www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



NEWROZ PÎROZ BE!
Newroz, bölge illerinde büyük bir coşku ile kutlandı. Sarı, kırmızı ve yeşil renklerden oluşan yöresel kıyafetleri giyen kadınlar, puşileri takan erkekler, yaşlılar ve gençler alanlara çıkarak Newroz ateşi yaktılar. Kutlamalar bugün de sürecek.

Zehirli tarlalar büyüyor
GDO’lu ürünlerin ekildiği tarım alanları dünyada her yıl artıyor. 1996 yılında 1.7 milyon hektar alanda ekim yapılırken, 2004’te bu sayı 48 kat artarak 81 milyon hektara ulaştı.

Uğur bizim de evladımız
Mardin Kızıltepe’de, 12 yaşındaki oğlu ve eşi 21 kurşunla öldürülen Kürt anası Makbule Kaymaz’ın Kürtçe ağıtları Batı’dan duyulmaz olur mu? Bu ağıtlara cevap veren Türk anaları, Uğur ve Ahmet’in ‘görevlerine devam eden’ katil zanlıları tutuklansın diye çalışmalara başladı...

Valinin önünde zehir mi içeyim
“Valiye gidiyorum görüşmek istiyorum. Korumalar kapıda görüştürmüyorlar. İlla valiyle görüşmek için o kapıda eylem mi yapmak gerekiyor?”


NEWROZ PÎROZ BE!
Baharın müjdecisi, ‘yeni gün’ün habercisi Newroz bayramı, başta bölge illeri olmak üzere yurdun dört bir yanında kutlandı. Sarı, kırmızı, yeşil renklerden oluşan yörel kıyafetleri giyen kadınlar, erkekler, yaşlılar, gençler hemen hemen her kesimden binlerce insan, alanlara çıkarak Newroz’u kutladı. Kutlamalar bugün de sürecek.
Kutlamaların günler öncesinde başladığı Van’da; dün yaklaşık 250 bin kişi, alanlara çıkarak Newroz’u kutladı. Sabah saatlerinden itibaren ilçelerden, mahallelerden ve köylerden yola çıkan Vanlılar, mitingin yapılacağı Van Kalesi’ne akın ettiler. Halkların kardeşliği, barış ve Öcalan lehine sloganlar atan, çoğunluğu yerel ve renkli giysiler giyen kadınların oluşturduğu kitle, uzun bir süre üst aramasından geçirildi. Erkekler ise puşileriyle kutlamalara katıldılar.
Miting alanına ulaşan Vanlılar, burada çalınan ezgiler eşliğinde halaylar çekerek sloganlar attı. Newroz ateşinin yakılmasının ardından DEHAP Genel Başkan Yardımcısı Nazmi Gür, KESK Genel Sekreteri Mustafa Avcı ve DEHAP İl Başkanı Abdurrahman Doğar konuşma yaparak barış mesajı verdiler. Kutlamaları çok sayıda yabancı heyet izledi.
Barış güvercini uçurdular
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde düzenlenen Newroz kutlaması için Otogar Meydanı’nda 50 bine yakın kişi bir araya geldi. Sabahın erken saatlerinden itibaren Otogar Meydanı’na akın eden onbinlerce kişi, Newroz’u kutladı. Yeşil-kırmızı-sarı renkli flamalarla donatılan alan renkli görüntülere sahne oldu. DTH Koordinasyon Üyeleri Ahmet Türk ve Selanik Öner’in de katıldığı kutlamalara çevre ilçelerden de yoğun katılım oldu.
Kutlamalarda konuşan Avrupa Parlamentosu Milletvekili Feleknaz Uca, Kızıltepe’de öldürülen Ahmet ve Uğur Kaymaz’ın Avrupa Birliği yolunda Türkiye’nin önünde büyük bir set oluşturduğunu söyledi.
DEHAP Genel Başkan Yardımcısı Ali Ürküt de konuşmasında AKP iktidarına yüklendi. Ürküt, “AKP iktidarının cilası 17 Aralık’tan sonra döküldü. Mehmet Sincar’ın, Ahmet ve Uğur Kaymazlar’ın failleri bilindiği halde aramızda dolaşıyorlar” dedi. Kutlamalar sonundü Kızıltepe Belediye Başkanı Cihan Sincar, Avpura Parlamentosu Milletvekili Feleknaz Uca ve DEHAP Genel Başkan Yardımcısı Ali Ürküt barış güvercinleri uçurdular.
Hakkari/Adıyaman
Hakkâri’de Newroz kutlamalarının yapılacağı Merzan Spor Sahası’nda binlerce kişi toplandı. Yöresel kıyafetleri ile alana gelen kadınlar renkli görüntüler oluştururken, “Savaşa geçit vermeyeceğiz” yazılı gömlekler giyinen gençler dikkat çekti. Kutlamaları İtalyan ve Fransız iki yabancı heyet izledi.
Adıyaman’da Koşu Parkı’nın doğusunda toplanan yaklaşık 3 bin 500 kişi, Newroz’u kutladı. “Biji Newroz”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atan yüzlerce kişi, savaşa izin vermeyeceklerini dile getirdiler.


Başa dön


Zehirli tarlalar büyüyor
Elif Görgü
Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ın (GDO) ekim alanları her yıl biraz daha büyüyor. GDO’lar ile ilgili araştırmalarda bulunan Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık’ın verdiği bilgilere göre, dünyadaki GDO’lu ekim alanlarının büyüklüğü, Türkiye’nin yüzölçümünü geçti. Türkiye’de ise GDO’lu ürün ekimi resmi olarak yasak olduğu için hesaplama yapılamıyor. Ancak Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, ülkemizde de ekim yapıldığını geçtiğimiz günlerde kamuoyuna açıklamıştı.
8 yılda 48 kat büyüdü
GDO’lu ürün ekim alanları 2003 yılında yüzde 15 oranında artarken, 2004 yılında ise yüzde 20’lik artış oranına ulaştı. 2003 yılında 67.7 milyon hektarlık bir alana ulaşan GDO ürün ekim alanı, 2004 yılında 81 milyon hektara yükseldi. Böylece GDO’lu ürünlerin ticaretinin yaygınlaşmaya başladığı 1996’dan 2004’e kadar ekim alanlarında 48 katlık bir artış görüldü.
GDO ürünlerinin ticaretinin yaygınlaştığı 1996 yılında bu bitkileri eken ülke sayısı sadece 6 iken, geçen süre zarfında 3 katlık bir artışla 2003’te 18’e çıktı. 2010 yılında ise 150 milyon hektar alanda 15 milyon çiftçinin yaklaşık 30 ülkede genetiği değiştirilmiş bitki tarımıyla uğraşacağı tahmin ediliyor. Dünya üzerindeki toplam soya ekim alanının yüzde 56’sı, pamuk alanının yüzde 28’i, kanola alanının yüzde 19’u ve mısır alanının yüzde 14’ü üzerinde genetiği değiştirilmiş ürün çeşitleri ekilmektedir.
Biyoteknoloji ülkesi
50 bin hektar ve daha yukarı GDO bitki ekim alanına sahip ülkelere mega biyoteknoloji ülkesi denildiğini belirten Ahmet Atalık, 2003 yılında mega biyoteknoloji ülke sayısı 10 iken 2004 yılında bu gruba Paraguay, İspanya, Meksika ve Filipinlerin katılımıyla mega ülke sayısının 14’e yükseldiğini söyledi. Latin Amerike ülkesi Paraguay ise ilk kez 2004 yılında listeye girdiği halde 1.2 milyon hektarlık GDO bitki ekim alanıyla derhal 14 mega biyoteknoloji ülkesi arasında yer aldı ve bu sıralamada da 6. sıraya oturdu. ABD, biyoteknoloji ülkelerinin de başını çekiyor.
Çiftçi sayısı da arttı
Genetiği değiştirilmiş bitki eken çiftçi sayısı 2003’te 7 milyon iken bu sayısı 2004 yılında 8 milyon 250 bine çıktı. Ticari tohum pazarının 30 milyar dolar olarak gerçekleştiği 2004 yılında genetiği değiştirilmiş ürünlerin pazar değeri yaklaşık 4.7 milyar dolar olarak gerçekleşti. 1996’dan 2004’e kadar genetiği değiştirilmiş ürünlerin pazar değeri toplamı 24 milyar dolara ulaştı.
Dünyada durum
Ahmet Atalık, GDO’lu tarım ürünü yetiştiren ülkelerde 2004 yılında yaşanan gelişmeleri ise şöyle sıraladı:
  • Uruguay’da ülke genelinde ekilen soyanın artık yüzde 99’u Genetiği değiştirilmiş soya haline geldi.
  • Son 2 yıldır şiddetli kuraklık çeken Avustralya’nın yaklaşık 310 bin hektar artırdığı pamuk ekim alanının 250 bin hektarına yüzde 80’e varan oranda genetiği değiştirilmiş pamuk ekildi.
  • Brezilya’da 2003 yılında 3 milyon hektar olan GDO soya alanı, 2004 yılında yüzde 66’lık bir artışla 5 milyon hektara yükseldi.
  • Çin’de 2003’te 2.8 milyon hektar olan biyoteknolojik pamuk alanı 2004’te 3.7 milyon hektara çıktı.
  • Güney Afrika’da GDO mısır, soya ve pamuk alanlarının yüzde 25’lik bir artışla 0.5 mha’a ulaştığı belirtildi.
  • Ekim alanları dikkate alındığında, 2004 yılında biyoteknolojik pamuk ekim alanlarında Hindistan’da yüzde 400, Uruguay’da yüzde 200, Avustralya’da yüzde 100, Brezilya’da yüzde 66, Çin’de yüzde 32, Güney Afrika’da yüzde 25, Kanada’da yüzde 23, Arjantin’de yüzde 17 ve ABD’de yüzde 11’lik bir artış oldu.


    Başa dön


    Uğur bizim de evladımız
    Elif Görgü
    Aynı dili konuşmasalarda, aynı çığlıkları atar oğullarını savaşta kaybeden Türk ve Kürt anaların yüreği. Aynı yerden kanar yaraları. Ne kadar düşmanlık ekilmek istenirse istensin aralarına, her bir evlat yitirildiğinde acıları kardeşleşir.
    Mardin Kızıltepe’de, 12 yaşındaki oğlu ve eşi 21 kurşunla öldürülen Kürt anası Makbule Kaymaz’ın Kürtçe ağıtları da Batı’dan duyulmaz değildir. Bu ağıtlara cevap veren Türk anaları, Uğur ve Ahmet’in ‘görevlerine devam eden’ katil zanlıları tutuklansın diye çalışmalara başladı.
    Gazetemizin sorularını yanıtlayan İstanbul’un çeşitli semtlerindeki emekçi Türk anaları ise yaşananları lanetleyerek Türk analarının da davaya sahip çıkması gerektiğini söylediler.
    Kadınlar imza toplayacak
    Gaziosmanpaşa Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Gülten Topgül’ün evindeyiz. 21 Kasım 2004 gecesi ayağında terlikleri ile babası Ahmet Kaymaz’la birlikte özel tim polislerince evinin önünde öldürülen, vücudundan 13 kurşun çıkan Uğur’un ölümünü duyduğu gece uyuyamamış. “O yaştaki bir çocuğa sadece Kürt olduğu için hem yaşı kadar kurşun sıkılması, hem de terörist denilebilmesi insanlığa sığmayacak bir olay. Bir de annesine dava açılması da ancak bizim devletimize yakışır” sözleri ile yanıtlıyor sorularımızı.
    Katil zanlısı polislerin tutuklanması için imza kampanyası hazırlığında Kadın Derneği. Ayrıca Gazili kadınlardan Makbule Kaymaz’a gönderilecek mektuplar hâlâ iki halk arasında büyütülmeye çalışılan düşmanlığa da en iyi cevap olacak; “Kürtler en çok eziyet çeken kesim.
    Her yerde okulda, sokakta Kürt çocuklar dışlanıyor. Artık bitsin bu eziyet. Anneler de, babalar da çocuklar da rahat etsin. Bütün kadın örgütleri sahip çıkmalı bu davaya ve Makbule Kaymaz’a destek olmalı. 8 Mart’ta kadınlar birleşip nasıl alanlara çıkıyorsa bunun için de birleşebilmeli. Çünkü peşi bırakılırsa katil zanlıları ceza almayacak. Bu kaçıncı 12 yaşındaki çocuk. Hepsi örtbas ediliyor. Bu günışığına çıktı, üstünün kapatılmasına izin vermeyelim. En iyi anneler, kadınlar yapabilir bunu.”
    ‘Anaların ciğeri bir’
    Bade Adıgüzel Tokat’tan göç ettiği Kıraç’ta, tıpkı Kaymaz ailesinin yaşadığına benzeyen bir gecekonduda oturuyor. “Hepimizin evladıdır” diyor Uğur için; “Anne olarak da evladımız hepimizin. Acımız hepimizin bir acısıdır. Hem okuluna gidip hem nasıl terörist olabilir. 12 yaşındaki çocuk ne yapabilir, anlıyamıyorum bu düşünceyi ben.” İlk duruşmada avukatın ‘Uğur’un bıyıkları terlemişti’ diyerek zanlıları savunduklarını ilettiğimizde, önce bir ‘tövbe yarabbim’ çekiyor; “O polislerin cezalandırılması lazım.
    Anne hem acıyı çekecek, hem ciğerine taş saracak hem de bunun için cezalandırılacak. 12 yaşında çocuğun bir kurşunluk canı vardır zaten, onlar her yaşına bir kurşun vurmuşlar. Acaba o polislerin evladına vurulsaydı ne derdi. Her annenin ciğeri bir, Kürt de olsa Türk de de olsa Laz da olsa ne olursa olsun. Evladının, ciğerinin acısı da aynıdır. Ezilen halklar hep kardeştir.”


    Başa dön


    Valinin önünde zehir mi içeyim
    Derya Karaçoban
    Evde gördüğü şiddette karşı çaresiz kalınca çözümü baba evine gitmekte bulmuş F.E. Yoksulluk, beraberinde getirdiği şiddet ve açlıkla yaşamaya artık katlanamamış.
    Kendisinin bile yük olduğunu düşünürken; arkasında bıraktığı çocuklarını, sığındığı baba evine alamamış. Bir an önce çocuklarına kavuşmak için bir iş arıyor şimdi. Aslında yıllardır istiyordu bir işte çalışıp çocuklarına bakmayı. Bir de eşinin uyguladığı şiddetten kurtulmayı...
    Çaldığı kapılar yüzüne kapanmış F.E’nin. Şimdi de ‘evine dön’ baskısı yaşıyor.
    Çantasında taşıdığı zehiri göstererek “En son gidip valinin kapısında içip intihar etmeyi düşündüm” diyor. Ölüm düşüncesi ciddi olarak kafasında yer edinmiş. Hatta bırakmak istemediği çocuklarına da “içireyim” diye düşünmüş. Yavrularının yaşamını ellerinden almaya hakkı olmadığını düşünerek vazgeçmiş sonra.
    F.E. dayısının oğlu R.E. ile 11 yıl önce evlenmiş. Bu evlilikte 5 çocuk dünyaya getirmiş. F.E.’ye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın üç ayda bir verdiği erzak yardımı kesilince açlık iyice derinleşmiş. F.E. “Devlet elimden tutsun ben de o çocuklarımın elinden tutayım” diyor.
    F.E eşinden resmen boşanmak için, Diyarbakır Barosu’ndan avukat talep etmiş. Bu kararı vermesine vermiş ancak eşi de tehditler savurmaktan geri durmamış; “Oğlum büyüyünce kendi elleriyle vuracak seni.”
    - Eşinizle neden anlaşamadınız?
    - Kocam evin eşyalarını satar cep harçlığı yapardı kendine. Evde şu anda hiçbir eşya kalmamış. Buzdolabına kadar sattı. Yalnızca bir kırık kanepe bir de 37 ekran küçük eski bir televizyon kaldı o kadar. Yıkık dökük rutubetli pis bir evde... 5 çocuğum o evin içinde hastalandılar artık. Güneş görmüyorlar. Bu kış ortasında soba bile yoktu evimde. Her yere başvurdum. Belediyeye, Valiliğe gittim. Kadın kurumlarına gittim. Sonuç alamadım. KA-MER’e 3-4 defa gittim, sonuç aynı.
    - Ne yapıyor eşiniz?
    - Eşim evde hep yatıyor. Kızıyorum ‘kalk git kendine iş ara, ekmek getir’ diyorum. Kızıyor ‘nereden getireyim sana ekmek, kabul ediyorsan otur kabul etmiyorsan çek git diyor’. Sonra dayak başlıyor. Evlendiğimden beri bu böyle. Benim bakkal borçlarım 200 milyonu geçti. Getirmezsen çocuklar aç. Getirsen bakkalda birikiyor.
    - Çalışmayı düşündünüz mü?
    - Çocuklarım çok küçüktü çalışamazdım. Şimdi de küçük artık baktım çaresizim. Çocuklar aç. Her gün gidip kime avuç açayım. Sosyal Yardımlaşma Vakfı’ndan üç ayda bir gıda yardımı alıyordum. Onu da 40 yaşın altındakilere artık vermiyorlarmış. Başvurmadığım yer kalmadı. Hepsi duyarsız.
    - Evden ayrılmaya nasıl karar verdiniz?
    - Çocukları bıraktım çıktım geldim. Haber veriyorlar eve gel. Teyzem arıyor ‘gel çocuklarına sahip çık’ diyor. ‘Çocukların ölecek’ diyorlar. Ben ölsünler diyorum. Ben olsam da olmasam da açlar. Sadece gözümün önünde oluyor. Değişen bir şey yok ki gideyim. Yine kavga olacak, yine açlık olacak yine ben ekmek isteyeceğim o dövecek.
    - Eşiniz çalışmayı düşünmedi mi?
    - İş yok diyor. Nerede çalışayım? diyor. Evde hep yatıyor. Akşamaları geç saatlerde sarhoş geliyor eve.
    - Ne yapmayı düşünüyorsunuz?
    - Valiye gidiyorum görüşmek istiyorum. Korumalar kapıda görüştürmüyorlar. İlla valiyle görüşmek için o kapıda eylem mi yapmak gerekiyor? 3 yıldır KA-MER’de telefonum var. Yardıma muhtaç olduğumu da biliyorlar. Bir gün telefon çalmadı. Gündemlerine girmem için ölmem mi gerekiyor. İş ve işçi bulma kurumuna da iki yıldır başvurmuşum. Sanki bütün kapılar kapanmış bana. Boşanma kararı aldım. Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi ile görüştüm. Boşanmam için ücretsiz avukat temin ettiler. Tek isteğim bir iş bulmak.
    - Çocuklarınız ne olacak?
    - Çocukları ne yapacağım bilmiyorum. Kapkaç, fuhuş çoğalıyor diyorlar. Şimdi ben o çocuklarımın başında olmazsam çocuklarım hırsız, kapkaççı olacak. Kızlarım da kötü yola düşecekler.
    - Eşin iş bulursa döner misin?
    - Artık onunla yaşamak istemiyorum. Evde olsam da değişen bir şey olmayacak. Yine aynı şartlar. Yine aynı dayak, yine o dayanılmaz kavgalar olacak...


    Başa dön


  • Miting havasında kutlama
    Tunceli’de Newroz için yapılan basın açıklaması miting havasında geçti. Valiliğin mitinge izin vermemesi üzerine siyasi partiler, dernek ve sendikalar ortak basın açıklaması yaparak Newroz’u kutladı. EMEP, DEHAP ve ESP, Tosun Sokak’ta buluşarak buradan sloganlar eşliğinde Yeraltı Çarşısı’na yürüdü. Halk, valiliğin yasakçı tutumuna; “Vali Nevruz değil, Newroz” ve “W, X, Q cezalı, 21. YY’ın utanç tablosu” gibi dövizler taşıyarak tepki gösterdi. DEHAP Genel Başkan Yardımcısı Veli Büyükşahin ve Tunceli Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Taşkale tarafından Newroz ateşinin yakılması ile başlayan kutlamalar, konuşmalarla devam etti. DEHAP Genel Başkan Yardımcısı Veli Büyükşahin, Valiliğin “w” harfi engeline tepki göstererek, “Kürtlerin “w”suna Newroz’una tahammül edemeyen bir devlet demokratik olabilir mi?” diye sordu. Büyükşahin’in ardından konuşan, EMEP İl Başkanı Hüseyin Tunç ise Türkiye halklarının barış ve demokrasi isteğini belirterek, bu isteğin Türkiye halklarının iradesi olduğunu ifade etti. DEHAP İl Başkanı Murat Polat, ESP Temsilcisi Ali İhsan Çıplak ve Tunceli Kültür Sanat Derneği Başkanı Bülent Yüksel de, yaptıkları konuşmalarda Kürt halkının Newroz’unu kutlarken, Tunceli Valisi’nin tutumunu kınadılar. Mitinge katılanlar sık sık, “Newroz ateşi barış için yanacak”, “Biji Newroz”, “Savaşa geçit vermeyeceğiz” ve Öcalan sloganları attılar.
    Yağmur altında coşkulu kutlama
    Elazığ’da DEHAP ve EMEP’in organize ettiği, ÖDP, İHD, KESK’in katılım gösterdiği Newroz kutlamaları yağan yağmura rağmen coşkuyla kutlandı. İstasyon Meydanı’nda saat 10:00’da başlayan kutlamaya 4 bine yakın kişi katıldı. “Savaşa geçit vermeyeceğiz”, “Demirci Kawa’nın ateşiyle halklar kardeşleşiyor”, “Emperyalist işgal son bulsun” yazılı pankart ve dövizleri taşıyan kitle hep bir ağızdan, “Bijî Newroz”, “Uğur Kaymazlar ölmez”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarını haykırdı. Newroz ateşinin yakılması ve saygı duruşu ile başlayan miting programı DEHAP Elazığ İl Başkanı Celal Aslan’ın konuşması ile devam etti. Aslan, bölgede barışın sağlanması için Abdullah Öcalan’a yönelik tecritin kaldırılması ve genel bir affın çıkarılmasının şart olduğunu ifade etti. EMEP Elazığ İl Başkanı Cemal Zülfükar da, Newroz’un önemine değindi. Zülfükar “Newroz Ortadoğu halklarının üzerindeki karanlığı aydınlığa erdirecek bir meşale olacaktır” dedi. Kutlama, Grup Barış, Grup Maya ve Grup Mahabat şarkıları eşliğinde çekilen halaylarla devam etti.
    ANTEP’TE KADINLAR EN ÖNDE
    Antep’te Newroz kutlamaları İstasyon Meydanı’nda saat 11:00’de başladı. DEHAP Yürütme Kurulu Üyesi Nadir Yıldırım ve kadınların Newroz ateşini yakması ile başlayan mitingde konuşan Tertip Komitesi başkanı Vakkas Dalkılıç, “Baskı altında tutulan Ortadoğu halklarının, mart ayı ve Newroz’la birlikte yüreklerini Newroz ateşi sarmıştır” dedi. Dalkılıç yeni bir yaşamı müjdeleyen Newroz’un çatışmaların değil barışın, kardeşliğin, dayanışmanın ve öz günü olduğunu ifade etti. DEHAP ve EMEP tarafından organize edilen mitinge İHD, Özgür Parti, Eğitim Sen, Tüm Bel Sen, TÜMTİS, Doğu ve Güneydoğu Canlı Hayvan Besicileri de katılım gösterdi. “Savaşa karşı barış ve özgürlük”, “Bilimsel demokratik anadilde eğitim engellenemez”, “Yaşasın halkların eşit özgür birliği” yazılı pankartların taşındığı mitingde EMEP ve DEHAP yöneticileri birer konuşma yaptı. “Jin jiyan azadi” sloganlarının atıldığı kutlamalarda yöresel giysi giyen yüzlerce kadın alanın en önünde yer aldı.
    MALATYA’DA İŞGALE TEPKİ
    Newroz kutlamaları Malatya’da; Şeker Stadı ve Emeksiz Meydanı’nda gerçekleşti. Şeker Stadı’nda yapılan kutlamalara EMEP, DEHAP yönetici ve üyeleri katılırken SES, İHD, Tüm Bel-Sen, Tüm Köy-Sen ve Eğitim Sen yöneticileri destek verdi. Yaklaşık 1500 kişinin katıldığı kutlamalarda Irak’taki işgalin sona ermesi istendi. Emek Gençliği ayrıca EMEP İl binasında Newroz’a ilişkin bir panel düzenledi. ESP ise Emeksiz Meydanı’nda ayrı bir eylem yaptı.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net