www.evrensel.net  |  istatistik arşiv  |  linkler  |  posta 


Ana Sayfa

Gündem

İşçi-Sendika

Ekonomi

Politika

Dünya

Kültür-Sanat

Medya

Toplum-Yaşam

Spor

Köşe Yazıları



Farklılıklara EVET
   ayrılıkçılığa HAYIR!

Onbinlerce Diyarbakırlı; dün yaptıkları bir mitingle hükümetin, sermaye partileri ve basınının, Kürtleri ve haklarını linç etme tutumuna yanıt verdi.

Gençler Erdal Eren’i andı
Emek Gençliği ve Sosyalist Demokrasi Gençliği ortak basın açıklaması düzenleyerek Erdal Eren’i andı. Kadıköy İskele Meydanı’nda dün akşam toplanan gençler, “Gençlik gelecek, gelecek “Sosyalizm”, “Yaşasın tam bağımsız Türkiye” sloganları eşliğinde yürüdüler.

SHÇEK’ten özürlü hakları ihlali
SHÇEK, 30 bin özürlünün hizmet almaya çalıştığı “Özel Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezleri”nin yönetmeliğini değiştirmeye hazırlanıyor. Değişiklik, özürlü hakları ihlali doğuracak.

Cemevleri için 600 bin imza
Alevi Bektaşi Birlikleri Federasyonu (ABF) öncülüğünde, “cemevlerinin cami, mescit, kilise, havra ve sinagog gibi yasal statüye sahip ibadet merkezleri haline getirilmesi” istemiyle başlatılan kampanya kapsamında toplanan imzaların sayısı 600 bine ulaştı.


Farklılıklara EVET
   ayrılıkçılığa HAYIR!
Avrupa’da yayınlanan bazı gazetelere ilan vererek kimlik, dil ve kültürlerinin anayasal güvenceye kavuşturulmasını talep ettikleri için günlerdir linç edilmek istenen Kürtler, Diyarbakır’da sokağa indiler. İlanda yer alan isteklerinin arkasında olduklarını ifade eden on binlerce Kürt, “Farklılıklara evet, ayrılıkçılığa hayır” mesajı verdi. Mitingde yapılan konuşmalarda Kürt sorununun, Türk ve Kürt halkı arasında çözüleceği vurgulandı.
DEHAP ve Diyarbakır Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen; “Farklılıklara Evet, Ayrılıkçılığa Hayır” mitingi için sabahın erken saatlerinde yollara dökülen onbinlerce kişi, İstasyon Meydanı’nda bir araya geldi. Çevre illerden gelenlerin büyük bir bölümü ise yollarda polis engeline takıldı. Silopi ve Erzurum’dan gelenlerin yolda trafik kazaları geçirmeleri alanda üzüntü yaratırken; kimlik kontrol noktalarında polisle sık sık tartışmalar yaşandı.
Ateşkes çağrısı
DEHAP Diyarbakır İl Başkanı Celalettin Birtane, Demokrasi Platformu Sözcüsü Ali Öncü’nün ardından kürsüye gelen Barış İçin Aydın Girişimi Sözcüsü Akın Birdal, hükümete ve AB yetkililerine seslenerek, “Diyarbakır’ı bölgeyi, Kürtleri görmezlikten gelmeyin. Bölgenin silahların susmasına, barışa hasretini görmezden gelmeyin” dedi. Operasyonların durması, silahların susması ve bölgeye istihdam olanağının sağlanmasını isteyen Birdal, mayınların temizlenmesini talep etti. Genel affın çıkarılması gerektiğini ifade eden Birdal, ateşkes çağrısı yaparak, “Ateşkes diyalogun yolunu açar” diye konuştu.
‘Roj TV Ankara’dan yayın yapsın’
Daha sonra alkışlar arasında kürsüye davet edilen DEP eski Milletvekili Hatip Dicle, Kürt sorunu konusunda atılan adımları yeterli bulmadıklarını söyledi. Türkiye’ye koşul istemeden müzakere tarihinin verilmesini isteyen Dicle, “Şunu çok iyi biliyoruz ki, Kürt sorununu Türkiye’deki 70 milyon halkla birlikte çözeceğiz. Ne AB’den ne de başka bir yerden çözüm beklemiyoruz. Biz sorunu, halklar olarak kendi gücümüzle çözeceğiz” dedi.
AB’den Kürt sorununa adını koymasını talep eden Dicle, şöyle devam etti; “Temel düşüncemiz ne inkâr ne ayrılık. Kürtlerin demokratik hakları, kimlikleri ve kültürleri anayasal güvence altına alınmalıdır. Biz Roj TV’nin Brüksel’den değil, Ankara’dan, İstanbul’dan yayın yapmasını istiyoruz. AB’de, Ankara’da bilmeli ki; Kürtlerin talepleri nettir, barış ve kardeşlik temelinde Kürt sorununa çözüm istiyoruz.”
Erdoğan’a sorular
DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise Kürtlerin Brüksel ve Diyarbakır’da dile getirdiği taleplerin provokasyon olarak değerlendirildiğini hatırlattı. Buna Başbakan ve hükümetin diğer yetkililerinin de dahil olduğuna işaret eden Bakırhan, “Kürtler bu talepleri sanki bugün dile getirmişler gibi şaşırıyorlar. Sayın Erdoğan, Kürtlerin içi boş taleplerle geleceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz” dedi. AB’de dahil hiç kimsenin Kürtlerden içi boş taleplerle gelmesini beklememesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, Erdoğan’a seslenerek; “Siz korkan, geri adım atan, ürken Kürtleri göremezsiniz. Milyonlarca Kürt talepleri ile hep var olacaktır. Sayın Başbakan bizim taleplerimizi beğenmiyorsunuz. Peki sizin öneriniz nedir. Siz Kürt sorununu Kızıltepe de bir çocuğu öldürerek mi çözeceksiniz. Siz infazda sorumlu olan kaymakamı vali yardımcısı yaparak mı çözeceksiniz. Yoksa bir çobanı öldürerek mi çözeceksiniz” diye sordu.
Özgür Toplum Partisi Genel Başkanı Ahmet Turan Demir’inde bir konuşma yaptığı mitinge EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel’de mesaj gönderdi.
Mitingin ardından saldırı
Mitingin ardından şehir merkezine yürüyen halka polis saldırdı. Saldırı sırasında çok sayıda kişi yaralandı.

MİTİNGTEN NOTLAR...
  • Miting alanına, “Kürt-Türk kardeşliğiyle Avrupa Birliği’ne”, “Türkiye’ye demokrasi, Kürtlere özgürlük, “Avrupa Birliği’ne evet”, “Yaşasın Diyarbakır-Ankara-Brüksel hattı”, “Kürt halkı muhatabını arıyor”, “Farklılıklara evet, ayrılıkçılığa hayır”, “Ne Lozan Ne Sevr Demokratik Cumhuriyet” pankartları asıldı
  • Miting sırasında Mardin’de öldürülen Uğur Kaymaz’ın küçük kardeşi Kürtçe şiir okudu. Uğur Kaymaz’ın fotoğraflarının da taşındığı mitingde, şiir okunduğu sırada bütün kitle zafer işareti yaparak saygı duruşuna geçti.
  • 1. ve 2. Barış Grubu üyeleri, “Güneşin yoldaşları, barışın elçileri” anonsuyla sahneye davet edildi. Halkı çiçeklerle selamlayan grup üyeleri, “PKK halktır halk burada” solganları ve zafer işaretleriyle karşılandı.
  • Miting alanına açılan 4 caddede polis kimlik kontrolü ve üst araması yaptı. 18 yaşından küçük olanlar ve kimliği bulunmayanlar alana alınmadı. Polis döviz ve pankartların çıta ve tahtalarını söktürdükten sonra alana aldı.
  • Mitinge katılmak üzere Şırnak’tan yola çıkan 200 araçlık konvoyda yer alan 3 araç buzlanmadan dolayı takla attı. Kazada 3 kişi yaşamını yitirirken, 7 kişi de yaralandı.

    KÜRTLERİN TALEPLERİ
  • Kürt kimliği anayasal ve yasal güvenceye kavuşturularak, asli kuruculuğu kabul edilmelidir...
  • Düşünce ve örgütlenme önündeki yasal ve idari engeller kaldırılmalıdır...
  • Kürtçe eğitim dili olarak okutulmalıdır...
  • Zorla göç ettirilenlerin köylere dönüşü sağlanmalı; bunun için idari, hukuksal ve ekonomik destek sunulmalıdır.
  • Koruculuk, ekonomik ve sosyal tedbirler alınarak kaldırılmalıdır...
  • Bölgede ekonomik kalkınma seferberliği başlatılmalı, devlet destekli yatırım yapılmalı.
  • “Toplumsal Barış ve Demokratik Katılım Yasası” çıkarılmalı. Bununla Öcalan’ın, gerillanın, cezaevlerindekilerin ve yurtdışındakilerin hiçbir kayıt konmadan, demokratik siyasal yaşama katılmaları sağlanmalı...

    İSTANBUL’DA DA EYLEM
    Türkiye’ye, 17 Aralık’taki AB zirvesinde müzakere tarihi verilmesini isteyen DEHAP İstanbul İl Örgütü, Taksim Gezi Parkı’nda basın açıklaması düzenledi. Yaklaşık 300 kişinin katıldığı açıklama sırasında “Barışa bir ses, çift taraflı ateşkes”, “Katiller bulunsun hesap sorulsun” sloganları atılırken; çocuklarda Uğur Kaymaz’ın fotoğraflarının olduğu önlükler giydi.
    DEHAP İstanbul İl Başkanı Cemal Kavak, Kürt sorununun bugüne kadar çözümsüz kalmasında AB’nin de payı olduğunu ve çıkarlar dengesine göre hareket ettiğini söyledi.
    “Avrupa bu vebalden kurtulmalı, sorunu kendi coğrafyasına taşımalıdır” diyen Kavak şöyle devam etti; “AB, 17 Aralık’ta Türkiye’ye evet demelidir. Biz demokrasi güçleri olarak AB’li ya da AB’siz Kürt sorununu Kürt ve Türk halkları arasında çözüleceğine yürekten inanıyoruz. Ve diyoruz ki; Farklılıklara evet ayrılıkçılığa hayır “
    Eyleme Özgür Toplum Partisi, Barış Anaları, MKM, DEH gibi kurumlarda destek verdi.


    Başa dön


    Gençler Erdal Eren’i andı
    Emek Gençliği ve Sosyalist Demokrasi Gençliği ortak basın açıklaması düzenleyerek Erdal Eren’i andı. Kadıköy İskele Meydanı’nda dün akşam toplanan gençler, “Gençlik gelecek, gelecek “Sosyalizm”, “Yaşasın tam bağımsız Türkiye” sloganları eşliğinde yürüdüler.
    Erdal Eren’in ve Uğur Kaymaz’ın fotoğraflarını, “İnadına hepimiz Erdal Ereniz”, “Yargısız infazlara son, katiller yargılansın” yazılı dövizleri taşıyan grup adına ortak açıklamayı okuyan Emek Gençliği yöneticisi Orhan Atan, Erdal Eren’in mücadelesinin takipçisi oduklarını söyleyerek, “Erdal Eren tam bağımsız Türkiye mücadelesinde emperyalistlerin işbirlikçileri tarafından düzmece bir yargılamanın sonucu idam edilmiştir” dedi. Atan, geçen 24 yılda Türkiye’nin ABD, AB, IMF, DB gibi devlet ve kurumların oyuncağı haline getirildiğini ve ABD’nin Irak ve Filistin’de gerçekleştirmiş olduğu katliamlara ortak olduğunu belirtti. “Darbe koşullarında 17 yaşında Erdal’ı idama gönderenler, bugün demokrasi nutukları eşliğinde 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ı kurşuna dizmiştir” diyen Atan, tam bağımsız demokratik bir ülke için bayrağı sonuna kadar taşıyacaklarını duyurdu.

    Erdal Eren suç işlemedi
    Yusuf Baştuğ
    Henüz 17 yaşındayken 12 Eylül darbesinin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu bir askeri öldürdüğü iddiasıyla idam edilen Erdal Eren’in bugün 24. ölüm yıldönümü. Daha çocuk denilebilecek bir yaşta, yaşı büyültülerek 13 Aralık 1980 tarihinde askeri cunta tarafından Mamak Askeri Cezaevin’den alınarak idam edilen Erdal Eren’in cezaevinde, hücresi önünde er olarak gözetmenliğini yapan Hayrettin Turan Erdal’ın suçsuz yere öldürüldüğünü kaydetti.
    Şimdi Şakirpaşa Mahallesi’nde bakkal dükkanı işleten Turan, Erdal’a ‘Neden asker öldürdün?’ diye sorduklarında Erdal’ın her defasında ‘Ben asker öldürmedim’ yanıtını verdiğini söyledi. Denizli’den üç aylık görevli er olarak Ankara Mamak’a gelen Dersimli Hüseyin Turan, 15 gün birlikte kaldığı Erdal ile geçen günleri ve o dönemi gazetemize anlattı.
    Erdal Eren’in Mamak Cezaevi A Blok’ta tek kişilik hücrede kaldığını aktaran Turan, sadece siyasi tutukluların kaldığı cezaevinde sağ-sol davalarından birçok kişinin bulunduğunu bildirdi. Mahkûmlar intihar etmesin diye başlarında onları gözetleyip, kontrol ettiklerini ifade eden Turan, “Çünkü 7 TİP’li öğrenciyi öldürenlerden birisi cezaevinde intihar etmişti. İntihar eden kişi öğrencileri öldürdüğünden pişman olup olmadığını sorduğumuzda ‘Pişman değilim’ diyordu. Sonra da kendini tuvalette çarşafla astı” dedi.
    ‘Havalandırması bile yoktu’
    Cezaevine getirilen tutukluların işkence ve kötü muamele gibi nedenlerle bitkin düştüklerini dile getiren Turan, Cezaevine Adalet Partisi’nden aralarında Oğuzhan Asiltürk, Avni Çarsıncaklı gibi isimlerin bulunduğu 18 milletvekilinin de getirildiğini, ancak milletvekillerinin sapasağlam, pikniğe gider gibi ellerinde içi giyecek ve yiyecek dolu valizlerle cezaevine geldiklerini vurguladı. Tutuklulara sabah-öğlen-akşam eğitim verildiğini anlatan Turan, “Herkes dahil olmak üzere Erdal’a da yemeğin dışında hiçbir şey verilmiyordu. Cezaevinde baskı vardı, gazete bile okunmuyordu. Erdal’da tek kişilik hücrede kalıyordu. Sürekli hücredeydi yani, havalandırması da yoktu” diye konuştu.
    ‘Suçsuzdu’
    Kendilerine Erdal’ın asker öldürdüğü bilgisini verdikleri için Erdal’a ‘Neden asker öldürdün?’ diye soru sorduklarını, Erdal’ın da kendilerine cevap olarak sürekli askeri öldürmediğini söylediğini aktaran Turan, “Bir gün gece 01:00 - 03:00 saatlerinde nöbet için görevliydim. En son Erdal ile o saatte onu idama götürürlerken koridorda karşılaştım. Çok sakin görünüyordu. Geride kalanlar için mektup bile bırakmıştı. Henüz sakalı bile çıkmayan, tıfıl birisiydi. Gece onu idama götürürlerkenki hali aklıma geliyor, üzülüyorum. Suçsuz bir insanı yazık, idam ettiler. Erdal idam edildikten sonra biz geçici görevle geldiğimiz Mamak’tan yine askerliğimizi tamamlamak üzere Denizli’ye gönderildik” diyerek konuşmasını bitirdi.


    Başa dön


    SHÇEK’ten özürlü hakları ihlali
    Özgül Yıldızer
    Türkiye’de 30 binin üzerinde özürlüye hizmet veren Özel Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezleri’nin yönetmeliği, Sosyal Hizmetler ve Çouk Esirgeme Kurumu SHÇEK tarafından değiştiriliyor. Taslak, merkezlerin sosyal hizmet uzmanı ve psikolog bulundurma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor ve özürlü haklarına aykırı nitelik taşıyor.
    SHÇEK, Türkiye’de özürlülere yönelik yataklı hizmetleri 1983 yılından bu yana kendi kurumlarında veriyor. Gündüzlü hizmetler ise 1990’dan sonra özel sektör tarafından verilmeye başlandı. Bu özel eğitim kurumlarına, Emekli Sandığı ve 1998’den bu yana da SSK tarafından, hizmet verdikleri her özürlü için aylık 305 milyon lira “tedavi yardımı” ödeniyor. Bu kurumlarda, bugüne kadar fizyoterapist, çocuk gelişimi uzmanı, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve özel eğitimci olmak üzere 5 ayrı uzman görev almak zorundaydı. Ancak, SHÇEK’in hazırlandığı yeni yönetmelik bu uzmanlık alanlarından sosyal hizmet uzmanı ve psikolog bulundurma zorunluluğunu kaldırıyor.
    Sayıları artıyor
    SHÇEK verilerine göre 30 bin özürlünün yararlandığı bu kurumların sayısı sürekli artıyor. Bugün itibariyle 600’ün üzerinde özel eğitim kurumu faliyet gösteriyor. Bu kurumlardan 400’ü SHÇEK’e, diğerleri ise Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı hizmet veriyor. Özürülülere verilen gündüzlü hizmetlerde de bu nedenle iki başlılık yaşanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, elindeki olanaklar doğrultusunda, çocuk gelişimci, sınıf öğretmeni ve çocuk eğitimcisinden oluşan bir ekiple hizmet veriyor. Bu da özürlünün ailesini dışlayan birey odaklı eğitimi getiriyor. SHÇEK’e bağlı kurumlarda ise karma odaklı eğitim benimseniyor. Bu eğitimde ailenin de özürlüye yaklaşımının gelişimi amaçlanıyor.
    Ancak SHÇEK’in hazırladığı “Özel Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezleri Yönetmeliği Taslağı”, mevcut eğitimin daha da geriye götürülmesini öngörüyor. Taslak, Türkiye’nin de imzaladığı Uluslararası Özürlülerin Rehabilitasyonu Sözleşmesi’ne aykırı bir biçimde sosyal hizmet uzmanları ve psikologları sürecin dışına itiyor.
    Kâr odaklı eğitim
    SHÇEK’in ilk yönetmeliklerinin özürlü haklarına uygun hazırlandığını dile getiren Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Başkanı Hürriyet Uğuroğlu, yeni taslakta piyasanın ve özel sektörün taleplerinin karşılanması için, birey odaklı eğitime yönelme olduğunu söyledi. Gelinen noktanın tüm sözleşmelerin ve bilimsel yaklaşımların gerisinde olduğunu belirten Uğuroğlu, “özürlü haklarının ihlali söz konusu” değerlendirmesinde bulundu. Eğitim merkezlerinin kendi kârlarını düşündüklerini kaydeden Uğuroğlu, “Ne kadar az eleman çalıştırırsak, o kadar az ücret öder, daha çok kâr ederiz, diye düşünülüyor. Ancak, hizmet sektöründe kârlılık mantığı olamaz” diye konuştu.
    “Madem para ödeniyor, en azından hizmet kaliteli verilsin” diyen Uğuroğlu, sosyal hizmet uzmanları ve psikologların da özel olarak seçildiğini söyledi. Uğuroğlu, “Çocuğun sayı saymayı öğrendiği gösterilebilir, ama sosyal ve ruhsal gelişim gösterilebilir değildir. Para açısından sürüdürülebilir bir ilişki olması açısından eğitim merkezleri bunu istiyor” dedi.
    Türkiye Zihinsel Engelliler Federasyonu Başkanı Fikret Gökçe ise Bağ-Kur’lu veya sosyal güvencesi olmayan çocukların da eğitim kapsamına alınması gerektiğini ifade ederek, hükümetin milyonlarca özürlünün bir buçuk yıldan beri beklediği özürlüler yasasının çıkarmamasını eleştirdi. “Özürlü çocukların topluma kazandırılması için alanda doğru dürüst işleyen bir sistematik yerleştirilmeli” diye konuşan Gökçe, bu kurumlarda mutlaka sosyal hizmet uzmanlarına, özel eğitimcilere, psikologlara ihtiyaç olduğunu söyledi.
    Talimatname değiştirildi
    Bu yılın başında açıklanan Bütçe Uygulama Talimatnamesi bu eğitim merkezlerinin 4 ayrı alandan uzman bulundurmasını hükme bağlamıştı. Ancak talimatnamenin bu hükmü, eğitim merkezlerinin “ısrarı” üzerine değiştirilmişti.


    Başa dön


    Cemevleri için 600 bin imza
    Fevzi Argun
    Alevi Bektaşi Birlikleri Federasyonu (ABF) öncülüğünde, “cemevlerinin cami, mescit, kilise, havra ve sinagog gibi yasal statüye sahip ibadet merkezleri haline getirilmesi” istemiyle başlatılan kampanya kapsamında toplanan imzaların sayısı 600 bine ulaştı. Kampanya kapsamında yurt içinde ve dışından toplanan imzalar yarın Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığa verilecek.
    ABF yöneticileri, önceki akşam Ankara’da bazı gazetelerin yönetici ve yazarlarıyla birlikte yemekli toplantıda bir araya geldiler. Toplantı çağrısı geniş bir gazeteci kesimine yapılmasına karşın davete, Evrensel, Ülkede Gündem, Birgün, Radikal, Hürriyet ve Akşam gazeteleri dışında ilgi gösteren olmadı.
    ABF Genel Sekreteri Atilla Erden, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yetkili makamlarından çok yabancı ülke temsilcilerinden ya da kuruluşlarından ilgi gördüklerini anlatarak, Türkiye içinde ise bazı çıkarlar peşinde koşan kimi küçük grupların gündemde tutulmak istendiğine dikkat çekti. Gündemde tutulmak istenen kuruluşlar arasında Cem Vakfı, Dünya Ehly-beyt Vakfı ve bazı küçük yerleşim merkezlerindeki kimi derneklerin yer aldığını bildiren Erden, bu kurumların temsilcilerine medyada geniş yer ayrıldığını, kendilerine ise ambargo uygulandığını söyledi.
    Alevilerin yıllardır bütçeden büyük pay ayrılan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasını istediğini hatırlatan Erden, çıkar amaçlı grupların şu dönemde ortalarda boy göstermesinin asıl nedeninin kendi kontrollerinde bir Alevi Diyaneti yaratmak olduğunu kaydetti. Erden, “Yeni bir Diyanet yaratmak istiyorlar, Tanrı bizi ikinci bir Diyanet’ten korusun” dedi.
    Randevu istemlerine yanıt yok
  • Tunceli valisinden inciler...
    Tunceli Valisi Mustafa Erkal, düzenlediği halk toplantısında son günlerde yaşanan olaylarla ilgili açıklamalarda bulundu. Muhtarlara yönelik bir baskının söz konusu olmadığını, orman yangınlarından ise sadece bir tanesinin büyük olduğunu savunan Erkal, iki kamu emekçisini, “terör örgütünün mitingine” katıldıkları için görevden aldıklarını ileri sürdü. Vali Erkal, askerler tarafından evleri basılan Tayan Ailesi’ni de “geçmişte teröre destek vermekle” suçladı. Tunceli Halk Eğitim Merkezi Tiyatro Salonu’nda gerçekleşen toplantıya çok sayıda vatandaş katıldı. Tunceli’de son dönemde yaşanan olayları ve ilin sorunlarını değerlendirmek için yapılan toplantıda konuşan Vali Mustafa Erkal, köy muhtarları konusunun fazla abartıldığını savundu, Erkal, bütün köy muhtarlarının “teröre destek veriyormuş” gibi yansıtıldığını ve muhtarlar üzerinde bir baskı oluyormuş gibi hava oluştuğunu kaydetti. Ağustos ayındaki orman yangınlarını da gündeme getiren Vali Erkal, “Çatışmalarda güvenlik güçlerinden kaçan teröristler orman yakma tekniğini uygulamakta ve destekçisi olan basın ve yandaşları vasıtasıyla, ormanların güvenlik güçlerince yakıldığını söylentisini yayarak kamuoyunu yanıltmaktadır” güvenlik güçlerini savundu. Sadece Bilgeç köyü yakınlarında çıkan orman yangınının büyük olduğunu diğerlerinin ise “münferit” olduğunu ileri süren Erkal, yangına 3 gün sonra müdahale edildiğini ifade etti. Oysa yangına 6 gün sonra müdahale edilmişti. Vali Erkal, Rubayık mezrasında evleri askerler tarafından basılan Tayan Ailesi’ni de “terörist” ilan etti. Vali Erkal, “Bu aile sanıldığı kadar gariban değildir. Bize gerekli bilgi verilmiştir. Geçmişte terör örgütüne yardım ve yataklık ettiği konusunda elimizde bilgiler var. Olay mahkemeye intikal etmiştir. Bizim burada bunu tartışmamızın bir anlamı yoktur. Durup dururken vatandaşın evinin roketlenmesi gibi saçma bir uygulamanın olması mümkün değildir” dedi.
    GDO’ları istemiyoruz!
    Tüketiciyi Korumu Derneği İzmir Şubesi, “Genetiği ile oynanmış gıda değil, sağlıklı ve gerçek gıda istiyoruz,” konulu bir panel düzenledi. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Korumu Bölümü’nden Prof. Dr. Ersin Onoğur ve E.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nden Doç. Dr. Ahmet Altındişli’nin sunduğu panel DESEM’de gerçekleşti. Konuşmacılar, organik tarımın yaygınlaştırılması gerektiğini söylerken, GDO’ların yaratacağı tehlikelere dikkat çektiler.
    Evde mum ışığında ders
    Kartal’da ilköğretim okulu öğrencisi 3 kızkardeş, yoksulluk yüzünden annelerinin faturayı ödeyememesi nedeniyle evlerinin elektriği kesildiği için mum ışığında ders yapıyor. Samandıra Veysel Karani Mahallesi’ndeki bir evde otururken eşi tarafından terkedilen ve ardından da boşanan Gülten Seyfioğlu (42), ev kirasını ödeyemediği için kızları Derya (13), Ebru (10) ve Buket (8) Sökmen ile birlikte bir inşaatta kalmaya başladı. Anne ve kızları, daha sonra mahalle muhtarı ve kirayı ödeyeceğini söyleyen bir “yardımseverin” girişimiyle aynı mahallede bir eve yerleştirildi. Kartal Kaymakamlığı da aileye yakacak ve gıda yardımı yaptı. Ancak kirayı ödemeyi taahhüt eden kişinin aradan 8 ay geçmesine rağmen kirayı ödememesi üzerine ev sahibinin evi tahliye etmesini istediği anne Seyfioğlu, elektrik faturasını da ödeyemedi. Bunun üzerine elektriğin kesilmesi nedeniyle Beyhan Şenyuva İlköğretim Okulu’nda eğitim gören 3 kızkardeş de, derslerini mum ışığında yapmaya başladı. Hasta olduğunu ve çalışamadığını ifade eden Gülten Seyfioğlu, “Komşularımız ve kaymakamlığın yaptığı yardımla geçiniyoruz. Kızlarım okulda çok başarılı. Yoksulluğumuza rağmen çocuklarım her yıl takdir belgesi alarak sınıflarını geçiyor. Ancak böyle devam ederse çocukları okula gönderemeyeceğim” dedi. Evin büyük kızı Derya Sökmen, okumak istediğini anlatarak, “Hem evlere merdiven temizliğine gidiyorum, hem de okuyorum. Her yıl sınıfımı takdir alarak geçiyorum” diye konuştu. Mum ışığında ders yapmanın zor olduğunu belirten Ebru Sökmen de, “Bazen yanlış yaptığım oluyor, ancak sabah erken kalkıp gözden geçiriyorum ve yanlış yazdıklarımı düzeltiyorum” dedi.
    Zorunlu askerlik karşıtı eylem
    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi üyeleri, askerliğin zorunlu olmaktan çıkartılması istemiyle 1. Ordu Komutanlığı önünde eylem yaptı. 1. Ordu Komutanlığı’nın Karacaahmet Mezarlığı karşısındaki girişinde toplanan İHD’liler adına bir basın açıklaması yapan İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin, askerliğin zorunlu olmaktan çıkartılmasını istediklerini söyledi.

    Bize ulaşmak için;

    Tel: +90 (212) 233 19 30-34-44 (6 hat)       Fax: +90 (0212) 233 18 60-70 E-mail: posta@evrensel.net