Bir yandan hayvancılık destekleniyor denirken, diğer yandan besicilere kg başına verilen et teşvik primi 30 Eylül 2004 ‘de 1 milyon TL’den 500 bin TL’ye indirilmiş; süt üreticileri, tam bir TEKEL yaratan süt fabrikaları karşısında sahipsiz bırakılmıştır. Yem fiyatları süt fiyatını geçmiş; süt üreticisi sattığı 1 kilo sütle 1 kilo yem alamaz duruma gelmiştir. Kooperatiflere verilen hayvanlarda sertifikalı olma koşulu aranmamakta; sertifikasız hayvanlarla hayvancılığımızın geleceği karartılmaktadır.
Kendinden önceki hükümetin uyguladığı politikaları eleştirerek iktidara gelen AKP, 2 yılı aşan iktidar döneminde bu politikalarda en ufak değişikliğe gitmedi. Çiftçiyi ezdiğini, perişan ettiğini iddia ettiği politikaları acımasızca aynen uyguladı. Çiftçinin durumu düzelmek bir yana, iyice bozuldu. Çiftçi 2002’yi mumla arar hale geldi. AKP iş başına gelirken şikâyet konusu yaptığı her şeyi unuttu. Tarımın yeterince desteklenmediğini söyledi, onu unuttu; girdi fiyatlarının çok yüksek olduğunu söyledi, onu unuttu. Ürün fiyatlarının düşüklüğünü söyledi , onu unuttu. Dahası, Acil Eylem Planı’nda “mazot gibi kalemlerdeki ağır vergileri azaltarak, çiftçinin tahammül edilemez yükünü kaldıracağız” dedi. Onu da unuttu. Hem öylesine unuttu ki, Sayın Başbakan, Erzurum’da çiftçileri azarlarken yaptığı gafı, II. Tarım Şûrası’nda yüzlerce çiftçinin önünde yineledi: “Mazota yüzde 40 destek veriyoruz. Daha ne istiyorsunuz ? Bu millet hep sizi mi besleyecek?” dedi. Şûra’da bir çiftçinin yüksek sesle söylediği gibi, “hani nerede mazot desteği?” Gerçi, Sayın Başbakan, nihayet gübre ve mazota destek vereceklerini söyledi, ama, tekzip bir hafta sonra Tarım ve Köyişleri Bakanı’ndan geldi. Sayın Bakan, gübre ve mazot desteği için bütçeye ödenek koyulmadığını, ayrıca henüz bir kaynak da bulunmadığını düzenlediği basın toplantısında içtenlikle itiraf etti.