www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



ABD-Japon güvenlik
   anlaşmaları yenileniyor

ABD ve Japonya’nın önümüzdeki günlerde yeni bir güvenlik anlaşması imzalayacağı bildirildi. Bu anlaşma sayesinde Japonya, Uzakdoğu’da Çin’den daha iddialı bir güvenlik ağına sahip olacak, ABD ise tehdit olarak gördüğü Çin üzerindeki baskısını artıracak.

İşgal ortaklarına yeni rol
Irak seçimlerinin ardından birçok ülkenin Irak’tan çekilecek olması ABD’yi kaygılandırıyor.

Direnişle gizli müzakere
Amerikan Time dergisi, Irak’taki ABD’li komutanların, bazı direniş gruplarıyla gizli müzakereler içinde olduğunu bildirdi.


ABD-Japon güvenlik
   anlaşmaları yenileniyor
Japonya ve Amerika, ABD’nin Asya-Pasifik politikaları doğrultusunda şekillenecek yeni anlaşmalar yapmaya hazırlanıyor. ABD’nin bu anlaşmalar çerçevesinde olası bir Çin saldırısına karşı Tayvan’ı korumayı planladığı belirtilirken Japonya, Tayvan’ın Çin saldırısına karşı korunması konusunda daha temkinli davranıyor.
Japon Dışişleri Bakanı Nobutaka Maçimura ve Özsavunma Güçleri Şefi Yoşinori Ono’nun geçtiğimiz günlerde, ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve Condoleezza Rice ile görüştükleri belirtildi. Görüşmelerde Japon bürotkratların Tayvan ve Güney Kore’nin güvenliği konusunda ABD ile ‘ortak strateji’ belirlemeyi umdukları ifade edildi. Dışişleri Bakanı Maçimura ziyaretleri ile ilgili olarak “ABD hükümeti ile bölge güvenliği için, ortak çıkarlar doğrultusunda aynı anlayışa varacağımızı umuyoruz. Bu Japonya açısından büyük bir stratejik kararın ilk adımı olacaktır” şeklinde konuştu.
Pentagon ile birleşin!
Görüşmelere katılan ABD Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Sekreteri Kurt Campell, “Görüşmeler sayesinde anlaşılmıştır ki, ABD ve Japonya geçmiştekinin aksine, Tayvan barışı ve istikrarı konusunda paralel çıkarları gözetmektedirler” dedi. Bush’un yakın danışmanlarından olan Campel ayrıca, güvenlik anlaşmalarındaki tarzın Japonya’nın, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon ile birleşmeleri doğrultusunda olacağını da sözlerine ekledi.
Diğer yandan Japonya ile Çin’in ilişkilerinin giderek kötüleştiği ve bu bağlamda Japonya’nın yeni güvenlik politikasında Çin’i bir tehdit olarak gördüğü biliniyor. Uzmanlar bu durumda, geçtiğimiz sene Çin denizaltılarının Japonya karasularına girmesinin etkili olduğunu söylediler. Çin’in Japon karasularını ihlali sonrasında, Japonya son 50 yıldır ikinci kez güçlerini alarma geçirmişti.
Çin, ABD güçlerini tehdit ediyor
Tüm bu gelişmelere rağmen Pekin ve Tokyo hükümetlerinin Batı Çin denizi üzerinde ortaklaşa bir enerji santrali kurmayı planladıkları da öğrenildi. ABD’nin Japonya büyükelçisi bu ortak çalışma ile ilgili, “Japonya’nın Çin ile olan ilişkileri iki kola ayrılmış durumda. Ekonomik alandaki ilişkiler gün geçtikçe yakınlaşırken, politik ilişkiler hâlâ gerginliğini koruyor. Şüphesiz bu durum sonucunda Çin zararlı çıkacaktır” dedi. ABD, bölgede güvenliği tehdit eden konuların başında Çin’i gösterirken, CIA Başkanı Porter Goss, “Gelişen Çin, bölgedeki ABD güçlerini tehdit ediyor” dedi. Bush’un Avrupa’da Avrupa Birliği’nin Çin üzerindeki silah ambargosunu kaldırmaması için baskı yapacağı da belirtildi.


Başa dön


İşgal ortaklarına yeni rol
Irak seçimlerinin ardından birçok ülkenin Irak’tan çekilecek olması ABD’yi kaygılandırıyor. Amerikan askeri yetkililerinin bu nedenle Irak’ta bulunan işgal koalisyonunun yapısı ve çalışma tarzı konusunda bazı değişiklikler yapmaya hazırlandıkları belirtildi. Bu hafta konuya ilişkin toplantıların yapılmasının beklendiğini belirten yetkililer, bazı ülkelerin yakın zamanda askerlerini çekeceklerini belirterek bu ülkelere Iraklı güçlerin eğitiminde daha aktif rol almaları önereceklerini söylediler. Amerika ve işgale destek veren ülkelerin askeri liderlerinin bugün ve çarşamba günü bir araya gelecekleri açıklandı. Amerikan ordusu komutanlarından David Greco, ‘koalisyon ortaklarından’ Iraklı askerlerin eğitimi konusunda yardım isteyeceklerini söylerken ABD’li general John Castellaw da birçok ülkenin askerlerini Irak’ta tutmasındansa eğitim konusunda yardımcı olmasının daha iyi olacağını ileri sürdü.
İşgal askerleri çekilmeli
Diğer yandan Iraklı Şii lider Mukteda es Sadr, seçimlerin ardından yaptığı ilk açıklamada işgal askerlerinin çekilmesinin zamanının geldiğini söyledi. Sadr hafta sonu Şiilere yönelik düzenlenen kanlı saldırıları da kınadı. Sadr, El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada Amerikan güçleri orada bulundukça kendisinin politik sürece katılmasının söz konusu olmadığını da belirterek Şiilere yönelik saldırıların amacının da iç savaş çıkarmak olduğunu söyledi. Sadr Iraklı tüm partilere bir çağrı yaparak “İşgal güçlerinin burada kalmasını meşrulaştırmak için ihtiyaç duydukarı ortamı yaratmayalım” dedi.
Sadr seçimlerin işgal altında yapıldığını yeniden hatırlatarak “Eğer yeni hükümet işgal güçlerinin çekilmesini istemezse seçimin hiçbir anlamı olmayacaktır” dedi.
Seçimin işgalcilerin gitmesi için bir kapı açmasının önemli olduğunu belirten Sadr “Ama bu olmuyorsa Irak için bir anlamı” yok dedi. Sadr işgal sürdüğü sürece yeni hükümete de anayasaya da destek vermeyeceğini belirterek, işgalcilerin gölgesi altında oluşturulacak anayasada önceliğin de işgalcilere olacağını söyledi.
Türkmenler: 1 milyon oy kayıp
Irak Türkmen Cephesi ise, Irak’ta 30 Ocak’ta yapılan seçimlerde Türkmenlere ait 1 milyon oyun kaybolduğunu ileri sürdü. Seçimlerde Türkmenlere haksızlık yapıldığını savunan Irak Türkmen Cephesi Yürütme Kurulu Üyesi Abdülkadir Bezirgan, Kürt partilerden 300 gözlemci görevlendirilirken, Türkmen Cephesi’nden sadece 20 gözlemci görevlendirildiğini belirtti. Bezirgan, Türkmenlerin oylarının büyük bölümünün geçersiz sayıldığını, bazı bölgelere sandıkların ulaşmadığını, bazı bölgelerde de sandıkların kaybolduğunu söyledi.
Aynı zamanda Erbil İl Başkanı da olan Bezirgan, partisinin seçimlere başka Türkmen partileri gibi Kürt partilerle girmemekle hata ettiğini de belirtti. Bezirgan, “Kürt partileriyle birlikte seçime girseydik parlamentoda daha fazla söz hakkına sahip olurduk” dedi.


Başa dön


Direnişle gizli müzakere
Amerikan Time dergisi, Irak’taki ABD’li komutanların, bazı direniş gruplarıyla gizli müzakereler içinde olduğunu bildirdi. Derginin muhabiri Michael Ware, başkent Bağdat’ta, ABD denetimindeki “Yeşil Bölge” içinde yapılan bir görüşmeyi ayrıntılarıyla aktararak, söz konusu direniş grubunun talepleri hakkında bilgi verdi. Muhabirin anlattığı görüşmede direnişi temsil eden Saddam Hüseyin rejiminin eski üyelerinden biriydi.
İşgalcileri ise bir sivil ve bir subay temsil etti. Görüşmede, direniş temsilcisinin “Şii dini liderlerin kuracağı yeni hükümet İran’ın güdümünde olacak” dediği ve Irak’ın geleceği üzerine tartışıldığı, temsilcinin ayrılırken “Sizinle çalışmaya hazırız” diye konuştuğu belirtildi. Adı açıklanmayan Iraklının hangi direniş grubunu temsil ettiği bilinmiyor. Ancak Time, böylece, direnişçilerin bir kısmının “silah bırakmaya” hazır olduklarının görüldüğünü öne sürdü.
Bölünmeyi derinleştirme çabası
Dergiye bilgi veren bir Iraklı, daha önce benzer iki toplantının yapıldığını belirtti. Washington’daki kaynaklar da, “Sünni direnişin temsilcileri ile ilk kez doğrudan temas kurulduğunu” doğruladılar.
Gözlemciler, Irak’taki son gelişmeler nedeniyle direniş saflarında bazı bölünmeler yaşandığını ve ABD’nin bu bölünmelerden faydalanmayı umduğunu belirttiler. Bu yöndeki en önemli gelişme, geçen ay yapılan “genel seçimler”e yüzde 60’a yakın katılım olması oldu. Time’a konuşan üst düzey bir direniş komutanı, “Esas olarak eski subay ve Baasçılardan oluşan bazı ulusalcı gruplar, ‘hem savaşıp hem görüşme’ taktiğine doğru ilerliyor” diye konuştu. Direnişçilerin ABD ordusuna yönelik saldırıları durdurmaya niyetli olmadığı belirtiliyor. Iraklı temsilciler, görüşmelerde Sünni kesimin siyasi arenada temsilcisi olduklarını söyleyerek, ABD’nin “Sünni Üçgeni” olarak adlandırdığı bölgedeki işgalci saldırılarının durdurulmasını talep ediyorlar. İlk aşamada, ABD’den, geri çekilme için bir takvim belirlemesi isteniyor. Ancak ABD, bu isteği bugüne dek reddetti.
Sinn Fein örneği
Çekilme planı onaylandı
İsrail kabinesi, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki 25 Yahudi yerleşim biriminin boşaltılması planını onayladı. Kabinede ırkçı duvarın inşasının devamı da karar altına alınırken, Filistin tarafı duvar inşasının devam etmesinin barışın önünü tıkayacağını açıkladı. Yerleşimlerin boşaltılması kararı, 5’e karşı 17 bakanın onayıyla alındı. Boşaltmayla ilgili kararlar, Başbakan Ariel Şaron ve Savunma Bakanı Şaul Mofaz tarafından imzalanarak, bu hafta içinde tüm yerleşimlere iletilecek. Şaron, Gazze ve Batı Şeria’daki yerleşimlerin taşınması kararını “İsrail Devleti’nin geleceği için gerekli, hayati bir adım” olarak niteleyerek “Hem yerleşimlerin sakinleri ve İsrail vatandaşları, hem de benim ve eminim tüm kabine üyeleri için zor bir adım” dedi. Şaron, Gazze ve Batı Şeria’daki bu yerleşimlerin taşınmasıyla, Batı Şeria’daki Guş Etzion, Ma’aleh Adumim ve Ariel gibi geniş Yahudi yerleşkelerinin İsrail’in elinde tutulmasının mümkün hale geleceğini de söyledi. İsrail kabinesi ayrıca, Yüksek Mahkeme tarafından daha önce itiraz edilen yeni ‘güvenlik’ duvarı güzergâhını da gözden geçirilen şekliyle onayladı. Filistin’in İsrail ile müzakerelerden sorumlu Bakanı Saib Erakat ise, İsrail’in ırkçı duvarın yeni güzergâhını onaylamasının, barış sürecini baltalayacağını söyledi. Erakat, “Duvarın inşasının devamı, barış sürecini baltalayacak ve ‘yol haritası’nı izlememizi engelleyecek” dedi.
Suriye, ABD ve İsrail’i suçladı
Suriye hükümeti Lübnan eski Başbakan’ı Refik Hariri’nin öldürülmesinin ardından kendilerini hedef gösteren Amerika ve İsrail’i kınadı. İsmini açıklamak istemeyen bir yetkili, Hariri’nin öldürülmesinin ardından Suriye’ye karşı bir kampanya başlatıldığını ve Suriye’nin tecrit edilmek istendiğini söyledi. Yetkili Ürdün ve Suriye üzerindeki baskının aslında İsrail’in bölgedeki çıkarlarına hizmet ettiğini belirtti. Amerika ve Fransa’nın Hariri suikastı ile ilgili uluslararası soruşturma açılması çağrısı yapmasının ardından Lübnan’da muhalefetin hükümete karşı ayaklanma ilan ettiğini hatırlatan yetkili, olaylara Ameirka ve İsrail’in bakış açısından bakıldığını söyleyerek “Suriye, terörist İsrail’in Arap topraklarını işgallerine karşı çıkacaktır” dedi. Suriye ve Lübnan arasında yüzyıllardır devam eden iyi ilişkiler olduğunu söyleyen yetkili, bölgeye yönelik tehditlere karşı da ortak hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
İsrail Avustralya’da üs kuruyor
ABD’li güvenlik uzmanları İsrail’in bölgedeki olası ‘düşman’ aktivitelerini izleyebilmek amacıyla Avustralya’da üs kurmaya çalıştığını açıkladılar. ABD ordusu ve Savunma Bakanlığı bünyesinde çalışan Paul Buchanan, üs kurma fikrini görüşmek üzere Avustralya’ya giden İsrailli diplomatın ilk anda kovulduğunu belirtti. Buchanan, Avustralya hükümetinin kovduğu fakat ülke istihbahratını genişletmekte ısrarlı olan İsrailli diplomatın daha sonra ülkenin Genel Kurmay Başkanı General Philip Ruddock’un kızı ile görüşmeler yaptığını da sözlerine ekledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net