Aksakal, “Elimizde mağaracılık tekniğine uygun malzeme olmadığı için, merdivenlerden aşağıya inmeyi tehlikeli bulduk. Merdivenlerde hazi
necilerin bıraktıkları kum torbaları var. Burada yaşama ait herhangi bir kalıntı veya eser olacağı kanaatinde değilim. Çıktığımız platformun yanında, kapı girişleri bozulmuş iki oda, girişi taşla dolmuş başka bir oda ve bunların yanında, içi çift kat sıvanmış, pembemsi 170 cm çapında bir su sarnıcı bulunmaktadır” dedi.
Bölgede Manisa’lı dağcılarla yaptığı keşif sırasında saklı şehri keşfeden Araştırmacı-Yazar Haydar Aksakal şu bilgileri verdi; “Keşif yaptığımız sırada, dağcı arkadaşımız Fuat Kuloğlu, sol tarafta görülen bir deliğe doğru gitti. Bir müddet sonra delikten başını çıkardı ve ‘burada bir şehir var’ diye seslendi. Burayı 10 numaralı kapı diye isimlendirdik. Burasının girişi yıkılmış. İç basamaktan sonra geniş bir koridora açılıyor. Koridorun yüksekliği 2 metreden fazla. Ve oldukça geniş. Salonun solunda, her iki odanın ortasına pencere açılmış 8 oda, sağında ise ovaya açılan kapı ve pencereler var. Üst katın sonunda 4 oda daha görülmektedir. Odalardan birisinin içi yarasa dolu. Odaların ölçüleri farklı. Ortalama tavan yüksekliği 170 cm, iç kısımları da 150x180 cm ölçülerinde. Salonun ortasından, 30 cm yüksekliğinde, 32 cm eninde ve 110 cm boyunda, 8 adet merdivenle alt kata inilmektedir. Alt katın koridoru büyük bir salona açılıyor. Sol tarafta 3 oda, sağda ise penceresi ovaya açılan bir oda bulunmaktadır. Odaların, salonların duvarlarında, tavanlarda herhangi bir resim, yazı ve motif yok. Yalnız üst salonun tabanında üçgen şeklinde bir yer var. Burada ateş yakılıp, salonun ve odaların aydınlatıldığı kanaatindeyim.”
Başa dön