www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Dünyayı aldatma programı
Amerikan ordusu, muharebe alanında yürütülen gizli psikolojik operasyonların, ‘halkla ilişkiler’ ile birleştirilerek ‘dünyaya yayılmasını’ tartışıyor.

Bağdat’ta intihar saldırısı
Irak’ın başkentinde düzenlenen son intihar saldırısında 14 kişi öldü. El Anbar bölgesinde 7 ABD askeri öldürülürken, Felluce ve Musul yine bombardıman altında.

Dev bir sendika doğuyor
Uluslararası Hür Sendikalar Konfederasyonu, 18. Dünya Kongresi’nde Dünya İşçi Konfederasyonu ile birleşme kararı aldı.


Dünyayı aldatma programı
ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), “dünya kamuoyunu etkilemek” için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konusunda “ciddi bir tartışma içinde olduğu” bildirildi. New York Times gazetesinin haberine göre Pentagon, bilgi/haber manipülasyonunun “sınırlarını” saptamaya çalışıyor.
Planlanan propaganda faaliyetlerine onay verilirse, muharebelerde kullanılan “aldatma taktikleri”, örtülü propaganda kampanyalarına uyarlanacak. Bu kampanyaların hedefi “tarafsız” veya hatta “müttefik” ülkeler olabilecek.
Gizli talimname
ABD yönetimi, bugüne dek söz konusu kampanyaları “düşman liderleri etkilemek” için kullanmaktaydı. Ancak yeni yayınlanan “3600.1” sayılı ve “Enformasyon Operasyonları” başlıklı gizli talimnameye göre, bu faaliyetin “tarafsız ülkelere ve müttefiklere” kadar yayılması söz konusu. Bu metin emir niteliği taşımamakla birlikte, Pentagon’un önümüzdeki dönem benimseyeceği propaganda politikasına yön verecek nitelikte.
Bu planlara karşı çıkan bir ekip ise, böylesi yalan kampanyalarının Pentagon’un “saygınlığını” zedeleyeceğini ve Vietnam Savaşı sırasında yaşanan “güven krizi”nin tekrar edebileceğini söylüyor.
New York Times’a bilgi veren kaynaklara göre, neomuhafazakârların tartıştığı konular arasında, geleneksel propaganda (“halkla ilişkiler”) faaliyetlerinin ordu tarafından benimsenmesi bulunuyor. Bu kapsamda, “dünya çapında algılamaları etkilemeyi” hedefleyen dezenformasyon faaliyetlerinin biçimde başlatılması söz konusu.
Üç yıl önce...
ABD yönetimi, bu konuda üç yıl önce de benzer bir tartışma içine girmişti. Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, o dönemde, “Stratejik Nüfuz Bürosu” adlı bir organ oluşturmuştu. Ancak bu birim, neomuhafazakârlara itiraz eden grupların baskısı nedeniyle kısa süre sonra kapatıldı veya kapatıldığı açıklandı. Büronun amacı ‘dış basına yalan bilgi vermek ve bu yolla dünya kamuoyunun fikirlerini etkilemek’ olarak açıklanmıştı.
Söz konusu büronun kapatıldığı açıklansa da, dünyada ABD’ye duyulan nefretin yükselmesi, Pentagon şeflerinin kara propaganda ihtiyacını artırıyor. Tartışmaya doğrudan katılan bazı yöneticiler; “gizli bir propaganda programı” yürütülmesini istiyor ve bu yolla yabancı gazetelere “sahte haber” yayınlatmanın veya sahte belgeler üretip internet siteleri kurarak, özellikle Müslüman halkların “fikirlerini etkilemenin” önemine işaret ediyorlar.
Almanya bile hedef olacak!
Öncelikli hedef Ortadoğu ülkeleri ve Pakistan gibi Güney Asya ülkeleri olsa da, “diğer müttefikler” unutulmamış. Öneriye göre, Almanya da hedefler arasında, çünkü bu ülkedeki camilerin “anti-Amerikancılığın merkezleri” haline geldiği düşünülüyor.
Irak’ın işgal edilmesinden önce, ABD ordusunun elektronik savaş birimleri, Saddam Hüseyin’e yakın isimlere gizli mesajlar göndermiş, cep telefonlarını arayarak onlarla irtibat kurmuştu. Rüşvet tekliflerinin de etkisiyle, Saddam’ın güvendiği birçok ismin Amerikan saflarına geçmesinin sağlandığı söyleniyor.
Irak saldırısını yöneten isimlerden General George W. Casey, işgalin ardından “ordunun günlük halkla ilişkiler faaliyeti” ile “muharebe alanındaki psikolojik ve enformasyon operasyonlarını” tek bir çatı altında birleştirmiş, bu kuruma “Stratejik İletişim Bürosu” adını vermişti.
Pentagon şefleri, bu taktiklerin ‘ABD’nin savaşta olmadığı ülkelerin liderleri’ için kullanılmasını istiyor.
Soğuk Savaş gibi
Böylece, “Soğuk Savaş” döneminde çeşitli ülkelerde tanınmış aydınların, siyasetçilerin, gazetecilerin ve sendikacıların “satın alınması” farklı bir biçimde tekrarlanmış olacak. Bu dönemde özellikle Batı Avrupa’daki birçok tanınmış simanın, aslında CIA hesabına çalıştığı yıllar sonra ortaya çıkmıştı.
ABD ordusu içindeki kimi “geleneksel” çevrelerin, neomuhafazakârların bu planlarından rahatsızlık duyduğu belirtiliyor. Bu çevrelerin kaygıları, Genelkurmay Başkanı Richard Myers tarafından da dile getirilmişti. Myers, yayınladığı bir iç notta şöyle diyordu: “Kurumlar, fiziksel olarak entegre olmuş halkla ilişkiler/enformasyon büroları kurmaya eğilimli olabilir. Ancak bu tip kurumlar, komutanların medya ve kamuoyu nezdindeki saygınlığını zedeleyebilir.”
Irak taktikleri
Irak’taki askeri yetkililere göre, Myers’ın bu uyarısını dinleyen olmadı, çünkü işgal komutanları, direnişçilere karşı “ellerindeki her silahı” kullanmak zorunda olduklarını düşünüyorlar. Bu silahlar arasında psikolojik harp taktikleri önemli bir yer tutuyor. Örneğin,
Irak’taki komutanların verdiği demeçlerin bazılarının tek amacı, “direnişçileri provoke etmek” olabiliyor. Bu amaç uğruna, yalan haber ve bilgi yayılıyor.
Böylece, psikolojik harp operasyonları, enformasyon operasyonları ve ‘halkla ilişkiler’ programları arasındaki teorik ayrımlar silinmeye başlandı.
Rumsfeld’in yol haritası
Pentagon’un üst düzey yetkilileri arasında devam eden tartışmada, Bakan Donald Rumsfeld belirleyici rol oynuyor. Rumsfeld’in geçen yıl sonlarına doğru “Enformasyon Operasyonları Yol Haritası” adlı gizli bir talimname yayınladığı öğrenildi. 74 sayfalık bu belgenin, “enformasyon operasyonlarını, ordunun çekirdek faaliyetlerinden biri haline getirmeyi”
amaçladığı kaydediliyor. Rumsfeld bu metinde; ordunun “halkla ilişkiler”
ekipleri ile gizli psikolojik operasyonlar yürüten ekipleri arasındaki koordinasyonun dikkatli bir biçimde oluşturulmasını istedi. Bu emir üzerine çalışmaya başlayan ekipler, sonunda bir “Merkezi Enformasyon Müdürlüğü” kurulması
önerisinde bulundular. Bu öneriyi içeren rapor, Ulusal Savunma Üniversitesi tarafından hazırlandı ve 20
Ekim’de Pentagon şeflerine sunuldu. Raporu alanlar arasında, Savunma Bakan Yardımcısı Douglas Feith de bulunuyor. Feith, “Stratejik Nüfuz Bürosu”nun kurulmasında da belirleyici olmuştu.
Dış politikaya askeri müdahale
Pentagon, propaganda faaliyetleri çerçevesinde, “Kamuoyu Diplomasisi
İçin Askeri Destek” adlı bir kavram da geliştirdi. Bu kavram ile, “yabancı ülkeler ve halklarla kurulacak iletişime katkı sağlanması” kastediliyor. Ordunun dış politikaya müdahalesini derinleştiren bu girişimin başında, Feith’in yardımcısı Ryan Henry bulunmakta. Henry, bu konuda şöyle diyor: “Teknolojinin ilerleyişi ve terörle küresel savaşın niteliği göz önüne alındığında, enformasyonun, stratejik bir zaferin, nispeten de taktik bir zaferin önemli bir unsuru haline geldiği anlaşılacaktır.”


Başa dön


Bağdat’ta intihar saldırısı
Irak’ın başkentinde düzenlenen intihar saldırısında 13 sivil ve eylemci öldü. El Anbar’da ise direnişçiler 7 ABD askerini öldürdü. Bağdat’ta dün sabah düzenlenen intihar saldırısında, 13 sivil öldü. Yarmuk hastanesinden bir yetkili, Yeşil Bölge girişinde kontrol noktasında meydana gelen patlamada biri kadın 19 kişinin de yaralandığını söyledi. Saldırıyı Ebu Mu-sab Ezzerkavi üstlendi.
El Anbar eyaletindeki iki ayrı çatışmada ise toplam 7 ABD askeri öldürüldü. ABD ordusu ölümleri doğrularken, ayrıntılı bilgi vermeyi reddetti. Böylece Mart 2003’ten bu yana Irak’ta ölen ABD askeri sayısı 1296’ya ulaştı.
Felluce’ye bombardıman
Bu arada, Amerikan savaş uçakları, Felluce ve Musul kentlerine bomba yağdırdı. Bombardımanda ölen ve yaralananlara ilişkin bilgi edinilemedi. Musul’da önceki gün 8 ABD askeri yaralanmıştı.
Felluceli bir görgü tanığı, ABD saldırısının, Amerikan askerlerinin geçen ayki saldırıların yol açtığı enkazın temizlenmesi için kente 700-800 genç adam getirmesi üzerine başladığını belirtti. Söz konusu genç Iraklıların direnişçilere katılmış olabileceği belirtiliyor. Yerel kaynaklar, ABD’nin kimyasal silah kullanması üzerine şehri terkeden direnişçilerin yeniden toparlanıp, kente döndüklerini bildirdi. Buna göre cuma gecesi 800 direnişçi Fırat nehri üzerinden kente giriş yaptı.
Felluceli direnişçiler telefonla bazı Arap kanallarına yaptıkları açıklamada, direnişin artması üzerine ABD ordusunun tekrar kimyasal silaha başvurduğunu kaydetti. ABD uçaklarının bir anda Felluce üzerinde üç tür gaz kullandığını belirten direnişçiler, şehir üzerinde kırmızı, sarı ve beyaz renklerin oluştuğunu söylediler.
‘Direniş kazanacak’
Felluce’deki direnişçilerin liderlerinden Şeyh Abdullah el-Cenabi, şehrin güneyindeki en-Nezal Mahallesi’ndeki Firdevs Cami’inde direnişçilere yaptığı konuşmada, “Kimin güçlü olacağını göreceğiz: Allah mı, Amerika mı? Allah’ın yardımı ve zaferi yakındır. Sabredin, Allah sabredenlerle beraberdir” dedi. “Amerikalılar içimize soktuklarını zannettikleri casuslar ve işbirlikçileri ile övünüyor” diyen Cenabi, “ABD’liler ve işbirlikçileri bilsinler ki, biz de Bağdat’taki Pentagon’a bağlı tüm birimlerin içine casuslarımızı soktuk” iddiasında bulundu. Abdullah el-Cenabi, şehirde bulunan ABD askerlerine ait toplu mezarların görülmesi için gazetecilere Felluce’ye girme izni verilmesini de istedi.
Tercüman öldürüldü
Diğer yandan, Kuzeydeki Kerkük kentinde silahlı saldırıya uğrayan iki kişi öldü. Polis, ölenlerden birinin ABD ordusu için çalışan Iraklı bir tercüman, diğerinin ise yoldan geçen bir kişi olduğunu söyledi.
Önceki akşam, Basra kentindeki İngiltere Konsolosluğu’na da havan saldırısı düzenlendi. Bağdat’ın güneybatısındaki bir Irak Ulusal Muhafızları kontrol noktasına silahlı kişilerin düzenlediği saldırıda ise bir Irak askeri öldü.
Her gün onlarca kişinin öldürüldüğü Irak’ta trafik de can aldı. İran sınırı yakınlarındaki İmam Veys bölgesinde bir otomobille çarpışan yolcu dolu minibüsün infilak etmesi sonucu 21 kişi can verdi.
Öğretim üyeleri öldürülüyor
İşgalin başından bu yana geçen 20 ay içinde, ülkedeki eğitim-öğretim kurumlarının işleyişi de durma noktasına geldi. Üniversitelerde görev yapan 37 öğretim görevlisi suikastler sonucu katledildi. Sünni bölgelerinde birçok okul baskılar nedeniyle kapalı.
Güvenlik sorunu sebebiyle 1600’ü aşkın öğretim görevlisi de ülkeyi terketmiş durumda.


Başa dön


Dev bir sendika doğuyor
Uluslararası Hür Sendikalar Konfederasyonu’nun (ICFTU) 18. Dünya Kongresi Japonya’nın Miyazaki kentinde tamamlandı. Konfederasyon başkanlığına Avustralyalı sendikacı Sharan Burrow seçildi. Burrow, ICFTU’nun başına getirilen ilk kadın oldu.
Kongrede ICFTU ile WCL’nin (Dünya İşçi Konfederasyonu) birleştirilmesi kararı da alınarak uluslararası dayanışmanın artması gerektiği vurgulandı. Bu birleşme ile ICFTU’nun 150 milyon olan üye sayısının 180 milyona çıktığı ve yeni dönemde bu birleşmenin uluslararası sendikal hareketi daha etkili kılmasının beklendiği ifade edildi. Kongrede ayrıca yeni bir uluslararası sendikalar konfederasyonu oluşturulması kararı da alındı.
Burrow, başkan seçilmesinin ardından bu görevin kendisi için bir onur olduğunu belirterek “Benim başkanlığımda dünyanın her tarafındaki işçiler ve sendikalar desteklenecektir. ICFTU’nun temel amacı işçilerin haklarını korumak, uluslararası çalışma standartlarını geliştirmektir. Dünyanın herhangi bir yerinde bir hükümet işçi haklarına zarar verdiğinde, ICFTU o insanların haklarını savunacaktır” dedi.
Tabanın sesi yükseldi
Kelly dosyası yine açıldı
İngiltere Başbakanı Tony Blair’i zor durumda bırakan, silah uzmanı Dr. David Kelly’in ölümü dosyası yeniden açıldı. Dr. Kelly, BBC kanalıyla yaptığı açıklamada, İngiltere’nin Irak savaşına girmesini haklı gösteren raporlara, hükümet tarafından ekleme yapıldığını bildirmişti. Hükümet tarafından BBC’nin köstebeği olmakla suçlanan Kelly, bu suçlamalardan bir süre sonra evinin yakınlarında ölü bulunmuştu. Olay bir hükümet kirizine dönüşürken, açılan soruşturmada Kelly’nin intihar ettiği belirtilerek Başbakan Blair aklanmıştı. Ancak bazı sağlık görevlilerinin açıklamalarının ardından Kelly’in ölüm nedeni yeniden incelemeye alındı.
Barguti çekildi
Filistin devlet başkanlığı için bağımsız aday olan intifada liderlerinden Mervan Barguti adaylıktan çekilmeye karar verdi. El Fetih ve Filistin yönetimi yetkilileri bir süredir çekilmesi için Barguti’ye baskı yapıyordu. Barguti’ye yakın kaynaklar, İsrail’de cezaevinde yatan Barguti’nin, seçimlere katılmayacağını açıklarken Barguti’nin seçim kampanyasını yöneten Ahmed Gneym de çekilme kararını doğrulayarak, Barguti’nin El Fetih adayı Mahmud Abbas’ı destekleyeceğini belirtti. El Fetih lideri Faruk Kaddumi, Barguti’nin adaylığını geri almasını aksi halde El Fetih’ten ihraç edileceğini söylemişti.
Nastase yenilgiyi kabul etti
Romanya’da devlet başkanlığı seçiminin önceki gün yapılan ikinci turunda Bükreş Belediye Başkanı Traian Basescu ile yarışan Başbakan Adrian Nastase yenilgiyi kabul etti. Sosyal demokrat başbakan Nastase, televizyondan yaptığı açıklamada, sonuçların Basescu’nun Romanya’nın yeni devlet başkanı olduğunu gösterdiğini söyleyerek, Basescu ile işbirliği yapmak istediğini belirtti. ABD yanlısı tutumuyla tanınan Basescu oyların yüzde 51,23’ünü alırken, Nastase yüzde 48,77’de kaldı.

Bize ulaşmak için;

Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net