|
|

|
           

Serdar Turgut’un Akşam’da yaptığı operasyonun verdiği rahatsızlık, ‘eşcinsellik’ tartışmasıyla patladı.
|
Medya
........................................................................
MEDYA SERVİSİ
|
‘Eşcinsel’ tartışması
Serdar Turgut’un Akşam’ın Genel Yayın Yönetmenliği’ne getirilmesi, Çukurova grubu yayınları için bir milat kabul edilmişti. Son gelişmelere bakarak, operasyonun, işine son verilen ve yeni başlayan yazarlardan ibaret olmadığı yorumları güçleniyor.
Cuma günü Serdar Turgut’un köşesinde yayımlanan “Medyada eşcinsel gazeteci var mı?” başlıklı yazı, hedef aldığı Burhan Ayeri ve Rıza Zelyut gibi yazarların da katıldığı şiddetli bir tartışmayı başlattı. Tartışma “eşcinsellik” üzerine yürüyor gibi görünse de, alttan alta eski yazarlar ile Turgut arasında gazetenin yayın politikasına dair bir tartışma sürdüğü, dikkatli okuyucuların gözünden kaçmıyor.
Tartışmanın seyri
Turgut’un 10 Aralık tarihli yazısı, Çin’in ülkelerinde “eşcinsel kalmadığına” ilişkin açıklamasına gönderme yaparak başlıyor ve şöyle diyordu: “Öte yandan, Güneş Gazetesi bu konuda Çin Halk Cumhuriyeti kadar iddialı bir açıklama yapmaya hazırlanıyor gibi geliyor son günlerde bana. (...) Ben iddia ediyorum, bundan sonra illa da lazım ise, Türkiye’nin yeni diktatörü de medyadaki yazarların arasından çıkacaktır ve toplumu temizleme işine de o kişi zevkle soyunacaktır. Yazılarından tanıyabildiğim kadarıyla, benim şu anda birçok adayım var bu işe soyunması uygun olacak. Bir gün, gerekirse, bu pek erkek diktatör adaylarımı isim isim açıklarım. Eğer bir kişiye yüklemek istemezseniz toplumsal temizlik işini, o zaman Güneş Gazetesi’nin yazarlarının büyük kısmını alıp bizim gazeteden birkaç takviye ile bir Politbüro da oluşturabiliriz.”
Serdar Turgut’un kastettiği isimlerin Akşam’dan Burhan Ayeri ile Güneş’ten Rıza Zelyut olduğu biliniyordu. Yazının yayımlandığı cuma günü öğle saatlerinde Ayeri’nin istifasını gazete yönetimine sunduğu, ancak kabul edilmediği haberi geldi. Ayeri’nin köşesinde cumartesi günü yayımlanan cevabında, Serdar Turgut’un “ekibinden” Ahmet Tulgar’ın Herald Tribune gazetesinde yayımlanan Kürt sorununun çözümüne ilişkin ilandaki imzasına gönderme yaptı:
“Hayatımızın hiçbir döneminde komünist veya faşist olmadık. Çizgimiz belli ve kırık yok. Para için ideoloji sapkınlığı yapmadık. Hiç kimsenin cinsel tercihini ‘Öldürün’ diyen imparator katılığıyla değerlendirmedik. Ampulunu patlattıranın, kestanesini çizdirenin yolu açık olsun. (...) Hele hele yabancı yayın organlarında bölücülerin taleplerine imza koyan hainlerden biri olacağımıza, son nefesimizi vermeyi tercih ederiz. Üçüncü şahıslara duyurulur.”
Medyatava sitesinde “ampulunu patlattıran” ifadesinin, hastalandığı gün tuvalette yere düşen Serdar Turgut’u kastettiği yorumu yer aldı. Ayeri, Turgut’un tuvalette düştüğünü gören ilk kişiydi.
Güneş yazarı Rıza Zelyut ise, Turgut’la aralarındaki tartışmanın gerçek içeriğini açıkladı:
“Benim; Serdar Turgut’un eline bırakılan Akşam Gazetesi ile ilgili eleştirimin temelini; gazetenin toplum sorunlarından soyutlanması oluşturuyordu. (...) Akşam Gazetesi Yazarı Serdar Turgut ile çatışmamızın tarihi oldukça eskidir ve sebebi de başkadır. O; Amerikancılıkta, Amerikalıları bile geride bırakan birisidir. Kendisi; 21 Şubat 2003 tarihinde,Akşam’daki köşesinde; ‘Çok düşünüp okuduktan sonra, ben; eğer Irak’ta bir savaş olacaksa Türkiye’nin bu savaşta Amerika’nın yanında yer almasının doğru olacağını düşünüyorum. Uluslararası gerçekler, dünya konjonktürü ve daha da önemlisi Türkiye’nin içinde bulunduğu konum başka bir alternatife izin vermiyor’ diye yazmıştı. Biz, 2 gün sonra kendisini köşemizde yerden yere vurmuş; Hitler döneminde olduğu gibi/ABD adına Siyah Propaganda (Gizli savaş propagandası) yaptığını yazmıştık.”
Turgut ne yapmaya çalışıyor?
|
|
|