www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Piyasa için düzenleme
Hükümet, yeni Tarım Yasa Tasarısı ile bundan sonraki tarım politikalarının genel ilkelerini belirledi. Tasarıda tarım politikalarının temel ilkeleri, “uluslararası taahhütlere uyum, özel sektörün rolünün artırılması, piyasa etkinliğinin artırılması, sözleşmeli üreticiliğin yaygınlaştırılması” şeklinde sıralanıyor.

“Stand-by süreci devam ediyor”
IMF Avrupa Birinci Bölgeden Sorumlu Direktörü Michael Deppler, Türkiye ile IMF arasındaki yeni stand-by anlaşmasıyla ilgili sürecin devam ettiğini söyledi.


Piyasa için düzenleme
Nur Karaoğlu
Avrupa Birliği (AB) süreci ile bir anda hükümetin ve Türkiye’nin önemli gündem maddesi haline gelen tarımda, bundan sonra izlenecek yol haritası belli oldu. Hükümet, hazırladığı yeni Tarım Yasa Tasarısı’nın temel ilkelerinin ilk sıralarında, “AB’ye uyum, sektörün daha fazla piyasa mekanizmasına açılması, Tarım Bakanlığı’nın görevlerinin yerellere devredilmesi, üreticileri ırgat haline getiren sözleşmeli üreticilik” yer aldı.
Tasarının amacı, tarımın ve kırsal alanın güçlendirilmesi olarak gösterildi. Ancak, neredeyse tasarının her maddesinde Türkiye kırsalının gerçekleri yerine uluslararası kuruluşların taahhütlerinin yerine getirileceği ve tarım politikalarının bu şekilde belirleneceği ifadeleri yer aldı. 5’inci maddede tarımın politikalarının temel ilkeleri sıralandı. Temel ilkeler arasında, “tarımsal üretim ve kalkınmada bütüncül yaklaşım” ilk sırada yer alırken, ikinci sırada “uluslararası taahhütlere uyum” ilkesi geldi. Bu ilkeleri ise özel sektörün uyumunun artırılması izledi. Tasarının değişik maddelerinde tarım politikalarının belirlenmesinde AB’nin ve uluslararası kuruluşların isteklerinin yerine getirilmesinin öncelikli olacağının altı çizildi. Tasarı ile bundan sonra, tarımın devlet denetiminden ve desteğinden uzaklaştırılarak, piyasa koşullarına tamamen terk edileceği hüküm altına alındı.
Devlet sadece denetleyecek
Temel ilkeler arasında, “tarım ürünleri fiyatlarının devlet müdahalesi ile değil, pazar şartlarında oluşması” ilkesi de göze çarparken, tarımda devletin rolü, “kural koyucu, politika yapıcı ve denetleyici” olarak tanımlandı. Devletin rolünün tanımlandığı maddede “tarımsal hizmetlerde de devletin üretim, işleme, pazarlama gibi faaliyetlerden bu süreç içerisinde geriye çekilmesi buna karşılık bu faaliyetlerde özel sektörün rolünün artırılması” ifadesi ile tarımın her aşamasının tamamen ulusal ve uluslararası şirketlere terk edileceğinin işareti verildi.
Tasarının 7’inci maddesinde Tarım Bakanlığı’nın kamu alanının tüm sektörlerden tasfiyesini öngören kamu reformu ve AB’nin istekleri doğrultusunda yeniden yapılanması gerektiği belirtildi. Tasarıyla, devletin görevi olan tarımsal yayım ve eğitim hizmetlerinin özel sektöre devredilmesinin önü açıldı.
Irgat sistemi
Tasarıya göre, üreticiyi, şirketlerin ırgatları haline getiren sözleşmeli üreticiliğe tarımda bundan sonra temel üretim modeli olarak ağırlık verilecek. Tasarının 12’inci maddesinde, sözleşmeli üreticiliğin yeterince geliştirilmediğine dikkat çekilirken, bundan sonra sözleşmeli üreticilik geliştirilerek, sözleşmelere uyulmaması durumunda denetim Tarım Bakanlığı’nda olacak.
AB’ye uyum süreci doğrultusunda, sürekli tarımsal nüfusun fazlalığından şikâyet edilirken, tasarıyla bundan sonra küçük üreticinin yaşama şansı olmayacağı da ortaya çıktı. Tasarıya göre, ileri teknoloji tekniklerini kullanan, nitelikli eleman istihdam edebilen, iç ve dış pazarın ihtiyaç duyduğu ürünleri yetiştiren optimum işletme büyüklüğüne sahip işletmeler, entegre tesise sahip alanlarda bir araya getirilecek.
Değişen bir şey yok
Tasarının getirdiği en büyük yeniliklerden biri de Tarımsal Destekleme Koordinasyon Kurulu’nun kurulması. Kurul 5 kişiden oluşurken, Tarım Bakanı ve Müsteşar dışında, kurulun diğer üyeleri Maliye-Hazine ve DPT bürokrasisinden gelecek. Yani tarımsal desteklemeler konusunda Tarım Bakanlığı’nın değil, Hazine ve Maliye aracılığıyla bundan sonra da IMF’nin belirleyici olacağı açıkça ortaya konulmakta.
Tasarının 17’inci maddesinde ise destekleme programlarının belirlenmesindeki ilke ve stratejiler sıralandı. Destekleme programının belirlenmesinde de AB’ye uyum ve uluslararası kuruluşların taahhütleri belirleyici olacak. Desteklemelerin belirlenmesindeki temel ilkelerde “AB ve diğer uluslararası taahhütler ile uyumlu olması, üreticilerin piyasa koşullarında faaliyetlerini yürütmesi, kullanılacak kaynağın adil ve etkin bir şekilde dağıtımının sağlanması, sözleşmeli üretimin geliştirilmesi” olarak ifade edildi.

BAKANDAN ‘TARIM BİTEBİLİR’ İTİRAFI
Tarım Bakanı Sami Güçlü, Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Birliği’nin tarım sektöründe Türkiye’nin önüne koyduğu politikaların yaşama geçirilmesi durumunda, Türkiye’de tarım sektörünün bitebileceğini itiraf etti. Ankara’da gerçekleştirilen Tarım İl Müdürleri Toplantısı’nın sonunda bir değerlendirme konuşması yapan Güçlü, DTÖ ve AB’nin istekleri doğrultusunda “korumacı politikaların büyük oranda terk edilmek zorunda kalınacağı” mesajını vererek, “En temel ürünlerin üretimini sürdürme imkanını bulamayacağımızı biliyoruz” dedi.
Bakan Güçlü, DTÖ’nün kararlarının da uygulanmasıyla 10-12 sene içinde Türkiye tarımının rekabet gücünü yitirebileceğini söyledi. Güçlü, “Bu topraklarda insanlar üretim yapamayabilir, bizi büyük bir mücadele bekliyor” dedi. AB direktifleri doğrultusunda tarımsal nüfusun yüzde 15’e düşürüleceğini anımsatan Tarım Bakanı Sami Güçlü, “Yüzde 15’e düşse bile, yüzde 15’in gelirinde çok ciddi düşmeler meydana gelecek” dedi.

YIKIM POLİTİKALARINA DEVAM
Ziraat Mühendisleri Odası İkinci Başkanı Turhan Tuncer, tasarının DB ve IMF ile birlikte yürütülmekte olan istikrar programının bitmesinden sonra devreye girecek şekilde hazırlanmış bir metin olduğuna dikkat çekerek, temel olarak 1999’dan sonra uygulanan politikaların aynen sürdürüleceğini, bundan sonra uygulanacak tarım politikalarına da IMF ve DB’nin gölgesinin düştüğünü belirtti. IMF ve DB ekseninde sürdürülen politikalar sayesinde tarımın dibe vurduğunun altını çizen Tuncer, tarım sektörünün 2003 yılının rakamlarının negatif olduğunu, uygulanan IMF ve DB eksenli politikaların Türkiye tarımına yarar sağlamadığını ifade etti. Tuncer, çözümün tarımsal ve kırsal kalkınmayı sanayi entegrasyonu ile buluşturmaktan geçtiğini kaydederek, Tarım Bakanlığı’nın teşkilat yapısının bu gerçeğe uygun olarak güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.


Başa dön


“Stand-by süreci devam ediyor”
IMF Avrupa Birinci Bölgeden Sorumlu Direktörü Michael Deppler, Türkiye ile IMF arasındaki yeni stand-by anlaşmasıyla ilgili sürecin devam ettiğini söyledi. Teşvik Yasası tartışmasıyla gerilen Türkiye IMF ilişkilerinde hükümetin yasayı alt komisyona göndermesinin ardından IMF’den de stand-by süreci sürüyor açıklaması geldi.
Reformlar sürmeli
Deppler, Türkiye-ABD Bilim Adamları ve Akademisyenler Derneği’nin (TASSA) ilk yıllık toplantısında, IMF Türkiye Masası Şefi Rıza Moghadam’ın yönettiği bir panelde yaptığı konuşmada Türkiye’nin ekonomik programının, hükümetin uyguladığı başarılı politikalarla önemli reformlar getirdiğini ileri sürdü. Avrupa Birliği’nin de reform ortamına yardım ettiğini savunan Deppler, ancak daha yapılması gereken reformlar olduğunu iddia etti. Ekonomik krizden önce Türkiye hükümetlerinin IMF ile görüşmelere geldiklerinde, ihracatta rekabeti sürdürmek ve kamu borçlarının finansmanını öncelikli gördüklerini, enflasyonu düşürme ve para politikalarını düzenlemeye yoğunlaşmadıklarını söyleyen Deppler, IMF destekli son ekonomik programın, para politikalarının nasıl formüle edileceği yönünde büyük bir değişiklik getirdiğini, enflasyonu aşağı çektiğini kaydetti.
Dünya Bankası’ndan kullanılan krediler
Türkiye, 1992 yılından 2004 yılına kadar Dünya Bankası’ndan 4 milyar 894 milyon 712 bin 200 ABD Doları proje kredisi kullandı. Projelerin danışmanlık hizmeti için 199 milyon 810 bin 495 ABD Doları ödendi. Devlet Bakanı Ali Babacan’ın, DYP Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan’ın yazılı soru önergesine verdiği cevaba göre, Dünya Bankası’ndan alınan proje kredilerinde 600 milyon ABD Doları ile Tarım Reformu Uygulama Projesi ilk sırada yer alıyor. Marmara Depremi Acil Yenileme ve Yapım Projesi 505 milyon ABD Doları ile ikinci sırada, 500 milyon ABD Doları ile Sosyal Riski Azaltma Projesi üçüncü sırada bulunuyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net