www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Filistin ateşkesten yana
Filistinli örgütler, işgalci İsrail’e karşı ilan ettikleri ateşkesin sürmesinden yana tavır aldı. Kahire’de yapılan örgütler zirvesinde, sükûnetin devamının İsrail’in tutumuna bağlı olduğu vurgulandı.

Irak işgali üçüncü yıla girdi
“Siz ve tüm dünya Amerika ve müttefiklerinin kitle imha silahı bahanesiyle ülkemizi yerle bir ettiğini biliyorsunuz... Ama ne yazık ki artık herkes sessiz ve sözlü kınamalarla bile katledilen Iraklı sivilleri anmıyor.”

Kamu emekçilerinden
   genel grev kararı

İngiltere’de emeklilik yaşının 60’dan 65’e yükseltilmesi de dahil, emeklilik hakkına saldırıyı içeren yasa değişikliğine karşı, 5 sendikada yapılan grev oylamasında ezici çoğunlukla grev kararı çıktı.


Filistin ateşkesten yana
Mısır’ın başkenti Kahire’de bir araya gelen Filistinli örgütler, fiili ateşkesin yıl sonuna kadar sürdürülmesi kararı aldı. Toplantıda ‘sukûnetin’ sürmesinin İsrail’in tavrına bağlı olduğu da belirtildi.
İsrail Başbakanı Ariel Şaron, birkaç gün önce Filistinlilerin resmi ateşkes tekliflerini kabul etmeyeceklerini söylemişti. Aralarında İslami Cihad ve Hamas’ın da bulunduğu örgütlerin aldığı karara Filistinli bir örgüt ise tepki gösterdi. Halk Direniş Komiteleri isimli örgütün sözcüsü Ebu Abir, ateşkese uymayacaklarını söyledi ve “19 Mart’ta İsrail’e balayı bitecek” diye konuştu.
Toplantıda Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) yenilenmesi de gündeme geldi ve İslami Cihad ile Hamas’ın FKÖ’ye katılma olasılığı tartışıldı.
‘İstediğimiz gibi değil’
Toplantının ardından ABD’den yapılan açıklamada, örgütlerin İsrail’deki eylemleri durdurma ve FKÖ’nün yenilenmesi kararlarına ‘temkinli’ yaklaşıldığı belirtildi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Adam Ereli, bu adımların görmezden gelinemeyeceğini söyleyerek “Ancak bizim istediğimiz gibi değil” dedi.
Diğer yandan, görüşmelerde Hamas ve İslami Cihad’ın İsrail’in çekilmesinin ardından Şam’daki karargâhlarını Gazze’ye taşımalarının tartışıldığı belirtildi.
Haremüşerif’i işgal planı
İsrail’in Gazze’den çekilme planını baltalamak isteyen Yahudi şeriatçılar ve bazı hahamlar ise, Haremüşşerif’i istila etmeyi tasarlıyor. İsrail TV’sinin 2. kanalı, çeşitli örgütlerin militanlarıyla hahamların katıldığı bir toplantının görüntülerini yayınladı. Toplantıya katılanların, çekilmeyi nasıl engelleyebileceklerini tartıştıkları ve bir kişinin “Planı engellemek için Haremüşşerif’i ele geçirmek şart. 50 bin kişi Haremüşşerif’e akın ederse göklerdeki babamız bunu görür” dediği belirtildi. Katılımcılar, Haremüşşerif’in istilasının, yeni bir şiddet dalgası yaratacağını, böylece çekilmenin askıya alınacağını düşünüyor.
Diğer yandan Batı Şeria’da kırk kadar fanatik Yahudi öğrenci, Filistinli işçilere taşlarla saldırarak yedi kişiyi yaraladı. Yaralılardan birinin durumu ağır.
Corrie anıldı
Filistinli çocuklar, iki yıl önce İsrail’in evleri yıkmasını önlemek isterken, bir İsrail buldozeri tarafından ezilerek can veren ABD’li eylemci Rachel Corrie’yi unutmadı. Çocuklar Corrie’yi anmak için etkinlikler düzenlediler.
Diğer yandan İsrailli nükleer uzmanı Mordeçay Vanunu’nun tekrar tutuklanması isteniyor. Vanunu’nun gazetecilere Dimona nükleer tesisi ile ilgili bilgi verdiği iddia ediliyor.


Başa dön


Irak işgali üçüncü yıla girdi
“Siz ve tüm dünya Amerika ve müttefiklerinin kitle imha silahı bahanesiyle ülkemizi yerle bir ettiğini biliyorsunuz... Ama ne yazık ki artık herkes sessiz ve sözlü kınamalarla bile katledilen Iraklı sivilleri anmıyor.”
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a Felluce halkı adına yazılan ancak cevap alınamayan mektuptan bu iki cümle, Irak halkının dünyanın gözleri önünde maruz kaldığı vahşetin nasıl ‘görülmez’ kılındığına işaret ediyor.
Kitle imha silahı mı dediniz?
ABD’nin şimdi ağızlara bile alınmayan işgal gerekçesi, 11 Eylül saldırılarından sorumlu tutulan Usame Bin Ladin’in, Irak lideri Saddam Hüseyin ile ilişkisinin bulunduğu ve daha önemlisi, Irak’ta kitle imha silahlarının (KİS) varlığıydı.
Amerikalı yetkililerin son bir yıla kadar gittikçe azalan, işgal öncesinde ise yüksek perdeden ilan ettikleri ikinci iddia, Amerikan hükümetinin tüm gerekçelerini yalanlar üzerine kurduğunun açık kanıtı oldu.
Zira üst düzey yetkililer, işgal öncesinde hemen tüm konuşmalarında Saddam’ın elinde ABD halkına karşı kullanmak üzere KİS bulunduğuna dair yeni bir kanıttan bahsediyorlardı:
“Saddam Hüseyin’in komutanlarına kimyasal silahlar kullanmaları için yetki verdiğini haber veren kaynaklarımız var.” (ABD Başkanı George W. Bush, 5 Ekim 2002)
“Saddam’ın KİS sahibi olduğuna dair hiçbir şüphe yok.” (Başkan Yardımcısı Dick Cheney, 26 Ağustos 2002)
“Elimizde Irak’ın kitle imha silahlarına, biyolojik ve kimyasal silahlarına ilişkin kanıt ve istihbarat olduğuna kuşku yok. Tüm bunlar, bir askeri operasyonun yolunu açıyor.” (Bush’un sözcüsü Ari Fleischer, 21 Mart 2003)
Ancak aylar sonra, ‘çok iyi saklanıyor, yurtdışına kaçırılmış’ gibi iddialara rağmen, boşa düşen bu yalanlar ABD için büyük bir ‘talihsizlikten’ başka bir şey değildi. ‘Olan olmuş’tu!
‘Acı’ duyuyormuş!
Şubat 2003’te “Saddam Hüseyin’in KİS’leri elinde tutmaya ve yenilerini üretmeye kararlı olduğunu biliyoruz” diyen Dışişleri eski Bakanı Colin Powell, BM Güvenlik Konseyi’nde, Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğuna ilişkin konuşmasından ‘acı duyduğunu’ söyleyecekti: “Sorun kitle imha silahları stoklarıydı. Hiçbiri bulunamadı. Bulunacağını da sanmıyorum. Belki yoktu bile.”
Ama artık, Irak’ta kitle imha silahı vardı. Sayıları 100 bin olarak açıklanan Iraklı siviller, ABD ordusunun elindeki bu kitle imha silahları ile can verdi.
Vahşet koleksiyonu
ABD’nin ‘demokratikleştirmek’ gerekçesiyle girdiği Irak’tan artık başsız ceset haberleri eksik olmuyordu. Üst üste yığılmış çıplak insanlardan oluşan piramit fotoğrafı, binlerce benzerinin habercisi niteliğinde olacaktı. Başkent Bağdat’taki Ebu Garib Cezaevi, kocasının gözleri önünde tecavüz edilen kadınlar gibi nice akla sığmaz vahşetin merkezi olarak akıllara kazındı.
Demokratikleştirme iddiasının KİS gerekçesinden kalır yanı olmadığı aslında atılan ilk bombayla kanıtlanmış olsa da, Irak’ta işleyen süreç halkın sefalete sürüklenmesini getirecekti. Saddam döneminde yüzde 60’ının içme suyuna ulaşabildiği Iraklıların sayısı artacağına azalıyordu.
Sussuz ve elektriksiz hastaneler işlevlerini tamamen kaybetmişlerdi. Ancak yine de şanslıydılar, çünkü ABD bombardımanında hedef olmaktan kurtulmuşlardı.
Büyük yağma
Milyar dolarlarca yatırım sözü verilmesine rağmen istihdam sağlanmamış, çalışabilir nüfusun yüzde 50’si işsiz kalmıştı. Aslında ABD ve İngiliz hükümetleri söz verdikleri ‘milyarlarca dolarlık’ yatırımı yapmışlardı. Ama Irak halkı yararına değil. Irak’ın ‘yeniden yapılandırılması’ sürecinde ihale alan şirketlerden birkaçı ve ihale miktarları şöyle:
Bearing Point (ABD) 240 milyon dolar, Aegis (İngiltere), 293 milyon dolar, Caci (ABD) 15 milyon dolar, Titan (ABD), 400 milyon dolar, Lockheed Martin (ABD) 21.9 milyar dolar.
Bu ihalelerin yanı sıra, işgal ve yeni işgal tehditleri, özellikle Amerikalı silah tekellerinin borsada “tavan” yapmasını sağladı. Uluslararası silah ihalelerindeki artış da eklendiğinde, Batılı tekellerin son iki yıl içinde onmilyarlarca dolar kâr elde ettiği görülüyor.


Başa dön


Kamu emekçilerinden genel grev kararı
Aslı Gül
İngiltere’de emeklilik yaşının 60’dan 65’e yükseltilmesi de dahil, emeklilik hakkına saldırıyı içeren yasa değişikliğine karşı, 5 sendikada yapılan grev oylamasında ezici çoğunlukla grev kararı çıktı. Sendikalar, hükümet ve belediye yetkilileri ile görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine, 23 Mart’da bir günlük grev ilan ettiler.
UNISON, TGWU, UCATT, Amicus ve PCS sendikalarının yaptıkları grev oylaması 9 Mart’da sonuçlandı. 5 sendikaya üye 1.5 milyonu aşkın emekçiyi kapsayan oylamada yüzde 73 ve 87 dolayında bir çoğunlukla , 23 Mart’da yapılacak bir günlük genel greve “Evet” kararı çıktı.
Kuzey İrlanda’da 40 bin üyeye sahip NIPSA (Kuzey İrlanda Kamu Hizmetleri Birliği) Sendikası da, yapılan grev oylaması sonucu yüzde 66 gibi bir oranla greve evet dedi.
Dürzi lider Şam’ı suçladı
Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat, 14 Şubat’ta suikasta kurban giden eski başbakan Refik Hariri’nin suikasttan önce kendisinin ya da Canbolat’ın başına birşey geleceği endişesiyle uyarıda bulunduğunu öne sürdü. İngiliz The Times gazetesine demeç veren Canbolat, 14 Şubat’tan 2 gün önce Hariri’nin kendisini davet ederek uyardığını belirtti ve “Bana, 2 hafta içinde ya senin ya da benim başıma birşey gelecek dedi” ifadesini kullandı. Suriye, eski başbakanın suikastıyla bir ilgisi olmadığını açıklamıştı. Ancak Suriyeli ve Lübnanlı birçok yetkiliyle mülakatlar yapan Times gazetesi, bunun tersini ileri sürdü. Gazetedeki haberde, Hariri’nin Suriye’den Lübnan’ın iç işlerine karışmamasını istemesinin Suriye hükümetini rahatsız ettiği iddia edildi. Ayrıca, Lübnan hükümetinin Suriye’nin baskısıyla Hariri’nin etrafındaki güvenlik servislerini geri çektiği de öne sürüldü.
Ukrayna’dan füze satışı
Financial Times gazetesi, Ukrayna’nın, 2001’de İran ve Çin’e menzili 3000 kilometre olan toplam 18 adet X-55 füzesi sattığını yazdı. Gazete, Ukrayna Başsavcısı Svyatoslav Piskun’un açıklamalarına dayanarak yayımladığı haberde, füzelerin 12’sinin İran’a, 6’sının Çin’e nükleer başlıksız satıldığını ifade etti. Habere göre, Piskun, bir önceki hükümet döneminde bu satışlarla ilgili olarak bir Ukraynalı işadamının tutuklandığını ve duruşmasının geçen yıl gizlice başlatıldığını söyledi. Bu satışın arkasında olduklarından şüphelenilen 2 Rus işadamından birinin geçen yıl Prag’da tutuklandığını belirten Puskin, bu kişinin iade edilmesi talebinde bulunulduğunu anlattı. Puskin ayrıca, Japonya’nın, Çin’e satılan füzelerin Kuzey Kore’ye gönderilmesinden endişe ettiğini belirtti.
Bulgar ordusu da çekilecek
Bulgaristan, Irak’ta görev yapan askerlerini çekeceğini açıkladı. Irak’ta 450 askeri bulunan Bulgaristan, bu yılın sonunda ülkeden tamamen çekileceğini bildirdi. Bundan önce İtalya, Ukrayna ve Polonya, ülkedeki askerlerini çekeceğini söylemişti. Bulgar hükümetinin bu kararı, ülkede artan baskılar ve yaklaşan genel seçimler nedeniyle aldığı belirtildi. Kararda ayrıca işgalin ilk günlerinde öldürülen 8 Bulgar askerinin yanı sıra geçtiğimiz hafta ABD askerleri tarafından vurulan bir çavuşun ölümünün etkili olduğu ifade ediliyor. Bulgar çavuşun ABD askerleri tarafından öldürülmesinin ardından Bulgaristan’ın vakit geçirmeden askerlerini çekmesi için faaliyete geçen muhaliflerin, hükümeti zor durumda bıraktığı belirtildi. İşgal koalisyonunun önemli müttefiklerinden olan Bulgaristan’ın Savunma Bakanı Nikolai Svinarov, “Birliklerimizin 2005 sonunda Irak’tan çekilmesi için çalışmalara başladık. Fakat Irak’ta bulunmamız gerekli ise, bunu asker göndermek dışında yapacağız” dedi. Bulgar halkının yüzde 70’inin Irak işgaline karşı olduğu biliniyor. Sosyalist Parti, haziran ayında yapılacak seçimleri kazanırsa işgal ortaklığını sona erdireceğini ilan etmişti.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net