SSK İlaç Fabrikası’nın önemi daha da arttı
Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, ilaç sektöründe büyük yolsuzlukların yapıldığı ve fahiş fiyatlarla pazarlama yapıldığı bir dönemde SSK İlaç Fabrikası’nın kapatılmasının, piyasayı denetimsiz bırakacağı uyarısında bulundu. Öztaşkın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki en ucuz ilaç üreticisi konumundaki fabrikanın ürettiği 20 çeşit ilacın, diğer firmaların ürünlerinden yüzde 20 ile yüzde 646 arasında değişen oranlarda ucuz olduğunu söyledi. SSK’nın sağlık harcamaları içinde en büyük kalemi ilacın oluşturduğunu, 2004 yılında bu rakamın 2.4 katrilyon liraya ulaştığını dile getiren Öztaşkın, şöyle konuştu: “İlaç fabrikasının önemi burada ortaya çıkıyor. Bakanlığın yaptığı hesaplamaya göre, fabrikanın üretimi, ilaç harcamasının yüzde 3’ünü karşılıyor. Gerçek katkının ise yüzde 10 civarında olduğu tahmin ediliyor. Çünkü, diğer firmalarda ilaç fiyatlarını fabrikaya göre belirlemek durumunda kalıyor. Fabrika bu özelliğiyle piyasada denetim ve düzenleyici rol üstleniyor.” Fabrikanın yıllardır kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını anlatan Öztaşkın, şunları kaydetti: “Özel sektör ve kimi politikacıların fabrikanın kapatılmasına ilişkin istekleri oldu. Sağlık Bakanlığı müfettişleri de buna yönelik raporlar hazırladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve SSK ise ilaç giderlerine katkısı dolayısıyla fabrikanın yaşatılmasını sağladı. Fabrikanın kapasitesinin artırılmasına ilişkin bazı girişimler de oldu, ancak çeşitli engellemeler nedeniyle bunlar gerçekleştirilemedi.” Öztaşkın, SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devrinin ardından sadece hammadde stokları tüketilene kadar fabrikadan alım yapılacağına dönük açıklamalar olduğunu dile getirerek, ilaçlar serbest eczanelerden alınacağı için fabrikanın ürünlerinden alım yapılmayacağını ifade etti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve SSK’nın fabrikaya ilişkin tutumunun ortada oluğunu dile getiren Mustafa Öztaşkın, “Ancak inisiyatif hastanelerin devri ve ilaç alımının dışarıdan karşılanması nedeniyle Sağlık Bakanlığı’na geçmiş durumda” dedi. Öztaşkın, fabrikanın daha iyi fiziksel imkân ve teknik ekipmanlarla, ilaç sayısını artırıp, serum üretimine de başlayarak faaliyetini sürdürmesini istediklerini kaydetti. Konuya ilişkin soruları yanıtlayan SSK İlaç Fabrikası Müdür Yardımcısı Metin Özatalay ise, SSK hastanelerinin devrinin ardından, ilaç fabrikasının geleceğine ilişkin henüz kendilerine bildirilmiş resmi bir karar bulunmadığını söyledi.
Kerbela anmasında ABD kınandı
İmam Hüseyin ile 72 arkadaşının Kerbela Çölü’nde öldürülmelerinin yıldönümü dolayısıyla, Halkalı’daki Aşura Meydanı’nda anma töreni düzenlendi. ‘’Türkiye Caferileri lideri’’ Selahattin Özgündüz, törende yaptığı konuşmada, dernek kurmak için gerekli başvurularda bulunduklarını ve ‘’Caferi-Der’’in yakın zamanda faaliyetlerine başlayacağını söyledi. Konuşmasında ‘’ABD’nin Suriye ve İran’a karşı tutumuna’’ da tepki gösteren Özgündüz, ‘’Bu saldırgan tutum İsrail’den başka kime hizmet etmektedir? ABD bu iki ülkeye saldırırsa, en büyük zararı ülkemiz görür’’ diye konuştu. Törende daha sonra Zeynebiye Gençlik Tiyatrosu’nun ‘’Mazlumun Dini Sorulmaz’’ adlı oyunu, Aşura Meydanı’nda sergilendi. Hilal Mahmudoğlu Hasanov ile Kasım Alcan’ın yönetmenliğini yaptığı ve 350 metrekarelik doğal kum sahnede sergilenen oyunda, Hazreti Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişi canlandırıldı. Oyunu izleyen Guinness (Dünya Rekorlar Kitabı) Türkiye FahriTemsilcisi Prof. Dr. Orhan Kural, 840 oyuncunun rol aldığı gösterinin’’Dinsel bir tiyatroda en fazla oyuncunun sahnede yer alması’’kategorisinde rekora aday olduğunu bildirdi. Kerbela katliamının 1325’inci yıldönümü nedeniyle Ankara’da düzenlenen Aşure Töreni’nde konuşan Dünya Ehlibeyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun, “Alevi-Sünni ayrımı yok. 17’nci yüzyıldan sonra Osmanlı’yı bölmek için hazırlanan bir tuzak” iddiasında bulundu. Törene katılan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve Milli Savunma Bakanı’nın da “seyit” olduğunu belirten Altun, AKP hükümetinin çalışmalarını takdirle karşıladıklarını ifade etti. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, “Alevilik ile ilgili bölümün Alevilerce yazılmasını” kabul etmeyeceklerini söyledi. Ayrılıklar üzerinden Türkiye’yi bölmek isteyenlerin olduğunu, misyonerlik faaliyetlerinin hızla yaygınlaştığı belirten Çelik, bu konularda dış güçlerin suçlanması yerine, özeleştiri yapılması ihtiyacı olduğunu söyledi. Halkı koyun sürüsüne, yöneticileri ise çobana benzeten Çelik, “Çoban koyunlara sahip çıkmıyor, kurtlar gelip koyunları yiyor. Çoban da kalkıp ‘kahrolsun kurtlar’ diye bağırıyor. Bu ancak ahmaklıkla olur” dedi. Törende söz alan Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan’ın konuşması Rıza Mumcu adlı bir dinleyicinin “Sapkın Aleviler diyen siz değil miydiniz” şeklindeki protestosuyla kesilirken, Kutan konuşmasını protestonun ardından bitirmek zorunda kaldı. Törende BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu da bir konuşma yaptı.
Yolunu beklerken kaza haberini aldı
Aliağa PETKİM’de taşeron bir firmaya bağlı olarak çalışırken iş kazası geçiren Mustafa Pala, halen komada. Ailesinin hastane kapısındaki endişeli bekleyişi sürüyor. PETKİM’in Etilen Fabrikası’nda önceki gün meydana gelen kazada Pala, “dram” adı verilen azot tankının içine düşerek zehirlenmişti. Önce Aliağa Devlet Hastanesi’ne ardından Tepecik SSK’ya kaldırılan Pala’nın hayati tehlikesi sürüyor. Yoğun bakımda tutulan ve bilinci kapalı olan Pala, suni solunum cihazıyla soluk alabiliyor. Evli ve iki çocuklu olan Pala, henüz 36 yaşında. Eşi Tülay Pala, hastane kapısında iyi haber bekliyor. Doktorların kendisine “Allah gençliğine, çoluk çocuğuna bağışlasın” deyip durduğunu belirten Pala, bu sözleri duymanın kendisini çok üzdüğünü söyledi. Eşinin daha önce 12 yıl Opel’de çalıştığını anlatan Tülay Pala, “Oradan atılınca bir market açtık. Yürümedi, kapattık. İşsiz kaldı, en sonunda bu işi buldu. Burada da bu kaza başımıza geldi. Şimdi biz ne yapacağız? Doktorlar kalp atışlarının normale döndüğünü söylüyorlar. Ama beyninde neler olduğunu, komadan çıkıp çıkmayacağını bilmiyorlar” dedi. Çiğli’de birlikte çalıştığı birkaç arkadaşıyla kiraladıkları bir evde kalan Mustafa Pala, Torbalı’da oturuyor. Eşi, yanlarına ancak üç haftada bir gelebilen Pala’nın yolunu gözlerken kaza haberini almış: “Balkondaydım, erken gelebilir diye yoluna bakıyordum. Komşudan telefona çağırdılar. ‘Meğer kaza olmuş’ Pala ile birlikte PETKİM’de faaliyet gösteren Konut Isı adlı taşeron firmada çalışan ve aynı evde kalan arkadaşı Nüfel Hatunoğlu ise Pala’nın 72 günlük işçi olduğunu söyledi. Hatunoğlu, “Kaza geçirdiği yer kapıya yakın bir yer. Hemen ambulansa alıp oksijen verdiler. Eğer kaza içeride olmuş olsaydı, ambulansa getirilmesi 10-15 dakikayı bulurdu ve kesin orada ölürdü” diye konuştu.
Melih Gökçek’e sokak protestosu
Ankaram Platformu üyeleri, sendikalaştıkları için işten atılan EGO işçileri ile beraber yaptıkları eylemde, Melih Gökçek’in işçilerin sendikalı olma hakkını, Ankaralıların ulaşım özgürlüğünü, kentlilerin katılım ve söz hakkını gasp ettiğine dikkat çektiler. Yüksel Caddesi’nde her cumartesi eylem yapan Ankaram Platformu üyelerine seslenen Taylan Ulaş Evcimen, EGO’da yaşanan gelişmelerin, Ankaram Platformu’nun mücadelesinin ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkardığına vurgu yaptı. Evcimen, EGO’da işten atmaların ardından, zaten çok kötü durumda olan toplu taşıma sisteminin işlemez hale geldiğini, otobüs kuyruklarının, bekleme sürelerinin ve otobüslerdeki kalabalıklığın dayanılmaz boyutlara ulaştığını dile getirdi. Toplu ulaşım hizmeti verdiğini iddia eden Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bir de “zarar ettiğini” söyleyerek, ulaşım ücretlerine keyfi zam yaptığına dikkat çeken Evcimen, “Böylesi bir mantıkla çalıştırılan EGO’nun bir de zarar ettiğini iddia etmek nasıl açıklanabilir? Bu, ancak EGO yoluyla elde edilen kaynakların nerelere harcandığını bilmemiz ile mümkündür. Belediye başkanı maalesef ne bilimi, ne insan haklarını, ne Ankaralıları ciddiye almamaktadır” dedi. Evcimen, EGO’da işten çıkarılan işçilerin kadrolu olarak tekrar işe alınmalarını istedi.
|