Gülen’in 1966 yılında İzmire geldiği ilk günden itibaren, 35 yıl gece gündüz beraber olduğu arkadaşı. Zaman Gazetesi’nin kurucusu, genel müdürü, genel koordinatörü ve Feza Gazeteciliğin noter belgeli en yetkilisi. Samanyolu televizyonu kurucusu, hissedarı ve yönetim kurulu başkanı. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın kurucusu, mütevelli heyeti başkanı. Azerbaycan, Kırgızistan, Gürcistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Arnavutluk, Romanya, Bulgaristan, İspanya’daki müesseselerin kurucusu. Fatih Üniversitesi kurucusu ve başkanı. Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in ülke cumhurbaşkanlarına Nurettin Veren’in şahsına verilen resmi mektuplar ile bunlar hayata geçirilmiştir. Gülen’i ilk defa Tansu Çiller’le gizlice konutta, Özer Çiller’le Altunizade ve Bozyaka’da dört defa, Süleyman Demirel’le, Hikmet Çetin’le evinde, Bülent ve Rahşan Ecevit ile evinde, Hüsamettin Cindoruk’la Meclis’te (50.000 Dolarlık saat hediye edilerek) görüştüren... Aydın Doğan’la ve Hürriyet ekibiyle Hürriyet Plaza’da, Nazlı ve Mehmet Ali Ilıcak’la gazetelerinde görüştüren kişi...
Asya Finans kuruluşu için, Özer Çiller ile Altunizade FEM Dersaneleri’nin beşinci katında, İzmir Yamanlar Koleji’nin beşinci katında gizlice görüştüren. Semra Özal’la Altunizade’de, Cem Karaca ile Dedeman Otel’deki Gazeteci ve Yazarlar Vakfı toplantısında, Barış Manço ile Ali Çelik’in evinde, Galatasaraylı futbolcularla Altunizade FEM Dersanesi’nde, Recep Tayip Erdoğan’la belediye başkanı iken Atunizade de görüştüren...
Ve şimdi yollarını ayıran, Gülen’in hain ilan ettiği, ABD’de 50 kişinin huzurunda öldürülmesini emrettiği kişiyim.
BAKANLAR’A MEKTUP
‘’Ben Nurettin Veren, Siz beni Fethullah Gülen ile 35 yıllık cemaat hizmetlerimden yakından tanırsınız. Çünkü sizlerle birlikte çok zaman aynı dini hizmetlerde koşturduk.
Birlikte hizmetleri yaparken Fethullah Gülen ve arkadaşlarıyla çekilmiş fotoğraflarımız bunun ispatıdır.
Fethullah Gülen’e, bilginiz üzere benden başka kimse itiraz edip fikir beyan edemezdi. Özellikle ABD’ye kaçış konusuna şiddetli itirazım nedeniyle cemaatten aforoz edilmiş ve ölüm tehditleri almaktayım.
Sizden eski bir dava arkadaşım ve yetkili bakanlar olarak güvenliğimin tesis edilmesine yardımcı olmanızı istirham ediyorum.
Şayet can ve mal güvenliğime herhangi bir şey olursa bunun sorumluluğu, benim onlarca kişinin önünde öldürülmemi emreden Fethullah Gülen’e aittir.
Devletin en üst sorumluları ve eski dostlar olarak gerekli hassasiyeti hem cemaat tarafına hem de resmi olarak göstermenizi istirham ediyorum. Bilgilerinize arz ederim.’’
‘HERKESE DAYAK ATIYORDU’
1966-69 yıllarında Kestane Pazarında okuttuğu talebelerinden dayak yemeyen kimse yoktur. Bozyaka Yurdu’nda şimdiki Yamanlar Kolleji’nin Müdürü Barbaros Kocakurt ile aramızda şöyle bir konuşma geçti:
“Benim hocaefendiye yaptığım bazı itirazlarımı görünce “Abi hocaefendinin yanında kalmak istiyorsan onun köpeği değil, hem kedisi hem köpeği olmalısın. Bana en ufak hatamda yada canı sıkıldığı zaman yere yıkıp üstümde tepindiğini yoruluncaya kadar vurduğunu biliyorsun. Ben bu şartlarda yanında kalabiliyorum” dedi.
Cevdet Türkyolu’nun kafasında kaç tane sandalye, sehpa kırıldığını hocaefendinin kendisine sormak lazımdır. Bir gün Bozyaka Yurdu’nda mermere vurulmuş gibi müthiş bir tokat sesi duyduk. Cevdet yanımıza geldiğinde yüzü kıp kırmızıydı.Yanımda hanımda vardı. “Ne lan bu ses deyince”, “Yüzümü görmüyormusun” dedi.
Altunizade FEM ‘in üst katındaydık. FEM dersaneleri o zamanki Genel Müdürü Çamlıca camisi ve okulunu yaptıran Ali Katırcının damadı Mehmet Demircan’ı Üsküdar’da bir yere gönderdi. Beklediğinden biraz geç geldiği için müthiş sinirlendi. Evli barklı Demircan’ı öldüresiye tekme tokat dövdü. Biz araya girip kurtarmaya çalıştık. Hırsını alamayıp Alaatin Pekmezciyle bana falakayı uzatıp bağlamamızı söyledi. Bizde bağladık, yere yıkıp ayaklarını havaya kaldırdık. Eline aldığı kalın sopayla yorulasıya kadar vurdu. Demircan bir taraftan yalvarıyor ve ağlıyordu, bağırıp kıvrandı ve bayıldı. Ayaklarını çözdük.” Hocam n’olur yeter birşey olmasın, bakın bayıldı deyince irkildi, ayağa kalk numara yapma diye bağırdı ve sopayla koluna şiddetle bir kere daha vurdu ve çıkarın bunu dedi. Biz Demircan’ı sürükleyerek odasından çıkardık.
‘ÇİLLER KREDİYE ARACI OLDU’