Devletten ve/veya öteki kişilerden gizlenen ekonomik olayın gizlenmesine kimi haklı gerekçeler (haksız vergi, rekabet gücü, istihdam yaratma vb.) bulunabilir. Gerekçesi ne olursa olsun kayıtdışı ekonomi dünyanın hemen her yerinde nedenleri, oluşumu, boyutları ve sonuçları tartışılan kısacası kaçılamayan, çoğu ülkelerde ise kolayca alışılan bir gerçektir.
Kayıtdışı ekonomi büyüdükçe, kayıtlı ekonomi küçülür, yani kayıtdışı ekonomi, kayıtlı ekonominin rakibidir. Muhasebe biliminde birinci kural “belgesiz kayıt olmaz” kuralıdır. Kayıtdışı ekonomide, alış/satışta belgeye (fatura) bağlanmadığı için ticari defter kayıtlarına intikal etmez. Kayıtdışı ekonomik faaliyet alan razı/satan razı şekilde gelişir, alış/satışta hasıl olan kazanç (kâr) üzerinden ödenmesi gereken vergiler, fonlar, harçlar da ödenmez. Devlet, vergi alınmayınca görevlerini borç alarak yerine getirmeye başlar, verginin yerini borçlanma alır. Aşırı borçlanma yüksek faizi, kamu açığını ve enflasyonu getirir.
Kayıtdışı ekonomi, kayıtlı ekonomiyi boğmaya başlar. Vergi toplayamamak borçlanmayı, borçlanma faizi, faiz enflasyonu, enflasyon paradaki sıfırların artmasını, sıfırların artması ise yeni rejim arayışlarını beraberinde getirir.
Siyasetin kayıtdışı finansmanı
Kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin hem tertipçisi, hem teşvikçisi hem de şikayetçisi, çoğu zaman siyasetin kayıtdışı finansmanı yoluyla iktidara gelenlerdir. Bu iktidar sahipleri büyük küpürlü banknot basarak, kayıtdışı ekonomik faaliyetleri adeta teşvik ve tatbik eder. 24 Ocak 1980 Ekonomik Kararları alındığında tedavüldeki en büyük küpürlü banknot 1.000 TL iken, Tükiye’de bugün tedavülde bulunan en büyük banknot 20.000.000 TL’dir. Büyük küpürlü banknotla ödeme, saymas saklama, taşıma kolaydır.
Büyük küpürlü banknotlar, kayıtdışı ekonominin en önemli aracıdır. Nakitle ödeme kolaylaştıkça, kayıtdışı ekonomi artar. Türkiye’de tedavüle çıkarılan büyük küpürlü banknotlar kayıtdışı ekonominin can damarıdır. Ödemelerin nakit yerine bankacılık sisteminin araçları (kredi kartı, çek, banka kartı, EFT vb.) ile yapılaması kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınması şarttır. Bu ise, büyük küpürlü banknotlarla nakit ödeme kolaylığını önlemekle, küçük küpürlü banknotlarla ödeme halinde ortaya çıkacak zorluk karşısında milleti kredi kartı vb. ödeme araçlarına yöneltmekle gerçekleşir.
Gelişmiş ülkelerde nakit, yerini diğer ödeme araçlarına bırakmış ve kayıtdışı ekonomi bu yolla büyük ölçüde kayıt altına alınmıştır. O halde paradan üç veya dört sıfır atmak yerine, kademeli olarak 1, 5, 10, 20 milyonluk, 500 binlik ve 250 binlik banknotları tedavülden kaldırmak gerekir. Çünkü insanlar ödemelerin nakitle yapılması kolaylaştıkça, banka ödeme araçlarını kullanmazlar. Paraya sıfır ilave etmek ve/veya sıfır atmakla özürlü ekonomi düzelmez.
Paradaki sıfırların artmasının -eş deyişle büyük küpürlü para basarak nakit ödemenin kolaylaştırılmasının- ya yeni bir para birimine geçilmesi, ya paradan sıfır atılması, ya dolarizasyon ya da siyasi rejimin değişmesi ile sonuçlanması, tarihsel gerçeklerdir. Hitler öncesi Almanya’da 1 ekmek 1 milyar marktır. Hitler, “Herkese İş Herkese Aş” vaat ederek iktidara geçmiştir.
1989 ortalarında Yugoslavya’da 2 milyon dinarlık banknot tedavüle çıkarılmış, 1990 yılında 4 sıfır atılarak, 2 milyon dinarlık banknot 200 dinar olarak kabul edilmiştir.
Sıfırlar nasıl arttı?
Banknot, hamiline yazılı, ibrazında ödenmesi gereken devletçe çıkarılmış bir borç senetidir. Büyük küpürlü para basarak nakitle ödemeyi kolaylaştırma, kayıtdışı ekonominin teşviki anlamındadır. Devlet, büyük küpürlü para basmaz ise, fertler küçük küpürlü paralarla ödeme zor olduğu için (sayması zor, saklaması zor, taşıması zor) ister istemez çekle ve kredi kartı ile ödeme zorunda kalacaklarından “Ekonominin Hamile Yazılılıktan Nama Yazılılığa” dönüşmesi gerçekleştirilebilir.
31 Ocak 2004 tarih ve 25363 sayılı T.C. Resmi Gazete’de yayımlanarak, 01.01.2005 de yürürlüğe girmesi planlanan 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun’un gerekçesinde 1980-2002 döneminde yaşanan enflasyonist sürecin banknot tutarına da yansıdığı, 31 Aralık 1980 de 278.6 milyar lira olan tedavüldeki banknot tutarının 31 Aralık 2002 itibariyle 7 katrilyon 635 trilyon 621.9 milyar liraya (27 bin 407 katına) ulaştığı belirtilmiştir. Tedavüldeki para tutarının bu kadar çok artması aynı zamanda artan sıfırlar anlamına gelmektedir. 1927 yılından 1980 yılına kadar dolaşımdaki banknot ihtiyacı 50 kuruş ile 1000 TL arasında değişirken 1981 ve sonrasında 250 bin liradan 20 milyon liraya kadar değişik banknotlar kullanılmış ve artık herkesin “milyoner” olduğu ülkemizde hesap, kitap yapmak bile zorlaşmıştır. Dünyadaki en büyük küpürlü banknotun ülkemizde tedavülde bulunması TL’nin itibarının düşmesine yol açtığı gibi görsel olarak “milyoner” gerçekte ise alım gücünden yoksun TL’nin tedavülde olması çelişkisi trajik bir e-komedi konusu olmuştur.
TCMB’nin sunumunda; bol sıfırlı fiyatların parasal değerlerin yazımında (etiketlenmesinde) ve ifadesinde, vezne işlemlerinde, muhasebe ve istatistik kayıtlarında, bilgi işlem programlarında, ödeme sistemlerinde ve benzin pompalarından taksimetrelere kadar günlük hayatın birçok alanında sorun oluşturduğunu, bu sorunların paradan sıfır atılması ile giderileceğini, katrilyonlarla ifade edilen değerlerin varlığı TL’nin hem değişim hem de kıymet saklama aracı olma gibi bazı parasal fonksiyonlarını olumsuz etkilendiği, YTL’ye geçiş ile; bol sıfırdan kaynaklanan tüm teknik ve operasyonel sorunların ortadan kalkacağı, toplumun ulusal paraya olan güveninin artacağı, geçmişe yönelik fiyatlamaların kırılmasında faydalı olacağı, kayıt ve işlemlerde sadelik sağlayacağı, paramızın itibarının yükseleceği, belirtilmektedir.
Ancak, paranın değerini belirleyen esas unsur, bir ülkenin üretim gücüdür. Türkiye’nin bütçesi, dış ticaret dengesi, ödemeler dengesi açıktır. Bu verilere neresinden bakarsanız bakın açıktır, adeta ülke ekonomisi “striptiz” halindedir.
Hemen her anlamda açık veren ekonominin, YTL’ye geçiş ile düzelebileceğini ummak ütopyadır. Sağlam kafa sağlam vücutta, sağlam para da sağlam ekonomide olur!
Başa dön
Üç gün sonra
Yeni Türk Lirası hayatımıza girecek
Hükümetin Türk Lirası’ndan (TL) altı sıfır attığı Yeni Türk Lirası (YTL), üç gün sonra hayatımıza girecek. 2005 yılı boyunca hem TL, hem YTL kullanımda olacak.
Yeni dönemde geçişi kolaylaştırmak amacıyla Merkez Bankası kullanımdaki 1 milyon, 5 milyon, 10 milyon ve 20 milyon liranın karşılığı olan 1, 5, 10 ve 20 liralık banknotları aynı biçimde dizayn etti. Bu banknotların üzerinden sadece 6 sıfırı atıldı. Ayrıca şu an kullanılmayan 50 milyonun karşılığı olarak 50 YTL ve yine kullanımda olmayan 100 milyon liraya denk gelen 100 liralık banknotlar hazırlandı.
Para çekme makinaları ATM’ler hem YTL, hem de TL verecekler. Alışverişlerde de aynı şey yaşanabilecek. Mesela kilosu 2 milyon liraya bir mal aldınız, paranızı 10 YTL vererek ödediniz, size karşılığında 5 milyon lira ile üç tane de Yeni Türk Lirası verilebilir.
Banknotların yanı sıra kuruşlarda daha çok zorlanılması bekleniyor. Şu an kullanımda olmayan 10 bin lira 1 Yeni Kuruş olarak düzenlendi. 50 bin lira dört sıfır atılmasıyla 5 yeni kuruş oldu. 10 yeni kuruşun karşılığı ise 100 bin lira. 250 bin lira artık 25 yeni kuruş. 500 bin lira ise 50 yeni kuruşa karşılık geliyor.
Bu arada;
Bankalar 31 Aralık gecesi YTL kullanımına geçeceği için yeni yılın ilk 3-4 saatinde kredi kartları kullanımında zorluklar yaşanabilecek.
Bankalar 3 Ocak 2005’ten itibaren döviz hariç tüm hesapları YTL’ye çevirecekler.