www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Zaman, takvim ve yeni yıl
Caddeler süsleniyor, hediyeler alınıyor, özel pazarlar kuruluyor... Dünya yeni yıla hazırlanıyor. Bu hazırlıkların dışında kalmak neredeyse olanaksız! Yapılan propagandalarda da bütün ‘kötülükler‘ eski yıla yüklenirken; yeni yıl insanlığın umudu olarak sunuluyor.

Alzheimer’e karşı E Vitamini
İhtiyarlıkla birlikte hafızanın giderek bulanması, tıp literatüründe Alzheimer hastalığı olarak adlandırılıyor. Alzheimer’in tedavisi henüz bulunmadı. Önlem olarak, belli bir yaştan sonra her gün E Vitamini alınması öneriliyor.


Zaman, takvim ve yeni yıl
Mehmet Salim
Caddeler süsleniyor, hediyeler alınıyor, özel pazarlar kuruluyor... Dünya yeni yıla hazırlanıyor. Bu hazırlıkların dışında kalmak neredeyse olanaksız! Yapılan propagandalarda da bütün ‘kötülükler‘ eski yıla yüklenirken; yeni yıl insanlığın umudu olarak sunuluyor. Eski ve yeni arasındaki bu tarih değişimini biz artık bugün doğal kabul ediyoruz. Oysa bugün kullandığımız ve olağan kabul ettiğimiz bu tarih değişimi, insanlık tarihi boyunca birçok değişimden sonra bugünkü halini aldı.
Güneş‘in ve Ay‘ın hareketi
Zamanın ölçülmesi insanlık tarihi kadar eskidir. Bugün; saat, gün, yıl, dakika gibi terimlerin bütün tarih boyunca aynı içerikle kullanılmadığı biliniyor. Bugün‚ gece dediğimize onlar ‘uyku‘, takvim ayı dediğimize gökteki ‘Ay‘, yıl olarak bildiğimize ’hasat‘ diyorlardı.
İnsanlar doğa üzerinde etkinlikte bulunup değiştirdikçe, zamanı ölçme ihtiyacı duydular. Ekme-biçme zamanını tespit etmek, sıcağı-soğuğu bilmek, nehirlerin taşmasını önceden öğrenmek gibi yaşamlarını doğrudan ilgilendiren sorunlardan dolayı zamanı ölçmeye başladılar. Önceleri doğada az çok tekrarlanan olaylar eksen alınarak yapılan ölçümler, daha sonra düzenli hareket eden Güneş ve Ay esas alınarak yapılmaya başlandı. Ve ancak bundan sonra daha tutarlı ve düzenli takvimler hazırlandı.
Almanca’da takvim anlamına gelen “kalender” kelimesi, Latince “calere” eylem kelimesinden gelmektedir. “Anons edilmesi, bildirilmesi gereken günler“ anlamına gelen “calendere” Roma İmparatorluğu’nda Yeniay‘ın görünmesiyle dini bir memurun sokaklarda gezip Yeniay‘ın geldiğini halka duyurmasıyla ilgilidir.
Her uygarlıkta farklı takvimler
Eski uygarlıkların birçoğu yılı ve ayları Güneş ve Ay‘ın dolanım hareketlerine göre belirlemişlerdi. Eski Mısırlılar Güneş‘in hareketini esas alan Güneş takvimi kullanıyorlardı. Bugün kullandığımız takvime de kaynaklık eden Mısırlıların Güneş takvimi yılı otuzar günlük on iki aya bölüyor ve her yıla beş gün ekliyordu. Yılların başlangıçları ise her hükümdarın tahta çıkmasıyla yeniden başlatılıyordu. Mevsimler ise üçe bölünmüştü.
İlk çağda en uzun ve tanınmış dönemler cetveli, Babilliler tarafından kullanıldı. Cetvel, hükümdarların iktidar dönemlerini belirtmek için hazırlanmıştı. Yunanlılar, Olimpik oyunlarının tekrarlarına göre olayların takvimini belirliyorlardı. Romalılar ise Roma kentinin kuruluşunu İ.Ö. 753‘ü, yılların sayılmasında esas almışlardı.
Mezopotamyalılar Ay‘ı ölçü alan bir takvim kullanıyorlardı. Ay‘ın Dünya etrafında dönüş süresi olan 29,5 günlük süre ölçü olarak alınmıştı. Aylar hilalin görünmesiyle, yıllar ise ilkbahar gündönümünden hemen sonra gözlemlenen hilal ile başlatılıyordu. Yıl 354 gündü ve Güneş yılına göre oldukça kısaydı.
Bu takvim Müslümanların daha sonra kullandığı Hicri takviminin temeliydi. Hicri takvimi de Ay‘ın Dünya etrafında dolanımını esas alıyordu. Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göçü olan 622 yılını başlangıç olarak alıyordu.
Tarihte değişik kültürlerde birbirine benzer birçok takvim bulmak mümkün. Aztek, Maya, Tibet, İbrani, Afrikalıların düzenledikleri takvimler bunlardan sadece birkaçıdır.
Azteklerin hazırlamış olduğu takvim, dönemine göre en gelişmiş takvimlerden birisidir. Bu takvimde iki farklı zaman birimi bulunuyor. Birincisi günleri, ikincisi yılları belirliyor. Günleri saymaya yarayan takvim 260 günlük bir döngüye sahip ve 20 aya bölünmüş. Yılları saymaya yarayan takvim ise 365 günden oluşuyor ve 18 aya bölünmüş. Bu takvim bu haliyle bugün kullandığımız Miladi takvime yaklaşıyor.
Jülyen takvimi
Bugün kullandığımız takvimin ilk şekli olan Jülyen takvimi M.Ö. 45 yılında Roma İmparatorluğu’nun 708. yıldönümünde, Mısırlı bilgin Sosigenes’in tavsiyesi üzerine Roma İmparatoru Jules Sezar tarafından yapılmıştır. Sosigenes, Ay ve Güneş‘in hareketlerine göre düzenlediği zaman birimlerini birbirleriyle koordine ederek, bir yılı 12 aya böldükten sonra, her bir ayı 30 gün olarak tespit etmişti. Sezar bu düzenlemede ayrıca yılbaşını 1 Mart’tan 1 Ocak tarihine çekmiş ve şubattan bir gün çıkarmış ve altı fazla günü, tek sayılı günlere bölmüştür.
Takvim M.Ö. 46 yılında yürürlüğe girmesine rağmen uygulamada bir çözüm getirmemiştir. Bu hesaplamada Ay’a bağlı zaman birimleri ile Güneş‘e bağlı zaman birimlerinin birbirleriyle koordine edilmesinde birçok eksiklik bulunuyordu. Gerçekten de bu takvimin 1500 yıl kullanıldıktan sonra, güneş yılından on gün geri kalacağı ortaya çıkmıştı.
İkinci reform ise XII. Gregorius’un 1582 yılında Jülyen takviminde yaptığı çalışmalar sonucu gerçekleştirildi. Gregorius, Jülyen takviminde görülen düzensizliği ortadan kaldırarak Güneş çevrimini esas alarak mevsimleri Güneş çevrimine yerleştirerek bugün kullandığımız takvimi oluşturdu.
Bu takvim Hz. İsa’nın doğumunu tarih başlangıcı ve dünyanın Güneş etrafındaki dönüş süresi olan 365 gün 6 saatlik zamanı yıl olarak kabul eder. Bugün doğal kabul edilen ve kutlanan yılbaşı günü ise ilk kez 1582 yılında Fransa Kralı Charl tarafından kabul edildi.
Birçok ayın adı da somut olaylardan geliyor. Örneğin ocak ayının İngilizce’deki ismi ‘January‘ Roma tanrısı Janus’tan almaktadır. ‘Juli‘ Julies Sezar‘ın doğum ayı temmuza öldükten sonra verildi. Ağustos ayı da adını yine Roma İmparatoru Agustus’tan alıyor. Birçok dilde de benzer adları görmek mümkün. Örneğin Türkçe’deki ekim ayının adı da tahıl ekme dönemine denk düştüğü için bu ad verilmiş.
Yeni bir zaman
Zamanın ince birimlerine kadar ayrıntılandırılması ancak sanayi toplumuyla birlikte mümkün olmuştur. Bilim ve teknik ilerledikçe de bu ayrıntılandırma giderek artacak. Bugün atomaltı parçacıklarını ölçmek için kullanılan saatler inanılmaz derecede hassastır.
Tüm tarih boyunca nasıl ki zaman egemenlerin çıkarlarına göre belirlendiyse, bugünde tamamıyla sermayenin çıkarlarına göre belirleniyor. Zamanında işe gidip gelmek, vergileri düzenli toplamak, borsadaki hareketleri izlemek, çalışma saatlerini düzenlemek, güvenliği sağlamak... İşçi ve emekçilere ise basitçe bu belirlenmiş zamana uymaları dayatılıyor.
Süreklilik
Kuşkusuz zamanın en ince ayrıntılarına kadar ölçülmesi ancak onun niceliği hakkında bilgi verir. Oysa zamanın niteliği bunun tersini gösterir ve doğrudan yaşanan olaylara işaret eder. Rakam ancak yaşananları kaydeder. Bunun için rakamlara bakarak tarihi değerlendirmek mümkün değildir. Bize bugün “yeni” olarak dayatılan “yeni yıl” eski ilişkilerin bir devamı olmaktan başka bir şey değildir. Oysa zamanda yenilik bir rakamın değişiminden öte ilişkilerdeki bir yeniliktir. Bu da ancak zaman üzerinde bir mücadeleyle mümkün olacaktır.


Başa dön


Alzheimer’e karşı E Vitamini
İhtiyarlıkla birlikte hafızanın giderek bulanması, tıp literatüründe Alzheimer hastalığı olarak adlandırılıyor. Alzheimer’in tedavisi henüz bulunmadı. Önlem olarak, belli bir yaştan sonra her gün E Vitamini alınması öneriliyor.
Almanya’nın Köln Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim görevlilerinden Rüdiger Mielke, Alzheimer hastalarını “ses kayıt işlevi bozuk teybe” benzetiyor: “Hasta yeni kayıt yapamıyor. Buna karşılık, eski kayıtlarda hiç zorlanmıyor. Sabah kahvaltıda yediğini öğlen hatırlayamazken, gençliğinde yaşadığı herhangi bir olayı bütün detaylarıyla aktarabiliyor.”
Hastalığa yol açan faktörler

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net