www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Kömürde açan çiçek: Zonguldak
Behçet Kalaycı’nın bu satırları Zonguldak’ın şiirsel tanımı. Zonguldak’ın “Emeğin Başkenti” olarak anılması, bu özelliğinin çeşitli araştırmalarla kanıtlandığı hepimizin bildiği bir gerçek.

Bilimsel bir zeminde tartışmak için...
“Kürdistan tilkisi” adı üzerine koparılan bilimdışı yaygara sürerken, konuyu bilimsel veriler ile tartışmak isteyenlerin bir başucu kitabı var: Bilim Dilinde Kürtler.

Türkiye nereye?
Pozitif bilimler sosyalleştiği, sosyal bilimler ise daha fazla toplumsallaştığı müddetçe bilim olma özelliğini kazanır. Bu süreç, bilimin kendinden menkul kuralları ve ilkeleri çerçevesinde gerçekleşmez kuşkusuz.


Kömürde açan çiçek: Zonguldak
“Zonguldak’ta yarı gecede bir rüzgar eser. Üzülmez deresi boyunca denize doğru esen bu rüzgar sanki bir ağıttır. Karaelmas şehitlerine yakılmış bir ağıt. Yaz kış hiç susmaz... Urfa’ya “Şanlı”,Antep’e “Gazi” demişiz. Barışta, savaştan çok şehit veren Zonguldak için ne diyeceğiz?”
Behçet Kalaycı’nın bu satırları Zonguldak’ın şiirsel tanımı. Zonguldak’ın “Emeğin Başkenti” olarak anılması, bu özelliğinin çeşitli araştırmalarla kanıtlandığı hepimizin bildiği bir gerçek.
Zonguldak “ekmek kapısı” olarak göç alan bir kentti. TTK’nın küçülmesi Zonguldak’ın durumunu değiştirdi. Artık Zonguldak göç veren bir kent. Zonguldak’ın en şanslı yanı her dönemde Zonguldak’ın kültürüne sahip çıkan aydınları olması. Bu aydınlardan biri Hamit Kalyoncu. Kalyoncu’nun Zonguldak’la ilgili iki çalışması birden yayımlandı: “Kömürde Açan Çiçek” (Zonguldak Yöresinde Tarih-Toplum- Kültür), “Kömür Kokan Şiirler” (Türkiye’den ve dünyadan madenci şiirleri seçkisi).
“Kömürde Açan Çiçek”, Batı Karadeniz yöresinin tarihsel gelişimiyle başlayıp yörenin coğrafi özelliklerine uzanan, kültürünü halk sanatlarından yöre ürünlerini, söylencelerine inançlarına dek irdeleyen “Edebiyatta Zonguldak” ile noktalayan kapsamlı bir çalışma.
Bu çalışmada Zonguldak doğumlu sanatçılar (şairden, karikatüriste) kadar Zonguldak ile ilgili çalışmalar yapmış yazarlar , şairler de (Nâzım Hikmet, Reşat Enis, Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat, Orhan Veli, Fazıl Hüsnü, Mehmet Seyda ,Hasan Hüseyin, Gülsüm Cengiz vb.) çalışmalarının özellikleri ve biyografileriyle yer alıyorlar. Kitaba bir göz atmak bile Zonguldak’ın önemini vurguluyor. Tüm illerimize böyle çalışkan araştırıcılar diliyoruz.
Her iki kitabı Pervaz Yayınları basmış. M. Mahzun Doğan’ın yönettiği Pervaz Yayınları’ya ilişki kurabilmek için yazışma adresi :P.K:177 06442 Yenişehir-Ankara, Tel:0312-441 7227, GSM:0533-3101624, mahzun@penceredergisi.com
Hamit Kalyoncu ile ilişki kurmak için yazışma adresi:
P.K. 10 Zonguldak, Tel:372-2531742, GSM: 0532-7447664.
“Kömürde Açan Çiçek”; Hamit Kalyoncu; 671 sayfa, Araştırma-Derleme; Pervaz Yayınları...
“Kömür Kokan Şiirler / Madenci Şiirleri Seçkisi”; Hamit Kalyoncu; 380 sayfa, Antoloji; Pervaz Yayınları...


Başa dön


Bilimsel bir zeminde tartışmak için...
Şahin Bayar
Hürriyet gazetesi yazarı Yalçın Doğan, “Vulpes Vulpes Kürdistanicum” başlığıyla kaleme aldığı yazısında; içinde “Kürt” ya da “Kürdistan” ifadeleri geçen bitki ve hayvan türü isimlerini gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın böyle bir yakıştırma yaptığını savunan Yalçın Doğan, yazının sonunda ise ülkenin bölünmesinin hedeflendiğini ve bunun bilinçli bir şekilde yapıldığını ileri sürdü.
Yalçın Doğan’ın yazısından birkaç gün sonra harekete geçen Çevre ve Orman Bakanlığı, bir genelge yayınlayarak, bazı bitki ve hayvan tür isimlerini yeniden düzenlediğini açıkladı. Bütün bilimsel verileri ve kuralları elinin tersiyle iten bakanlık, kırk yıllık “Vulpes Vulpes Kürdistanicum”u (Kürdistan Tilkisi) bir günde “Vulpes Vulpes” (Kızıl Tilki) yaptı. Gerekçesi ise hazırdı; “Ülkenin üniter yapısını korumak...”
Yabancı kaynaklarda yerini alıyor
İşte, Biyolog Edip Polat’ın, Evrensel Basım Yayın’dan çıkan; “Bilim Dilinde Kürtler” kitabı, adları değiştirilmek istenen, “Kürt coğrafyası”ndaki bitki ve hayvan türlerini ele alıyor.
Kitapta; daha çok yabancı kaynaklarda yer alan, Türkçeye çok azı çevrilmiş, Türkiye üniversitelerindeki müfredatlarda bulunmayan, fakat dünya biyoloji literatüründe yer edinen, “Kurdica”, “Kurdicus”, “Kurdicum”, “Kurdistanica” ve “Kurdistanicum” gibi sözcükler bulunan bitkiler, resimleriyle birlikte ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor.
Kürtlerin yaşadığı bölgelerdeki hayvan türlerinin de incelendiği kitapta, çatışmalardan dolayı yaşanan canlı ve doğa tahribatına da dikkat çekiliyor.
“Kürt coğrafyasının flora ve fuanasına giriş” kabul edilen kitapta, çeşitli üniversitelerden bilim adamlarının düşünceleri de yer alıyor.
Bilim dili politik malzeme olmamalı
Kitaba bir yazı ile katkı sunan Prof. Dr. Mecit Vural, sanki Çevre ve Orman Bakanlığı’na yanıt veriyor; “4-5 senede bir KOD’la ilgili uluslararası bilimsel toplantılar yapılır. Kurallar orada değiştirilir ve yeni kurallar konur. Bilimsel çalışmalar da yasalara (bilim yasalarına) uygun olmalıdır. Bu konular politik malzeme yapılmamalıdır. Ben değiştirilmesi gerekir desem de bu isimler değişemez.”
Öte yandan, yazar Edip Polat’ın “Bilim Dilinde Kürtler” başlıklı çalışması nedeniyle yargı önüne çıktığını da unutmamak gerekiyor.


Başa dön


Türkiye nereye?
Pozitif bilimler sosyalleştiği, sosyal bilimler ise daha fazla toplumsallaştığı müddetçe bilim olma özelliğini kazanır. Bu süreç, bilimin kendinden menkul kuralları ve ilkeleri çerçevesinde gerçekleşmez kuşkusuz. Bizatihi bilimi üretenlerin hayata bakışları, dünyayı algılayış biçimleri ürettikleri bilime karakterini verir. Dolayısıyla bilim ile biliminsanı arasındaki ilişki, gerçekte biliminsanı ile dünya arasındaki ilişkinin bir yansımasıdır.
Prof. Dr. İzzettin Önder, Türkiye’nin önde gelen biliminsanlarından birisi. 25 yılı aşkın akademik yaşamına belki çok az sayıda “kitap” sığdırdı. Ama Türkiye’de biliminsanı denildiği zaman akla gelen ilk isimlerden birisi oldu hep. Bunu da iktisat gibi son derece ideolojik bir disiplini bir takım “nesnel” ilkelerle değil doğru bildiği, inandığı ilkeler çerçevesinde kavramasına ve tüm akademik hayatı boyunca bu ilkelere bağlı kalmasına borçlu. Amfilerle sınırlı bir biliminsanı kimliğini reddetti. Öğrenciler, işçiler, memurlar nerede kendisine ihtiyaç duydularsa, bunu bir görev kabul etti.
25 yıllık emek
Kadın hareketinde deneyimler
Amargi Kadın Dayanışma Kooperatifi’nce 2002 ve 2003 yıllarında düzenlenen “Kadın Hareketinde Mücadele Deneyimleri” başlıklı sunumlar kitaplaştırıldı. Türkiye’deki kadın hareketini inceleyen ve kadın yaşamının sorunlarını tartışan bu sunumlar, aynı zamanda kadına yönelik şiddetin, ayrımcılığın da boyutlarını ortay çıkarıyor. Hollanda Konsolosluğu’nun katkılarıyla yayımlanan kitaba, toplantılar esnasında yapılan tartışmaların yanısıra soru ve yanıtlar da dahil edilmiş. Söz konusu toplantılar, Türkiye’de 1980 sonrası kadın hareketini tartışmış ve kadınları farklı deneyimlerinin birbirlerine aktarma olanağı sağlamıştı. “Özgürlüğü Ararken” adlı kitapta, sınıfsal uyanışın yükseldiği 70’li yıllarda kadınları bir araya getiren ‘İlerici Kadınlar Derneği’nden, 12 Eylül’ün ardından yapılan ‘Dayağa Karşı Dayanışma Kampanyası’na; Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın çalışmalarından, Feminist, Kaktüs, Pazartesi gibi dergilere kadar gelen süreç anlatılıyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net