www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Düşünce kuruluşu’ndan
   Türkiye’ye talimatlar!

‘Nixon Merkezi’ adlı düşünce kuruluşunun uzmanları, Türk hükümeti ve ordusundan ABD’nin saldırı politikalarına daha aktif destek vermesini talep ettiler.

Köylüler yine yollara döküldü
Avrupa Birliği’nin dayattığı tarım politikaları, Yunanistan’da köylüleri bir kez daha isyanın eşiğine getirdi. Köylüler, traktörlerle yolları trafiğe kapatıyor.

Sanki işgal sözcüsü
Başbakan Tayyip Erdoğan, Davos’ta yaptığı açıklamada, ‘ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi için erken olduğunu’ söyledi. Erdoğan’ın bu sözlerinin, Irak seçimleriyle ilgili olarak önceki akşam yaptığı ve ABD’den tepki gören açıklamasının ardından gelmesi dikkat çekti.


‘Düşünce kuruluşu’ndan
    Türkiye’ye talimatlar!
Bush yönetimine destek veren “Nixon Merkezi” adlı “düşünce kuruluşu”ndan, Türkiye ile ilgili dikkat çekici açıklamalar geldi. Kuruluşun Uluslararası Güvenlik ve Enerji Programı Direktörü Zeyno Baran, ABD’nin “Türkiye’nin çevresindeki bölgeyi Irak ile başlayarak değiştirme niyetinde olduğunu” ve bu çerçevede, Türkiye’nin daha aktif bir politika izlemek zorunda kalacağını söyleyerek, Amerikan politikalarına destek verilmesi gerektiğini ileri sürdü.
Baran’ın sözlerinin, ABD yönetiminin bilgisi dahilinde olmaması mümkün görülmüyor. Dolayısıyla bu açıklamalar, Türkiye’ye yönelik örtülü “talimatlar” niteliği de taşıyor.
‘Rusya’dan uzaklaşın’
Washington’da Amerikan-Türk Konseyi (ATC) ve Atlantik Konseyi tarafından düzenlenen panelde konuşan Baran, “George W. Bush’un yemin töreni konuşmasında, demokrasinin yayılmasının öneminden bahsettiği bir ortamda, Türkiye nerede durduğunu iyi seçmeli. Bu konu, stratejik ortaklığın devamında belirleyici olacak” dedi.
Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşmasından rahatsızlık duyduğunu gizlemeyen Baran, bu yakınlaşma nedeniyle Türkiye’nin ‘statükodan yana güç’ olarak algılanabileceğini belirterek, “Hem Türkiye hem de Rusya, değişimden rahatsız ve statükoyu korumak istiyor” diye konuştu.
Baran, NATO üyesi bir ülke olarak Türkiye’nin Rusya ile yakın politikalar izlemesinin, ‘uzmanları’ endişelendirdiğini de söyledi.
‘Ordunuzu kullanmalıyız’
Baran, ‘’Eğer Türk ordusu Irak’ta veya gelecek başka girişimlerde etkili bir şekilde kullanılamazsa, bu ortaklığın nereye gittiği açık değil” diyerek, saldırı politikalarıyla işbirliği içinde olunmaması halinde Türkiye’nin ABD ile “stratejik ortaklığını’’ sürdürmesinin zor olduğunu ekledi.
Zeyno Baran, ABD’nin Felluce’de yaptıklarının bazı AKP milletvekilleri tarafından ‘soykırım’ olarak nitelenmesinin ardından, ABD Kongresi’nde ‘daha zorlu bir Ermeni soykırım tasarısı’nın mümkün olduğunu da kaydetti.
Türk kökenli olan Baran, “Seyirci kalmak Türkiye’nin seçeneği değil. Olayların gelişmesini bekleyip neye katılıp katılmayacağını seçmek Türkiye için söz konusu olamaz. Türkiye, daha aktif rol almalı” diyerek sözlerini tamamladı.
Parris’in derdi AB
Aynı toplantıda konuşan ABD’nin eski Ankara büyükelçilerinden Mark Parris ise “Türkiye AB’ye yaklaştıkça ABD’den uzaklaşıyor” yakınmasında bulundu. Parris, ABD’nin “bu olumsuz potansiyeli” daha önce farkettiğini, ancak 11 Eylül’den sonra ortaya çıkan atmosferde Türkiye’yi “Batı’ya demirlemenin” önemini de gördüğünü söyledi. Mark Parris, “Türkiye’nin hayalgücü ve yeteneğinin Avrupa’ya çekilmesi doğal olacak. Bizim açımızdan bu durum cesaret verici değil” diye konuştu.

RICE GELİYOR
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, göreve gelir gelmez ilk iş olarak aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 8 Avrupa ülkesini, ardından da İsrail ve Batı Şeria’yı ziyaret edecek.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, Rice’ın 3-10 Şubat tarihleri arasında sırasıyla İngiltere, Almanya, Polonya, Türkiye, İsrail, İtalya, Fransa, Belçika ve Lüksemburg’u ziyaret edeceğini açıkladı.
Boucher, Rice’ın ziyaretlerinin, Bush’un 22-25 Şubat’taki Avrupa ziyareti öncesinde zemin oluşturacağını belirterek, “Rice, ABD’nin Avrupalı dost ve müttefikleriyle işbirliği gündemini ortaya koyma fırsatı bulacak” dedi.


Başa dön


Köylüler yine yollara döküldü
Avrupa Birliği’nin izlediği ortak tarım politikaları nedeniyle artık üretemez hale gelen Yunanlı köylüler, yine yollara döküldü.
Üretime konulan kotalar, tarım aletlerinin ve tohumun pahalılığı, zamanında ödenmeyen alacaklar, banka borçları, ürün ithali, kotanın aşıldığı gerekçesiyle ürüne çok az fiyat biçilmesi gibi nedenlerle yoksulluğun kucağına
itilen köylüler, uzun zamandır sorun ve taleplerini dile getirmeye çalışıyordu. Muhalefetteyken, iktidara gelmesi halinde köylülerin sorunlarına çözüm bulacağını söyleyen Yeni Demokrasi Partisi’nin (NDP) sözlerini tutmaması, çeşitli bölgelerde arka arkaya yapılan sendika genel toplantılarında eylem kararları alınmasına neden oldu. Özellikle Teselya Ovası’na bağlı köylülerin oluşturduğu Tüm Köylüler Mücadele Birliği, 31 Ocak’ta ülke çapında eylem yapma çağrısında bulundu.
31 Ocak eylem günü
Harekete geçen köylüler Atina’yı Selanik’e bağlayan otobanın değişik dört noktasında traktör ve diğer tarım araçlarıyla toplandılar. Otoban, dün bir süre tamamen ulaşıma kapatıldı.
On gündür bulundukları noktayı terk etmeyen, tersine her gün yeni traktörlerin katılımıyla güçlenen köylüler, 31 Ocak’a kadar yolları sembolik olarak kısa aralıklarla ulaşıma kapatacak. 31 Ocak’ta ise, binlerce traktörle karayollarının bütünüyle kapatılması tartışılıyor.
İkna edemediler
Bu tartışma, hükümeti de harekete geçirdi. İlk etapta NDP üyesi köylülere çağrılar yapan hükümet “aşırılıklardan kaçınılmasını” istedi ve hükümetin tarım politikasını anlatmak için milletvekilleri ve tarım bakanının bölgeye giderek toplantılar yapacağını duyurdu. Ancak ne bakan, ne de milletvekilleri köylüleri ikna edemedi. Köylüler, sorunlarına somut çözümler beklediklerini dile getirdiler.
Sefalet politikaları
Özellikle pamuk üreticileri ürünlerine, belirlenen kotayı aştığı gerekçesiyle çok düşük bir ücret verildiğini ve teslimatların hâlâ yapılmadığını anlatan köylü liderleri, AB güdümlü tarım politikaları nedeniyle kendilerine, topraklarını terk etme dışında seçenek bırakılmadığını vurguladı.
Tüm Köylüler Mücadele Birliği tarafından yapılan açıklamalarda, son yıllarda topraklarını terk etmek zorunda kalanların sayısının 200 bini bulduğu, yüzde 17 olan kırsal nüfusun yüzde 8’e çekilmesi yönündeki AB kararlarının uygulandığı ve geniş kitlelerin sefalete itildikleri dile getirildi.
Hükümet, ‘diyalog’ çağrısının tutmaması nedeniyle tutum değiştirdi. Yetkililer, bir yandan yollara barikat kurulması halinde kovuşturma yapılacağını söylüyor, diğer yandan da kotanın üzerinde ürün elde eden köylülerin, kotayı delmek için yalan beyanda bulunduklarını öne sürüyor.
Köylü sendikaları ise, siyasi eğilimlerden bağımsız olarak tüm köylüleri sorunlarına sahip çıkmaya ve güçlerini birleştirmeye çağırdı. Sendikacılar köy köy gezerek eylemlere katılım çağrısı yapıyor. Sendikalar ayrıca, tarımsal faaliyetin yoğun olduğu bölgelerdeki işçilere, esnafa ve diğer halk kesimlerine, mücadeleye katılma çağrısı yaptı.

AB yalanları ve gerçekler
Seyit Aldoğan / YORUM
Köylülerin içinde bulundukları durum, savundukları talepler, uğradıkları haksızlıklar, AB’ye girilmesi halinde sorunların çözüleceği yalanını yayanların gerçek yüzünü de ortaya koyuyor.
AB’den üyelik için tarih alınmasıyla birlikte tam bir masal aleminde halkı geziye çıkarmaya çalışan medya tekellerinin tutumu, ibretlik bir hal almış durumda. Örneğin Kanal D’de yayınlanan AB’yle ilgili bir programda, tarlalarda bile tuvalet yapılmasının zorunlu olacağı söylenmekteydi. CNN Türk ise, geniş demokratik haklara vurgular yaparken, neredeyse polisin insanları gözaltına almasının polisin başına dert açacağını ima ediyordu!
Oysa gerçekler tam tersi. Modern tarım ülkeleri kategorisindeki Yunanistan’da devasa boyutlarda üretim olanakları varken, yüzbinlerce köylü topraklarını terke zorlanıyor. Daha 1900’lerin başında çözülmüş olan toprak sorunu bugün yeniden gündemde. Küçük toprak parçalarının izlenen politikalar nedeniyle kapitalist çiftliklere satılması sonucu, toprakların yeniden birkaç elde toplanması sağlanmıştır.
Üretimi artırmak ve rekabeti teşvik etmek adına tarıma el atan büyük sermaye sahipleri palazlanırken, ancak ailesini geçindirecek kadar toprağa sahip olan köylüye, birkaç ton ürün fazla elde ettiği için ceza kesiliyor. AB kurumlarınca yayınlanan yıllık kâr bilançoları incelendiğinde, ortak tarım politikalarının hangi sınıfın çıkarına olduğu anlaşılır. Ayrıca ziraat bankalarının özelleştirilmek istenmesinin nedenleri de. Büyük sermayenin tarım ve diğer sanayi dallarındaki kâr grafiği en üst seviyelere çıkmıştır. İşçi ve emekçiler için ise tersi geçerlidir.
Yunanistan’da bir pamuk üreticisinin, bir kahve içmek veya bir ekmek almak için üretmesi gereken pamuk miktarı tam 40 kilo. Köylüler bankaların faizleri altında ezilmekte, ödenemeyen faizler nedeniyle hacizlerle karşı karşıya kalmaktadır.
Hak arayışları için yollara dökülen emekçiler üzerinde ise devlet terörü uygulanmaktadır. Geçmiş yıllarda yasadışı gösteri yaptıkları gerekçesiyle hâlâ yargılanması süren veya ceza alan yüzlerce köylü bulunuyor. Son günlerde gündeme gelen köylü gösterileri dolayısıyla da, onlarca köylü hakkında savcılıklarca soruşturmalar başlatıldı.

Köylülerin talepleri
  • Ürünlerin zamanında alınması, insanca yaşanabilecek bir fiyat politikası.
  • Tarım ürünlerinin ithalinin kontrol altına alınması.
  • Tarım Bankası’nın kamusal niteliğinin korunması. Kredi borçlarının köylülerin lehine yeniden düzenlenmesi, tarıma yeni başlayanların desteklenmesi.
  • Kotaların kaldırılması, ülkenin ve halkın ihtiyaçlarını gözönünde bulunduran bir tarım politikasının uygulanması. Zor durumda olan hayvancılığın hemen desteklenmesi.
  • Üretim giderlerini düşüren politikaların tespit edilmesi, tarımsal araç ve gereçlerle birlikte tarımsal araçlarda kullanılan yakıtın ucuzlatılması.
  • Tarımsal araştırma yapan kamu kuruluşlarının geliştirilmesi, köylülere parasız bilimsel ve teknik yardım.
  • Köylülerin ürünlerinin sigortalanması, doğal afetlerden kaynaklanan zararların hemen karşılanması.
  • Erkeklerin 60 yaşında, kadınların 55 yaşında emekli edilmesi ve emekli aylığının 400 Euro olması.
  • Parasız eğitim ve sağlık.
  • Tarım ekonomisinin kooperatiflere dayanması.
  • Mücadele eden köylülerin cezalandırılmasına son verilmesi.


    Başa dön


    Sanki işgal sözcüsü
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Davos’tan yaptığı açıklamalarla ABD’nin Irak işgaline destek verdi. Gazetecilerin sorularını yahıtlayan Erdoğan, “ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi için henüz erken olduğunu” öne sürdü. 30 Ocak seçimleri ile ilgili bir başka soru üzerine de, seçimlerin gıda kartlarıyla yapılacak olmasının katılımı sınırladığını kaydeden Erdoğan, seçimlerin “tam demokrasi değil, ancak demokrasiye geçişte ilk adım” olarak değerlendirilebileceğini belirtti.
    ‘Yanlış anlama’yı düzeltti!
    Başbakan’ın bu sözlerinin, önceki akşam yaptığı ve ABD’yi kızdıran açıklamasından sonra gelmesi dikkat çekti. Erdoğan, Irak seçiminin demokratik olmadığını belirterek, seçimlerin ardından şiddetin duracağına yönelik bir beklenti içinde olmadığını eklemişti. Ayrıca, Irak’a asker gönderilmesine ilişkin tezkerenin 1 Mart 2003’te reddedilmesini değerlendirirken, “Biz hiçbir zaman zulmün yanında olmadık, olmayacağız” demişti. ABD’nin İran’a saldırma olasılığı konusunda ise, “yorum yapmanın erken olduğunu” ifade etmişti.
    Bu sözlerin ardından, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher bir açıklama yaptı ve “Hiç kimse bu seçimlerin mükemmel olacağını ileri sürmüyor” dedi. Boucher, buna rağmen seçimleri ‘büyük bir kilometretaşı’ diye nitelendirdi.
    Dışişleri’nden çağrı
    Erdoğan’ın son açıklamaları, mesajın alındığını gösteriyor. Bu anlamda bir başka gösterge, Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen yazılı açıklama. Dün yapılan açıklama ile bakanlık, Irak halkını “seçimlerde oy kullanmaya” çağırdı. Bakanlık, ABD gölgesi altındaki seçimlerin “bir fırsat olduğunu” öne sürdü.
    İstediklerini aldılar
  • Vahşette sınır yok İsrail ordusundaki bazı askeri hekimlerin, askerlere verdikleri anatomi derslerinde, çatışmalarda öldürülen Filistinlilerin cesetlerini kullandığı öne sürüldü. Ordu, iddialarla ilgili soruşturma açılacağını kaydetti. Bu korkunç olaya ilişkin açıklama, insan hakları örgütü ‘Sessizliği Bozalım’dan geldi. Örgüt, iddialarını orduda görev yapan bazı askerlerin açıklamalarına dayandırdı. Ramallah’ta 2 yıl kadar önce görev yapan askeri bir sağlık görevlisi, Haaretz gazetesine yaptığı açıklamada, dersin silahlı bir Filistinli ile İsrail ordusu askerleri arasındaki çatışmadan hemen sonra yapıldığını anlattı. Filistinlinin ‘delik deşik’ cesedinden bazı iç organlarının dışarı çıkmış halde olduğunu anlatan eski görevli, doktorun bıçağını alıp cesedi kesmeye başladığını ve vücut parçalarını tek tek ayrıntılarıyla anlattığını söyledi. Adı açıklanmayan İsrailli, görev yaptığı yerde, Filistinlilere ait başka cesetler de olduğunu anlattı. Bu arada Gazze kentinde, zihinsel özürlü bir Filistinli, İsrail askerlerince vurularak öldürüldü. Hastane kaynakları, 30 yaşındaki Seyyid Zakir’in El Burey mülteci kampından olduğunu bildirdi. İsrailli bir kaynak ise, “Askerler, Karni ve Netzarim arasında koşan şüpheli bir şahıs gördüler, durması için havaya ateş açtılar, durmayınca vurdular” dedi. Diğer yandan, Gazze Şeridi’nde yapılan ilk yerel seçimleri, ezici çoğunlukla Hamas örgütü kazandı. Filistinli bir yetkili, Hamas’ın, 10 bölgede yapılan seçimler sonucunda belediye meclislerindeki 118 sandalyenin 77’sini kazandığını söyledi. Yetkili, El Fetih’in 26, bağımsızların 14 ve Halk Cephesi’nin 1 sandalye kazandığını kaydetti. Filistin kuvvetleri de, Gazze Şeridi’nin güneyine konuşlanma işlemlerini tamamladı. İsrail, bu gelişmenin ardından bölgede askeri operasyonları durdurduğunu açıkladı.
    Seçim değil savaş hazırlığı!
    Irak’ta yarın yapılacak genel seçimlere hazırlanan halk, sokağa çıkma yasağının başlamasından önce marketlere akın etti. Iraklılar, bugünden itibaren başlayacak sokağa çıkma yasağı nedeniyle konserve balıktan saç boyasına her şeyi stokluyor. Bir süpermarket çalışanı olan Yusuf İbrahim, çok yoğun olduklarını belirterek, “İnsanlar, bir yığın şey alıyor. Bunların çoğu konserve. Kimse işini şansa bırakmak istemiyor” dedi. Alışverişini bitiren İman el Duleymi de, “Bizi hayatta tutacak ve çürümeyecek şeyler aldım’’ dedi. Iraklılar, kentteki ekmek fırınlarının önünde de uzun kuyruklar oluşturdu. Ülkede dünden itibaren kara sınırları kapatıldı ve iller arasında seyahat etmek yasaklandı. Necef polisi, kenti kapalı bölge ilan ederek esnaftan tarihi eski kent içindeki dükkanları kapatmasını istedi. Bağdat’ın güneyinde dün 4 Iraklı öldürüldü. Ramadi’de ise 4 Iraklı askerin cesedi bulundu.
    Rasmussen’e protesto
    Amerika’nın Irak işgaline 500 askerle destek veren Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen, seçim konuşması yaptığı sırada gençler tarafından protesto edildi. Askerlerin Irak’tan çekilmesini isteyen gençler Başbakan’ı yalancılıkla suçlayarak konuşmasını bitirmesine izin vermedi. 8 Şubat’taki genel seçimler öncesinde konuşma yapmak üzere Svendborg’a giden Rasmussen’in konuşması, kendisine “eli kanlı katil” ve “yalancı” diyen gençler tarafından engellendi. 4 genç, daha sonra kısa bir süre için gözaltına alındı. Rasmussen, kendisini masal kahramanı Pinokyo’ya benzeten resimlerinin yer aldığı ve “Bana oy verin, hiç yalan söylemem” yazılı bir pankart taşıyan gençlerin ıslık çalıp slogan atmaları üzerine Svendborg’daki meydanda yaptığı konuşmayı kesti. Anketler, Danimarka halkının çoğunun askerlerin Irak’tan çekilmesini istediğini ortaya koyuyor.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net