Gurbet ve Selahattin Demir çifti dört çocuklarıyla birlikte, Marmara depremi sonrasında Antalya’ya geliş öyküleriyle yansımıştı Evrensel’in sayfalarına. Aile, deprem sonrası gönderildikleri Antalya’da bir yıl afet evlerinde kaldıktan sonra iş ve aş imkânı bulamadan kaderine terk edilmişti. Depremden kalan sakatlıklar, psikolojik hastalıklar da cabası.
Afet evlerinden hiçbir yardım yapılmadan çıkarılan Demir ailesi, hemşerilerinin yardımıyla Antalya’nın bir gecekondu mahallesi olan Fevzi Çakmak’ta yaptırılan iki odalı bir evde yaşıyorlar şimdi. Sakarya’dan Antalya’ya uzanan öyküleri burda da devam ediyor. Selahattin Demir, geçen yıl çalıştığı inşaattan, sıva yaparken düşmüş ve sol kolu sakat kalmış. Sakatlığından sonra ne bir tazminat alabilmiş ne de bir yardım görebilmiş. Kendi imkânlarıyla tedavi olmaya çalışmış ama kol yanlış kaynamış. İmkânsızlıklar nedeniyle devam edememiş tedaviye.
O günden sonra zaten zor bulduğu işlerde hiç çalışamıyor. Ancak bulabilirse bir gece bekçiliği ya da buna benzer işler yapabiliyor. Evin hanımı Gurbet Demir ise sabah 7’de kalkıp çilek toplamaya gidiyor, akşam 5’e kadar. Aldığı yevmiye 10 milyon. Evin en küçüğü Hamit, devamlı öksürüyor. Yeşil kartları var, hastaneye gitmişler ama Hamit’in ilaçları alınamıyor. Hamit hasta olduğu için annesi o gün işe gitmemiş ama annesinin yerine evin 14 yaşındaki en büyük kızı gitmiş, seraya çilek toplamaya.