www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



YÖK affı siyasi buldu
Rektörler Komitesi, türbana serbesti ve öğrenci affı konusunu görüşmek üzere Ankara’da toplandı. YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, türban konusunda yapılacak düzenlemelerin Anayasa’ya karşı hile oluşturacağını belirterek, öğrenci affına da karşı olduklarını söyledi.

TEKEL İÇİN MALATYA’YA
TEKEL’in özelleştirilmesine karşı çıkan işçi ve üretici köylüler, yarın Malatya’da miting düzenliyor. Mitinge çevre illerden de katılım bekleniyor.

Araştırma görevlileri
   iş güvencisinden yoksun

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, araştırma görevlilerinin sözleşmelerinin 50/d maddesine göre yenilenmesiyle iş güvencesinin ortadan kalktığını söyledi.

GSS ek vergi getiriyor
İstanbul Tabip Odası (İTO) Basın Sözcüsü Osman Öztürk, Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile ilgili sorularımızı yanıtladı.


YÖK affı siyasi buldu
YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, üniversitelerde af kararının siyasi bir tercihi ifade ettiğini, kendilerinin ise bu karar içinde yer almayacaklarını söyledi.
Teziç, Rektörler Komitesi’nin toplantısı öncesi yaptığı açıklamada türban konusunda yargı kararlarına bağlı olduklarını ve bu konuda kanunların belli olduğunu belirtti. Teziç “Bu konu hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, hem Anayasa Mahkemesi hem de Danıştay’ın kararlarıyla açıklığa kavuşmuş bir konudur. Yargı kararları, Anayasa Mahkemesi’nin kararları, yürütmeyi de, yasama organını da, Cumhurbaşkanı’nı da bütün kurumları da bağlar” dedi.
Teziç bu bağlayıcılık karşısında başka bir çözümü tartışmanın yeri olmadığını savunarak “Biz bu kararlarla bağlıyız. Devletin organları da bağlı. Yargı kararlarını etkisiz hale getirebilmek için yapılacak yasal düzenlemeler de ya kanuna ya da Anayasa’ya karşı hile oluşturur” dedi.
Af konusu
Teziç, Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Tayyar Altıkulaç’ın kendisini arayarak öğrenci affıyla ilgili taslağın metnini kuryeyle göndereceğini söylediğini belirtti. Teziç bu konuda taraf olmayacaklarını Altıkulaç’a söylediğini belirterek “YÖK olarak affa yönelik bir düzenlemenin içinde olmayı yerinde görmüyoruz” diye konuştu.
Siyasi tercih
Öğrenci affı konusunun siyasi bir tercihi ifade ettiğini savunan Teziç “Siyasi tercihlerde kamu yararının olması lazım. Eğer siyasi tercihler bir beklenti veya seçmen indinde taraf kazanma eğilimi taşıyorsa maalesef sizden sonra da bu gündeme gelir” dedi.
YÖK üyeliği oylaması
Dün YÖK binasında toplanan Üniversitelerarası Kurul’dan da af karşıtı karar çıktı. Kurul Başkanı Prof. İsmet Vildan Alptekin, toplantının ardından yaptığı açıklamada sistemin, üniversitelerle ilişkisi kesilmiş öğrencileri yeniden alma imkânına sahip olmadığını iddia etti. Alptekin, toplantıda görev süresi 2 Şubat 2005’te sona eren YÖK üyesi Prof. Dr. Alparslan Işıklı’nın yerine seçim yapıldığını da kaydetti. Seçimde Prof. Dr. Işıklı’nın 47, Prof. Dr. İsa Eşme’nin 82, Prof. Dr. İbrahim Kaplan’ın 5 oy aldığını bildiren Alptekin, en çok oyu alan Eşme’nin isminin YÖK üyeliğine atanması için Cumhurbaşkanı’na bildirildiğini belirtti.


Başa dön


TEKEL İÇİN MALATYA’YA
Kemal Gültekin
TEKEL işçileri ve tütün üreticileri, TEKEL’in özelleştirilmesine karşı yarın Malatya’da miting düzenliyor. Mitinge başta Bitlis, Muş, Adıyaman, Diyarbakır ve Tunceli olmak üzere bölgenin diğer illerinden de katılım olması bekleniyor.
Emeksiz Üst Kavşağı’nda gerçekleşecek mitinge Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Mustafa Türker, Türk-İş Teşkilatlandırma Sekreteri Çetin Altun, Tek Gıda-İş Genel Başkanı Korkut Güler, TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu ve Tüm Köy-Sen Genel Eğitim Sekreteri Abdullah Varlı da katılarak konuşma yapacaklar.
Tek Gıda-İş ve Tüm Köy-Sen miting için hazırlıklarını sürdürürken; Emek Platformu Malatya bileşenleri de bütün güçleriyle alanda olacaklar. Mitinge EMEP, DEHAP, CHP ve İP gibi partiler destek vereceklerini açıklarken, Saadet Partisi konuyu yönetim kurulunda görüşüp ona göre karar verecek.
Bugün TEKEL yarın Şeker
Tek Gıda-İş Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Şubesi Başkanı Mecit Amaç, TEKEL’in sayısız gayri menkulü ile birlikte peşkeş edilmek istendiğini söyledi. Buna sessiz kalmayacaklarını ifade eden Amaç, “TEKEL’in özelleştirilmesine karşı eylemlerimiz devam ediyor. Bu kapsamda pazar günü miting düzenleyeceğiz. Bu mitingin bizlerle ve üretici köylülerle sınırlı kalması kesinlikle doğru değil. Dün Sümerbank’tı bugün TEKEL yarın da sıra Şeker Fabrikası’na gelecek” diye konuştu.
Emek örgütlerinin işçisinden esnafına, köylüsünden öğrencisine kadar saldırılara karşı birleşik bir emek cephesi oluşturması gerektiğini kaydeden Amaç, “TEKEL işçileri ve tütün üreticileri olarak, çiftçilerden, gençlerden ve Malatya esnafından destek bekliyoruz” dedi.
Köyler dolaşılıyor
Tüm Köy-Sen Malatya Şube Sekreteri Mehmet Erdoğdu ise tütün üretiminin yasaklandığını, pancar üretiminin ise engellenmeye çalışıldığını belirterek, “TEKEL’i satıyorlar, Şeker Fabrikası’nı da satacaklar. Kayısının kaderi 3-5 tüccarın dudakları arasında. Malatya nüfusunun yüzde 45’i tarım ve hayvancılık yaparak geçiniyor. Böyle giderse halk açlık ve sefalete mahkûm olacak” diye konuştu.
Tüm Köy-Sen olarak, “TEKEL olmadan tütün olmaz. Tütün olmadan TEKEL olmaz” sloganıyla hareket ettiklerini kaydeden Erdoğdu, 7 ilçede 50 civarında köyü gezerek mitinge katılım çağrısı yaptıklarını dile getirdi. Bildiri ve çağrı ilanları ile hazırlıklarını sürdürdüklerini belirten Erdoğdu, Adıyaman, Tunceli, Diyarbakır ve Elazığ’dan mitinge katılım sağlayacaklarını söyledi.


Başa dön


Araştırma görevlileri
   iş güvencisinden yoksun
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde araştırma görevlilerinin atanma usulünde yaşanan sıkıntılarla ilgili basın toplantısı düzenledi.
Araştırma görevlilerinin atanmasında kamu hizmetinin sürekliliğinin esas alınması gerektiğini belirten TMMOB İKK Sekreteri Mehmet Güzel, “Önceki atamaları 33/a maddesine göre yapılan araştırma görevlilerinin, bu kez 50/d madde hükümlerine göre atamasının yapılması hiçbir gerekçeye dayandırılmamıştır. İlk ataması lisansüstü eğitimiyle ilişkilendirilmeksizin yapılan araştırma görevlilerinin, bu kez lisansüstü eğitimiyle ilişkilendirilmiş bir atamayla sözleşmesinin yenilenmesi sonucu araştırma görevlileri adeta hukuksal dayanak gösterilmeksizin cezalandırılmış olmaktadır,” dedi. Güzel, araştırma görevlilerinin sözleşmelerinin 50/d maddesine göre yenilenmesiyle iş güvencesinin de ortadan kalktığına dikkat çekti. Araştırma görevlilerinin uygulamayı iptal etmek için kişisel davalar açtığını ifade eden Güzel şöyle konuştu: “İş güvencesini ortadan kaldıran bu uygulamaya ivedilikle son verilerek araştırma görevliliğini özendiren, hizmet sürekliliğini esas alan anlayışla atamaların gerçekleşmesi konusunda D.E.Ü Rektörlüğü başta olmak üzere tüm yüksek öğrenim kurum yönetimlerini duyarlı olmaya, yapıcı çözümler üretmeye çağırıyoruz.”

Hangi madde neyi içeriyor?
2547 sayılı Yasa’nın 33/a maddesinde “araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcılarıdır… araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanırlar…” tanımı içermekte.
50/d maddesi ise “lisansüstü öğretim yapan öğrenciler kendilerine tahsis edilebilecek burslardan yararlanabileceği gibi her defasında bir yıl için olmak üzere öğretim yardımcısı kadrosuna atanabilirler…” hükmünü içermektedir.


Başa dön


GSS ek vergi getiriyor
Fadime Alkan
İstanbul Tabip Odası (İTO) Basın Sözcüsü Osman Öztürk, Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
GSS uygulamasında devlet, primini ödeyemeyen nüfusun yüzde 33’lük kısmını ödeyeceğini söylüyor. Devlet bunu yapabilecek mi?
Burda şunu not etmek gerekiyor. Emekli Sandığı primleri ödenir. SSK’da yüzde 80 oranında prim toplanır. Bağ Kur’luların ise sağlık güvencesi var kabul edilir ancak primlerini düzenli ödemedikleri için Bağ Kur’luların hepsi sigorta kapsamında değildir. Devlet ödeyeceğini söylüyor ancak bunun maliyeti ne olacak belli değil.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Tuncay Tekgöz maliyetin 2 katrilyon olacağını açıkladı.
Onun hesabını neye göre yapıyorlar. Önemli olan nüfusun yüzde 33’lük kesiminden ne kadar prim toplanacağı. Bu kesimin çoğundan vergi toplanamıyor. Şimdi düzenli bir şekilde GSS için prim toplayacaklarını söylüyorlar. Daha fazla maliyeti olacaktır. Hangi hizmeti vereceksiniz? Hizmeti kısarsanız tabi daha da aza malolacaktır.
Prim toplayamazlarsa nasıl karşılayacaklar bu masrafları?
Bu mantıkta ısrar edilmesinin nedeni, devletin sağlığı yük görmesi ve bunu sırtından atmak istemesi. Dünya’da sağlık hizmetinde birkaç tane finansman biçimi vardır. 1- Vatandaşın sağlık giderlerini kendi cebinden ödeyerek karşılaması. 2- Sağlık giderlerinin vergi yoluyla karşılanması 3- Sigorta yoluyla finanse edilmesi. Burada yapılan Devlet topladığı vergileri sağlık için kullanmak istemiyor onun için de sigorta primi toplamaya çalışıyor. GSS insanların kulağına çok hoş geliyor. Herkesin bir sigortası olacak ve her türlü hastalık bu sigortadan karşılanacak. Mesela Güney Kore örneği. Nüfusun yüzde 97’lik kısmının sağlık hizmetleri karşılanıyor. 1997 yılında bu ülkede sağlık için yapılan her 100 lira harcamanın 41 lirasını vatandaş cebinden ödemiş.
GSS bunu mu getiriyor?
Önerilenler hayata geçirilebilir mi, primler toplanabilir mi, devlet katkı payı ne olacak? Bunlar tabi soru işareti olarak kalıyor. Ama sigorta priminin tavanı çok yüksek gözüküyor tasarıda. Taban asgari ücret şu an için 488 milyon oldu. Tavanı da asgari ücretin 7 katı koymuşlar 3.4 milyar.
Primler kazanç üzerinden ödenir. Diyelim ki 10 milyar kazanıyorsunuz ama bu paraya göre ödemezsiniz. Vatandaş 488 milyon kazancı ile 3.4 milyar kazancı arasında sigorta primi ödeyecek. Gelir ne olursa olsun farklı ödenmesi doğru değildir, ama burada da çok büyük bir fark var. Son 5 yıl içindeki tavan artışı bu tasarı da gerçekleşirse yüzde 1800’e çıkmış oluyor. Burada vatandaş açısından bir zarar var. Tasarıda ilginç olan bir nokta da devlet, primini ödeyemeyenlerin primini ben ödeyeceğim diyor. Ama devlet 3.4 milyar geliri olandan primi buna göre alıyor. Devlet kendisi ise ödeme gücü olmayanın primini asgari ücretten 488 milyon üzerinden ödüyor. Yani kendi katkısını en asgaride tutuyor.
Diş hekimliği hizmetinde önemli kısıtlamalar getiriyor
Devlet, 18 yaşın üstündekilere diş hekimliği hizmetinde sınırlı bir kısmı ödeyeceğini diğerini ise vatandaşın kendisinin ödemek zorunda kalacağını söylüyor. Diğer bir hak gaspına neden olan madde de şu anki uygulamada Emekli Sandığı çalışanları işe başladıklarında sağlık hizmetinden faydalanabiliyorlardı. Şimdi bu değiştirilmiş ve 90 gün çalıştıktan sonra sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyorlar. Tabi en önemli hak gaspı da yüzde 50’lere varan katkı payı getirilmesi.
Taslakta sadece diş hekimliği hizmeti için yüzde 50’lik bir katkı payı istenmiyor mu?
Tüm sağlık hizmetleri için geçerli. Hekime ya da diş hekimine muaye olduğunda, ilaçların ve tıbbi araç gereçlerin yüzde 50’ye kadar olan kısmını anında ödeyecek. Burada bir sınır konulmuş. Bir tedavi için bütün bu ödemeler 350 milyonu yani net asgari ücreti geçmeyecek. Bu fiyatlar çok yüksek rakamlar. Bir de bunun adına reform denilmiş ancak reform iyileştirici bir şeydir. Ama Emekli Sandığı, Bağ Kur ve SSK’lılar açısından bakarsak iyileşen hiçbir şey yok tam tersine kötüleşen bir durum var. Şu anda hekim muayenesi için SSK’lılar 800 bin lira ödüyorlar. Devlet memurları ile emekliler ve Bağ Kur’lular ise bir ücret ödemiyorlar. Şimdi her muayene için ücret ödeyecekler. İlaç bedellerinin ödenmesi uygulamasında devlet memurları ile aktif SSK’lılar yüzde 20’sini ödüyorlar emekliler yüzde 10’unu ödüyorlar. GSS ile bu oran yüzde 50’ye çıkabilir. Zaten en çok bu kesime yüklenilecek.
Taslakta ilginç özel sigorta mantığına benzeyen maddeler var. Diyor ki; Kurum her bir sigortalının o yılki harcamasına bakacak ve eğer bunlar sefk zincirine uyduysa, bir önceki yıl sağlık gideri azsa, hekimlerin önerisine uyduysa bunların katılım paylarını bir sonraki yıl azaltabilir. Bunu düz bir yerden yazmışlar ama tersinden okuduğumuz zaman ise tam tersi bir durum ortaya çıkıyor. Eğer hastaysanız, muhtaçsanız ve bu nedenle sürekli doktora gidiyorsanız yani masraflıysanız daha fazla katılım payı alınacaktır demektir. Yeni kurulacak GSS ile insanların sağlığına hizmet etmekten çok Sosyal Güvenlik Kurumu’nun çıkarını nasıl koruyacağını düşünüyor. Sağlık hizmetleri açısından baktığımız zaman bu hiç kabul edilir bir durum değil.
Şu anki sistemde 4 kişilik bir aile sağlık hizmetleri açısandan nelerden faydalanabiliyordu, şimdi nelerden faydalanabiliyor?
Faydalanan kişi sayısı bakımından kapsam hemen hemen aynı. Ancak muaye için para verilmiyordu şimdi ise verilecek. İlaç katkı payları yükseltilecek. Tıbbi araç gereç, protez gibi hizmetlerden para alınacak. Bunu reform diye topluma kabul ettirmek hiç kolay değil. Böyle bir genel sağlık sigortası olmaz. Başka ilginç bir nokta da GSS ile sözleşme yapan hastaneler hastalardan herhangi bir para talep etmeyecekler ama yatarak tedavi olanlar kurum tarafından belirlenen yatak ücretinin 4 katına kadar para kabul edecek. GSS hastanelerle sözleşme yapacak ve GSS kapsamındaki vatandaşlar da bu sözleşme yapılan hastanelere gidecekler. Yatmaları gerektiğinde hastalardan para almayacak. Ama önceden bildirmek koşuluyla GSS’li kişiden yatak ücretinin 4 katına kadar olanını GSS’liden alabilecek. Yatak ücretinin ne kadar belirleneceğini bilmiyorum. Ama diyelim hastane günlük yatak ücretini 50 milyon olarak belirledi. Hastaneye gittiğiniz zaman ücret talep etmeyeceğim ama 4 katı kadar ücreti alabileceğim diyebilecek. Yatarak tedavililer açısından son derece kötü bir durum. Şu anda yatarak tedavi olanlardan böyle bir ücret alınmıyor.
Emeklilerden prim alınmayacak deniliyor?
Evet önceki tasarıda emeklilerden prim alınacağı söyleniyordu, bu tasarıda bu madde kaldırılmış. İlginç olabilecek maddeler var. GSS sağlık hizmetlerini alacağı kurumları denetlemesi gerekiyor. Doğal olarak bunu mesela kurum bu amaçla hizmet satın alabilir diyor. Aslında denetleme işinin özelleştirilebileceğine dair bir madde koymuşlar buraya. Özel sigortacılığı gösteren bir durum olması açısından şu madde de ilginç. Diyelim ki hasta doktorun tavsiyesine uymadı. Malül kaldı hastalığı uzadı. Yapılan masrafın yüzde 50’si hastadan tahsil edilebilecek. Burada güya vatandaş GSS kapsamında ise doktorun tavsiyesine uyması gerekiyor. Bu madde kötü kullanıma da son derece açık. GSS’yi yürütecek sosyal güvenlik kurumu bu maddeyi yürütüp her türlü hastalıkta siz söylenenlere uymadınız tedavinizi uzattınız beni masrafa soktunuz diyerek GSS mensubundan yüzde 50’sini tahsil edebilir. İşleyip işlemiyeceği tartışma konusu ancak girmiş olması bile bir mantığı gösteriyor. Vatandaşı koruyan değil kurumu koruyan bir mantıkla hazırlanmış bu tasarı. Vatandaşın mümkün olduğu kadar az hastalanmasını, hastalandığı zaman da ben insanlardan ne kadar çok para alırımı düşünüyor. Zaten GSS’de vatandaş primini düzgün ödemediği zaman da sağlık hizmetinden faydalanamayacak.
Devler sigortası olmayan bu kadar insanın primini ödeyebilecek mi? Zamanla kapsam dışına mı itilecekler?
Adına eğer GSS diyorsanız en azından bütün nüfusu kapsamak zorundasınız. Prim toplayamazsa iki yola başvuracaktır.
1-Prim alınan kesime yüklenmek.
2-Masrafları kısmak (Mümkün olduğu kadar az hastalığı kapsamak, ödeme kapsamı dışına çıkarmak ve katkı paylarını artırmak.) Yeşil Kartlılar için gelecek olan sistem daha iyi gözüküyor. Ama Emekli Sandığı, Bağ Kur ve SSK’lılar için getirdiği bir şey yok.
Yeşil kartlılara artı ne getiriyor?
Önceden Yeşil Kartlılar sadece hastaneye yattığı zaman masrafları karşılanıyordu. Bu tasarıyla devlet Yeşil Kartlıların primlerini ben ödeyeceğim diyor.


Başa dön


Gökçek rahat oturamayacak
Ankara Büyükşehir Belediyesi EGO Genel Müdürlüğü’ne ait otobüslerde çalışan şoförlerin hak arama mücadelesi sürüyor. Taşeron şirket Başkent Ulaşım ve Doğalgaz Hizmetleri Proje Taahhüt Ticaret AŞ (BUGSAŞ) bünyesinde çalıştırılan şoförler, düzenledikleri moral gecesinde sorunlarını ve çözüm yollarını tartıştı. 300 işçinin katıldığı ve Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Halkevleri, Genel İş Sendikası ve Emeğin Partisi yöneticilerinin destek verdiği gece önceki gün Çorum Der Lokali’nde yapıldı. Gecede işçiler adına konuşan Mahmut Cömert, mücadelelerini sürdüreceklerini söyleyerek, sorunlarını Ankaralılarla paylaşmak istediklerini vurguladı. Cömert, ‘Her gün Büyükşehir Belediyesi önünde toplanarak Gökçek’i rahatsız edeceğiz. Sayın Başkan koltuğunda rahat oturamayacak’ dedi. Gecede söz alan Avukat Cemal Emir işçilere davalardan vazgeçmeleri için baskı yapıldığını belirterek gerçek işverenin EGO olduğunu kanıtlayacaklarını söyledi. Avukat Fadime Yazırhan ise, işçiler tarafından EGO’nun kadrolu işçisi olduklarını ispatlamak ve geriye dönük haklarını almak için açılan davanın 16 Şubat’ta başlayacağını bildirdi. Çalışma Bakanlığı’na da şikâyette bulunduklarını söyleyen Yazırhan, yeni dava açılmasını engellemek için maaşların geciktirildiğini ve atılanların tazminatlarının ödenmediğini söyledi. Daha önce “şoför fazlalığı”, “çalışma koşullarının değişmesi” gibi ifadelerin olduğu işten atma tebliğlerinde artık “işverene hakaret” gerekçesine yer verilmesinin hukuken anlamsız olduğunu dile getiren Yazırhan “BUGSAŞ’ın haysiyetini kırıcı isnatlarda bulunulduğu” iddiasını komik bulduğunu ve bu tür gerekçelerle işçilerin tazminatlarının gasp edilmek istendiğini bildirdi.
EMEP’ten Özbelde işçilerine destek
Emeğin Partisi (EMEP) Gaziantep İl Örgütü, sendikadan istifa etmedikleri için işten atılan Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Özbelde işçilerini ziyaret etti. Genel-İş Sendikası 1 No’lu Şube’de gerçekleşen ziyaret sırasında konuşan EMEP İl Başkanı Mehmet Türkmen, Özbelde işçilerinin durumunu başından beri kaygıyla izlediklerini ve haklı mücadelelerini desteklediklerini söyledi. İşçiler de ziyaret sırasında söz alarak tepkilerini dile getirdiler.
Melekgirmez esnafı kepenk kapattı
Adana Büyükşehir Belediyesi ile Seyhan Belediyesi’nin ortaklaşa başlattıkları “Kaldırım İşgallerini Önleme Operasyonu”nun amacını aştığını söyleyen Melekgirmez esnafı kepenk kapatma eylemi yaptı. Belediye ekiplerinin yalnızca kaldırımlara tezgah konulmasını değil vitrinleri de engellediğini söyleyen esnaflar Melekgirmez Caddesi’nde toplanarak, belediyenin uygulamasını protesto etti. Melekgirmez esnafı adına bir açıklama yapan Selçuk Gerçek, geleneksel çarşı kültüründe görsel ve dokunsal temaların ön plana çıktığını belirterek, “Müşterilerimizle tek bağımız olan vitrinlerimizi kaldırmak isteyenleri insafa davet ediyor ve kınıyoruz” dedi. Açıklamanın ardından esnaflar temsili olarak kepenk kapattı.
15 ton hamsi tüketilecek!
İzmirliler 15 ton hamsiyi pazar günü bir şölenle tüketmeye hazırlanıyor. Ege Karadenizliler Federasyonu’nun ilk kez gerçekleştireceği “Hamsi Şöleni”ne 30 bin kişinin katılması bekleniyor. İnciraltı Gençlik Parkı’nda pazar günü saat 12.00’de başlayacak etkinlik için bilgi veren Ege Karadenizliler Federasyon Genel Başkanı Hızır Murtezaoğlu, “Bu şölen Karadeniz Bölgesi insanlarının bir şükran duygusudur. Karadenizliler hızlı örgütlenen bir yapıya sahip. Her derneğimizin düzenlediği etkinliğe binlerce insan katılıyor. Bizde federasyon olarak binlerce kişiyi bir araya getirecek farklı bir etkinlik düzenlemeye karar verdik. Guiness Rekorlar Kitabı’na giren Ereğli mangallarıyla Ege’de dostlarımıza hamsi ikramında bulunacağız. 10 bin kişiyle horon oynayacağız.” dedi. Murtezaoğlu, geleneksel hale getirmeyi düşündükleri şölenin hazırlığı için şunları söyledi: “Şölen 165 milyar liralık bir bütçeyle gerçekleşecek. 2 km uzunluğunda mangallar kurulacak. 5 kişilik komite ve 15 kişilik ekiple tüm hazırlıkları yaptık. Ayrıca bize destek veren belediye başkanlarına ve kurumlarına teşekkür ediyorum. Bu yıl hamsi sıkıntısı yaşanıyor. Ancak Rize Belediye Başkanımız hamsiler için yardımcı oldu. Balıkçıların Gürcistan’ın Soçi açıklarında avlanmasını sağladı.”

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net