www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Toprağa sevdalı ozan: AŞIK VEYSEL
Bugün Aşık Veysel’in 32’inci ölüm yıldönümü. 7 yaşında yitirdiği ışığını şiirlerde ve sazda bulan Veysel, Anadolu insanının duygularının ve insancıllığının en kuvvetli sözcülerinden oldu. Yüzyıllardan süzülüp gelen halk ozanı geleneğini 20. yüzyıla taşıyan Veysel’i, “Ben giderim adım kalır/Dostlar beni hatırlasın” dizelerinde dediği gibi dostları hep hatırlayacak.

Yaşatma sözü
Geçirdikleri kaza sonucu geçen yıl yitirdiğimiz gazetemiz muhabiri Hasan İşler ve DİHA Muhabiri Volkan Eryiğit, aileleri, dostları ve yoldaşları tarafından yapılan etkinlikle anıldı. Duygulu anların yaşandığı anmada, İşler ve Eryiğit’in bıraktıkları bayrağı daha yukarı taşıma sözü verildi.


Toprağa sevdalı ozan: AŞIK VEYSEL
Sultan Özer
Yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir Aşık Veysel Şatıroğlu. Talihsizlikler daha küçük yaşında peşini bırakmaz; büyük bir halk ozanı olmasının yanında, direnci, iradeyi de temsil eder aynı zamanda Aşık Veysel. Küçük yaşta gözlerini kaybetmesi onu hayata küstürmez; tam tersine, yaşama daha bir sarılmasını sağlar. Kendisi kaybettiği ışığını “çalıp söyledikleri ile çevresine saçar, şiirleri, dizeleri ışık olur herkese.”
Çileler içinde büyüdü
Aşık Veysel Şatıroğlu doğumunu, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın aktardığı bir şiirinde “Üçyüz-onda gelmiş idim cihana” diye anlatır. 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya gelir Veysel. Annesi onu koyun sağmaya gittiğinde yol üzerinde doğurur, göbeğini de kendi elleriyle keser.
Yedi yaşında, salgın olan çiçek hastalığına yakalanan ve sol gözünü kaybeden Veysel’in sağ gözü ise ışığı ancak seçer. Talihsizliğin peşini bırakmadığı Veysel, yaşadığı bir kaza ile sağ gözünü de tümüyle kaybeder.
Oğlunun iki gözünü de kaybetmesi üzerine, zaten saza söze meraklı babası Ahmet, oğluna halk ozanlarından şiirler ezberletir vakit geçirsin diye. Eve zaman zaman gelen ozanları merakla dinler Veysel, ezberler şiirleri. Babası oğlunun merakını görünce saz alır, ozanlar saz öğretir Veysel’e. Yine Oğuzcan’ın anlatımına göre, ilk saz derslerini, babasının arkadaşı olan Çamşıhlı Ali Ağa’dan alır ve giderek kendini iyice saza verir Veysel. Ünlü halk ozanlarının şiirlerini çalıp söyler bir zaman.
25 yaşındayken, anne babası, kendileri ölünce sahipsiz kalmasın diye evlendirirler Veysel’i. Ardından anne baba da göçüp gider bu dünyadan.
İki çocuğu olur Veysel’in. Ancak talihsizlikler peşlerini bırakmaz; önce bir çocuğunu kaybeder, ardından eşi onu terk eder. Eşinin kaçmasıyla bir yaşını bile bitirmemiş kızı ile kalır Veysel. Ama bir yıl sonra bu çocuğunu da kaybeden Veysel, yeniden evlenir. Bu evlilikten iki erkek, dört kız çocuğu olur Aşık Veysel’in.
Enstitülerde öğrendi ve öğretti
Sivas Lisesi Edebiyat Öğretmeni Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaşları “Halk Şairlerini Koruma Derneği” kurup, Sivas’ta üç gün süren Halk Şairleri Bayramı düzenlerler. Veysel’in Tecer ile tanışması bu bayramda olur. Sonrasında Tecer, Veysel’in de hep söylediği gibi destek olur şairliğinin gelişimine. Tecer’in aracılığıyla bir süre köy enstitülerinde saz öğretmenliği de yapar.
1933’e kadar hep başkalarının şiirlerini çalıp söyleyen, kendi deyişlerini söylemekten utanan Veysel, bu utangaçlığını Cumhuriyet’in 10’uncu yılında Atatürk için yazdığı, “Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası” diye başlayan şiirle atar. Bu dönem artık Veysel’in köyünün dışına çıktığı, şehir şehir, kasaba kasaba dolaştığı dönemin de başlangıcı olur.
Veysel, köy enstitülerinde, kültür yaşamının ayrılmaz parçası olan çok sayıda aydın ve sanatçı ile tanışma olanağı bulur, kendisini daha da geliştirir.
Özel yasayla maaş
1965 yılında TBMM özel bir yasa çıkararak, Veysel’e “Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı” 500 lira aylık bağlar.
Veysel dizeleriyle, deyişleriyle ününü dört bir tarafa duyurup, sevilen, aranan bir ozan olur. Yakalandığı amansız hastalık nedeniyle 21 Mart 1973’te hayata gözlerini yuman Veysel, geride bugün hâlâ dillerden düşmeyen “Benim sadık yarim kara topraktır”, “Dostlar beni hatırlasın”, “Güzelliğin beş pare etmez/Bu bendeki aşk olmazsa” gibi onlarca şiir, deyiş, eser bıraktı.
“Beni hor görme kardeşim
Sen altındın ben tunç muyum
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben saç mıyım...
Tabiata Veysel aşık
Topraktan olduk kardaşık
Aynı yolcuyuz yoldaşık
Sen yolcusun ben bac mıyım...”
dizeleriyle insanların eşit olduğunu anlatan Veysel, yüzyıllardan süzülüp gelen halk ozanları geleneğinin 20. yüzyıldaki sembolü oldu.
Sivrialan’da doğduğu ev müze haline getirilen Aşık Veysel için, sadece köyünde değil, ülkenin dört bir tarafında her 21 Mart gününe denk gelen haftalarda anmalar yapılır; tıpkı “Ben giderim adım kalır/ Dostlar beni hatırlasın” dizelerindeki gibi dostları onu hiç unutmaz.


Başa dön


Yaşatma sözü
Geçirdikleri kaza sonucu geçen yıl yitirdiğimiz gazetemiz muhabiri Hasan İşler ve DİHA Muhabiri Volkan Eryiğit, aileleri, dostları ve yoldaşları tarafından yapılan etkinlikle anıldı. Duygulu anların yaşandığı anmada, İşler ve Eryiğit’in bıraktıkları bayrağı daha yukarı taşıma sözü verildi.
Şirin Müzikhol’de yapılan etkinlikte sık sık, “Hasanlar, Volkanlar ölümsüzdür”, “Şehit namirin” ve “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan gazetemiz Adana Temsilcisi Yusuf Baştuğ, İşler ve Eryiğit’i çalışkanlıkları, özverileri, coşku ve heyecanlarıyla andıklarını belirterek, “Onların bize bıraktığı değerleri yaşatacağız” dedi. Gazetemiz Yazıişleri Müdürü Fatih Polat ise, İşler ve Eryiğit’in halkların özgürlük mücadelesinde yaşamlarını yitirdiğini vurgulayarak, “Onlar, gülüşleriyle, emektarlıklarıyla ve kişilikleriyle ölümsüzleştiler” dedi. DİHA Yönetim Kurulu üyesi Veli Ay da, “Hasan ve Volkan’dan aldığımız bayrağı bırakmayacağız” dedi. Volkan Eryiğit’in babası Aydın Eryiğit de, evlatlarının mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirdi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net