www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



‘Okyanus sanki çöl olmuştu’
Pazar sabahı yaşanan felaket, ender görülebilecek bir olaydı. Can kaybının bu kadar yüksek olmasının sebebi salt dalgaların büyüklüğü değil. Uyarı sistemleri yoktu ve insanlar tsunami konusunda bilgisizdi.

Salgın hastalık tehdidi
Yüzyılın en büyük felaketlerinden birine yol açan dev deprem dalgalarının ardından, Güneydoğu Asya ülkelerinde ölü sayısı giderek artıyor. Yardım çalışmalarının yetersizliği nedeniyle, cesetlerin salgın hastalıklara yol açabileceği belirtiliyor.

Bakanın kuşkulu ölümü
Ukrayna Ulaştırma Bakanı Heorhiy Kirpa, başkent Kiev yakınlarındaki evinde ölü bulundu. Kirpa’nın intihar ettiği öne sürülürken, bir hükümet kaynağı bakanın kurşun yarasıyla öldüğünü açıkladı.


‘Okyanus sanki çöl olmuştu’
John Lancaster
İlk dalgalar geldiğinde A.D. Chandaratna, karısı ve dört çocuğu ile birlikte yaşadığı evinin önünde ağlarını onarıyordu.
Korku ile yaptığı ilk şey ailesini güvene almak için uzaklaştırmak ve yüksek bir yere götürmek oldu. Ama sonra ölümcül bir hata yaptı: İkinci kez bakmak için geriye döndü.
Chandaratna şaşkın, fakat sakin olarak birkaç kişiyle birlikte denize baktıklarını ve geri çekilen suların yüzlerce metrelik bir boşluk bıraktığını, deniz dibindeki kayaların ve kumun ortaya çıktığını gördüğünü anlatıyor.
‘Kendimi suya bıraktım’
Ancak birincisinden çok daha büyük ikinci dalgayı gördüğünde neredeyse geç kalacakmış. Chandaratna güvenli bir yere ulaşmaya çalışırken ölümü hissettiğini söylüyor. “Ben denizciyim ve denizi tanırım” diyor Chandaratna, “Kendimi suya bıraktım ve o beni götürdü”. Ama diğerleri onun kadar şanslı değildi.
Merkezden 5 mil güneyde bulunan bu köyde en az 11 kişi sulara kapılarak kayboldu. Tüm yaşananlara bulunduğu yerden tanıklık eden S.D. Premathilaka, ilk dalganın ardından kaçarak çocuklarını ve eşlerini güvenli bir yere bırakanların olanları merak ettiklerini ve bu yüzden geri döndüklerini anlatarak bunların neredeyse hiçbirisinin geri dönmediğini söyüyor.
Uyarı sistemi yok
İkinci büyük dalgadan yanındaki 200 köylüyle küçük bir tepeye tırmanarak kurtulmayı başaran bir memur “İnsanlar çekilen suyun tekrar döneceğini düşünmedikleri için geri döndüler ve öldüler” diye anlatıyor.
İnsanların yaşamlarını güvene aldıktan sonra geri dönmelerinin ve bu mucizeye tanıklık etmek istemelerinin nedenlerinden birisi bu bölgede daha önce hiç tsunami yaşanmamış olması olarak açıklanabilir.
Pasifik Okyanusu’na kıyı ülkelerde yaşayan insanların en büyük korkularındandır tsunami. Bu ülkelerde dev dalgalara karşı uyarı sistemleri vardır ve sahil kesimlerinde yaşayan insanlar, denizdeki beklenmedik değişimlerin dev dalgaların habercesi olabileceği konusunda eğitilmişlerdir. Onlar denizin hareketlerine bakarak olağan olmayan bir şeylerin gelmekte olduğunu anlayabilirler.
Fakat Hint Okyanusu’nda bulunan adalarda ve kıyı ülkelerde yaşayan halklar binlerce kişinin öldüğü son felakete kadar; depremin ardından oluşan dalgaların kıyıları böyle şiddetli dövüşü gibi bir deneyimi yaşamamışlardı.
Kırık dişler gibi
Chandaratna kendi köyü Beruwala’da yaşadıklarının şaşkınlığını halen üzerinden atamamış, “Deniz sanki büyük bir çöl gibiydi” diyor ve ekliyor “Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştik. Bu ilk kez oluyor”. 35 mil güneydeki Galle yolunda ilerlerken Diyalagoda, Beruwala ve daha birçok köyde gördüklerim dalgaların ne kadar öfkeli olduklarının işaretleri. Bir kamyonet ağaçların arasında sıkışmış, bir diğeri ters dönmüş ve yarısına kadar çamura gömülmüş. Eski bir tren istasyonu neredeyse tamamen yok olmuş, sadece çatısı görünüyor. Sıra sıra dizilmiş yıkık ve ağır hasarlı evler bir ağzın içindeki kırık dişlerin görüntüsünü anımsatıyor. Her tarafta yüksek gerilim hatları yıkılmış.
Bir duvarın üzerinde ise çok uzak olmayan geçmişten şu yazı kalmış: Güneş ve Eğlence Evi.
Chandaratna’nın hikâyesi
Dev dalgaların kıyıları vurduğu pazar gününün güneşli sabahında hiç kimse bir felaketin bu kadar yakın olabileceğini düşünemezdi. Balıkçı Chandaratna o sabah avladığı balıkları henüz satmıştı ve 700 rupelik (7 dolar) kazancından dolayı keyfi de hayli yerindeydi.
Evinin duvarının hemen önünde, birkaç palmiye ağacının olduğu ufak çimenlikte biraz da vakit geçirmek için ağlarını onarıyordu. Ufukta, kendisini şaşırtan belki 6 metre yüksekliğindeki ilk dalgayı gördü. Ağlarını fırlattı, eve koştu ve karısını, çocuklarını alarak koşmaya başladı. Onlar güvenli bir yere ulaştıklarında evlerinin oturma odasında ve mutfağında su girdap yaparak dönmeye başlamıştı.
Ailesinin güvende olduğuna karar verdikten sonra hem oluşan zararı görmek hem de bu mucizevi olayı anlamak için geri döndü.
“Suyun bir daha asla geri dönmeyeceğini düşündüm suların çekildiğini görünce” diyor.
Onun düştüğü bu yanılgıya düşen başkaları da vardı.
Mutfaklarında can verdiler
Evinin yanlarında oturan kadın ve kızı gibi. İlk dalga geldiğinde ikisi de evlerinin üst katına çıkmayı başarmış. Ancak daha sonra aşağıya inip bakmaya karar vermişler ve onlar alt kata indiklerinde ev tamamen suyla dolmuş. “Ana kız, evlerinin mutfağında boğularak öldüler” diye anlatıyor komşularının başına gelenleri Chandaratna.
Emekli memur Senarathna ise kendisinin yaşadığı köyün kıyı kesiminden içeride olduğunu ama olanları duyunca merak ederek kıyıya gitiğini anlatıyor. “Herkes bağırıyordu” diyor gördüklerini anlatırken “Bazı insanlar kayalara çıkmışlardı. Ben de yüksek bir yere çıktım. O anda büyük bir dalga geldi. Sahilde kalanlar vardı, ‘yardım edin’ diye bağırdıklarını duydum.
Hepsinin öldüğüne eminim.
(Washington Post)

Deprem haritayı değiştirdi
ABD Jeoloji Enstitüsü uzmanı Ken Hudnut, 9’luk deprem nedeniyle Sumatra’nın güneybatısındaki küçük adaların 20 metre güneybatıya yaklaşmış olabileceğini belirterek, “Bu önemli bir kayma” diye konuştu.
Amerikalı uzman, Sumatra’nın Endonezya toprağının kuzeybatı noktasının da 36 metre güneybatıya kaymış olabileceğini ifade ederek, ayrıca depreme neden olan iki plakanın çarpışmasıyla ortaya çıkan enerjinin ekseni üzerindeki tüm yeryüzünü sallamış olabileceğini söyledi. Hudnut, ‘’Dünyada çok hafif sarsıntılar tespit edebiliriz, ortaya çıkan büyük enerji kitlesi nedeniyle depremin yörüngeyi salladığını sanıyorum” dedi.


Başa dön


Salgın hastalık tehdidi
Merkez üssü Endonezya’nın batısındaki Sumatra adası olan 9 büyüklüğündeki depremin neden olduğu tsunami dalgaları nedeniyle Güneydoğu Asya ülkelerinde ölü sayısı giderek yükseliyor. Gözlemciler, 40 bin civarında olan ölü sa-yısının 50 bini bulabileceğini söylüyor. Ölenlerin üçte biri çocuk. Ayrıca; Sri Lanka ve Hindistan başta olmak üzere birçok ülkede onbinlerce kişi “kayıp”.
Bölge devletlerinin kurtarma ve ceset gömme çalışmalarında yetersiz kalması nedeniyle, felaketzedeler şimdi de salgın hastalık tehdidiyle karşı karşıya. Kumsallarda, okyanusta ve hatta ağaçların üzerinde bulunan cesetlerin bozulmakta olduğu, bu nedenle sahil kentlerinin çeşitli salgın hastalıklarının tehdidi altında olduğu kaydedildi.
Ölü sayısı artıyor
Son 40 yılın en şiddetli depreminin neden olduğu dev dalgalar; Endonezya, Sri Lanka, Hindistan, Tayland ve Malezya’yı vurdu. Sri Lanka’da resmi ölü sayısı 19 bine çıkarken, hükümet ölenlerin 200’ünün turist olabileceğini açıkladı. Ayrıca yaklaşık 1500 yolcu taşıdığı sanılan bir trenin raydan çıkarak sular altında kaldığı belirtiliyor.
Depremin merkez üssü olan Sumatra Adası’nın bağlı olduğu Endonezya’da, şu ana dek belirlenebilen ölü sayısı 15 bin. Ancak yetkililer, bu sayının 25 bini bulabileceğini belirtti.
6800 kişinin öldüğü Hindistan’da dev dalgalar; balıkçı teknelerini kıyıdan onlarca metre içeriye sürükledi.
30 bin kayıp
Hintli yetkililer, Andaman ve Nicobar adalarında, 30 bin kişinin kayıp olduğunu açıkladı. Takımadalarına varan kurtarma ekipleri, Chowra adasında, 1500 kişiden ancak 500’ünü bulabildi.
Dev dalgalar, Hindistan’ın Nalpakkam nükleer santraline de hasar verdi. Hükümet, santralde nükleer sızıntı tehlikesi olmadığını bildirdi.
Tayland’da 1516 ölü kayıtlara geçti. Bu rakamın 2 bini aşabileceği ifade ediliyor. Ülkede en az 1600 İsveçli turistin de kayıp olduğu bildirildi. ABD Dışişleri Bakanlığı, 8 Amerikalının öldüğünü açıkladı.
26 Türk vatandaşı
Bölgede kendilerinden haber alınamayan Türk vatandaşlarının sayısı en son 26 olarak bildiriliyor. Dışişleri kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Tayland’da 17, Sri Lanka’da 3, Myanmar’da 2, Malezya’da 1, Maldivler’de 1, Endonezya’da 1 ve Hindistan’da 1 Türk vatandaşından haber alınamıyor. Bu arada, Tayland’ın Puket adasında iki Türk vatandaşının hastanede tedavi altında bulunduğu belirtildi.
Dünya sosyetesinin “uğrak yeri” olan Maldiv Adaları’nda 52 kişi yaşamını yitirirken, başkentin üçte ikisinin sular altında kaldığı ve büyük hasar meydana geldiği bildiriliyor. Gözlemciler, bu felaketin ardından adaların, zenginlerin tatil beldesi olma özelliğini yitireceğini söylüyor.

SÖZLER TUTULACAK MI?
Asya’yı sarsan deprem ve dev dalgaların ardından birçok Batılı kuruluş ve ülke, mali yardım sözü verdi. Bu kuruluş ve ülkeler, ayrıca gıda, ilaç ve çadır yardımlarına başladılar. Ancak geçmiş emsaller, mali yardım vaadine kuşkuyla bakılmasına yol açıyor.
Çeşitli kurum ve ülkelerin mali yardım vaadleri şöyle: IMF (“Mümkün olan her yardımı” yapacak), Kızılhaç (6.8 milyon dolar), Avrupa Birliği (4.1 milyon dolar), ABD (15 milyon dolar), Avustralya (7.7 milyon dolar), Kanada (815 bin dolar), Çin (2.6 milyon dolar), Almanya (1 milyon Euro), Japonya (30 milyon dolar), Kuveyt (1 milyon dolar), Hollanda (2 milyon dolar), Singapur (1.2 milyon dolar), İspanya (1 milyon Euro), İsveç (750 bin dolar), Birleşik Arap Emirlikleri (2 milyon dolar)


Başa dön


Bakanın kuşkulu ölümü
Ukrayna Ulaştırma Bakanı Heorhiy Kirpa, başkent Kiev yakınlarındaki evinde ölü bulundu. Kirpa’nın intihar ettiği öne sürülürken, bir hükümet kaynağı bakanın kurşun yarasıyla öldüğünü açıkladı.
Yerel medyada çıkan haberlerde, Kirpa’nın intihar ettiği iddiası yer bulurken, yetkililer bu bilgiyi henüz doğrulamadı. Ukrayna haber ajansı da, cesedin yanında bir silah bulunduğunu duyurdu.
Bir hükümet kaynağı, olay yerinde polislerin araştırmasının sürdüğünü, Kirpa’nın kurşun yarasıyla öldüğünü açıkladı. Hükümet kaynağı, Kirpa’nın intihar mı ettiği yoksa cinayete mi kurban gittiği konusunun açık olmadığını söyledi.
Gazze’ye füze saldırısı
İsrail dün Gazze Şeridi’nde bir otomobile füze saldırısı düzenledi. Hedef alınan otomobilden Hamas militanı olduğu söylenen 2 kişinin yaralı olarak kurtulduğu, yoldan geçen bazı kişilerin de yaralandığı bildirildi. Görgü tanıkları, Han Yunus’taki saldırıda vurulan araçtaki 2 kişinin yaralarının ağır olmadığını belirttiler. Araçtaki kişilerin saldırı düzenlemek üzere İsrail yerleşim birimi Guş Katif’e gittikleri iddia edilirken, otomobilin uzaktan kontrollü pilotsuz bir İsrail uçağı tarafından vurulduğu belirtildi. Diğer yandan, Hamas liderlerinden Mahmud Zahar bir açıklama yaparak, İntifada’nın silahsızlandırılmasına karşı olduğunu söyledi. Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Mahmud Abbas’ın bu yöndeki çağrısını değerlendiren El Zahar, Filistin topraklarında Hamas’ın silahlı operasyonlarının devam ettiğini kaydederek, “Tavrımızı ifade etmeyi sürdürüyoruz” dedi.
Direnişçilerin hedefi polis gücü
Irak’ta dün 30’dan fazla kişinin öldüğü saldırılarda ana hedef yine polis ve Ulusal Muhafızlar oldu. Direnişçiler dün en büyük darbeyi Tikrit’te vurdu. Kentin güneyindeki polis karakoluna düzenlenen baskında 13 polis öldü. Bağdat’ta bomba yüklü bir araçla Irak Ulusal Muhafızları Başkanı Mudher el Mula’ya saldırı düzenlendi. El Mula’nın, Azimiye mahallesindeki evinden çıktıktan sonra meydana gelen patlamadan kurtulduğu, ancak korumalarından birinin öldüğü, 8’inin yaralandığı kaydedildi. Yine Bağdat’ta bombalı bir aracı kullanan intihar komandosunun, muhafız birliği konvoyuna saldırdığı anda öldüğü bildirildi. Önceki gece düzenlenen iki ayrı saldırıda ise 2 Amerikan askerinin öldüğü, 5’inin yaralandığı belirtildi. Dün Samarra’nın güneyindeki İshaki’de de bir polis karakoluna saldırı düzenlendi. Polis yetkilileri saldırıda 4 polisin ve 1 ulusal muhafız subayının öldüğünü, 5 muhafızın yaralandığını açıkladılar. Bağdat’ın Mahmudiye bölgesinde işgal yanlısı Komünist Parti yetkililerinden Saadi Abdülcabbar El Bayati kaçırılıp öldürüldü. Kara Sancak Tugayı, Mücahit Ordusu ve Mutassim Bella Tugayı adlı örgütler, bir ABD güvenlik şirketinde çalışan 8 Iraklıyı öldürdüklerini açıkladı. Öldürülenlerin 13 Aralık’ta kaçırıldığı sanılıyor. AP televizyonunun ele geçirdiği video kaydında, Iraklılara ait fotoğraflar gösteriliyor. Kasetteki kişi, 8 kişinin idam edildiğini, diğer 2 kişinin delil yetersizliğinden bırakılacağını söylüyor. Bağdat’ın Muradiye köyünde de bombalı araçla düzenlenen saldırıda 5 kişinin öldüğü bildirildi. Yetkililer, saldırıda onlarca kişinin yaralandığını belirttiler. Bu arada, Bakuba’da Ulusal Muhafızlar’a düzenlenen bombalı saldırıda da 4 muhafız yaralandı. Kuzeydeki Havica’da yaşayan Kürtlerin etnik temizlik korkusuyla Kerkük’e göç ettiği açıklandı. Kerkük’e 500’den fazla Kürt ailenin geldiği ifade edildi. Son 10 günde Havica’da 7 Kürdün öldürüldüğü, bu olayların Kürtleri göçe zorlama amacı taşıdığı belirtildi.
Rusya ve Çin’den ortak tatbikat
Rusya ve Çin’in, gelecek yıl Çin’de, hava ve deniz kuvvetlerinin katılacağı ortak bir tatbikat yapacağı bildirildi. Tatbikatta denizaltıların yanı sıra stratejik bombardıman uçaklarının da yer alacağı bildirildi. Rusya Savunma Bakanı Sergey İvanov, iki ülkenin ilk kez bu çapta bir ortak tatbikat düzenleme kararı aldığını belirterek, “Çin ile değişik şekillerdeki askeri işbirliğini geliştirmek için silah, deniz ve hava gücü ve denizaltıları götüreceğiz” diye konuştu.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net