www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Adana, ikinci kentim
1953'te Adana'ya yerleştik. Ve ben Tepebag Ortaokulu'nun üçüncü sınıfına gitmeye başladım. Adana'nın içinde ufacık, tepemsi bir tümsek vardı. Okulumuz onun üzerindeydi.

Irak'taki vahşetin fotograflari
Türk Harb-İş Sendikası tarafından düzenlenen "Irak'ta insan hak ihlalleri" konulu sergi, Irak'taki ABD vahşetini bir kez daha gözler önüne serdi. Irakli çocuklarin çigliginin yükseldigi serginin açilişina ABD'ye adeta destek olan AKP milletvekilleri de katıldı.

Kapitalist sistemde ‘iyi insan’ olur mu?
Bertolt Brecht’in kaleme aldığı “Sezuan’ın İyi İnsanı” adlı oyun 7 Ocak Cuma akşamı saat 20.30’da Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Oyun kapitalist toplumda yaşayan insanların çelişkilerine odaklı...


Adana, ikinci kentim
Bülent Habora
Istanbul'da doğduğum, yaşamımın büyük bir bölümünü orda geçirdiğim, birçok güzel dosta ve öğretmene orada sahip olduğum ve acısıyla-tatlısıyla yığınla olayla iç içe bulunduğum için doğal olarak İstanbul'un bende ayrı bir yeri vardır.
Kargaşasıyla, keşmekeşiyle İstanbul, yine benim İstanbulumdur. Ama bir de Adana var. Nasıl "İstanbul" denilince içimi bir garip özlem kaplarsa, "Adana" denilince de sanki burnumun direği sızlar. 4-5 yıl kaldım Adana'da. Ama bu bile yetti, kendimi biraz da Adanalı görmeme…
1953'te Adana'ya yerleştik. Ve ben Tepebag Ortaokulu'nun üçüncü sınıfına gitmeye başladım. Adana'nın içinde ufacık, tepemsi bir tümsek vardı. Okulumuz onun üzerindeydi.
1954'ün ilk aylarıydı. Adanalıların 30-40 yıldır karşılaşmadığı bir doğa olayı oldu. Kar yağdı, ama sadece Tepebağ'a. Öğretmenlerimiz, "Çocuklar kar görsünler," diye bizi bahçeye çıkardılar. Arkadaşlarım sevinç içindeydiler, yere bile değemeden eriyen kar taneciklerini gördükleri için. Ben İstanbul'da ve Ankara'da karın en görkemlisini gördüğüm için, biraz da şaşkınlıkla izliyordum, arkadaşlarımın mutluluğunu.
Sait Hocaydı, Türkçe öğretmenimiz. Biz Tepebağlılar "Hopsait" derdik arkasından. Beni yazı yazmaya itenlerden birisi de Hopsait'ti. Ve 1954 yazında, yani 14 yaşındayken gazeteciliğe ve yazarlığa, ayrıca Birinci sigarasına başladım. Çoban Yurtçu'nun yönetimindeki Bugün gazetesinde muhabirlikle giriştim işe. Birbuçuk sayfalik yangin haberim 3 satirla da yayinlanmiş olsa, yine de gazetecilikten kopmadim. Sonra, halen Türkiye'nin gerçek en eski gazetesi olan Yeni Adana'da yazmaya başladim.
Bir gün Abidinpaşa Caddesindeki Yeni Adana'nın yayın yerine gittim. Çetin ve Yalçın Remzi Yüreğirlerle Hakkı Gülmen vardı. 15 yaşının verdiği havayla, "Ben gazetenizde yazmak istiyorum" dedim. Ve iki-üç gün sonra ilk köşe yazim çikti, bir filmin eleştirisiydi. O günlerde gün olmuştur, tam 7 film seyretmişimdir, karanlikta elimdeki defterlere not alarak. Bu 7 filmi, sabah 10-13 arasi Erciyes Sinemasi'nda (2 film), 14-17 arası Asri Sinema'da (2 film), 19'da yazlık Çamlı Sinema'da (1 film), 21'de yazlık Erciyes'te (1 film) ve 24'ten sonra yazlık Işık'taki özel gösterimde. Işik Sinemasi, Fitaş'ındı. Fitaş o dönemde, yabancı filmler konusunda Türkiye'de söz sahibiydi. Ve oynatılacak filmler Adana'da seçilirdi, özel gösterimlerde. Sanırım ben Adana'ya ilk "film eleştirme" işini getirdigim için, o özel gösterimlere davet edilirdim. Sagolsunlar bana da düşüncelerimi sorarlardi. "İş yapar" ya da "Yapmaz" konusunda söylediklerim genellikle tuttu, biri dışında. "Zarak Han" diye bir film izledik. "Bu film tutmaz" dedim. Öylesine teknik yanlışlıkları vardı ki. Örneğin savaş sahnelerinde, savaşanların arasındaki kameralar bile belli oluyordu. Fena halde yanıldım. Çünkü Zarak Han, sadece İstanbul sinemalarında 7 hafta afişlerde kaldı.
Adana'lı dostlarım,
Tepebağ Ortaokulu'ndan Erkek Lisesi'ne geçerken, "Üzülmedim" desem yalan olur. Çünkü bir avlu içindeki iki binasıyla çok güzel bir yerdi. Biraz harabe de olsa, gerçekten güzel bir çevreydi. Onyıllar sonra bir arkadaşım Tepebağ Ortaokulu'nun ilk yapıldığı yıllardaki resmini (yanda) verdi. Haşmetli bir yapıymış. Bizim dönemimizde böyle değildi. 1990'larda Adana'ya Yeni Adana Gazetesi'nin davetlisi olarak gittiğimde, eski okuluma uğradım. Benim gibi yaşlanmıştı…
Lisede Nurer Uğurlu'yu, Anibal Akdamar'ı, Erol İşisağ'ı, Tuncer Uçarol'u, Turan Ceyhun G.yi ve başka yeni yazarlari tanidim. Bir de kodaman yazarlari, Ömer Nida, Kadir Pencapligil, Sadi Sarma, Fevzi Yetiker ve Faruk Ergöktaş gibi. Aralarinda Yilmaz Güney'ler vardı, ilerde Türkiye sanat tarihine adını kazıyacak olanlar da, Şükrü Üstün gibi tiyatrocular da, Suzan Ustanlar da, Macit Filordunlar da…
Ali Kemal Şenadamlar, Yalçin Dailer dişinda, eski adi "Hacı Can" olan, sonra "Hacı"yı atıp, yerine Ceyhun koyan "Ceyhun Can"ı hiçbir zaman unutamam. İki kitabı vardı Ceyhun Can'ın. O gün de, bugün de onur duyuyorum, bu iki kitap Habora Yayınları arasında yayınlandı: "Soy Savaşi" ve "Umut Devrimci Savaşta"… İkincisini düzenciler toplattı, hem de apar topar. Doğal olarak ben 20 tanesini kaptırdım, ama kalanını sakladım, Ceyhun'un şiirleri yok olmasin diye. Kitap düşmanlarinin yasalarini dinlemedim…


Başa dön


Irak'taki vahşetin fotograflari
Türk Harb-İş Sendikası tarafından düzenlenen "Irak'ta insan hakkı ihlalleri" konulu sergi, açıldı. ABD vahşetini gözler önüne seren, Iraklı çocukların yanan yaralanan bedenlerini gösteren fotoğraflardan oluşan serginin açılışına ABD'ye adeta arka çıkan AKP'den milletvekileri de katıldı. Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış'ın sergi için açılan deftere, "Bunu yapanlar, göz yumanlar, sessiz kalanlar insan değildir" sözleri dikkat çekti.
80'e yakın fotoğraf
Sergide 80'ne yakın fotoğraf, ABD'nin Irak'taki katliamlarını, işkencelerini, insanlık dışı uygulamalarını en iyi şekilde gözler önüne seriyor. Fotoğraflarda özellikle çocuklar üzerindeki vahşet anlatılırken, adeta Iraklı çocukların çığlığı yükseliyor fotoğraflardan. Sergi 31 Aralık gününe kadar Ankara Kızılay Metrosu'nda Ankaralılara açık.
ABD'nin ve askerlerinin insanlık dışı akıl almaz vahşetini anlatan serginin açılışına, AKP Genel Başkanı Yardımcısı Akif Gülle, AKP Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi, CHP Şanlıurfa milletvekili Turan Tüysüz, Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Arslan, Türk-İş Genel Eğitim Sekteri Mustafa Türkel, Mazlum-Der Genel Başkanı Ayhan Bilgen katıldı. Harb-İş Genel Başkanı Osman Çimen, ABD'nin kendi hegemonyasını devam ettirmek için yarattığı canavarların hışmına uğradığını dile getirerek, "küresel terörü bitireceğiz" söylemleri ile ülkeleri işgal ettigini belirtti. Çimen, ABD'nin kanı kanla yumaya çalıştığını ifade ederek, "ABD bizim için işgalci teröristtir. ABD'nin bu haksızlıkları da kanla boğulacaktır" dedi.
ABD ihlalci
Mehmet Elkatmış ise kendisini dünyanın insan hakları şampiyonu olarak ilan eden ABD'nin en büyük insan hakkı ihlalcisi olduğunu dile getirerek, "umarım bu fotoğraflardan insanlık ders çıkarır" dedi. Savaşin da bir ahlaki oldugunu belirten Elkatmiş, savaşta, yaşlilara kadinlara, çocuklara dokunulmadigini, ancak ABD'nin tüm bunları ihlal ettiğini söyledi. Elkatmış, "bu vahşeti kiniyoruz, bir daha olmamasi için uyariyoruz" dedi. Elkatmış'ın fotoğraf sergisini gezdikten sonra sergi çıkışında açılan deftere yazdığı, "Türk Harb-İş sendikasının açmış olduğu sergideki resimleri görünce bunu yapanlardan, buna göz yumanlardan, bu barbarlığa sessiz kalanlardan, nefret ediyorum. Bunu yapanlar, göz yumanlar, sessiz kalanlar insan değildir" sözleri dikkat çekti.


Başa dön


Kapitalist sistemde ‘iyi insan’ olur mu?
“İyi insan” ile çatışan kapitalist toplum düzeninde, hem iyi insan olup hem de ayakta kalabilmenin olanaksızlığını gösteren “Sezuan’ın İyi İnsanı” adlı oyun Bakırköy Belediye Tiyatroları tarafından sahneye taşınıyor. Bertolt Brecht’in mesel oyunu “Sezuan’ın İyi İnsanı”, 7 Ocak Cuma akşamı saat 20.30’da Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde seyircisine “merhaba” diyecek.
Bir masal havasında Çin’in Sezuan eyaletinde geçen oyunda; üç Tanrı dünyada iyi bir insan kalıp kalmadığını öğrenmek için yeryüzüne inerler. Tanrılarla karşılaşan yoksul sucu Wang, Tanrılara kalacak yer bulabilmeleri için yardımcı olmaya çalışır; ancak, sokak kadını Şen Te’den başka kendilerine gecelemeleri için yer verecek kimse çıkmaz.
Ertesi sabah, Tanrılar yollarına devam etmek üzere gitmeye hazırlanırlarken, Şen Te, tanrılara yoksul durumundan yakınır. Tanrılar “ekonomik işlere karışmamakla” birlikte, Şen Te’ye bir tütün dükkanı açacak yüklüce bir para bırakırlar. Ama, Şen Te’nin dükkanı açmasıyla birlikte, otlakçılar, iyilik sömürücüler, kendisinden yararlanmak için başına üşüşürler. Şen Te, hem bunlardan kurtulmak hem de iyilik yapmayı sürdürebilmek için bir teyzeoğlu, bir şeytan yaratır.
Brecht’in sorusu
Tanpınar Makale Yarışması sonuçlandı
Osmangazi Belediyesi’nin, Ahmet Hamdi Tanpınar anısına gerçekleştirdiği Makale Yarışması sonuçlandı. 2001 yılından bu yana edebiyatın çeşitli dallarında gerçekleştirilen yarışmanın bu yılki konusu, “Tanpınar’ın Dünyasında Bursa: Taşlarda Gülen Rüya” olarak belirlenmişti. Yarışmaya, yurt içinden ve yurt dışından 71 eser katıldı. Katılımın bir eserle sınırlandığı yarışmaya katılan makaleler; Hilmi Yavuz, Prof. Orhan Okay, Orhan Koçak, Yasin Doğru ve Mustafa Armağan’dan oluşan 5 kişilik Seçici Kurul tarafından değerlendirildi. Ödülleri kazananların açıklandığı basın toplantısı Koza Han Yaren Cafe’de gerçekleştirildi. Yarışmaya İstanbul’dan katılan Tamer Kütükçü, “Geçmiş Zaman Elbiselerinde Gerçekten Düşsele Kentler / Kültürler Arası Bir Yolculuk” adlı makalesiyle birincilik, Sivas’tan katılan Dr. İsmet Emre; “Tan’ın Pınar’a Eriştiği Şehir: Bursa” adlı makalesiyle ikincilik, Adana’dan katılan Ali Selçuk da, “Tanpınar... Gül... Bursa... / Geçmişimdigelecek” adlı makalesiyle üçüncülük ödülünü kazandılar. Ayrıca, bu yıl önceki yarışmalardan farklı olarak bir mansiyon ve bir de Osmangazi Belediyesi Özel Ödülü verilen yarışmada, Ankara’dan katılan H. Emrah Beriş ve H. Bahadır Türk, mansiyon ödülüne, Bursa’dan katılan Mehmet Gülgönül ise, Osmangazi Belediyesi Özel Ödülü’ne değer bulundu. Bu arada, bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen yarışmanın bir sonraki konusu da belirlendi. Jüri, 2005 yılı yarışma konusunu “A. Hamdi Tanpınar Anısına Bursa Hikâyeleri” olarak belirledi.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net