www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Yardımlar kime gitti?
Asya felaketinin yaralarının sarılması için en çok yardım toplanan ülkelerden biri, İsveç’ti. Ama 572 milyon kronun çok küçük bir bölümü Asya’ya ulaştı.

CIA’dan kehanetler
CIA analistleri, 2020 yılında dünyanın durumunu öngörmeye girişti. Hazırlanan rapora göre, büyük güçler arası rekabet hızla artacak.

Polonya’dan asker çekme sinyalleri
Ukrayna’nın Irak’taki işgal askerlerini geri çekeceğini açıklaması, Polonya’yı da etkiledi. Polonya hükümeti, ‘30 Ocak seçimlerinin başarılı geçmesi halinde’ asker sayısını şubat ayında 2500’den 1700’e düşüreceğini açıkladı.


Yardımlar kime gitti?
Murat Kuseyri
Güney Asya’da yaşanan deprem felaketinde binlerce İsveçlinin de yaşamını yitirmesi ve yaralanmasından sonra İsveç’teki yardım kurumları kısa sürede milyonlarca kron topladılar. Sokaklarda, metro istasyonlarında açılan kumbaralarla yardım toplandı. Halk, giysilerini de depremzedelere ulaştırılması için yardım kurumlarına bağışladı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, 9 milyon nüfuslu İsveç’in 400 milyon kron topladığını belirterek, İsveçlilerin örnek bir dayanışma gösterdiklerini söylemişti. Depremin üzerinden iki hafta geçmeden İsveçlilerin yaptıkları bağışların tutarı yarım milyar kronu aştı.
Kızılhaç’ta kriz
Ama şimdiye kadar toplanan 572 milyon krondan sadece 78 milyonu depremzedelere yardım amacıyla kullanıldı.Yardımların 280 milyon kronu İsveç Kızılhaç’ı tarafından toplandı. Kızılhaç’ın deprem bölgelerine gönderdiği yardım miktarı ise 35 milyon kron.
İsveç Kızılhaçı, ülkenin en büyük yardım kuruluşu. Aidat ödeyen 300 bini aşkın üyesi ve çoğunluğunu kadınların oluşturduğu, gönüllü ve ücretsiz çalışan 40 bini aşkın görevlisi bulunuyor. Bu dev aygıt 2000 yılından beri ekonomik kriz içerisinde. Son dört yıl içerisinde Kızılhaç bütçesi 500 milyon kron açık verdi. Kurumun darboğaza girmesinin en büyük nedeni, spekülatif yatırımlar yapması.
Borsacı hayır kuruluşu!
Kızılhaç’ın, çoğunluğu Stockholm borsasında işlem gören 140 şirkette hisse senedi bulunuyor. 2000 yılında hisse senetlerinin değer kazanması sonucu 200 milyon kron kâr etti. Ama daha sonra borsada yaşanan düşüşlerin ardından kurumun aldığı hisse senetleri büyük değer kaybetti. Kurumun, ahlaki değerleri hiçe sayan şirketlerin hisse senetlerine yatırım yapması da eleştirilere neden oldu. Kızılhaç’ın alkol, tütün, silah üreten, çevre ve insan haklarını hiçe sayan şirketlere yatırım yaptığı anlaşıldı. Tepkiler sonucu kurum yöneticileri bu şirketlere ait hisse senetlerini satacaklarını söylediler.
Lüks hayat
Bir hayır kurumu olmasına rağmen Kızılhaç, tıpkı büyük tekeller gibi bir yapılanmaya sahip. Çalışanlara çok az ücret ödenirken, yönetimindekiler şirket yöneticilerine ödenen ücretler kadar maaş alıyorlar. Genel başkan ve genel sekreterin yıllık geliri 1 milyon kronun üzerinde. 2003 yılı içinde genel merkez yöneticilerine 15 milyon kron ödendi. Kurumun genel sekreteri, makam aracı olarak Jaguar marka lüks bir otomobil satın aldı.
Kızılhaç, 2003’te 400 milyon kron yardım topladı. Devletten de 212 milyon kron yardım aldı. Bu yardımların sadece 88 milyon kronu afetzedelere destek için kullanıldı.


Başa dön


CIA’dan kehanetler
ABD istihbarat örgütü CIA’ya bağlı Ulusal İstihbarat Konseyi, “Küresel Geleceğin Haritası-2020” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor; önümüzdeki 15 yıl boyunca dünyada yaşanması muhtemel gelişmeler ve uluslararası eğilimleri saptama iddiasında.
CIA Başkanı Porter Goss’a sunulan 120 sayfalık raporda, özellikle emperyalist güçler arasındaki rekabet konusunda ilginç değerlendirmeler bulunuyor. ABD’li yetkililerin ‘Asya’nın yeni dönemin yükselen gücü olacağı’ iddiasına katılan raportörler, Çin ve Hindistan’a özellikle dikkat çekiyorlar.
Kaygan zemin
Raporun özet bölümünde, “Batı ittifaklar sistemi, 1949’dan bu yana ilk kez bu kadar değişken bir durumda” deniliyor ve Varşova Paktı’nın çöküşünün yarattığı etkinin halen devam ettiği belirtiliyor.
Çin ve Hindistan’ın “yeni büyük küresel oyuncular” olarak sahneye çıkacağını yazan istihbaratçılar, bu çıkışın, 19. yüzyıl Almanyası ve 20. yüzyıl başı ABD’sinin çıkışı kadar büyük bir etki yaratacağı kanısında. Bu anlamda, 21. yüzyılın “Asya yüzyılı” olabileceği belirtiliyor.
Çin’in, ulusal gelir açısından 2020 itibarıyla ABD’nin ardından dünya ikinciliğine yükseleceğini tahmin eden uzmanlar, Hindistan’ın milli gelirinin de, Avrupa ekonomileriyle eş bir düzeye ulaşacağını dile getiriyorlar. Bu açıdan önemli diğer ülkeler ise, Brezilya ve Endonezya.
Rakipler arası sürtüşme
Çin, ABD ve Japonya arasındaki ilişkilerin değişmekte olduğu uyarısı da dikkat çekici. Raporda, Çin-ABD ilişkilerinin giderek “antagonistik” hale gelebileceği, buna karşılık Japonya-ABD ilişkilerinin seyrini, Çin’in yükselişi ve Kore Yarımadası’ndaki gerginliğin belirleyeceği ifade ediliyor.
Buna karşılık; yaşlanan nüfus, ekonomik kriz ve “sosyal devletin halen varlığını sürdürmesi” gibi etkenler nedeniyle, Avrupa Birliği’nin ekonomik ve siyasi bir büyük güç olarak sahneye çıkması “zor” bulunuyor. Raporda, Avrupa sermayesinin hedeflerini gerçekleştirmek için, öncelikle işgücü piyasalarının esnekliği, sosyal hak ve güvencelerin tasfiyesi gibi “işleri” başarması gerektiği kaydediliyor.
Enerji talebi
Dünya ekonomisinin petrol gibi hammaddelere yönelik talebinin hızla artacağını kaydeden CIA analistleri, tüketilen toplam enerjinin, önümüzdeki 20 yıl içinde yüzde 50 oranında artacağını, bunun büyük bir kısmını petrolün oluşturacağını belirtiyorlar. Bu talep artışı ve ithalatçı ülkeler arasındaki çekişme, arz bölgelerinde (Ortadoğu, Hazar, Venezüella, Batı Afrika) yeni karışıklıkların işareti niteliğinde.
Raporda, ‘küreselleşme’ sürecinin ‘ekonomik, kültürel ve sonuç olarak siyasi sarsıntılar yaratacağı’ da kabul ediliyor. Örneğin, sanayileşmiş ülkelerdeki orta sınıfların “ağır darbeler alacağı” öngörülüyor.
‘Yeni Halifelik’
“İslam ile ilişkili uluslararası terörizm”in 2020’de de devam edeceğini yazan istihbaratçılar, bu tarih itibarıyla El Kaide benzeri başka örgütlerin ortaya çıkacağını, bunların çeşitli yerel ayrılıkçı hareketlerle birleşeceğini öne sürüyorlar. Raporun bu bölümünün adının ‘Yeni Halifelik’ olması dikkat çekici.
ABD’nin dünya egemenliğinin 2020’de devam edeceğini iddia eden istihbaratçılar, buna karşılık, bu egemenliğin “giderek daha zorlanacağını” kaydediyor. Raporun bu bölümünde şöyle denilmiş: “2020 itibarıyla, tek başına hiçbir ülke, ABD askeri gücüne erişebilecek durumda olmayacak. Ama giderek daha çok ülke, karşı çıktıkları askeri eylemlere girişmesi halinde ABD’ye daha çok ‘bedel ödetecek’ durumda olacaklar.


Başa dön


Polonya’dan asker çekme sinyalleri
Ukrayna’nın Irak’taki işgal askerlerini geri çekeceğini açıklaması, Polonya’yı da etkiledi. Polonya hükümeti, ‘30 Ocak seçimlerinin başarılı geçmesi halinde’ asker sayısını şubat ayında 2500’den 1700’e düşüreceğini açıkladı.
Gürcistan hükümeti de, bu ay içinde Irak’a ek bir tugay göndereceklerini, ama ‘teknik sebeplerle’ sevkıyatın gelecek aya ertelendiğini açıkladı. Irak’ta 300 Gürcü askeri bulunuyor.
İmdada Çekler yetişti!
Çek Cumhuriyeti hükümeti ise, Irak’taki askerlerinin görev süresini uzatmayı öngören teklifi kabul etti. Savunma Bakanı Karel Kuehnl, teklifin alt ve üst meclis tarafından da onaylanması durumunda Irak’ın güneyindeki 100 kadar Çek askerin görev süresinin 31 Aralık 2005 tarihine kadar uzatılacağını söyledi.
Hükümetin onayladığı teklifin, parlamento tarafından kabul edileceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Basra’da gerginlik
Irak’ın en önemli stratejik alanlarından güneydeki Basra yöresinde 500 askeri bulunan Danimarka birliğinin komutanı, seçimlerden önceki bugünlerde durumun “son derece gergin” olduğunu söyledi. Bölgede bulunan 500 kişilik Danimarka birliğinin komutanı Jan Dalby, “Bölgede ABD işgal yönetimine direnen, intihara hazır çok sayıda son derece kararlı gözü kara terörist var” diye konuşarak korkusunu ifade etti.
Bakan istifa etti
Gazze’de kanlı intihar saldırısı
Gazze Şeridi ve İsrail sınırındaki Karni geçiş noktasında önceki gece intihar saldırısı düzenlendi. 6 İsraillinin öldüğü, ikisi ağır 5 kişinin yaralandığı saldırıyı düzenlediği belirtilen 3 Filistinli de hayatını kaybetti. İsrail ile görüşmelerin başlamasının beklendiği bir dönemde gerçekleştirilen saldırının sorumluluğunu, El Fetih’in silahlı kanadı El Aksa Şehitleri Tugayları, Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları ve Filistin Halk Direniş Komitesi üstlendi. İsrail, saldırının ardından yine sivilleri cezalandırma politikası izleyerek, Filistin’e gıda, ilaç ve ticari malların naklinde kullanılan Karni geçidini kapattı. İsrail ordusu saldırının ardından, Gazze Şeridi’ne de saldırı düzenledi. İsrail helikopterlerinin İslami Cihad’a ait olduğu iddia edilen bir binaya 2 füze attığı bildirildi. Saldırıda bir Filistinli yaralandı.
Kerkük’e göçe Amerikan desteği
ABD Dışişleri Bakanlığı, Saddam Hüseyin döneminde Kerkük’ten sürülen Kürtlerin kente dönüşünü desteklediğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher imzalı yazılı açıklamada, “ABD, Kerkük’e ilişkin 58’inci madde dahil, Irak’ın geçici idari yasasının tamamen uygulanmasını desteklemektedir” denildi. Bu madde, Saddam döneminde sürülenlerin dönüşlerinin sağlanmasını kapsıyor. Boucher’ın açıklamasında şöyle denildi: “Saddam hükümetinin Kerkük ve çevresindeki haksız politikalarının düzeltilmesine yönelik çabalar, Iraklılar’ın üzerinde karar vermesı gereken iç konulardır. Kent sakinlerinin zorla sürülmesi, mallarına el konulması ve yerel idari birimlerin sınırları üzerinde oynanması, bu konulara dahildir.” Gözlemcilere göre siyasi açıdan Boucher’ın açıklaması, Iraklı Kürtlerin ısrarla üzerinde durduğu Kürtlerin Kerkük’e dönmesi politikasına tam destek anlamına geliyor. Türkiye ise, uzun süredir, Kürtlerin Kerkük’ün nüfus yapısını değiştirerek kentin denetimini ele geçirmeye çalıştığını öne sürüyordu.
ABD yolsuzluğu biliyordu
Birleşmiş Milletler’in Irak’taki “gıda karşılığı petrol” programının uygulandığı dönemdeki en büyük petrol kaçakçılığından ABD’nin haberdar olduğu bildirildi. İngiliz Financial Times (FT) gazetesi ve İtalyan Il Sole-24 Ore gazetesi tarafından ortak yürütülen soruşturmada, petrol kaçakçılığına 2003 yılının başında Ürdünlü bir oluşumun girişimiyle 14 petrol şirketinin karıştığı belirlendi. Haberde, ABD’nin bilgisi dahilindeki petrol kaçakçılığında 150 milyon dolar değerinde 7 milyon varil petrolün uluslararası ambargo ihlal edilerek ve petrol karşılığı gıda programı dışında satıldığı belirtildi. Saddam Hüseyin’e yakın çevrelerin bu işten 50 milyon dolar kazanç sağladıkları ileri sürüldü. ABD de, FT’nin haberini doğruladı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, petrol kaçakçılığıyla ilgili soruşturmayı sürdürdüklerini ve o dönemde bu gibi girişimleri engellemek amacıyla bölgeye geniş çapta bir uluslararası deniz denetim gücünün yerleştirildiğini söyledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net