www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Amerikan jipi kamu malı mı?
Urfa’da tarlalarına düşen ABD füzelerini, yumurta ve taşlarla prostesto eden köylülerin yargılanmasına başlandı. Köylüler, “kamu malına zarar vermek”le suçlanıyor. Muhtar Mustafa Karakuş, “Tepkimizi ortaya koymak için yumurta ve taş attık” dedi.

Kıraç’ta alçak gerilim hattı!
Kıraç’ta yerden sadece 1 metre yüksekten geçen “yüksek gerilim hattı”na kapılan 16 yaşındaki Bayram Muyan ölümden döndü. Muyan’ın, ayak bileklerindeki damarlarda oluşan tahribat nedeniyle sakat kalma tehlikesi bulunuyor.

“Ne olur, serbest bırakın”
Lütfi Giray’ın kaçırılmasına, ailesiyle birlikte tepki gösteren İHD Adana Şube Başkanı Kahraman, “Irak’ta sürdürülen direnişi destekledikleriyoruz.

50. yılında TMMOB -4-
   Liberal politikalar odaları da etkiliyor




Amerikan jipi kamu malı mı?
ABD savaş uçaklarından tarlalarına düşen füzeleri, yumurta ve taşlarla protesto eden Urfalı köylüler, “kamu malına zarar verdikleri” gerekçesiyle dün hakim karşısına çıktılar. Urfa Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmaya, olaya karışan merkeze bağlı Büyük Mirdesi köyü Muhtarı Mustafa Karakuş, Konaklı köyü Muhtarı Ubeyd Kaya ve her iki köy sakinlerinden Mahmut Kaya, Seyid Çakmak, Hasan Aslan, Hüseyin Abdan, Ali Deniz, Hüseyin Kaya isimli 8 sanık hazır bulunurken, diğer 5 sanık katılmadı.
Duruşma, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi, diğer sanıkların gelmesi, sanıkların, olay günü çekilmiş görüntülerden tespiti için 20 Nisan 2005 tarihine ertelendi.
Tepkimizi gösterdik
Büyük Mirdesi köyü Muhtarı Mustafa Karakuş, olayla ilgili olarak, “Füze, bizim evlerimizin üzerine düşüp, çok sayıda insanın ölmesine neden olabilirdi. Çok şükür tarlaya düştü. Hiçbir devlet yetkilisi bu olayı kınayacak açıklamada bulunmadı. Bizler de kendi tepkimizi ortaya koymak için yumurta ve taş attık” diye konuştu.
Sanıkların Avukatı Şeyhmus Ülek de sanıkların demokratik bir şekilde haklarını aradığını belirtti. Ülek, “Sanıkların haklarını sonuna kadar arayacağız. Sanıklar bilinçli olarak bu olayı yapmadılar. Olay günü bazı vatandaşlar galeyana gelmişlerdir” dedi.
Ne olmuştu
Urfa’nın merkeze bağlı Büyük Mirdesi köyündeki tarlaya füze düşmesi üzerine 29 Mart 2003 tarihinde füze parçalarını toplamak için Adana İncirlik Hava Üssü’nden gelen ABD’li yetkililer, köy sakinleri tarafından yumurtalı ve taşlı protestoyla karşılaşmışlardı. Protesto sırasında füze parçalarının ve ABD’li yetkililerin bazılarının “zarar görmesi” nedeniyle, Şanlıurfa Cumhuriyet Savcılığı’nca 13 kişi hakkında “kamu malına zarar vermek” suçuyla dava açılmıştı.


Başa dön


Kıraç’ta alçak gerilim hattı!
Fadime Alkan
İnsana “bu kadar da olmaz” dedirten olaylar zinciri, Kıraç’ta oturan Bayram Muyan’ın geçtiğimiz hafta işinden ayrıldıktan sonra 3 arkadaşıyla birlikte Sanayi Bölgesi’nde bulunan fabrikalara yeni bir iş başvurusunda bulunmak üzere yola çıkmasıyla başladı. 3 arkadaş, fabrikalara daha çabuk ulaşabilmek için herkesin kullandığı kestirme yolu tercih edince bir felaketle karşı karşıya kaldı. Sözde “yüksek gerilim hattı” olan ancak tellerin yerden sadece 1 metre yüksekten geçtiği bölgede zeminin çamurlu olmasından dolayı ayağı kayınca ani bir refleksle elektrik tellerinden tutan 16 yaşındaki Bayram Muyan ölümden döndü. “Yüksek gerilim hattının yerden sadece 1 metre yükseklikte olacağı ve bu hatta elektrik verileceği aklıma gelmezdi” diyen Muyan’ın sırt, kol ve ayaklarında ciddi yanıklar oluştu. Ayağındaki yanığın derin olması nedeniyle ameliyat geçiren Muyan, ayak bileklerindeki damarlarda ciddi hasarlar oluştuğunu, sakat kalıp kalmayacağının belli olmadığını söyledi.
Dava açacak
Baba Ali Muyan, sorumluluğun BEDAŞ’a ait olduğunu söyleyerek, mahkemeye başvuracaklarını bildirdi. Sanayi Bölgesi’ne gidenlerin sıklıkla kullandığı yolun yanıbaşındaki gerilim hattının bu kadar alçaktan geçirilmesine tepki gösteren Muyan, “Bu elektrik telleri nasıl yere bu kadar yakın olur? Daha önce de koyunlar tele kapılıp ölmüşler. Muhtarımız BEDAŞ’a iki defa gitmiş ama bugüne kadar hiçbir adım atılmadı. Benim oğlum şans eseri kurtuldu, ancak ölebilirdi de, bunun hesabını kim verecek” diye konuştu.
Oğlunun tedavisi 10 milyar lira harcadığını belirten baba Muyan, “Elimizdeki avucumuzdaki parayı oğlumun tedavisi için harcadım” dedi.


Başa dön


“Ne olur, serbest bırakın”
Irak’ta direnişçiler tarafından kaçırılan Lütfi Giray’ın ailesi, Giray’ın serbest bırakılmasını istedi. Üç ay önce kardeşi Ömer Giray’ın yanına gezmeye giden ve dönüşte kaçırılan Lütfi Giray’ın eşi Suna Giray ve üç çocuğu, İnsan Hakları Derneği’nde yaptıkları açıklamada direnişçilere seslenerek Giray’ın serbest bırakılmasını istediler. Dernek binasında aile ile birlikte açıklama yapan İHD Şube Başkanı Sabri Kahraman, Iraklıların ABD emperyalizmi ve işgale karşı verdikleri mücadeleyi desteklediklerini belirterek, “Ancak Iraklıların kendilerine yönelik yapılan zalimane davranışları orada çalışmak zorunda kalan emekçilere yapmalarını doğru görmüyoruz” dedi. Giray’ın eşi Suna Giray ise yaptığı konuşmada eşinin Irak’a kardeşini ziyarete gittiğini vurgulayarak, herhangi bir suçunun olmadığını söyledi. “Eşimi beklerken kaçırılma haberini duyduk. Çok mağdur durumdayız. Halimizin görülmesi gerekiyor” diyen Giray, eşinin serbest bırakılmasını talep etti.
Taksicide kayıp
Üç ay önce Irak’ta halı dükkanı işleten Ömer Giray’ın yanına giden 1947 doğumlu ve üç çocuk babası Lütfi Giray, geçtiğimiz cumartesi günü Türkiye’ye dönmek üzere yola çıktığını ailesine bildirdi. Ancak o günden beri Giray’dan ve onu taşıyan taksinin şoföründen haber çıkmadı. Giray’ın Irak’ta yanında kaldığı kardeşi Ömer Giray’ın kardeşinin Irak’ta olmadığı yönünde bilgi edindiği öğrenildi.


Başa dön


50. yılında TMMOB -4-
   Liberal politikalar odaları da etkiliyor
Zafer Anadolu, Elif Görgü, Nur Karabacak
SORULAR
1-) TMMOB’nin 50 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?
2-) AB sürecini ve uluslararası antlaşmalar TMMOB’yi nasıl etkiler?
3-) Üyelerinizin karşılaştığı sorunlar nelerdir?
4-) Ülkemizdeki mühendislik eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz?
5-) Meslek odaları, üyelerinin beklentilerini karşılıyor mu?

Ayhan Barut (Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı)
1-) TMMOB’nin 50. yılını 3 dönemde tanımlayabiliriz.
  • Kendi içinde, sürecin zorunlulukları, kuruluş aşamasında sistemle bütünleşik TMMOB
  • 1970’li yıllarda başlayan, emekten yana duruşu ve mücadelesi ile TMMOB
  • 1980 askeri darbe ve baskı yılları; emperyalist kapitalist politikaların ülkemize dayatılması ve liberal politikalardan payını alan TMMOB gelinen noktada, dünya emperyalist sistemin ve burjuva devletin yeniden yapılanmasında, ‘kesinlikle ihtiyaç duyduğu’ moda haline getirilmiş ‘sivil toplum organizasyonları’ adı altında sistemin oligarşik kurumlarıyla ve burjuva düzeyi partilerle dışarından bağlantılı, tamamlayıcı nitelikte destek ve denetim kurumu olarak işlevlendirilmek istenen bir TMMOB çalışması vardır.
    TMMOB gerici ve uyumlu uysal bir kimliğe büründürülmek istenmektedir. Gerek odaların genel kurullarında çıkan sonuçları, gerekse yapılması gerekenlerin yapılmaması, sürdürülen statükocu, miras yiyen bazı çevrelerin sayesinde sistemi yönetenler açısından elverişli koşulları oluşturmaktadır.
    2-) Dün olduğu gibi bugün de böyle gitmesine izin verdiğimiz sürece emperyalist kapitalist bağımlılığın hangi anlaşma ve ne türden anlaşmalar olursa olsun yeni biçimlerde sürdürülmesinden başka hiçbir şey değildir. Siyasal ekonomik bağımlılığın yeni biçimleriyle varlığının korunması ve geliştirilmesinden başka bir işe yaramamaktadır, yaramayacaktır. Bundan TMMOB ciddi şekilde etkilenmektedir. Liberal politikaların etkileri farklı düzeylerde odaları etkilemekte ve gücünü sürekli zayıflatan bir durum yaşanmaktadır.
    3-) Üye tabanının yüzde 90’ı kamuda ve özelde çalışan ücretliler, işsizler ve emekli insanlardan oluşmaktadır. Tabii ki görünen o ki ciddi bir ekonomik açmaz ile karşı karşıya oldukları ortadadır. İşsiz ve bu yarı ücretli kölelerin durumunun tartışılmayacak kadar berbat olduğu ortadadır. Yüzde 10’a gelince bunlar kendi işlerini yapan insanlardan oluşmaktadır. Onlar da pek mutlu sayılmazlar. Özellikle emperyalist kapitaist tarımsal politikaların tarımı bitirme noktasına getirilmesinin sıkıntılarını yaşamaktadırlar. Ayrıca 1980’den sonra yok edilen, kişiliksizleştirilen kuşakların varlığı, sorunlarla baş etmek şurda dursun karşı koyma refleksini hemen hemen hiç olmadığı birey, yurttaş olma bilincinin en gerilere itildiği bir kaos ortamından çıkma zorunluluğu acı bir gerçektir.
    4-) YÖk ile başlayan, üniversitelerin ve bilim insanının hem sokakta fiziken, hemde beyin olarak yok edilme süreci bütün hızıyla devam etmektedir. Teknoloji çağında, mühendislik eğitiminin, bilimden ve yaşamdan bu kadar uzaklaşıldığının ne tarihte örneği vardır ne de gelecekte olacaktır.
    5-) Kesinlikle karşılamamaktadır. Belki kısmen ama bu yeterli olmanın çok uzağındadır. Zaten üyelere iş bulma, işinde kalma garantisi, yani kısaca kaderci ve bireyci bir konumdadır. Sadece ekonomik talepleri vardır. Bu da karşılanamamaktadır.

    GATS’tan, mimarlık ve mühendislik hizmetleri de payını almakta
    Ayfer Fatma Çelik (Fizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı)
    1-) TMMOB , kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. TMMOB, mesleki, sosyal ve kültürel alanlarda ülkemizdeki mühendis ve mimarları temsil etmek ; onların hak ve çıkarlarının halkın çıkarları temelinde korumak ve geliştirmek; mesleki birikimlerini toplum yararına kullanmalarının zeminini yaratmak ile kendini görevlendirmiştir.
    Meslek ve meslektaş sorunları halkın temel sorunlarından ayrılamayacağı için , TMMOB bilim ve teknoloji politikalarının yakın takipçisi olmuş, bu politikaların halkın yaşamına yansıtılması ve kamu çıkarı gözetilerek denetlenmesi işlevini üstlenmiştir. Halktan ve emekten yana bir tavır alan örgüt olarak doğaldır ki diğer emek güçleriyle dayanışma içinde, her mücadelenin örgütleyicisi, destekçisi veya düzenleyicisi olarak üzerine düşeni yerine getirmeye çalışmaktadır.
    50 yıldır ülkemizde var olan tüm olumsuzluklar (darbeler, yasaklamalar, kısıtlamalar…) diğer örgütler gibi TMMOB’da etkilemiş; üyelere ulaşma, harekete geçirme, toplumsal hareketlilik içerisinde daha fazla belirleyici bir konuma gelme konusunda henüz istenilen düzeye gelememiştir.
    2-) Küreselleşen sermaye, dünyanın kaynak ve değerlerini talan etmek için dolaşırken bizim gibi ülkeleri “yapısal uyum programları” ve ekonomi politikaları ile bir adet taşeron firmaya dönüştürmektedir. Doğaldır ki ,ülkenin kaynaklarının korunması, teknolojisinin gelişmesi, sanayi yatırımlarının artırılması, AR-GE çalışmalarının hızlandırılmasından yana olan Mimar-Mühendislerin bu tabloda duracağı yer bellidir.
    AB’ye yönelik uyum yasaları düzenlenirken, ülkemizin koşullarını, sanayisini ve insan potansiyelini doğru olarak ele almadan yapılan düzenlemeler sonuçları itibariyle bizi de ilgilendirmektedir. Kamu kuruluşlarının alelacele özelleştirildiği, üretime yönelik yatırımların önlendiği bu sürecin bir sonucuda istihdam daralmasıdır ve bu bizleri çok yakından etkilemektedir.
    Hizmet Ticareti Genel Antlaşması (GATS) ile genel olarak bütün kamusal hizmet alanları piyasalaştırılarak yabancı sermayenin istilasına açılmakta; ‘Uzmanlık Gerektiren Hizmetler’ kapsamında değerlendirilen mimarlık-mühendislik hizmetleri de bu istiladan payını almaktadır.
    Ayrıca, ‘Kişilerin Serbest Dolaşımı’ bölümünde öncelikle ‘meslek niteliklerinin karşılıklı tanınması’ bir yükümlülük olarak yer almakta, bu durumda mühendis-mimarların kazanılmış haklarının korunması, mimarlık/mühendislik eğitimi ve belgelendirme süreçlerinde TMMOB belirleyici bir rol oynamalıdır.
    3-) Fizik Mühendisleri Odası, matematik, fizik ve nükleer enerji mühendislerini bünyesinde barındırmaktadır. Bugünkü koşullarda tabii ki işsizlik, işsiz kalma korkusu, doğru yerde istihdam edilememe, düşük ücretler, kısıtlı haklar… Ayrıca edinilen bilgi birikimi doğrultusunda belirleyici ve yönlendirici politikalar içinde etkili olamamak.
    4-) YÖK ile birlikte üniversitelerin bilimsel kimlikleri örselenmiş; eğitim sistemi, piyasa-verimlilik-rekabet-kâr ve maliyet terimleriyle düşünülen, eğitime ve bilgiye piyasada pazarlanabilme kapasitesi edinmek için duyulan bir yapı olarak bakılmıştır. Hedeflenen bu olunca ülkemizdeki mühendislik eğitiminin nasıl olduğu, ne işe yaradığı belli olmakta, hep şikâyet edilen teorinin piyasa pratiğinin gerisinde kalmış olması ikincil öneme düşmektedir.
    5-) Meslek odaları tüm meslektaşlarını kapsayabilme, kapsayabildikleri ile ise istediği gibi bir iletişim kurmakta zorlanmaktadır. Odalar, sürekli düzenledikleri eğitimler, seminerler ve yayınlar vasıtasıyla üyelerini mesleki anlamda yetkinleştirmekte onların hak ve çıkarlarının takipçisi olmakta, dünya ve ülke genelinde ki gelişmelerden haberdar edip bilgilendirmektedir. Ancak bütün bunlar istenilen ilişkinin kurulduğunu göstermiyor. O kadar çok ulaşılamayan, ulaşılsa bile harekete geçirilemeyen üye/meslektaş var ki. Örgütlenme konusunda ülkedeki kısırlık maalesef odalar için de geçerli.
    YARIN: TMMOB üyeleri ve potansiyel üyeleri konuşuyor


    Başa dön


  • Kaçak sanayi sitesi yıkıldı
    Küçükçekmece İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 4 bin 800 metrekarelik alana sahip kaçak ve ruhsatsız sanayi sitesinin yıkım işlemine başlandı. İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı ve Küçükçekmece Kaymakamlığı’nın talebi üzerine Küçükcekmece Belediyesi tarafından alınan encümen kararıyla başlatılan yıkım çalışmalarının ilki, Turgut Özal Bulvarı üzerinde yapımı süren 5 katlı iş merkezine uygulandı. Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne bağlı polislerin desteğinde kaçak ve ruhsatsız iş merkezine gelen İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Küçükçekmece Belediyesi’ne bağlı ekipler, iş makineleri kullanarak yıkım çalışmalarına başladı. Bu sırada binadan çıkmak istemeyen bir işçi, polislerin müdahalesiyle dışarı çıkartıldı. Çalışmalar hakkında basın mensuplarına bilgi veren Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Gedik, binanın 2 yıl önce yapılmaya başlandığını belirterek, kaçak olan sanayi sitesinin yıkılmasına karar verildiğini ifade etti. Kaçak ve ruhsatsız yapılan sanayi sitesinin yıkımının, 2 gün süreceği belirtildi.
    Tuğba Gümüş tehdit altında
    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi (TMŞ) polislerince iki kez kaçırılarak, cinsel taciz ve işkenceye maruz kaldığını belirten Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) üyesi Tuğba Gümüş, yine kaçırılacağı endişesini yaşadığını söyledi. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenleyen Tuğba Gümüş, 9 Haziran ve 20 Ekim tarihlerinde TMŞ polislerince kaçırıldığını kaydederek, polislerin şimdi de 1 Mayıs Mahallesi’nde oturan tanıdıklarının evine giderek kendisini aradığını ifade etti. Gümüş, şöyle konuştu; “Polisler fotoğrafımı göstererek önceki gün üç evde arama yapmak istemişler. Kendilerine izin verilmeyince de ‘sorularımızı yanıtlayın’ demişler. Benim arandığımı söylüyorlar. ‘Tuğba Gümüş’le birlikte hepinizi cezaevine göndereceğiz’ diyorlar. Yeniden kaçırılacağım diye endişeleniyorum. Üçüncü bir kaçırılma olayı daha yaşanabilir” Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Projesi adına basın toplantısına katılan Leman Yurtsever, Tuğba Gümüş’e yöneltilen saldırıların tüm kadınların muhalif kimliğine yönelik olduğunu söyledi. Gümüş’ün polisin hedefi haline getirildiğini vurgulayan Yurtsever, polisler hakkında hukuki işlemleri başlattıklarını kaydederek, “Tuğba’nın başına geleceklerden devlet sorumludur” dedi. ESP adına açıklama yapan Çetin Poyraz ise ESP’liler üzerinde terör estirildiğini dile getirdi. ESP üyeleri, dün ayrıca, Ankara’daki Ceza İnfaz Yasası’nı protesto eylemi sonrasında tutuklanan arkadaşlarının serbest bırakılması için Kadıköy’de bir basın açıklaması yaptılar. Kadıköy İskelesi önünde biraraya gelerek, “Tutsaklara özgürlük, yaşasın Ankara direnişimiz” yazılı pankart açan ESP üyeleri, Ankara temsilcileri Deniz Bakır ile birlikte Yusuf Bayraktar ve Kadir Aktaş adlı arkadaşlarının Sincan F Tipi Cezaevi’nde işkenceye maruz kaldığını anlattılar. Açıklamanın ardından Kadıköy Postanesi’ne giden ESP’liler, cezaevinde bulunan arkadaşlarına dayanışma kartları gönderdiler.
    Polis hırsız diye geldi mültecileri yakaladı
    Beyoğlu’nda bir binaya hırsız girdiği ihbarını alan polis ekipleri binaya girdiklerinde mültecilerle karşılaştı. Pakistan uyruklu oldukları belirlenen 10 mülteci polis merkezine götürüldü. Edinilen bilgiye göre önceki akşam 22.30 sıralarında Tepebaşı Tozkoporan Camii Sokak 3 numarada bulunan iki katlı binaya hırsız girdiği ihbarı yapıldı. Olay yerine kısa sürede gelen polis ekipleri coplarını hazır tutarak binaya girdi. İçeride arama yapan polis ekipleri çatıda ve binanın değişik yerlerinde saklanmış mültecilerle karşılaştı. Binanın tümünde yapılan aramada 10 mülteci yakalandı. Pakistan uyruklu oldukları belirtilen mülteciler daha sonra minibüsle polis merkezine götürüldü.
    ‘Tecrite son verin’ çağrısı
    Cezaevlerindeki tecrite dikkat çekmek için Sergül Albayrağın Taksim’de kendini yakmasının ardından Ankara Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği üyeleri, tecritin kaldırılarak ölümlerin durdurulmasını istediler. Dernek üyeleri dün Yüksel Caddesi’nde “Tecriti kaldırın, tecrite son” pankartı arkasında toplanarak, “Tecriti kaldırın, ölümleri durdurun”, “Yaşasın feda eylemimiz” sloganlarını attılar. Eylemde yapılan açıklamada, cezaevlerindeki tecrite dikkat çekmek için Sergül Albayrak’ın önceki gün kendini yaktığı hatırlatılarak, bunun sorumlusunun tecrit politikasını ısrarla sürdüren AKP Hükümeti olduğu dile getirildi. Açıklamada, başka Sergüllerin kendini yakmaması için tecrite son verilmesi istendi.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net