www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Kophenag kriterleri yerini
   askeri kriterlere bırakıyor

Belçika Başbakanı’nın “Türkiye sınırlarımızı korur” sözlerinin ardından şimdi de Hollanda, Türkiye’nin neden üye olmasını istediğini açıkça ifade etti: “Askeri gücü, gücümüze güç kadar.” Bu açıklamalar, AB’nin Kophenag Kriterleri’nin yerini giderek “askeri kriterlerin” aldığının bir işareti oldu.

‘Bizim de kırmızı çizgilerimiz var’
Suriye Başbakanı Muhammed Naci Itri, Kuzey Irak’ta kurulması planlanan bir Kürt devletinin, Suriye için de kırmızı çizginin ihlali olacağını söyledi.

Rum yönetimi şartlı görüşmeye hazır
Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, “Bazı koşulların yerine getirilmesiyle müzakerelere hazır olduklarını” ifade etti.


Kophenag kriterleri yerini
   askeri kriterlere bırakıyor
ABD hegemonyasına karşı küresel bir güç olma hevesindeki AB ülkeleri, bu yolda Türkiye’nin askeri gücünü çok önemsiyor. AB ülkelerinin sürekli olarak bu yöne vurgu yapması, Kophenag Kriterleri’nin yerini askeri ve jeopolitik kriterlere bıraktığının da bir işareti oldu. AB dönem başkanı Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Bernard Bot da Türkiye’nin stratejik önemine değinerek, “Türkiye’nin üyeliği AB’nin askeri gücünü artıracak” dedi.
Belçika Başbakanı’nın “Türkiye sınırlarımızı korur” sözlerinin ardından şimdi de Hollanda, Türkiye’nin neden üye olmasını istediğini açıkça ifade etti: “Askeri gücü, gücümüze güç kadar.”
The Washington Times gazetesinde “Türkiye Avrupa’ya Aittir” başlığıyla bir makale yazan Hollanda Dışişleri Bakanı Bot, şu ifadelere yer verdi:
“10-15 yıl içinde 500 milyon nüfuslu AB halkı, 80 milyonluk bir ülkeyi içine alacak. Türkiye, diğer aday ülkelerle aynı haklara sahip olacak, büyüklüğü bu ülkeye AB kararlarında daha geniş bir söz hakkı verecek. Önümüzdeki yıllar Türkiye’deki ekonomik büyümeyi geliştirmek, AB’nin kurumsal, sosyal ve ekonomik çerçevesini geliştirmek için kullanılmalı. Eğer Türkiye ve AB başarılı olursa, Türkiye’nin üyeliğinin etkisini yumuşatabiliriz. Türkiye’nin kırsal alanlarından milyonlarca insanın AB’nin başka bölgelerine göç etmesi veya Türkiye’nin AB kaynaklarını emeceği korkularının da temelsiz olduğu kanıtlanacak.”
Hollanda Dışişleri Bakanı, AB’nin Türkiye ile ilgili kararının stratejik öneminin çok büyük olduğunu ve bu kararın, “Batı ülkelerinin İslam’a karşı önyargısı olmadığına” işaret ettiğini belirtti. Bot, Türkiye’nin AB’ye üyelik kararının, Avrupa’nın kendi sınırlarının ötesinde bir istikrar gücü olarak jeopolitik etkisini artıracağını ve bu durumun trans-Atlantik ilişkilerine de yarayacağını söyledi.
Bölgesel çıkarlar
Türkiye’nin üyeliğiyle birlikte AB’nin Suriye, Irak, Ermenistan ve Kafkaslar’a komşu olacağını, Avrupa ile Ortadoğu’nun yakınlaşacağını kaydeden Bot, bu durumun risklerle birlikte fırsatlar da yarattığını kaydetti. Bot, bir taraftan AB’nin kendisini, bölgesel çatışmalar, terörizm ve kitle imha silahlarının tehlikeli karışımından oluşan bölgeye yakınlaşacağını, diğer taraftan ise “siyasi, ekonomik ve kültürel köprüler kurmak için tarihi bir fırsata sahip olacağını” vurguladı.
Türkiye’nin üyeliğinin, “terörizmle savaşta ve uluslararası barış ve istikrarın sağlanmasında AB’nin siyasi ve askeri kapasitesini güçlendireceğini” de vurgulayan Bot, makalesinde, “ABD, küresel güvenlik sıkıntılarında Avrupa’dan omuz vermesini istemekte haklı. Türkiye’nin güçlü ordusunun da yardımıyla AB, bunu yapmakta daha başarılı olacak. Türkiye’nin Afganistan’daki NATO operasyonundaki önemli rolü, bu potansiyeli gösteriyor” diye yazdı.


Başa dön


‘Bizim de kırmızı çizgilerimiz var’
Suriye Başbakanı Muhammed Naci Itri, Kuzey Irak’ta kurulması planlanan bir Kürt devletinin, Suriye için de kırmızı çizginin ihlali olacağını söyledi.
NTV’nin sorularını yanıtlayan Suriye Başbakanı, Irak’ta yaşananların bölgedeki bütün ülkeleri tehdit ettiğini belirterek herkesin burada yaşananlarla ilgilenmesi gerektiğini vurguladı. Suriye ve Türkiye arasındaki siyasal ilişkilerin düzeyinde bir sorun olmadığını da söyleyen Itri, “Ülkeler arasında farklı çıkarlar olabilir, bunlar önemsenebilir” dedi. Suriye’nin Türkiye için Arap alemine açılan bir kapı olduğunu, benzer şekilde de Türkiye’nin Suriyeliler için Avrupa ya da başka coğrafyalara açılma kapısı olduğunu ifade eden Itri, bu açıdan AB üyeliğini çok önemsediklerini vurguladı.
Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti oluşumuna sıcak bakmadıklarının da altını çizen Itri şunları söyledi: “Orada bir Kürt devleti kurulacak diye söz ediliyor ama kesin bir şey yok. Bu tür gelişmeler ortamı geren, tehlike yaratan şeyler. Sayın Abdullah Gül, bu durumu kırmızı çizginin ihlali olarak tanımlamıştı. Aynı şekilde bir Kürt devletinin kurulması Suriye için de kırmızı çizgilerin ihlali demektir.”
ABD’nin kendilerini Irak’ın içişlerine karışmakla suçlamasını da eleştiren Itri, bunun iki nedeni olduğunu ifade etti. “Bunun birinci nedeni işgaldir. Eğer işgal olmasaydı ister terör deyin ister direniş, olmayacaktı” diye konuşan Itri, ikinci nedenin de aslında Amerikalıların Irak’ta başarısız olmasından kaynaklandığını kaydetti.
Amerikalılar’ın direnişle karşı karşıya kalacaklarını hesaplayamadıklarını, şimdi de “başarısız olduk diyemeyeceklerine” göre de bir gerekçe göstermek istediklerini söyleyen Itri, bunun için “Suriye müdahale ediyor, teröristler dışarıdan geliyorlar, onlar körüklüyor” iddiasını ortaya attıklarını belirtti.
Şaron işbaşında olduğu sürece İsrail’le hiçbir şekilde bir barış anlaşması olmayacağını da vurgulayan İtri, “Barıştan söz ediyorsak aslında İsrail’in yapması gereken çok basit bir şey var, bu da işgal ettiği bütün topraklardan çekilmek ve barışın gereklerini yerine getirmek. O zaman zaten konuşulacak bir şey kalmaz” dedi.


Başa dön


Rum yönetimi şartlı görüşmeye hazır
Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, “Bazı koşulların yerine getirilmesiyle müzakerelere hazır olduklarını” ifade ederek, “muhtemel müzakerelerde BM’nin hakemlik rolünü ve baskıcı takvimi kabul etmeyeceğini, takvim belirlenmesini verimsiz gördüğünü” söyledi.
Papadopulos, Haravgi gazetesine yaptığı açıklamada, “Annan Planı’nı yapılacak özlü değişikliklerden sonra iki tarafın onayıyla referanduma götürecek, iki toplum arasında üzerinde anlaşmaya varılmış bir çözümün öngörülmesi koşuluyla, müzakerelere hazırız” dedi.
Gül, İsrail’e gidecek
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i işgalci olarak nitelemesiyle gerilen İsrail ilişkilerini yumuşatmak için hükümet büyük çaba sarfediyor. İsrail, Erdoğan veya Abdullah Gül’ün İsrail’i ziyaret etmesini istemişti. Hükümet bu talebi kabul etti. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 4-5 Ocak’ta İsrail ve Filistin’e resmi ziyarette bulunma kararı aldı. Edinilen bilgiye göre, 4 Ocak Salı günü İsrail’e gelecek olan Gül, Kudüs’te, İsrail Dışişleri Bakanı Silvan Şalom ile görüşecek, İsrail Başbakanı Ariel Şaron ile Cumhurbaşkanı Moşe Katsav tarafından kabul edilecek. Gül’ün, koalisyon hükümetinde başbakan yardımcısı olarak görev alması beklenen anamuhalefet İşçi Partisi’nin lideri Şimon Peres ile de bir araya geleceği bildirildi. 5 Ocak’ta Filistin’e geçecek olan Gül’ün, Filistin Başbakanı Ahmed Kurey, FKÖ lideri Mahmud Abbas ve Filistin Dışişleri Bakanı Nebil Şaat’ın yanı sıra diğer Filistinli yetkililerle görüşmesi bekleniyor.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net