karşı bizim ve özellikle Türk-İş’e bağlı Yol-İş’in yoğun katılımı ile gerçekleştirilen eylemler sürece damgasını vurdu. Bu yıl üçüncü toplugörüşme sürecini yaşadık. Ciddi, elle tutulabilir, çalışanların insanca yaşam standardına ulaşmasını sağlayabilecek bir kazanım elde edemedik. Sosyal ve özlük haklara yönelik, 400 bin çalışanın 1 derece almasını sağlayan, doğum iznine ilişkin bazı kazanımlardan söz edilebilir ama 4688 sayılı Yasa’yı grevli ve toplusözleşmeli bir temele dayandırmadıkça bu süreçten kazanımlarla çıkma şansımızın fazla olmadığını düşünüyoruz. Bu dönemin en önemli konusu, bilimsel bir doğru, temel bir insan hakkı olan anadilde eğitime tüzüğümüzde yer verdiğimiz için sendikamıza açılan kapatma davasıydı. Bir yıldır kapatma davası ile uğraşıyoruz. Dava son olarak Yargıtay Hukuk Dairesi’nde görülecek. Dava sürecinde Eğitim Sen’in bir demokrasi kavgası, her alanda özgürleşme mücadelesi verdiği daha iyi görüldü. Bu mücadelemizi gelecekte de sürdürmeye kararlıyız.
Bu yaşananlar ışığında Genel Kurul nasıl geçti?
Genel kurulumuz bu konular üzerinde tartışmaların yaşandığı bir havada geçti ve örgütümüzün geleceğine ilişkin, emek hareketinin içine girdiği krizden çıkması için çözüm önerileri getirdi. Hükümetin önümüzdeki günlerde gündeme getirmeyi düşündüğü tüm saldırı yasalarına karşı toplumsal muhalefetin öznesi olma görevini önümüze koyduk. Eğitim Sen bir emek ve sınıf örgütüdür, bu anlayışıyla yoluna devam edecektir. Genel Kurul’un gösterdiği irade doğrultusunda Eğitim Sen sınıftan yana, kendisi için siyaset yapma hakkını kullanacak ve taraf olmaya devam edecektir.
Emek hareketinin en temel dinamiklerinden biri olan Eğitim Sen’in son dönemde bir durulma yaşadığı sık sık dile getiriliyor. Bu nasıl aşılacak?
Son 8 aylık, 1 yıllık sürede Eğitim Sen kendi içine dönmek, kapatma davası sorununa odaklanmak durumunda kaldı ve yaptığımız eylemlerin odağında daha çok kapatma davası yer aldı. Dolayısıyla toplumsal kesimlerin sorunlarına biraz uzak kaldı gibi görünüyor örgütümüz. Ama yerellerde de diğer örgütlerin aldığı eylem kararlarının hep öznesi olduk. En son 19 Mart eylemi buna örnektir. Şimdi biz yine örgüte dönüyoruz. Yaşadığımız sorunları paylaşacağız ve ortak bir mücadele hattı oluşturacağız. Bir de bu yıl yetki dönemi nisan ayına çekildi. Bu bakımından yoğun bir çalışma içine giriyoruz ve en kısa zamanda merkez yönetim kurulu olarak şube yöneticilerimizle birlikte, il il, ilçe ilçe, işyeri işyeri hükümetin çıkarmayı düşündüğü yasaları anlatarak örgütlenme faaliyeti yürüteceğiz. Çünkü bu saldırıları ancak işyerlerinden yükselecek bir mücadele ile geriletebiliriz.
Son dönemde rehber öğretmenlikle ilgili getirilmek istenen düzenleme rehber öğretmenleri ayağa kaldırdı, Yurt-Kur alanıyla yapılması düşünülen düzenleme Yurt-Kur çalışanlarını, üniversitede YÖK tartışmaları üniversite çalışanlarını ayağa kaldırıyor. Ama bu sorunlara karşı ortak mücadelenin, farklı alanlarda çalışanların mücadelesinin birleştirilmesi gerekiyor. Çünkü parçalı bir mücadele hattı başarılı olma şansını ortadan kaldırır. İşletmelerde, işkollarında çalışanların kendilerine dokunulduğunda ayağa kalkması sorunu çözmeyecektir. Çözüm tek başına kurtuluşun olamayacağını görmekten geçiyor. Eğitim Sen ortak bir mücadele hattı örülmesi, ortak bir örgütlenmeye gidilmesi işinin öznesi, asli unsuru olmaya devam edecek.
İşkolunda giderek yaygın istihdama karşı nasıl bir örgütlenme modeli geliştireceksiniz?
İşkolumuzda kadrosuz ve güvencesiz çalışan 50 bine yakın eğitim emekçisi var. Sözleşmeli öğretmenlik hızla yaygınlaşıyor. Hem bu alanları, hem de eğitim bilim hizmeti üretilen dershaneleri, özel okulları neden örgütlemeyelim? Bunlara kapıları açmamız, mücadeleye katmamız gerekiyor. Yaş ortalamamızın yükselmesi ciddi bir handikap. Bir dönemin kadroları, nitelikli politik unsurları, emeklilik ve benzeri nedenle süreçten çekildiler. Alanda ciddi bir kadro sorunu ortaya çıktı. Genç kuşaklarla, Eğitim Fakültesi öğrencileriyle temasa geçeceğiz. Tüzüğümüzde gerekli değişiklikleri yaparak, yerel öğrenci üye kurultayları yapıp, bunları merkezileştirmeyi düşünüyoruz.

Kadın emekçiler için çekim merkezi olmalıyız
İşkolunuzda çalışan kadın emekçiler yarıya yakın bir oranda olmasına rağmen, gerek yönetim gerekse sendikal faaliyete katılımda aynı oran görülemiyor...
Geçmiş dönemde kadın sekreterimizin öncülüğünde ciddi çalışmalar yaptık. Ama sendikada görev alma oranlarına baktığımızda ortaya koyduğumuz emeğin karşılığı olarak görülmüyor. Yöneticiler anlamında erkek egemen bir ağırlıktan söz edebiliriz. Sendikamızın kadın emekçiler için bir çekim merkezi haline getirilmesi, daha sıcak ortamların sağlanması için birtakım çalışmaları devreye koymamız gerekiyor. Hızla kadın arkadaşları örgüte çekecek, aktif kılacak, çok iddialı olacak belki, ancak kadınların çoğunluk olmasını sağlayacak çalışmalara daha fazla yoğunlaşmamız gerekiyor.
Yarın: SES Genel Başkanı Köksal Aydın ve Yapı-Yol Sen Genel Başkanı Bedri Tekin


Başa dön


Elektriksiz 15 gün
Muş’ta kar ve fırtınanın enerji nakil hatlarını koparması sonucu 2 ilçe ile 157 köy, 15 gündür elektriksiz. Kopan telleri onarmak için TEDAŞ ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Muş’un Adilcevaz-Malazgirt enerji nakil hattında kar yağışı ve şiddetli fırtına tellerin kopmasına neden oldu. Bulanık ve Malazgirt ilçeleri ile bağlı köyleri elektriksiz kaldı. İki ilçe ile 157 köy ve mezraya 15 gündür elektrik verilemiyor. Sorunun giderilmesi için TEDAŞ ekiplerinin çalışmaları sürüyor. Enerji nakil hattının 3 gün içinde tamamen onarılması bekleniyor.
Minik avukatlar cübbelerle yürüdü
Avukatlar Günü nedeniyle Beyoğlu’nda toplanan bir grup ilköğretim öğrencisi, avukat cüppesi giydikten sonra İstiklal Caddesi’nde yürüyüş yaptı. Avukat cüppesi giyen yaklaşık 40 ilköğretim öğrencisi, Taksim Atatürk Anıtı önünde bir araya geldi. “Bizler geleceğin avukatlarıyız”, “Avukatları alkışlayın” yazılı dövizler taşıyan minik öğrenciler, İstiklal Caddesi boyunca ellerinde lolipop şekerleri ile yürüyerek “Avukatlara güvenin” şeklinde slogan attı. Daha sonra İstanbul Barosu’na gelen öğrenciler Baro Başkanı Kazım Kolcuoğlu’na çiçek verdikten sonra dağıldı.
ODTÜ’de polis krizi yaşanıyor
ODTÜ’de, Fizik Bölümü sınıflarının, polisin eğitimi için kiraya verilmesine tepki gösteren ve polisin okuldan çıkarılmasını isteyen öğrenciler, jandarmanın saldırısına maruz kaldı. Öğrenciler, hazırlık binasından Fizik Bölümü’ne yürüyüşe geçtiler. Buraya gelen öğrenciler ile jandarma arasında çatışma çıktı. Öğrenciler, fakülte dekanının öğrencilerin geri çekilmesini istemesine karşın, polisler okuldan çıkarılana dek bu kısımda bekleme kararı aldılar. Öğrencilerin binayı terk etmemesi üzerine polisler binanın arka kapısından dışarı çıkarıldı.
Yeşil alanlarına sahip çıkıyorlar
Ankara Aşağı Ayrancı’daki Remzi Oğuz Arık Mahallesi sakinleri, Şimşek Sokak’ta bulunan Güven Hastanesi’nin talebi üzerine çevredeki tek yeşil alanın otopark yapılacağını öğrenmeleri üzerine eylem yaptılar. Şimşek Sokak’taki yeşil alan olan cadde ortasındaki refüjde buluşan 50’ye yakın mahalleli, yıllardır hastanenin mahallede gürültü ve çevre kirliliği ile yoğun araç trafiği yarattığını söyleyerek, Çankaya ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne başvurmaları ve davalar açmalarına rağmen hiçbir sonuç alamadıklarını söylediler. Mahalle muhtarı Süleyman Demircan, bölgelerinde var olan tek yeşil alanı korumak için önümüzdeki günlerde belediyenin kararının iptal edilmesi için dava açacaklarını ve imza kampanyalarının süreceğini söyledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net